Fedailerin Kalesi Alamut
Hasan Sabbah'ın Alamut Kalesi'nin, Cennet Bahçelerinin ve Fedaîlerinin Tarihi Romanı. Hıristiyanların zaman ölçüsü ile 1092 yılının ilk baharında hatırı sayılır büyüklükte bir kervan, Semerkant'tan başlayarak Buhara üzerinden Horasan'ın kuzeyindeki Elbruz platosuna dek uzanan, bir zamanlar muzaffer orduların kullandığı eski yolun üzerinde ağır ağır ilerliyordu. Karların erimeye başlamasıyla birlikte Buhara'dan ayrılan kervan haftalardır yollardaydı... Avni oğlum, Tahir'in torunu! demişti ona. Doğruca Demavend Dağına giden yolu tut. Rey'e ulaşınca Şahrud Irmağına giden yolu sor. Irmağın kaynağı sarp bir vadide bulunmaktadır; oraya çık. Büyük bir kale göreceksin: Bu yerin ismi Alamut Kalesi'dir, yani kartal yuvası.
Baskılar3
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (646)Kitabı okumaya başlar başlamaz, henüz okumasam da Amin Maalouf'un Semerkant kitabı ile kıyaslamaya başladım kafamda tuhaf bir şekilde :) Maalouf'un Işık Bahçeleri kitabını çok sevmiştim, muhtemelen Semerkant'ta da benzeri bir yetkinlikle yazdığını düşünüyorum. O nedenle kafamda edebi bir başarı beklentisiyle bu kitabı okuyarak önyargılı davranmış oldum tabii. Yine de edebi açıdan zayıf bir kitap oldu benim için. Haşhaşiler konusunu biraz daha detaylı öğrenmek adına ilginç gelse de , batının oryantalist " harem fantezileri"ni kitapta uzun uzun okumak sıkıcı geldi.
Edebi açıdan ortanın üzerinde ancak konu başlı başına ilgi çekici olduğu için tavsiye ederim.
Gerçekten süper ötesi harika bir kitap. Tarihin tozlu medeniyetini bugün bile değişmeyen kalıcı zihniyetiyle görüyoruz
Hayatımda okuduğum en güzel, en derin kitaplardandı bu kitap. Ergenlik çağımda, çalkantılı ruh halim ve kontrolünü kaybettiğim düşüncelerime acı verici fakat sonradan tatlıya çalan bir darbe vurdu. Hikayesi,kurgusunun işleyişi, tarihe dayanışı,felsefesi ve tüm deli dolu duygularıyla, her insanın kesinlikle okuması gereken bir kitap.
Kitapta yazar kişisel yoruma yer vermediği için kendinizi hikayenin gerçekliğine kaptırıp, kalede yaşayan biri gibi hissedebilirsiniz. Etkileyici ve sürükleciyi bir başyapıt okumanızı tavsiye ederim. 10/9
İlk başta kitap sıkıcı geldi. Ama sonradan hikaye ilgi çekmeye başladı. Hasan Sabbah ,Tahir ve sahte bir cennet.
Gerçek hayatla bazı ilişkileri bulunan insanlar ve tamamen gerçek hayattan kopup başka bir dünyada yetişmiş bir harem kandırılan insanlar ama sonunda gerçeğin ortaya çıktığı aşırı derece sürükleyici bir kitap .
Düşüncelerime ve inancıma tamamen zıt fikirleri olan, şeytani zekasıyla ideallerini gerçekleştirmek uğruna insanları acımasızca kullanan bir adam .Her şeyi anlarım da bu adama neden bu kadar hayranlık duyulduğunu anlayamam. Bir blog da bu kitabın büyülü olduğu yazılmıştı ona istinaden merak edip almıştım..Bir kaç yerde okumayı bırakma noktasına kadar geldim ama inatla yarım bırakmamak için devam ettim Şükür ki bitti Hasan Sabbah ile ilgili okuyacağım ilk ve son romandır.
sonuç bölümü giriş kadar coşkulu değildi. yinede güzel bir kitaptı.
Kitlelerin mutluluğunu düşünmek gerektiğini, hayatın ancak bu şekilde bir tatmin getirebileceğini bu kitapta bir kez daha öğrendim.. Neye sahip olursa olsun; uğruna can verenler, onu sevenler, para, güç, iktidar, sağlık, ZEKA.. hiçbir şeyin kendisini mutlu etmediği bir ruh hastasının hayatı. Bilge demiş Hasan Sabbah için kimileri. Bilge olan bilgili davranır. Eline insandan kılıçlar alıp cellatlık yapmaz. Yoksa bilginin ne anlamı kalır? Demek ki bu adam bilge falan değil. Çok bilmek insanı olgunlaştırmadıktan sonra bu insanı nasıl ''bilgin'' yapıyor, anlayamadım. Elbette ki bu kitaptaki kurgu ve konuşmalar için konuşuyorum. Bu kitabı okumamış olan bir şey kaybetmez bence. Okumuş olan da sürükleyici bir kitap okumuş olur. Ama buna kadar okunacak ne kitaplar var yahu.
Hikayenin çarpıcılığı ve anlatımın yalınlığıyla kolay bitirilebilecek güzel bir kitap. Mutlaka okunması gerekenlerden.
Hasan sabbah ve haşhaşilerin tarihini araştırmak istiyordum ve bir arkadaşımın önerisi üzerine kitabı alıp okudum. Tek kelime ile muhteşem bir hikayeydi. Kitabı elinize aldıktan sonra bırakmak istemeyeceksiniz. Dini inançları sömürülen insanların nasıl bir ruh haline bürünebileceğinin ibretlik hikayesini okuyacaksınız. Hikayeyi okudukça çoğu zaman günümüz insanını düşünüp tarihin nasıl da tekerrür ettiğini göreceksiniz. Hasan sabah ve onun gibilerin her zaman kullandığı bir söz aslındatüm kitabın özeti sayılabilir: "Hiç bir şey gerçek değil, her şey mübah."
Herkese okuması için tavsiye ettiğim bir kitap. Hassan Sabbah'ı anlatan daha güzel bir Roman yazılmadı.
Fedailerin Kalesi Alamut özetle Karl Marx'ın ünlü "din kitlelerin afyonudur" sözünü en iyi açıklayan kitap..1938 yılında yazılıp bir dönem yasaklanan kitap dünyanın ilk teröristi olan Hasan Sabbah’ ın aklından o anda neler geçtiği ve mantığının son derece kusursuz oluşunu gözler önüne seriyor. İnsanoğlunun nasıl bilinçaltına girilerek hipnotize edildiği ve ardından nasıl itaatkâr bir hale geldikleri gerçekten şaşırtıcı. Bir öğretiye olan inancın insana neler yaptırabileceğini çok iyi anlayabiliyorsunuz. Şöyle ki; fedailere haşhaş içirip kalenin arka tarafında içinde güzel kızların, meyve ağaçlarının bulunduğu bahçede dünyada kısa bir cennet adı altında insanları kandırabiliyor. İlk canlı bomba olayı Hasan Sabbah ile başlar. Kitapta birkaç defa tekrarlanan "hiçbir şey gerçek değildir, her şeye izin verilmiştir." sözü sadece iktidarın elde ettiği bir bilgidir. Bu bilgi iktidarın kalabalıklar üzerinde her türlü manipülasyonu yapmasına ve para şan şöhret gibi her türlü dünyevi zevklerini rahatlıkla yapmasına olanak verir. Kitap ayrıca dinin her zaman iktidar ve güç sahibi olmak isteyenler için bir araç olduğunu anlatır. Kitabın öylesine inandırıcı bir dili var ki kendinizi o anda o olayları yaşıyormuş hissine kapılıyor, aklınızdaki soru işaretlerine o anda cevap buluyorsunuz. Bu nedenle Slovak çevirmen Wladımır Bartol’un tarih kitapları arasında geçen ve 9 yıl süren çalışmalarının sonucunda çıkan bu çalışması boşuna olmamış dedirtiyor insana.. Kitaptan altını çizdiklerim: - ''Hiçbir şey doğru değildir, herşey mübahtır.'' - “Mükemmelliğe giden yolda kendine ve kardeşlerine güven...” -“Ya inandığın şeyler gerçek değilse... “ -“Dostun düşmanın olur, düşmanın dostun olur unutmayın -''Aslında şeylerin kendileri bizi mutlu veya mutsuz kılmazlar, aksine bunu yapan onlardan edindiğimiz izlenimler ve yanlış algılamalardır''
Ah Hasan Sabbah! Sen ne zeki bir insansın. Okunmalı
vakit geçirmek için ideal bir kitap. Sürükleyici bir roman
Okuyup bitirdiğinizde büyük bir öfke duyacağınız fakat bunun yanı sıra Hasan Sabbah'ın zekası ve yerleştirdiği düşüncesine hayran olacağınız bir roman. Yazarın dilinin fazla yormaması kitabı akıcı kılan nedenlerden biri. Şii inancı, kökeni, mezhepçilik ve Haşhaşilik hakkında sağlam fikirlere sahip olabilirsiniz. Mutlaka tavsiyedir!
semerkanttan hemen sonra okunursa daha güzel olur.pişman olmayacaksınız.
Hem gerçek olayları ve hemde gerçek kişilere kurguladığı romanı ile çok güzel bir iş çıkartmış. Algılanan dış dünyanın kişi üzerindeki etkisini harika bir şekilde anlatmış. Sorgulamadan araştırmadan inanmanın ne derece kötü etkiler yarattığını islam dünyasında çok gözlenen bu durumu gözler önüne sermiş.
Adnan Oktarın zamanında Hasan Sabbah dan etkilendiği kesin.
Fedailerin Kalesi Alamut özetle Karl Marx'ın ünlü "din kitlelerin afyonudur" sözünü en iyi açıklayan kitap..1938 yılında yazılıp bir dönem yasaklanan kitap dünyanın ilk teröristi olan Hasan Sabbah’ ın aklından o anda neler geçtiği ve mantığının son derece kusursuz oluşunu gözler önüne seriyor. İnsanoğlunun nasıl bilinçaltına girilerek hipnotize edildiği ve ardından nasıl itaatkâr bir hale geldikleri gerçekten şaşırtıcı. Bir öğretiye olan inancın insana neler yaptırabileceğini çok iyi anlayabiliyorsunuz. Şöyle ki; fedailere haşhaş içirip kalenin arka tarafında içinde güzel kızların, meyve ağaçlarının bulunduğu bahçede dünyada kısa bir cennet adı altında insanları kandırabiliyor. İlk canlı bomba olayı Hasan Sabbah ile başlar. Kitapta birkaç defa tekrarlanan "hiçbir şey gerçek değildir, her şeye izin verilmiştir." sözü sadece iktidarın elde ettiği bir bilgidir. Bu bilgi iktidarın kalabalıklar üzerinde her türlü manipülasyonu yapmasına ve para şan şöhret gibi her türlü dünyevi zevklerini rahatlıkla yapmasına olanak verir. Kitap ayrıca dinin her zaman iktidar ve güç sahibi olmak isteyenler için bir araç olduğunu anlatır. Kitabın öylesine inandırıcı bir dili var ki kendinizi o anda o olayları yaşıyormuş hissine kapılıyor, aklınızdaki soru işaretlerine o anda cevap buluyorsunuz. Bu nedenle Slovak çevirmen Wladımır Bartol’un tarih kitapları arasında geçen ve 9 yıl süren çalışmalarının sonucunda çıkan bu çalışması boşuna olmamış dedirtiyor insana.. Kitaptan altını çizdiklerim: - ''Hiçbir şey doğru değildir, herşey mübahtır.'' - “Mükemmelliğe giden yolda kendine ve kardeşlerine güven...” -“Ya inandığın şeyler gerçek değilse... “ -“Dostun düşmanın olur, düşmanın dostun olur unutmayın -''Aslında şeylerin kendileri bizi mutlu veya mutsuz kılmazlar, aksine bunu yapan onlardan edindiğimiz izlenimler ve yanlış algılamalardır''













