şimdiye kadar okuduğum en güzel çocuk kitabı. göze sokmadan didaktik olmayı başarmış. birkaç ayda bir çocuklarıma okuyorum.
Benim üniversite zamanımdaki Ankara'yı, insanlar arası geçişlerle ve en ince detayına dek anlatıyor, belki bu yüzden gözlerim dola dola okuyorum.
başlarda çok hoşuma gitti, yazılan ve fotoğrafı bulunan birkaç yeri gezip göreceğim diye heyecanlandım. ama nedense okudukça yazarın felsefe yazarı değil sadece bir gözlemci olduğu kanısına vardım, üstelik gözlemleri batıya aitti. uzak doğu dışında (yanılmıyorsam) doğu mimarisine ait hiçbir yorumu yok, ki eksikliktir bu...
kitap inanılmaz akıcı, iş güç olmasa 2 günde biter. fakat sonlara doğru bir baştan savmalık var. son bölüm çok kısa geçilmiş, sanki yazar 500'lü sayfalara gelince bunalmış, kısa bir özet geçeyim demiş... son bölüm hariç başarılı buldum.
2001 veya 2002 yılında okudum, ondan hemen önce Zadie Smith'in İnci Gibi Dişlerini okumuştum. Aradaki ifade benzerliklerine şaşıp kalmıştım...