Offf müthiştiiii:)) Bayıldım...Derek ve Sara çok güzeldi...Fahişeler tarafından büyütülmüş Derek Craven ve Küçük bir kasabada yaşayan yazar adayı Sara'nın hikayesi..Sert ve şok edici bir hikaye ama ben bu aralar böylesi sert hikayelere bayılıyorum:))) Birbirleri ile karşılaşmaları çok sıradış idi..Genellikle erkekler kadınları hayatlarını kurtarır historical romanlarda ama bu romanda aksine ufak tefek yazarımız Sara Fielding kurtarıyordu ünlü kumarbaz Derek Craven'i... Metresi terk edilmeyi hazmedemiyince ona böyle bir cezayı uygun görse de Sara yardıma muhtaç!!!bu genç adama yardım etti ve ona saldıran adamlardan birini vuruverdi:)) Şansa bakın ki vurduğu adam da günlerdir görüşmek için izini sürdüğü Derek Craven idi..Derek Craven esmer atletik yapoılı yeşil gözlü karizmatik kas yığını..Küçükken fahişe annesi tarafından doğrulduktan sonra terkedilip kaderine terk edilmiş.. İşte her şey bu geceden başlıyor..Hayatını kurtardığı bu genç adamdan küçük bir yardım istiyor Sara yazacağı roman için kaynak toplamasına izin vermek..Bu ne demek Derek'in dünyasına girmek demek..Derek bu küçük genç kadın da kendisi için bir tehlike hissetti elinden geldiğince uzak durmaya çalışsa da..Maalesef yeterli olamadı..Bu güzel ve tehlikesiz görünen melek Derek'in tüm hücrelerine sızmayı başardı... Çok güzeldi:))) Tavsiye ederim..()
Yıldırım Nikahı-Cathy Maxwell Üç yakın arkadaşın hikayesinin anlatıldığı üç kitaplık Evlililik Serisinin ilk kitabı Yıldırım Nikahı2nda Tess'in hikayesi vardı..Ne yalan söyliyeyim ben bu kitap da aşkı pek hissedemedim..Tamam kurgu yönünden fena değildi..Konuyu yazar güzel yaklamıştı ama nedense işleyememişti..BU hikaye çok güzel bir aşk ile taçlandıralabilirdi..Maalesef olmamış.. İki tarafın çaresizliği ikisinin de birbirlerine muhtaç oldukları sahneler çok iyidi..Ama ama istediğimi çok da alamadım ben bu hikayeden... Kızın ağaneyinin yaptıkları ve yengesinin kötülüğü yanına kar kaldı..Bu da beni sinir etti...Yine de bazı sahnelerini okurken zevk aldığım sahneler oldusa da Mesela herşeyini kaybetmişken yoktan var etme gibi..İki tarafında birbirlerini kandırdıkları anda verdikleri tepki gibi..Kendilerine yeni bir dünya yaratmaları gibi.. Ama maalesef benim için vasattan yukarı çıkamadı bu roman..Yazarı ilk romanı Aşkı Sende Buldum'da onu da çok sevmemiştim..Şimdi yeni kitabı çıkarsa okur muyum bilemiyorum..Bu yazar yerine bence Suzanne Enoch'un yeni bir kitabını okumak daha hoşuma giderdi... Kitapsız kaldığınızda okuyabileceğiniz türde bir roman.. Tess Hamlin sosyete de Taş Kalpli leydi olarak anılmaktadır..Ufak yaşta kaybettiği anne ve babasından sonra onun yetişmesinde büyük rol oynayan dadısı Minie'yide kaynettikten sonra ağabeyi Neil ile yaşamaktadır..Ağabeyi evlendikten sonra yengesi Stella ile geçinememektedir..Tess'e babasından oldukça yüklü bir miras kalmışsa da ağabeyine para idaresinde hiç güvenmeyen babası aile servetinin yönetimini bir vekil harca teslim ettiği için,Neil para temini için en kolay yolu seçip evliliği ve diğer masraflar Tess'in parasını harcar..Bu neticede Tess'in mirasının yerinde yeller esmektedir.. Öte yandan Merton Kontu olan ve yeni ünvan sahibi olan Brenn Owen'da aynı durumda dır.Kendisine miras kalan Kale bakımsızlıktan dökülmekte ve gerekli tadilatın için ise çok para gerekmektedir..O yüzden de kendine zengin bir eş bulmak için Londra'ya gelmiştir.. Bu ikilinin yolları bir baloda kesişir..Olaylar hiç ummadıkları kadar hızlı gelişir... Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar...
Gece Yarısı Tuzağı-Lara Adrian Bayılıyorum bu yazara okuduğum tüm kitaplarını çok sevdim..Ateş Serisinden sonra en çok sevdiğim fantastik seri..Önceki Rio'nun hikayesinden tanıdığım Rus Nikolai'nin hikayesi idi ..Başlangıçtan biteseye kadar elimden bırakamadım..İster uzaylı,ister vampir seriyi kadın müthiş yazıyor..Her kitap bir öncekinden daha iyi gidiyor...Bir arkadaşımın takıldığı gibi Birlik Düzene dönüşmüştü bu seride ama beni pek rahatsız etmedi.. Sergei Yakut'u bulmak ve İlk nesil vampirlerin ölümlerini soruşturmak görevli olan Nikolai yolu psişik güçleri olan Renata ile kesişir...Renata Sergei'nin yanında iki yıldır tutsaktır..Orada tutsak edildikten sonra onun gibi pisişik güçleri olan Mira'da bu tutsaklığa dahil edilmiştir..Onun da psişik güçleri vardır Renata gibi..İkisi de soy eşidir... Nikolai'yi Renata bir barda kendisini av olarak kullanarak tuzağa düşürür...Ve Lex Yakut tarafından yakalanmasını sağlar..Lex Sergei Yakut'ıun oğludur..Sergei Yakutun Birlik İlk nesil cinayetleri ile olmasından şüphelenmektedir..Lex ile Sergeyi arasında sanıldığı gibi sıcak bir aile ilişkisi yoktur..Fakat yine de Nikolai bir fırsatını bulup dövüşürken onu öldürmesini son anda engellerse de oğluna Sergeyi kesinlikle güvenmemektedir.. Alexei'de ilk fırsatta babasını sırtından vurmanın hesaplarını yapıyordur.. Ve ilk fırsatta babsına suikast düzenletir..Fakat baş şüpheli maalesef Nikolai'dir..Bu şüphe yüzünden Renata Nikolai'nin yakalanıp esir edilmesini sağlar..Ama gelişen olaylar ile Nikolai'nin suçsuz olduğunu anlar ve değer verdiği evladı gibi sevdiği Mira'nın da ortadan kaybolması ile Nkolai'nin tutsak olduğu yerden kurtarmaya karar verir..Ama işler sandığı gibi kolay olmayacaktır..Nikolai'yi kurtarmak o kadar kolay değildir.. Her zaman ki gibi müthiş aksiyon,gerilim,aşk,tutku iç içedei..Gelecek hikaye ise bu hikayede büyük kayıplar veren Andreas Reichen'in hikayesi olacak..Vallahi ben şimdiden merak etmeye başladım..Umarım yayın evi Amerika'da 12.hikayesi yayınlanan bu seriyi daha sık aralıklar ile yayınlamaya başlar..Çünkü oldukça güzel çok beğenilip tutulan bir seri bu..Ülkemizde de müdavimleri çok fazla.. Bu seriyi kesinlikle tavsiye ederim..Vampir serisinden hoşlanmayanlar bile çok sevecek bu seriyi..
Rodos'tan Karşıyaka'ya 1685 Sokak Zühal-Yücel İzmirli Yarı belgesel yarı arastırma türünde kurgu yönünden zayıf bir romandı. Dogma büyüme İzmir'li özellikle Karşıyaka'lı olarak okurken cok duygusal anlar yasadım.Simdiki cocuklugumdaki Karsıyaka'yı ozellikle anne babamin yasadıgı zamaninı karsılastırma imkanı buldum. Rodos'tan İzmır'e gelen Selim ve Nuran'ın hikayesini,aşkını okumak zevkli ise de bu ikilinin dillere destan askini maalesef pek hıssedemedim. Daha güzel kurgulanıp duygular hissettirilebilirdi. Kari-koca olan iki yazardan sadece İzmir ve Rodos'un anane,görenekleri,geleneklerini ögrenirken o dönem insanlarinin yasam tarzlarını okumak cok güzeldi. Selim,Nuran'ın asklari,kız isteme,nisanlılık ve evlilige giden yolda o dönemin adetleri cok güzel aktarılmıstı. Her İzmir'linin okurken büyük bir zevk alarak okuyacagina inaniyorum. Ama maalesef hikaye güzel kurgulanamamıstı. Sanki biraz soguk kalmıştı ki,sevemedim ne yazık ki.
Mükemmel Koca Lisa Gardner adı gibi mükemmel bir kitap idi... Orjinal adı The Perfect Husband olan Mükemmel Koca'nın Goodreads puanı 5/3,98 benim puanım 5/5 ..Yazarın diğer kitaplarini da en kısa zamanda okumayı planlıyorum. Harika bir romantik polisiye gerilimdi. Hikayede her şey vardı. Kapaktan ceviri ve edite kadar dört dörtlük bir kitaptı.Sayfaları nasıl çevirdiğimi fark etmedim.. Kocanız hasta ruhlu olsa ne yapardınız? Babasının zulmünden kurtulmak icin genc yasta evlenen Tess'in hayatı cok gecmeden bir kabusa dönüşecektir... Yakışıklı,karizmatik kocasının şiddeti ve hasta ruhu ile çok geçmeden tanişan Tess eski günlerini mumla arayacaktir. Theresa Matthews babasının şiddetinden kacmak ve onu koruması icin yeni tanıstıgi yakışıklı karizmatik polis Jim Beckett ile evlenir. Yakısiklı,havalı bu genç adamın gercek yüzü ile tanısması uzun sürmez.Mükemmelliyet sevdası IQ'su çok yüksek olan bu genç adam Tess'i hastalık şeklindeki mükemmelliyet için çok zorlar.. Ona önce psikolojik baskı yaparak aşagılayip istedigi gibi sindirmeye başlar. Her şeye o karar verir uygular gerekirse zor ile uygulatır.. Evliliklerinin ikinci yılına geldiğinde Theresa Jim Beckett'in gercek yüzünü görmüş olup polisle iş birligi yaparak onun gercek yüzünü aciga cikartip isledigi on cinayetten hapise girmesini saglar. Jim'den bosanan Tess icin korku dolu günler bitmez polis korumasında olsa da günleri geceleri korku içinde geçmektedir..Kocası kural tanımayan zeka seviyesi çok yüksek ve istediği kılığa kolayca girebilmektedir..Her an nereden geleceğini beklemekten yaşam onun için dayanılmaz bir hale gelmiştir...Her an eski kocasının karşısına çıkıp onu ele verdiği için onu öldürmeye gelmesini beklemektedir...ünkü Jİm Beckett onun yakalatan karısinin kalbıni sökerek öldürmeye yemin etmistir. Kural tanımayan kocasi polislerin tüm çalısma sistemini bilmekte oldugundan,onu polisin koruyamayacaginin da farkina varmistir. Jim Beckett iki gardiyanı öldürerek hapisten kaçar Theresa Eski asker J.T.Dillon'a başvurur onu asker gibi egitip dövüsmeyi ögrenmesi icin yüklü bir para teklif eder. J.T de karısi ve cocugunu kaybetmiş siddetten hazetmeyen alkolik bir eski askerdir. Cok derin ailevi sorunlarida vardir. Bu isi kabul etmek istemez Tess'de pes etmek istemez.Ama bu çekişmeyi sonunda Tess kazanır ve J:T. genç kadını eğitmeye başlar...Geçen zaman içinde de ikili arasındaki romantik yakınlaşma da başlar..Kocası ile yaşadığı ilişki de kadınlığını yaşamayamayan Tess için hissettikleri çok özeldir... Tavsiye ederim..İlk defa okumaya başladığım bu yazarın takipçisi olacağım....
ŞeyTan Diyorki Gaelen Foley Çok beğenerek okuduğum bir roman oldu gerçekten..Roman ilk çıktığında cesaret edip alamamıştım..Fakat tavsiye üzerine aldığım bu romanın konusunı kurgusunu içindeki entrikaları beğenerek okudum.. Çeviride bir deyim merakımı çekti..Bizi kullandığımız bir deyim Bir kızı boş bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya varır deyimi tam olarak orjinalde öylemiydi? Çok merak ettim..Birde Daphne secdiği adamın buyurganlığını hep padişaha benzetiyordu.:) Bu hikaye İngiltere'de geçtiğine göre bence Krala benzetmesi gerekmezmiydi..Yine de bunlara fazla takılmadım..Severek okudum hikaye başarılı ve çok akıcıydı..Goodreads'ten yaptığım araştırmaya göre serinin ilk kitabı olan bu hikayenin orjinal adı : My Wicked Marquess Goodreads puanı 5/3,69 serinin en düşük puan alan kitabı..Serinin diğer kitaplarının puanları daha yüksek ve ben onlarıda okumak istiyorum..Umarım bu seriyi zamanında arasu fazla açılmadan okumak nasip olur.... Waterloo Savaşından hemen sonra 1815 yılında geçiyor bu hikaye...Yine bir kulübe üye olan bir asilzade var hikayede..Dışarıdan Ahlaksızlar Kulübü olarak gözüken ama bu tamamen paravan olarak kullanılan bir kulüp..Cehennem Kulübü devlet tarafından desteklenen bu kulübün üyesi Rotherstone Markisi Max'da bu kulübe üye idi..Bu kulübe üyelik babadan oğla geçen bir üyelik idi..Bu kulübe kurulduğundan beri üye olan asilzadelerin erkek çocukları küçük yaşta alınıp eğitilip tam anlamı ile birer ölüm makinesi haline getiriliyordu..Max küçük yaşta kendisini bu kulübe veren babasını bir türlü affedemiyordu..O yüzden aileden kalan son kişi kız kardeşi ile pek görüşmüyordu..Babasının onu kumar borcu için kulübe sattığını düşünüyordu ...Cehennem Kulübünde Max yirmi yıldır hizmet ediyordu..Artık savaşta bitmişti..Rakipleri ve düşmanlarını yenerek normal bir hayata kavuşabileceğini düşünüyordu. O yüzden evlenmeye soyunu da devam ettirmeye karar verir..Yetiştiricisi ve öğretmeni bunu tavsiye eder.Ve o da bunu dikkate alır..Evlenebileceği en mükemmel kadını bulmak için avukatına bir araştırma yaptırır..Araştırma sonucunda eline geçen listeyi incelediğinde nedense kendisi gibi sıra dışı ve avukatının tavsiye etmediği listenin en sonunda yer verdiği Daphne Starling'e aklı takılır...Araştırmaya ondan başlar.. Daphne Starling annesinin ölümünden sonra tek başına kalmış kararlarını kendisini vermiş bir genç kızdır..babası onun üzerinde hiç bir zaman basıl uygulamamışsa da...Yaptığı ikinci evlilik ise kızının yalnız kalmaması evlendiği kadının ona analık yapabileceğini düşünerek gerçekleştirmiştir..Ama maalesef Daphne ve Penolepe'nin bir türlü yıldızları barışmamıştır..Waterloo savaşından sonra borsadan para kaybeden Lord Starling maddi olarak kötü durumdadır.. Penolepe'de bu yüzden Daphne'nin zengin biriyle evlenmesi gerektiğini düşünmekte bu konuda da baskı yapmaya başlamıştır..Çünkü onunda ilk eşinden kızları vardır. Daphne'ye ilgi gösteren asilzadelerden biri onu red ettiği için ismi kasıtlı olarak kötüye çıkarılmak istense de o bunu pek umursamamıştır....Max ile yolları bir yetimhanenin olduğu kötü bir sokakta Max ile kesişir..Aslında Max onu araştırırken oraya kadar takip etmiştir..Hatta ne yaptığını görmek onu bu kötü sokakta korumak için bir genelevde pusu kurmuştur...İçgüdüleri doğru çıkmış kızı olabilecek kötü bir olaydan kıl payı kurtarmıştır..Bu olaydan sonra Daphne'nin güzelliği ve ışıltısından etkilenen Max elinde olmadan Daphne'nin etkisinden kurtulamaz ve onunla evlenmeye karar verir..Aşkta her yol mubahtır sözü tam anlamı ile bu genç kıza aşık olduğunu fark etmeden uygulamaya koyar..Daphne ne yapsa da bu adamdan kurtulamaz..Ondan çok etkilense de Max'in başvurduğu yollar pek hoşuna gitmez..Ona bir türlü güvenemez..Ama Max yine yapacağını yapacak bu genç kızı tam anlamı ile köşeye skıştıracaktır..İkisi arasında tam anlamı ile kovalamaca başlar..Max ayrıca yaşamının diğer yüzünde de görevine devam etmektedir...Kaybettiği bir arkadaşları ve kulüp üyesi hiç ummadığı bir anda karşılarına çıkar... Hikaye ve kurgu olarak çok beğendim..Aşkı ve tutkuyu güzel hissettiyordu.. Aşk,entrika,savaş,casusluk ile harmanlanmış güzel bir hikaye idi..Tavsiye ederim.. Inferno Club 1. My Wicked Marquess (2009) Şeytan Diyor ki 2. My Dangerous Duke (2010) 3. My Irresistible Earl (2011) 4. My Ruthless Prince (2011) 5. My Scandalous Viscount (2012) 6. My Notorious Gentleman (2013)
Okudum..Yazar çok akıcı yazıyor kabul...Fakat öyle muhteşem bir roman değil..Hikayenin bazı yerlerinde gereksiz tekrarlar var..Bu serideki üç erkeğin de karakterleri ve diyalogları aynı..Birbirlerinin kopyası...Romandaki kızı yardımcısı olarak işe alıyor bana sanki hizmetçi olarak işe almış gibi geldi.. O ne ego erkek kahramanda..Kızın tüm amacı onu mutlu etmek her bakımdan..Yönetici asistanını görevi bu mu? Elinle bir erkeği beslemek mi? Serinin en kötü kitabı bence..Yazar bence kendine yeni bir seri yeni kahramanlar yaratmalı..En iyisi Seni Sevmek İstemedim idi... Bir gözlemimi daha ekliyeyim bence macera aksiyonu daha bol olmalı idi...Yazar bence aşk romanlarını polisiye ile süslesin,Tutkuyu katsın...Bence elbette...