Karanlığın Şarkısı
Karanlığa hapsoldum sanırsın Fakat hayallerin ve sevginin ışığı En beklemediğin anda tekrar parlayıverir Her şey güzel olacak. Maggie yeni okuluna, yeni durumuna, yeni hayatına alışacak. Herkes böyle söylüyordu. Ama gerçek şu ki, menenjit yüzünden kör olduğundan beri hiçbir şey iyiye gitmiyordu ve hayır, Maggie buna alışmayı kesinlikle düşünmüyordu. Ta ki muhteşem bir şekilde yere yapışıp kafasını çarpana kadar. Birden tekrar görebilmeye başlamıştı. Yani, en azından bir kişiyi: Ben isminde on yaşındaki neşeli bir oğlanı. Sınırlara değil olasılıkların büyüsüne inanan Ben ve abisi (aynı zamanda favori müzik grubunun solisti) Mason Milton sayesinde hem içinde büyümekte olan şarkı ona hayallerine giden yolu gösterecek hem de sevginin her çeşidiyle yeni baştan tanışacaktı. Fakat neden sadece bir kişiyi görebildiğini sorguladığında çok önemli bir şeyi keşfedecekti: Kazanmak için bazen kaybetmek gerekirdi. "Maggie'nin anlatımı keskin ve oldukça zeki, Ben'in ısrarlı coşkusu da mükemmel bir parıltı katıyor... Komik, tatlı ve umut dolu." —Kirkus "İçin için tüten romantizmden hoşlanan müzik tutkunları bu romanı sevecek." —Booklist "Hikâye hızla akarken Maggie'nin gidip gelen görüşü merak uyandırıcı bir gizem yaratıyor. Güçlüklerin üstesinden gelen insanlarla ilgili hikâyelerden hoşlanan gençler bu romana bayılacak." —School Library Journal "Bu kitap, hayatınızın merkezine koyduğunuz şeyleri kaybettikten sonra kendinizi nasıl baştan inşa edeceğinizi anlatıyor. İçinde mizah ve müzik olan şeyleri seven herkese bu kitabı okutun." —VOYA
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(1)
Tüm puanları gör (2)Kitap ilk çıktığında gerek ismiyle gerekse konusuyla ilgimi çekmişti. Kitabı temin ettiğim gibi vakit kaybetmeden okudum. İlk birkaç bölüm kurgusu basit gelmişti; karakterlerin yaş aralığı da küçük olunca beklentimi büyük tuttuğumu düşünmüştüm. Ama sayfalar ilerledikçe duygu ve düşüncelerim tamamen değişti. Evet değişik bir kurgu; genelde okuduğumuz kitaplarda hayran kaldığımız, iz bırakan en az bir karakter olurdu. Bu kitapta ise karakterlerin üzerinde fazla durulmamış benim daha çok ilgimi çeken yazarın oluşturduğu kurgu ve hissettirdikleriydi. Kitabın konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; altı ay önce menenjit yüzünden kör olan Margaret (Maggie) Sanders’in hayatı, yere yapışıp kafasını çarpana kadar hiç de iyi gitmiyordu. Ama kafasını çarpmasıyla birlikte anlıkta olsa hayatına yeniden renkler girmeye başladı. Maggie’nin tekrar görebilmesindeki gizem nedir? Neden sadece Ben Milton’u görebiliyor? Merak eden, ilgisini çekenlere önerebilirim. Açıkçası ben sebebinin geçtiği satırları okurken şaşırdığımı söyleyebilirim. Kitap çok muhteşemdi, bayıldım diyemeyeceğim ama değişik bir kitaptı.











