Ben Bir Gürgen Dalıyım
Bir gürgenin ümitleri, kaygıları nelerdir biliyor musunuz? Hangi hayallerle, düşlerle dalar rüyalarına? Büyüyünce bir oyuncak mı olmayı ister, bir gitar mı?Son dönem Türk edebiyatının en önemli isimlerinden Hasan Ali Toptaşın ilk çocuk kitabı Ben Bir Gürgen Dalıyımı okurken çocukların güzelliğini, Beşparmak Dağlarında yaşayan bir gürgenin çocuksu saflığında bulacaksınız.
Baskılar4
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(15)
Tüm puanları gör (59)Hasan Ali Toptaş'ın okuduğum ilk kitabı oldu "Ben Bir Gürgen Dalıyım". Daha çok çocuk romanı olarak bilinen bir eser. Bana ise didaktik bir masal gibi göründü. Kullanılan duru, temiz dil ve hikayenin genel akışı itibariyle bir çocuk kitabı olduğu doğru olabilir ancak; hicvedilen konular, verilen mesajlar "Küçük Prens" te olduğu gibi, aslında daha çok yetişkin insanlara yönelik. Bir yetişkin olarak, kitabı okurken büyük keyif aldım. Uzun süredir Türkçe'yi, noktalama işaretlerini bu kadar güzel ve yerinde kullanan bir yazar okumamıştım. Tek eleştireceğim konu, -bir çocuk kitabı ise tabi- hikaye edilen karakterlerin hüzün anlarında sigara yakmasının hedef kitleye kötü örnek teşkil edebileceği. Bunun dışında çevre ve doğa sevgisi, barış, herşeyin insanda başlayıp bittiği gibi önemli ve değerli mesajları güzel, akıcı bir dille veriyor olması, yazarın neden bu kadar popüler olduğunu ve kitaplarının neden bu kadar çok okunduğunu fazlasıyla açıklıyor.
Hasan Ali Toptaş 'ın çocuklar için yazdığı masal ama verdiği mesajin kesinlikle çocuğu, büyüğü degil tüm insani hedef aldığını söyleyebilirim kesinlikle. Ne olursa olsun diren, değilme, en güzel şekilde kalmaya çalış. Hiçbir zaman umutsuzluğa düşünme; ölüm bir son değildir... Masal , gürgenin agzindan anlatiliyor. Usul usul okutuyor degil de dinletiyor kitap kendini. Ormani, ağaçları, yeşili hissediyorsunuz. Ayrica, okurken agacin hayatimiz için onemini, bos yere kesmenin ne kadar da can yakan bir eylem olduğunu cani yanan ağaçların caniymis gibi hissediyorsunuz. Agacin kesildikten sonraki yolculuğu da insana dair panaroma niteliğinde, huzun, aci , zulum içeren bir panaroma...
"Boş yere hayallere kapılıp şu insan denen yaratığa bel bağlamamalıydım. Çünkü, yüzyıllardır çözülemeyen acayip bir bilmeceydi insan. Derinlerden daha derin bir sırdı ya da, ucu bucağı olmayan, içi pisliklerle, içi eşsiz güzelliklerle dolu, alabildiğine karanlık ve karmakarışık bir evrendi. Öyle ki, onca kafa patlatmasına rağmen, binlerce yıldan bu yana kendisi bile çözemiyordu kendini..."
"Benimkisi, bile bile, akıntıya kürek çekmekten başka bir şey değildi. Bu yüzden, aklımı başıma devşirmeliydim bir an önce. Boş yere hayallere kapılıp şu insan denen yaratığa bel bağlamamalıydım. Çünkü, yüzyıllardır çözülemeyen acayip bir bilmeceydi insan. Derinlerden daha derin bir sırdı ya da, ucu bucağı olmayan, içi pisliklerle, içi eşsiz güzelliklerle dolu, alabildiğine karanlık ve karmakarışık bir evrendi. Öyle ki, onca kafa patlatmasına rağmen, binlerce yıldan bu yana kendisi bile çözemiyordu kendini... Bu yüzden onun ne zaman ne yapacağı hiç belli olmazdı."
Ne muhteşem tespitler anlatımlar.Çocuk kitabı diye yaklaşmaya cesaret edemiyorsun ama sonra bin pişman olarak kalkıyorsun yerinden.Ön yargımızı yıkalım.
..."Adına savaş denen şey, yeryüzünün herhangi bir noktasında başlayıp herhangi bir noktasında bitmezdi. Her şey gibi,o da insanda başlayıp insanda biterdi. Bu yüzden,cepheler falanca dağda ya da falanca ovada değildi. Cepheler,bütün acımasızlıklarıyla insanoğlunun içindeydi. Toprağı titrete titrete yürüyen tanklar,art arda gümbürdeyen toplar ve durup dinlenmeden kurşun kusan tüfekler insanoğlunun içindeydi. Hatta,henüz icat edilmemiş silahlar da insanoğlunun içindeydi."
Kitap çok içten dille yazılmış masalsı bir hicivdi. Yazarın dili, incelikli anlatımı, ormansal benliği kitapta konuşuyordu. İnsanların harekeletleri, yaptıkları şeyler var evet.. oysa ki bir yaprağın da canı var; ağaçların, toprağın, yaşayan ve yaşamayan her şeyin varlığının dünyada bir ruhu var. Kitap masala saklanmış bir kor gibi. Yürek yakıcı! Kesinlikle okunası...
Hasan Ali Toptaş uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı.Başka bir kitabıyla yazarı okumaya başlamak istemiştim ancak bu kitabı bulabildim .Bu kitap ta çocuklar içinmiş meğer, çocuklar için yazılmış bir kitapmış.Bu kitabı 12-16 yaş arası kişilere önerebilirim.
Çok, çok güzel. Toptaş'ın üslubu öyle alışık olduklarımız gibi değil; bambaşka... Ama bu farklı üslup öyle sıcak ve naif ki anında içine çekiyor okuyanı ve son cümlesine kadar hayranlıkla okutturuyor bu eseri. Everest Yayınları'nın baskısını okudum ben, illüstrasyonlar ve sayfa tasarımı eserin güzelliğine güzellik katmış; sayfaları çevirirken sanki kırılgan bir şeymiş gibi davrandım kitaba bu yüzden. Bu şiir gibi olan gürgen ağacının hikayesini herkes okumalı!
Yorum'a göz atmak isterseniz ) http://meropex.blogspot.com.tr/2016/12/ben-bir-gurgen-dalym.html
Mükemmel bir kitap. Kaç yıldız versem yetersiz kalır.
Bir masal ancak bu kadar anlamlı olurdu💖🎈♥
Ağaçları hissetmemi sağlayan kitap.
Çok güzel bir kitaptı ve sonunda ağladım













