Cat, başına buyruk, özgürlüğüne düşkün bir kızdır. Lise son sınıftayken abisi evden ayrılınca Cat'i koruma görevini en yakın arkadaşı Shane'e verir. Cat bu durumdan hiç memnun değildir çünkü Shane onun çılgınlık yapmasına hep karşı çıkmaktadır. Bir gün göl kenarına yüzmeye gidince Shane'e yakalanır ve aralarında bir kıvılcım oluşur. Bu olaydan yıllar sonra Shane arama kurtarma ekibinin başı olarak uzaklarda çalışmaktadır. Yaptığı görevin zorluğu sonucu aile kavramını daha benimser ve ailesinin yanına kalıcı olarak dönmeye karar verir. Ama dönüşünün asıl sebebi unutamadığı Cat'tir. Kitabın ilk 50-60 sayfası beni içine pek çekmedi ama sonrası gayet tatlıydı. Yazar çift yaratma konusunda gayet başarılı. Siz de kendinize bir Shane isteyebilirsiniz. Yalnız Cat çoğu yerde beni sinir etti. Bence yazarın dediğinin aksine fazla sıkıcı biriydi. Yanlış anlaşılmasın sıkıcı olmak kişinin kendi özelliğidir ki ben de eğlenceli biri sayılmam. Ama yazar Cat'e hayat dolu falan deyince ben onda o canlılığı göremedim. Sırf annesi hayatında başka seçim yaptı diye onun gibi olmak istemiyormuş. Bu yüzden yalnız takılmalıymış, özgürlüğü her şeyden önce gelirmiş falan. İnanın bu kadar sıkıcı bir karakter okumadım. Ayrıca yazara göre Cat erkek konusunda seçici olsa da bana Cat çıktığı her erkekle yatmış izlenimi verdi bana. Aslında bu izlenimi bana daha ilk kitapta verdi yazar.
Uzun zamandır bir kitap için ne diyeceğimi bilemiyorum. Bir şekil toplamaya çalışacağım düşüncelerimi, eğer anlatamadığım bir yer varsa bana mesaj atıp sorabilirsiniz. Öncelikle kitabın çıkış süresini ele alayım. 2. ve 3. kitaplar arasındaki çıkış süresi 22 ayı bulmuş bir vaziyette. Başkası adına utanma durumunu bana bu kitap çok güzel yaşattı. Bir yayın evinin bir kitabı -hele de o kitap bir seriye aitse- canı istediği zaman çevirmesi kadar üzen hiçbir şey yoktur okuyucu için. Ki ben bundan önceki kitapta yorum olarak -Davetsiz Misafir- 4. kitap tahminimce 2 sene sonra çıkar demiş bir kişiyim. Ama neredeeee... Herhalde o 2 senelik bekleyiş şimdi başladı benim için. Gelelim 2. soruna. Hadi bir Anna Campbell veya Julia Quinn gibi yazarların kitaplarında bu affedilebilir. Çünkü bu yazarlar daha çok karakterler arasındaki aşka ve yaşadıklarına odaklanıyorlar. Ama bu kitapta bu gecikme ters tepiyor. Çünkü Gaelen, karakterler arası aşka önem verse de asıl odak noktası bunların çevresinde gelişen olaylardır. Bu olayın adıysa seride Tarikat-Özgürlük kurumlarıdır. Yazarın bu kurumlar hakkında anlatmış olduğu her detay çok önemlidir ve bir şekil sonraki kitapta bunlar karşımıza çıkıyor, ister bazı gizemleri çözülsün, ister yeni sorunlar ortaya çıksın. Tabi kitap 22 ay arayla çıkınca Tarikat ve Özgürlük hakkında bildiklerimin çoğunu unutmuş bir vaziyetteydim kitaba başlarken. Diğer bir sorunsa herkesin bir kitapta mutlaka şikayet ettiği çeviri sorunu. Yani sağ olsunlar her sayfada en az 1 cümle hatası gördüm. Ve ne demek istediğini hiç anlamadım cümlelerin. Ki bu durum kitabı 17 günde bitirmeme sebep oldu :D . Çünkü biliyorum ki bu facia devam edecek diğer sayfalarda ve okumaya teşvik etmedi beni. Yani zorlana zorlana bitirdim kitabı. Başlarken sıradan bir şeyler bekliyordum Jordan ve Mara hakkında ama kitap ikisi sonradan beni baya şaşırttı diyebilirim. Onun haricinde kitap bazı yerde durgun, bazı yerde çok hareketliydi. Durgun yerler daha çok Jordan-Mara arasındaki kırgınlıkların geçme süreciyle alakalıydı. Çeviri hatası olmasaydı belki kitaba 8 verebilirdim. Bundan sonra hiçbir şey anlatmayacağım kitap hakkında çünkü sizin de benim gibi kitabın içindeki sürprizleri görmenizi istiyorum. Sanırım yapabileceğim en uygun tanım "Şeytan Diyor ki" kitabının biraz daha hareketli versiyonu diyebilirim. Zira onda da çiftimiz arasındaki gelişmeleri sıkılarak okumuştum. Seriye başlamayanlara tavsiye: Bence en azından 4. kitap çıktıktan sonra seriye başlayın, çünkü Epsilon'a kalsa 10 yılda anca biter çevirileri. Neyse ki yazar seriyi bitirdi. Sıradaki ajanımız seriyi okuyanlar için en merakla beklenen kişi yani Drake. Bakalım, onun kitabından gerçekten iyi bir şeyler bekliyorum. Umarım macerası daha bol olan bir kitap okuruz.
Çok sevdiğim bir yazar olmamasına rağmen tuhaf bir şekilde kendini okutan biri. Kitap ilk 200 sayfa boyunca gayet güzeldi. İkili arasındaki arkadaşlık, yaşadıkları hoştu. Ne zaman ki beraber oldular Tristan çoğu yerde katlanılmaz bir adam olarak karşıma çıktı. Danika çoğu zaman sorumluluk sahibiydi ama Trşstian'la takılmaları sonucu kişiliğinde hafif bir değişim göründü ki hoş değildi. Çevirisi beni fazla rahatsız etmedi, belki çoğu yeri atlayarak okuduğum için olabilir.
4 sene sonra okuduğum ilk Susan kitabıydı. Mandy'nin evlatlık almak istediği kız için verdiği çaba ve ona duyduğu sevgi iç ısıtan cinstendi.
Serinin ilk kitabından biraz daha iyiydi. Suzy birçok yerde takdirimi topladı. Ne zaman harekete geçilecek, ne zaman durulacak bu ayarı çok güzel ayarlanmış. Kitapta Suzy'nin küçükken annesi için yapmış olduğu hediyeye karşı almış olduğu tepki çok acımasızcaydı. Gidip o anne olacak cadının saçını başını yolmak istedim. Gray'in sahipleniciliği ve koruyuculuğu hoştu. Favori yazarlarımdan biri olmasa da büyük ihtimal bu seriye devam edeceğim.
Yaklaşık 4 sene önce Susan'ın Zor Kadın isimli kitabını okuyup çok beğenmiştim. Şimdilerde bu yazara biraz ağırlık vermek istedim. Daha kısa oldukları için bulduğum 2 Harlequin kitabından başladım. İlki fena olmasa da ikinci okuduğumu yani Haremdeki Kadın'ı hiç beğenmedim. Tek olumlu yönü bazı diyalogların hoşuma gitmesidir. Bu yüzden 1 verecekken son anda 2 puan aldı benden. Kötü özelliklere gelince, karakterlerden başlayalım: İlk 30-40 sayfa Victoria iyiydi sonrasında resmen kezbanlıkta master yaptı.Babasını kurtarmak için kendini feda eden kendisi olmasına rağmen adama "Beni sen esir aldın, beni metresin yapmaya zorladın." tarzı cümlelerden başladı ergen tavırları. Sonrasında Kateb'in işlerine sürekli burnunu soktu. Örneğin Sahid ismindeki çocuğa yardımcı olmak için Kateb'i sıkıştırdı durdu. Sorun çözüldükten sonra onu bile beğenmeyip daha fazlasını istedi "Sahid okula gidecek mi, onun gibi çocuklar varsa onlara da yardımcı ol" tarzı cümleler. Yani kızımız yapılan iyiliklere bile bir kulp bulup daha başka sorunlar çıkardı ve çözümler istedi. Oldu olacak yönetici sen olsaydın be kızım! Bana göre yaptığı insanlara yardım değil, kendi egosunu şişirmekti. Kateb ise sert görünümüne rağmen insanlar tarafından özellikle Victoria denen kezban tarafından yönlendirilen biriydi. Anlamadığım diğer bir olaysa kitabın geçtiği yer Arap ülkelerinden biri. Sanırım yazarın oradaki gelişmelerden fazla haberi olmamalı ki çevredeki herkes Victoria ne derse "Tabi, hemen yapalım, senin fikirlerin çok dahice." dedi. Yani çok kolay ikna edildiler. Benim bildiğim Victoria'nın herhangi bir fikirde en iyi ihtimal hapse atılması gerektiği düşüncesiydi oradaki şartlara bakarak. Ayrıca imla kurallarına hiç dikkat edilmemiş. Normalde olsa bir daha bu tarz yazan herhangi bir yazarı okumam ama Zor Kadın hatırına ve diğer okuduklarım Harlequin kitapları olduğu için ve Harlequinler'in geneli saçma olduğu için yazara devam edeceğim.
Evet, bir Maya kitabı daha okunup bitti. Gerçi ben seriye en sondan başladım, e-kitap olarak hangisi çıkıyorsa öyle gideceğim sanırım. Serinin ilk 2 hikayesini bilmiyorum, serinin tamamını okuyanlar en son kitap güzel demişlerdi, diğerleri biraz sönük kalıyormuş. Açıkçası ben 3.'yü 4.'den daha çok beğendim. Belki ana karakterlere daha ısındığım için olabilir. Ayrıca kurgusu da diğerine oranla daha hoşuma gitti.