maggie, 752 adet değerlendirme yapmış.  (77/108)
Çırılçıplak (Blackstone, #1)
Çırılçıplak (Blackstone, #1)

6

Okuduğum diğer erotik romanlardan farklı olarak anlatılan ilişki BDSM tarzında değil sadece normal cinsel ilişki tarzında bir kitaptı bu yönden hoşuma gitti. Yalnız karakterler arasındaki aşkı fazla hissedemedim çok havada kaldı. Bence bunun sebebi baş karakterleri tek başına ele aldığımızda da kendileri hakkındaki özelliklerinin, duygularının, düşüncelerinin de havada kalmasından kaynaklanıyor. Aradığımı pek bulamadım.

Günaha Davet (Historical #1)
Günaha Davet (Historical #1)

3

Hayatım boyunca okumakta en zorlandığım kitap bu oldu. Çeviriyi hiç beğenmedim. Bazı sahneler çok karıştırılmış. Örneğin oturan biri 2 paragraf sonra ayakta duruyor, sonraki paragraf yine oturmuş bir vaziyette 😕 Ben Hester-Michael ilişkisini hiç beğenmedim. Jessica-Alister çok daha iyiydi onlara göre. Çok başım ağrıdı, cümleleri anlamakta çok zorlandım. Kısacası beğenmedim bu kitabı.

Bay Harika (Up in the Air #4)
Bay Harika (Up in the Air #4)

7

Sonunda bir seriyi daha bitirmiş bulunmaktayım. Serinin ilk kitabını beğenmiş, sonraki ikisinde olay diyebileceğim bir şey olmadığı ve BDSM konusunda aşırılıklara kaçtığı için hayal kırıklığına uğramıştım. Serinin son kitabı da 2. ve 3. kitaplara benziyordu ama ilk kitap kadar zevk verdi bana. Bunda da en büyük etken Stephan'dır. Onun bölümlerini okumaktan gerçekten büyük bir zevk aldım. James ise bildiğimiz James'ti. Kitapta yine durumların hızlı bir şekilde geçiştirildiğini görüyoruz ama bu seferki geçişler beni pek rahatsız etmedi hatta kısa tutulmasını daha sevdim. Kitapta en çok son söz bölümünü sevdim.

Siyah Kadife
Siyah Kadife

10

Eveeeet, geldik bir kitabın daha sonuna. Rita bir kez daha döktürmüş yazdıklarıyla. Kitap yorumumdan önce bu kitapla ilgili bir iki anımı anlatmak istiyorum. Kitap daha yeni çıkmış ve sanırsam İzmir'deki Tüyap Fuarı'nda kitap satılmıştı, İstanbul'da satılmasına da az kalmıştı. Neyse 2-3 gün geçti, benim de okulun bitmesine 1 haftadan az süre vardı. O süre boyunca her gün D&R, Remzi gibi kitapçılara uğradım. Ama çıkmış olarak görünen kitap kitapçılarda yok. Sebebi ise kitabın barkod kodunun Epsilon'un başka bir kitabıyla aynı kodu taşımasıymış. Bunda Epsilon mu yoksa D&R mı suçlu bilemeyeceğim ama yaptıkları tam bir dikkatsizlik ve sorumsuzluktu. Kitap 1,5-2 hafta sonra raflarda yer alsa da bu yanlışları yüzünden kitabı anca 2 ay kadar sonra alabildim. Başka bir şeyse kitapla ilgili ilginç bir kısımdı. O zamanlar kitap yazılma aşamasında, okuyuculardan biri Rita'ya konuyu sormuştu. Rita da hatırladığım kadarıyşa şöyle bir şey demişti, tabi yanlış hatırlamıyorsam: Emily aslında siyahi bir köle, gemiyle İngiltere'ye getiriliyor ve bir şekilde Marcus ile yolları kesişiyor. Bunu okuduğumda şaka yapmış olabileceğini düşünmüştüm ama şaka bile olsa konu muhteşemdi. Daha önce hiç ana karakterin siyahi bir kadın karakter - ki siyahi bir erkek karakter de dahil - olduğu bir tarihi aşk romanı okumadım ve zaten yabancı yazarlarda da bunu görmedim. Zaten sonrasında Rita bunun şaka olduğunu hemen yazmıştı. Ben Face ve Twitter kullanmıyorum ama söylemeden geçemeyeceğim; Rita, eğer Vikitap yorumlarını da okuyorsan LÜTFEN BU FİKRİ TEKRARDAN GÖZDEN GEÇİR! İnan bana bebeğim böyle bir karakterle bir İLK YAPARAK ÇIĞIR AÇARSIN! Eminim ki senin kalemini sevenler de bana hak verecektir çünkü sen bu konuyu ustalıkla halledersin 😉 . Biliyorum biraz uzun oldu ama paylaşmazsam rahat edemezdim. Bu anılardan sonra gelelim kitap yorumuma. Öncelikle Kalbin Ateşi'nde olduğu gibi bu kitap için yapılan yorumları da okumadım, sürpriz olarak kalsın istedim. Tek bildiğim yazarın paylaştığı alıntılar ve Epsilon'un sitesinden okuduğum romanın ilk bölümüydü. Kitabı aldığım gibi okumaya başladım ve ilk günden yarısı bitmişti bile. Bayram olmasaydı en geç 3 güne biterdi. Herkesin dediği gibi bu kitaptan neşeli sahneler beklemeyin. Kitap diğerlerine oranla daha duygusal ve toplumsal sorunlara ağırlık verilmiş bir hikayeydi. Özellikle benim gözümde ilk üçte olan kadın hakları ve kadına şiddet üzerinde çokça durulan bir hikayeydi. Karakterler, hikaye ve konunun işlenişi bakımından kitap çoğu yerde bana Laura Kinsale'yi hatırlattı. Rita'nın Laura'yı okuyup okumadığını bilmiyorum ama bende çok hoş duygular uyandırdı. Çünkü Laura benim en sevdiğim yazarlardan biridir ve Epsilon sağ olsun yeni kitaplarından birini yayınlamadığı için -belki okuyanı fazla olmadığı için bir daha yayınlamayacaklar- ona olan hasretimi Rita büyük oranda dindirmiş oldu. Amaaaa Rita'nın romanı kesinlikle olduğu gibi Laura değil, Rita'nın orijinal fikri olduğu çok belli, esinlenme bile olduğunu sanmam. Bu kitabın farklı bir yönü de yazarın diğer kitaplarına göre bu romanın konusunun tek bir yöne doğru hareket etmemesi diyebilirim. Onu da kitabı okuyunca anlarsınız. Karakterler gerçekten başarılı. Kitapta baskılar altında yaşayan korkak bir genç kadının yani Emily'nin, Marcus sayesinde o kabuktan çıkıp biraz daha cesurlaştığına şahit oluyoruz. Sizi bilmem ama benim en sevdiğim karakter Sophia idi. Emily'e başta kırıcı davransa da o anda bile kendisine kanım ısınmıştı, biliyordum ki yazar bu kızı sonsuza kadar Emily'e işkence çektirmeyecekti. Tam tersi olsaydı elbette ki sevmezdim. Biliyorum kitabı okuyanlar beni bir güzel dövecek ama ben William'dan nefret etmedim, çünkü Marcus ve Sophia'ya bir zamanlar çok yardımcı olmuş. Ama böyle bir adamın sonrasında dönüştüğü kişilik ne yazık ki sevmemi engelledi. Yani adama karşı nötr durumdayım. Marcus ise hmmm... Aslında ona da karşı da nötr durumdayım. Kitabın çoğu yerinde bana Brendan'ı hatırlattı ki ben Brendan'ı hiç sevmem, acayip uyuzum ona. Marcus'u kurtaran şey sonlara doğru Emily'e göstermiş olduğu hassasiyet oldu. Yine çok fazla uzun bir yorum oldu ama çok sevdiğim kitaplara uzun yorumlar yapmayı gerçekten seviyorum. Yine de benim favori kitabım Kalbin Ateşi, çünkü o kitap kesinlikle ustalık eseri bir kitap. Siyah Kadife ise ondan çok hafif aşağıda kalsa da gözümde o da ustalık eseri bir kitaptır.

Kor  (Nefes Nefese Üçlemesi, #3)
Kor (Nefes Nefese Üçlemesi, #3)

7

Çok sevdiğim yazarlardan biri olan Maya Banks'in bir serisi daha sonlandı. Seri hakkında en genel söyleyebileceğim şey duygu yönünden yeri geldi çok eksik kaldı, yeri geldi bazı sahneler aşırı duyguya boğulmuş ama o duygular da fazla derine inilmemiş olacaktır. Serinin ilk kitabı zaten fazla duygusuzdu. İkincisi duygu bakımından biraz daha iyiydi. Son kitapsa ikisi arasıydı bence. Ash seride en merak ettiğim karakterdi ve hikayesinin biraz daha iyi olacağından emindim. Ama hikaye düşündüğümden sıradan bir şey çıktı. Cinsel yönden diğer arkadaşlarından farklı zevklere sahipti ama bir sahnede "Öh bu kadar da ağır bir şey olamaz." dedim. Kıza resmen işkence çektirdi ama kız sonuna kadar dayandı, daha ne diyim bilemedim. Ash'in başından geçebilecek bir sürü olay vardı ama hepsi kısa kesilmişti. Josie ise ben sevdim aslında. Belki biraz fazla uysaldı ama tatlıydı bence.

Tutkulu Notalar  (Sinners on Tour #1)
Tutkulu Notalar (Sinners on Tour #1)

9

Sonunda bu seriyi bitirmiş oldum. Önceliği buna vermem gerekse de zamanında elimde bulunmadığından anca okuyabildim. Ve bu kitaba bayıldım, bayıldım, bayıldım! Her şeyiyle çok güzeldi. Aslında Brian-Myrna çiftinden fazla bir beklentim yoktu. Çünkü Eric hariç diğerleri istediğim romantizmi veya güzelliği fazla verememişlerdi. Ayrıca nedense diğer kitaplarda Brian ve Myrna'yı soğuk buluyordum. Bu kitap tahminimin çok ötesindeydi. Eric-Rebecca'dan sonra en sevdiğim ikili bunlar oldu. Bazı sahneler cidden gülme krizine soktu beni. Hele de grup üyelerinin sürekli Eric'e sataşması, Eric'in bazen kafasını yerden yere vurması cidden çok komikti. Romantizm ve erotik sahneler çok iyi kurgulanmıştı. Ama son bölümün az daha uzun olmasını isterdim. Çünkü aşklarını itiraf ettikleri kısım biraz oldu bittiye gelmiş gibiydi. Aslında 10 vermek isterdim ama Eric'in hikayesini ve kendisini daha sevdiğimden ve ona kıyamadığımdan 9 verdim.

Seninle (Falling, #1)
Seninle (Falling, #1)

5

İlgimi çeken kitaplardan biri olan Seninle okumdu, bitti. Kitap sürekli övgüyle söz ediliyordu ama benim için fazla acıklı ve bazen de sıkıcıydı. Bana göre Nell, Kyle'nın ölümüne kadar iyi bir karakterdi. Sonrasında kız yeri geldi psikopata bağladı. En saçma olan kısım ise Nell'in ailesi kızlarını çok seviyor(!) ama böyle bir durumda kıllarını bile kıpırdatmıyorlar. Nell'in onlara asıl ihtiyacı olduğu zaman kızın düzelmesi için hiçbir şey yapmadılar, sürekli kendi halinde bırakıp durmuşlar.Neyse ki Colt vardı. Hikayede bana göre sürekli acıklı duygular sokulup durulmuş ama hiçbirinde fazla bir derinlik yoktu. Tam olarak öylesine yazıp bırakayım durumu yoktu ama yine de bir şeyler eksikti bence.