Yüreğim Seni Çok Sevdi
Biliyorum, imkansız aşk bu! Ama hükmedemiyorum kendime... demişti Murat. Çünkü, yüreğim seni çok sevdi!.. Ardından da dizelere dökmüştü sevdasını. Yüreğim seni çok sevdi O yürek talan O yürek yangın yeri O yürek sen istiyor Bir tek seni... Aslı ile Muratın İstanbul-Bursa-Amerika üçgeninde yaşadıkları destansı aşkın öyküsü... Herkesin kendinden bir şey bulabileceği kadar gerçek...
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (914)Canan Tan'ın anlam veremediğim kadın karakterlerinden biri daha ! Ama derim ki Murat'ı hiç unutamayacağım.
Kafa dağıtmak için okunabilecek, eski türk filmi tadında, sürükleyici bir kitap.
kitabı bitirdiğime üzüldüm ,yemeden içmeden okudum. harika bir yazar harika bir kitap
Muhteşemmmm. Uzun yıllar oldu okuyalı ama hala unutamadığım bir hikayedir.
Canan Tan anlatımı iyi bir yazar ama kitabın konusu oldukça klişe
Yazarın Piraye romanına çok benzettim karakterler ve olay örgüsü bana çok fazla Pirayeyi anımsattı. Genel hatlarıyla çok fazla beğenmedim.
Kitap bittiğinde dilimdeki tek sözcük "ruhsuz, narsist zavallı Aslı ohh olsun sana hakettin ama" oldu.. :) Neyse Türk filmi tadında klasik Canan Tan romanı..Soma felaketini yaşadığımız şu acılı günlerde edebi bir eseri tam olarak algılayabileceğimide sanmıyorken aparatif niyetinde okunası bir kitap..Ama akılda kalıcı nokta istakozların beyninin ve ses tellerinin olmadığı böylelikle soframıza gelme aşamasında çiğ çiğ kaynar suya atıldıklarında acı hissetmemeleriydi ilginç..
çok uzun zaman oldu,nasıl değerlendireceğimi bilmiyorum..Ama hala aklımda olması iyi bir kitap olduğunu gösteriyor..ve hala kütüphanemde ....
Defalerca okudum şu kitabı ve hala bıkmış değilim.
Okuduğuma pişman olduğum kitaplardan bir tanesi... İçinde ünlü şairlerimizin şiirleri olmasa hiçbir işe yaramaz! Lisedeyken okumuştum bu kitabı ve vakit kaybından başka bir şey olmadığını yeni yeni idrak ediyorum. Yazara değil bu değerlendirmem. Çünkü biliyorum ki her yazı yazıldıktan sonra okuyucusuna aittir. Yazar artık kitap için hiçbir şey yapamaz... Aşk romanlarından bunalmış biri olmam beni bu değerlendirmeyi yazmaya itti. Fakat aşk romanlarının da bir edebî yönü olması kanaatindeyim. Bu kitapta edebî bir kaygı hissetmedim. Kafa dağıtmak için okunulabilir sadece...
Hafızamdan asla silinmeyecek kitaplardan birisi. O kadar güzel ki, olaylar,karakterler,şiirler ve imkansızlık.
Ağlayacagım diyorsanızz uygundur. Yahut okuma alışkanlığı kazanmak adına akıcı kitap isteyenler için :)
Rezalet bir kitap. Yani ben hiçbir kitaba rezalet demem ama bu kitap rezalet. Kitapları yarım bırakmayı sevmediğim için bitirdim işkence gibi bir süreçti. İlkokul 3'te okusam belki sevebilirdim. Aslı'nın iç sesi: "Hayır Aslı sen asla insanları dış görünüşlerine ve maddi imkanlarına göre yargılayan bir insan olmadın, olamazsın! Bırak bu önyargıyı, kendine gel!" Bu cümleyi uydurdum şu an ama kitabın geneli böyle. Aslı çok gıcık bir karakter. Gerçek hayata çok uzak geldi bana. Hayır yani birde Aslıya o kadar katlanıp kitabı bitiriyorsun mutlu sonla da bitmiyor.
her sayfasında ağladım. her satırında aşkla acıyı birlikte duyumsadım.
Çok güzel bir aşk hikayesi. Herkesin okuması gerek diye düşünüyorum. Okumayan çok şey kaçırmış demektir.
Güzel bir kitap okumaya değer...
Kitabi okudum güzeldi ama okunmasa da olur bence ayrıca ben kitapta aglamadim
turk edebiyatina frkli bir boyut getirmis Canan Tan. siirler muazzamdi.
Kitap bittiğinde dilimdeki tek sözcük "ruhsuz, narsist zavallı Aslı ohh olsun sana hakettin ama" oldu.. :) Neyse Türk filmi tadında klasik Canan Tan romanı..Soma felaketini yaşadığımız şu acılı günlerde edebi bir eseri tam olarak algılayabileceğimide sanmıyorken aparatif niyetinde okunası bir kitap..Ama akılda kalıcı nokta istakozların beyninin ve ses tellerinin olmadığı böylelikle soframıza gelme aşamasında çiğ çiğ kaynar suya atıldıklarında acı hissetmemeleriydi ilginç..
Canan Tan'ın okuduğum ilk ve son kitabı oldu. Bütün kitaplarını aynı konuda ve ölçüde yazdığını öğrendikten sonra tabi... Her neyse akıcı sayılan bir kitap ve beni hüzünlendirmişti. Okunsada olur okunmasada olur.
Bir Canan Tan hayranı olarak heyecanla okuduğum bir kitap daha. Kitabı birkaç yıl önce okusam da arada aklıma gelir bazı bölümleri.
Kitapta geçen hikaye tabiki konu olarak gereksiz ama insan doğası gereği en ihtiyaç olmadık anda bu tür kitaplar okuyarak duygularımıza bir yardım ararız. İşte bu kitabın da tüm hikayesi bundan ibaret. Okuyanlar da bunun farkındadır ama farkında olmadığına kendine inandırmaya çalışıp aksi yorumlarla olmadık yönlendirmelere meydan verebilirler. Gelelim kitaba ; Karşısındakini seven ama gelecek hakkında düşünüp hem kendini kahreden ve aynı zamanda yıpratan hem de umutsuzluğa iten ve ömür boyu pişmanlık duymasını sağlayan üzücü bir hikayedir bu kitaptaki. Aslı gibi , Murat gibi birçok insan vardır bunları yaşayan. Gençliklerinin verdiği toylukla beraber yanlış kararlarının yada doğru olduğunu sandıklarının etkisiyle yola devam edip pişmanlıkları içeren ve yalnız başlarına kaldıklarında yaptığı yanlışın farkında olan. Bir basit hikaye olarak değil de , şuan var olan , yaşanmışlıklar katan bir gerçeklik üzerinden ele alıyorum burada anlatılanları. Ve ne yazık kı bu sebeple kızamıyorum Aslı'ya, onunda haklı gerekçeleri var kendince. Burada da asıl anlatılmak istenen bu. "Ani kararlarımız ilerideki pişmanlıklarımızın birer ölçütüdür." Aşk olsun başka bir şey olsun , bu hep böyledir.
Akıcı bir kitap, fakat kapak tasarımı güzel değil.










