SEP,SEP bu nasıl bir kalem gücüdür..Eskiden söylüyordum yine de aynı fikirdeyim...İyi bir çeviri ile Susan Elizabeth Philips ne yazarsa yazsın okurum..Yazdığı hikayeyi kurgularken yazar oya gibi işliyor o kesin..O ne mizah gücü ne romantizm hele o diyaloglar..Sanki seri ilerledikçe daha da iyi yazıyor yazarımız..Kesinlikle bu hikayenin benim böylesine etkileyebileceğini düşünmemiştim..Hikayenin sonundaki aile birliğini yansıtan sahnede çok duygulandım.. Bu yazarı kesinlikle okumalısınız bence..Ve Pegasus Yayınları lütfen bu serinin arasını fazla açmayın..Fazla ara vermeyin seri okumak bize işkence değil zevk vermeli.. Çeviri bence muhteşemdi kitap akıyordu sayfaları nasıl çevirdiğimi anlamadım bile..Bir önceki kitapda yan karakterlerin hikayesi de vardı bu hikayede bu da ayrı bir tat kattı romana..Romandaki yan karakterler erkek kahramanımız Cal Bonner'in annesi ve babası idi.. Çocuk yaşta birbirleri ile evlenen bu çiftin hikayesi de çok çarpıcı idi.Cal'ın annesinin kocasına destek olmak için okulun önünde kurabiye satması çok etkileyici idi..Yıllar geçtikçe sorunları içine gömen bu güçlü kadın kocasına karşı içine kapanmıştı ve yıllar geçtikçe biriken damlalar gibi o da dayanamadığı bir noktaya gelerek kocasını terk edip annesinin yanına taşınıyordu..Ne yapacağını bilemeyen Jim karısını geri istiyordu.. Ve Kadın kahramanımız bir fizik profesörü ikili ilişkilerde güzel olsa da pek başarılı değil.Daha önce beş senelik bir ilişki yaşamış ama bu ilişki bittiğinde de çok üzülmemiş bir kadın..Ama her nedense yaşlandığını düşünüyordu..Çocuk sahibi olmak istiyordu ama bir erkek yani koca istemiyordu hayatında.Ama sperm bankasından da ihtiyacını karşılamak istemiyordu.Çünkü oraya örnek verenlerin çoğu üniversite öğrencisi gençlerdi onun da IQ'su çok yüksekti..Çocupunun ucube olmasından korkuyordu..Aptal bir erkek bulmalıydı..Tam da bunları düşünürken kapı komşusu imdadına yetişti.. Jodie Pulanski onun tek merakı vardı Stars takımındaki futbolcuları tavlamak istediği Kevin Tucker'dı onu istiyordu..Böylece doğum günü gelen Cal Bonner'e hediye vermek isteyen arkadaşları onun sevgilisinden ayrıldıktan sonra uzun zamandır hiç bir kadın ile ilişkiye girmediğini biliyorlardı..O yüzden ona Klas ama basit olmayan bir kadın bulmak istiyorlardı..Jodie'nin aklına birden Jane gelir ve anlaşma yapar Kevin Tucker karşılığında O da Cal'a Jane'i ayarlayacaktır.. Jane'i bu konuda ikna eder ve planlar yapılır.. Ve Fizik Profesörü Jane Darlington Profesyonel futbolcu Cal Bonner'e pembe kurdela ile hediye edilir...Veee sahne başlarrrr..Olaylar çığrından çıkar...Jane'in oyunları ile yaşanan ilişki sayesinde Jane hamile kalmayı başarır ama Cal'ı rahatsız eden bir şeyler vardır..Her nedense bu sarışın kadın aklından çıkmıyor ve olayın gelişmesinden onu huylandıran bir şeyler olmuştur..Ve aptal yerine de konmak hiç hoşuna gitmemiştir..Bu hediyeyi ayarlayan Jodie'yi sıkıştırrarak her şeyi öğrenir ve çok sinirlenir... Bundan sonra Jane ve Cal arasında aylar sürecek bir savaş başlar..İkisininde vaz geçmek gibi bir niyeti yoktur..Cal bir yandan kendi sorunu ile ilgilenirken bir yandan da takım içinde Kevin Tucker ile arasındaki savaşa , anne ve babası arasındaki problemlerle de ilgilenmek zorundadır.. Ne diyebilirim bence SEP (Susan Elizabeth Philips) tam bir kurgu sihirbazı..Romantik komedi film ve romanlarından hoşlanıyorsanız..Bu yazar tam size göre bence..SEP'i okumanadan romantik kitap okumayı seviyorum demeyin..Beğenmezsenizde sıkılmayacaksınız..Tavsiyemdir..
Müthiş bir hikayedi..Ne diyebilirim ki Sophie Jordan mükemmel yazıyor.Belki kurgu basit gelebilir ama o duygu yoğunluğunu ve betimlemeleri o kadar güzel veriyor ki yazar gözünüzün önünde o sahneyi çok kolay canlandırabiliyorsunuz..Özellikle çeviri bence harika idi çünkü kitabı elime alıp bırakamadım..Kitabın nasıl bittiğini anlayamadım bile.. Lady Jane Guthrie hanımı olduğu evin kocası öldükten sonra çocuğu olmadığı için hizmetçisi konumuna düşmüştür..Kocası ile mutlu evliliği olmayan Jane kocasını kendi yatağında hizmetçi ile yakaladıktan sonra evliliği formaliteye dönmüşse de onun başka kadından çocuğu olması yüzünden kendini kısır olarak görmektedir.. Kocasının ilk karısından olan oğluna kalan mirası yönetmek o reşit olasıya kadar kayın biraderi Desmond tarafından yönetilmektedir Jane onun çocuklarına dadılık etmekte eltisinin ve şımarık çocuklarınız kaprislerine katlanmaktadır....Bu arada Desmond uzun zamandır Jane'nin peşindedir..Onu elde etmekten hiç vazgeçmemiştir.. Tüm bu olanlardan bunalan Jane bir gecelik özgürlük için maskeli baloya gizlice katılmaya karar verir..Orada kendi olmadan sınırsızca eğlenmeyi deneyecektir..Onu destekleyen arkadaşları ile birlikte gider ve orada 16 yaşından beri aşık olduğu erkek St.Claire Kontu Seith Rutledge ile karşılaşır.Seith ile çok iyi arkadaş olan Jane umutsuzca ona aşık olmuş aşkını kalbine gömmüştür..Çünkü Seith ablası Madeline'ya aşıktır..Ama Madeline bir kontun o zamanlar ikinci oğlu olan Seith ile evlenmek yerine yaşlı bir Dük ile evlenmeyi tercih etmiştir..Bir de kız kardeşinin kaza ile kör olması bu olaydan kendini sorumlu tutan Seith yurt dışına savaşa gider.Babasının ölüm haberini alsada hemen dönmez ..Fakat döndüğünde ağabeyinin de öldüğünü öğrenen Seith hiç istemediği unvanın kendine kaldığını öğrenir..Bundan böyle kör olan kız kardeşi Julianne ile birlikte yaşayan Seith'in amacı varis edinmek ve kardeşine başına bir şey gelirse bakması için tekrar evlenmektir.. İşte yıllar sonra Jane ile bu şartlarda karşılaşırlar ama yüzünde maske olan Jane'i tanıyamaz..Jane ise sevmekten hiç vazgeçemediği ilk aşkını karşısında gördükten sonra ondan kaçsada olaylar ikisinin yollarını kesiştirir.Seith onun kim olduğunu bilmeden Jane'e tutulur..Normal kimliği ile de yolları Seith ile kesişen Jane ondan kaçmaya çalışssada bunda pek başarılı olamaz..Ve başka bir gece tekrar dışarı kaçar sahte kimliği ile onunla umulmadık derecede yakınlaşır..Bu yakınlaşma onun sandığı gibi tek seferlik olmaktan öte olacak kendini umulmadık olaylar zincirinde bulacaktır.. İkisi de geçmiş ile birbiriyle hesaplaşırken gelgitleri duygu karmaşaları ve olaylar ile birbirlerinin kollarına daha da savrulacaktır.. Biraz kül kedisi masalı tadı vardı bu romanda.Çok keyif alarak okudum..Okuyacak olan arkadalarıma keyifli okumalar dilerim...
Orjinal Adı A Lady At Last Olan Aşka Yelken Açanların Goodreads puanı 5/4,04 Benim 5/5 Kitabı okurken ayaklarım yerden kesildi.Bu kadin harika yazıyor. Aska Yelken Açanlar tam da ismine uygun bir konusu olan bir roman idi De Warren erkeklerinin en kücük ele avucu sıgmaz oglu Cliff De Warren'in hikayesi idi.. Jamaika adalarından Korsan kızı Amanda Carre Cliff'in hayatına fırtına gibi girdi. Girdigi andan itibaren ikilinin arasindakı olaylar hızını hiç yitirmeden devam etti. Amanda Cliff'in hayatına giren diger kadınlara benzemiyordu. Egitimsiz ve cok genç kurt denizci icin cok deneyimsizdi. Ama çok cesaretli ve kural tanımaz bir genç kızdı.. Eski donanmacı subayı olan babasının tek kızı idi.Babasından başka kimsesi yoktu..Annesini hiç bilmiyordu..Aslında asil bir kadın olan annesinin terk ettiği gayrimeşru bir çocuk idi..Babası gerçeği ondan üzülmemesi için saklamıştı..Ama gel gelelim işler planlandığı gibi gitmez bir suçtan mahkum olmuştur ve asılmak üzeredir.. Babasının asılmasını önlemek icın Koloninin valisine giden Amanda orada Cliff De Warren ile karşılaşır..Önceleri ufak bir kız sandığı Amanda'nın bir genç kız olduğunu farketmek ondan etkilenmek Cliff gibi howarda için alışılmış şey değildi..Ama genç kızın yapmak üzere olduğu şeyi önlese de kızın geleceği yine de şüpheli idi.. Amanda'nın babasının asıldığı sahne çok dokunaklı idi.Cliff eski dostuna kızını korutup kollayacağına söz vermişti..Plan basitti Amanda'yı İngiltere'de yaşayan annesinin yanına götürecek ona teslim edecekti..Ama plnlar tutmaz Amanda ile birlikte yaptıkları yolculuk güzel olduğu kadar tehlikeli idi ..Çünkü aralarındaki cekim gittikçe artarak devam ederken arkadasi olan Carre'ye onu koruyacagına dair söz vermesi isin rengini degistiriyordu.. Birlikte fırtınalara bile göğüs gerdiler korsan kızı olan bu vahşi genç kız için gemicilik çocuk oyuncağı idi..Ama İngiltere'deki sosyeteye ve annesinin karşısına çıkmak için tabii ki yeterli değildi.. Yazarin kalemi müthis idi. Hikayenin anlatimı,cevirisini cok begendim kitap akıyordu.De Warren erkeklerinin sevdikleri zaman neler yapabileceği ünlü inatları ve amansızlıkları Cliff'tede vardı..Bazı sahneleri bana Judith Mcnaught'un Sonsuza Kadar kitabını anımsattı..Amanda'yı evlendirmek için liste halinde hazırlanan taliplar Cliff'in bunu beğenmemesi ve taliplarden deli gibi kıskanması aklıma Jason'ı getirdi ister istemez.. Pegasus Yayinlarina cok tesekkürler bu kadar basarılı bir ceviri ile bize kitabi sundugu icin. Son zamanlardaki en basarili historical romanlarından idi. Yazari hala okumadısaniz cok sey kaciriyorsunuz. Kitap da gelecek hikayenin kahramanlarıda Rex De Warren ile Karizmatik Tyrell De Warren'in eski nisanlisi Blance Carrinton arasinda olacak gibi. Umarım o hikayeyi arası fazla acilmadan okuruz. Okuyacak olanlara simdiden keyifli okumalar.
Bu kitabı herkesin okumasını istiyorum..Yıllar önce Kelebek yayınlarından çıkmış ilk Nora Roberts Kitabı Nehrin Sonu..Her şey var bu hikayede aşk,cinayet,hırs,ihtiras ve aile ilişkileri içinde harmanlanmış muhteşem bir hikaye.. Romanda çok ünlü film yıldızı olan annesinin annesinin hayalet tarafından öldürülüşünü gören dört yaşındaki bir kız çocuğunun olayın etkilerinin hayatını nasılda etkilediğini görmek beni çok derinden etkiledi..Cinayet zanlısı olarak babası baş şüphelidir..Aynı gece hem annesi hem babasından olan bu küçük kız olayın tek tanığıdır...Bu tip bir olayı normal bir insan bile üstünden atamazken küçük kız Olivia için hayat hiç de kolay olmayacaktı.. Ve Noah o gece Olivia'yı saklandığı yerden çıkaran Frank Brady'nin oğlu idi..Polis çocuğu idi bu olay babasını çok etkilemişti..O da televizyonda gördüğü dört yaşında gazetecilerin karşısında kulaklarını tıkayıp korkan o ufacık kızı hiç unutamayacaktı.. Olay olduktan sonra babasını annesini hiç göremeyen Olivia büyük annesi ve büyük babasının korunaklı yuvasında izole olmuş bir şekilde yaşamaya başlasa da olayın etkilerinden kurtulması kolay değildi.. Geçen yıllar içinde yolları Noah ile yolları kesişen Olivia'nın ilk aşkı NOah'tı kalbini kıran da o olur..Yıllar geçse başka hayatlara savrulsalar da birbirlerini hiç unutamayan bu iki genç insanın yollarını kesiştiren Olivia'nın babası Sam Banner olur..Aradan yirmi yıl geçmiştir..Noah gerçek cinayetleri araştırıp yazan bir yazar olmuştur..Sam onu arayarak cinayeti yazmasını ister ölmek üzeredir son arzusu hapiste değil dışarıda ölmektir..Kızını o yıllar içinde hiç görmemiştir..Noah'da yıllar sonra OLivia ile tekrar görüşmek ve araştırma arzusu ile bu teklifi kabul eder..Ama işi hiç kolay değildir... Yıllar önce Olivia ile arasında olan olay yüzünden bu işe biraz çekinerek de baksa onu tekrar görmek onu çok da heyecanlandırmaktadır..Babası artık emekli olmuştur bu olay ile ilgili kitap yazmasına pek de olumlu bakmamamktadır..Ona göre herkes yeterince acı çekmiştir... Baştan sona kadar kitabı merak içinde katil kim diye okudum..Katili baştan tahmin ettim sandım ama yazar beni tam anlamı ile ters köşeye yatırdı..Ve çok etkileyici bir final...Her şey film gibiydi sanki film seyrediyordum..Bu kitabın tekrar basımını yapılamamsı çok büyük bir eksiklik...Bence bu kitabı herkes okuyabilmeli..Tavsiye ederim..
Orjinal adı Midnight Bayou olan Bataklıkta Gece Yarısı Goodrads puanı 5/3,92 Benim puanım 5/5 daha fazla puan olsaydı onuda verirdim.Müthiş bir kurgu müthiş bir duygu sağanağı vardı bu romanda..Reankarnasyon ile ilgili harika bir romandı..Daha önceden Anya Seton'un Yeşil Karanlık isimli romanını okumuştum Reankarnasyon ile ilgili ve çok da beğenmiştim.. Bataklıkta Gece Yarısı'da en az onun kadar güzel hatta daha alıcıydı diyebilirim.. Romanın erkek karakterine vuruldum diyebilirim kafasına koyduğunu yapan çok kararlı bir erkek..Evlilik Arifesinden evliliğine haftalar kala vazgçmiş ve mesleğinide bırakarak kendine bambaşka bir yol çizmiş bir genç adam.. Kadın Kahramanımız ise erkeklere dizginlerini kesinlikle vermeyen hayatının yönetimin çok genç yaşlarda eline almış çok güçlü bir karakter..Angeline Simon,en sevdiği kiş tarafından küçük yaşta iken kalbi kırılması da böyle olmasına neden olmuş..Erkekleri seviyor ama kendi kuralları ile.. Declan hayatını kökten değiştirmeye karar verdiğinde New Orleans'ta könhe ve çok eski Manet Malikanesini satın alır..O malikaneyi kendi elleri ile restorasyon işine girişir..Angelina ilede komşu olur.. Fakat malikeneyi daha önceden satın alanlar malikanedeki meydana gelen garip olaylar yüzünden yerleşmeden ellerinden çıkarmışlardır..Tadilat işlerine başladıktan sonra garip olaylar meydana gelmeye başlamıştır..Araştırmalarında bu malikanenin sahiplerinin garip şekilde öldüğünü ve kardeşlerden birisinin karısının garip şekilde kaybolduğunu öğrenir..Komşusu Angelina ile de arasında çok kuvvetli bir çekim oluşmuştur..Aralarındaki oluşan duygusal bağ gün geçtikçe kuvvetlenir..Declan bu ilişkiyi daha da ileri taşımak istesede Angelina'nın buna pek niyeti de yoktur.. Malikanede devam restarasyon sırasında ikisi de birlikte iken malikenin eski günlerine ait sahneleri görmeye başlamışlardır...Bu da araştırmayı daha da derinleştirmelerine sebep olur.. Çok güzel müthiş bir hikayedi..Çeviri edit kusursuz idi diyebilirim..Romanı elimden bırakamadım...Tavsiye ederim...
Harika bir historical romandı..Yazarın ilk romanı Aşkına Talibim beni her ne kadar hayal kırıklığına uğrattıysa da yazarda yine de görmüş olduğum ışıltılar vardı..O yüzden yazara bir şans daha vermeye karar verdim... İlk önce roman 1.Elzabeth zamanıda geçiyor onu söylemeliyim..Ülkesi için casusluk ve korsanlık yapan Thomas Wwentworth'ün kaderi Fia ile umulmadık bir zamanda karşılaştığında herşeyi altüst oldu.. Önceleri hizmetçi sandığı Fia'nın çekim alanına bir anda giren Thomas kendini umulmadık maceralar ve tutku yumağında bulur..Casusluk yapmak için geldiği Klan beyi MacLean ile karşılaşması ile birlikte kendini bir anda çok tuhaf ama bir an önce kurtulmak istediği bir evliliğin içinde bulacaktır.. İkili her ne kadar birbirlerinden kaçmaya çalışırsa çalışsı birbirlerini mıknatıs gibi çekiyordu..1.Elizabeth döneminde geçen bu romanda İskoçların sabık Kraliçesi Mary'nin kocasının katili ile evlenmesi üzerine kurulu bu olaylar yumağı ve Thomasın görevinin içeriği ile ilgili çok sıradışı nedenlerin geçmektedir. Thomas ve Fia ise bunu öğrendiklerinde birbirlerine güvenmenin ve aşklarının önemini de anlayacaklardır..Onları ayırmak isteyenler karşı da savaşacaklardır.. Daha fazla detay vermeyeyim..Okurken bir an bile elimden bırakamadım..Yazar herşeyi o kadar güzel kurgulamış ki sizin yapmanız gereken kitabı açıp okumaya başlamak...Kendinizi bu macer ve tutku dolu hikayeye teslim etmek..Gerisi geliyor.... Fotoğrafı Etik
Pembe Cadillac.Susan Mallery Uzun zamandır böylesine keyif verici ve komik bir kitap okumamıştım...Romatik komedi tarzındaki bu kitabı okurken bazen düşündürücü bazende kahkahalarımı atmadan duramadım..Bazı anları isi çok romantik idi..Erkek kahraman Kevin Harmon için romantik demek biraz hayalcilik olurdu.. Ama hayatına bomba gibi giren ve uzun zamandır korunaklı bir hayat sürmüş Haley Foster Kevin'in hayatını kökten değiştirecekti..Haley ise muhtemel bir evliliğe zorlansa da bu fikir ona bir yerlerde yalnış geliyordu o yüzden Rahip olan babasına haber vermeden Nişanlısı Alan ile evlenmemek için kaçar..Hayatı hakkında vermesi gereken kararlar ve bir anlamda da kendinive hayattan ne istediğini bulmak zorundadır..Kevin ise o gece barda karşılaştığında hayatını gözde geçirmekteydi..Bir şeylerin yalnış gittiğini ve değiştirmesi gerektiğini düşünüyordu..İşte ikili bir barda karşılaştıklarında hayatları tam da bu şekildeydi.. Ama Haley'in şimdiye kadar sürdürdüğü korunaklı hayat onu çok savunmasız bırakıyordu..Kevin'de onunla her ne kadar ilgilenmek istemese de sonunda dayanamaz tamda başı belaya girerken müdahale eder..Onu olası daha büyük tehlikeli durumdan kurtarır..Ve o geceden sonra ikilinin hayatı neredeyse birbirine bağlanır..Kevin onun güzelliğnden ve saflığında gün geçtikçe daha çok etkilenirken,Haley'de Kevin'in hayallerindeki romantik prens ile özdeşleştirir...Güzel ve sesevimli bir hikaye idi..Okurken hiç sıkılmadım aksine çok eğlendim..Tavsiye ederim...