Senden Vazgeçmem
Annesinin soğuk bir İstanbul akşamında kimsesiz çocuklar yurdunun kapısına bıraktığı küçük bir bebek: Nisan. Ailesiyle çıktıkları bir yolculukta trafik kazası nedeniyle tüm ailesini yitiren küçük bir çocuk: Devrim. Hayat onları yıllar sonra aynı evde buluşturuyor. Nisan kendine kurduğu yeni hayatta terk edilmişliğini unutmaya çalışırken Devrim geçmişin bıraktığı vicdan azabının izlerini silmeye uğraşıyor. Küçükken başlayan atışmaları, kavgaları, zamanla derin bir bağa evriliyor. Çok farklı ülkelerde yaşamaya başlasalar da aralarındaki kilometrelere aldırmaksızın birbirlerinde buluyorlar mutluluğu. Ta ki…
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(1)
Tüm puanları gör (2)Yazarın kalemini çok ama çok seviyorum. Senden Vazgeçmem kitabı sosyal platformda yayınlandığı vakit okumadığım için kurgusuyla, karakterleriyle benim için tamamen yabancı ve ilk kez okuduğum bir kitap oldu. Daha yirmi günlük bir bebekken kimsesiz çocuklar yurdunun kapısına bırakılan yıllar geçtikçe hiçbir yere sığamayan, zekasıyla ve güzelliğiyle herkesi kendine hayran ederken aynı zamanda da korkutan, idealleri olan biri Nisan. Ailesiyle çıktıkları bir yolculukta trafik kazası nedeniyle tüm ailesini kaybeden, suçluluk psikolojisiyle yılları kabuslarla geçen, severken fazlasıyla kıran biri Devrim. Kader bunların yollarını bir evde buluşturuyor. Birbirlerine ilaç mı olacaklar? Yoksa Daha fazla yara mı açacaklar? Devrim’e kırıcılığı, kendisine ve çevresine olan kızgınlığı nedeniyle az kızmadım değil yani.. Akıcı, sürükleyici bir kitaptı. Kurgu da tam tadında başlayıp bitti. --------------------- #alıntı Nisan kapı açıldığı anda o kadar dalmıştı ki yerinden sıçradı. Kapıda Devrim’i gördüğünde gülümsedi. “Korkuttun beni.” “Huyumdur, insanları ya kızdırırım ya da korkuturum” diyerek içeri girdi ve kapıyı kapattı. “Şimdi mi geldin eve?” “Evet, geliş saatim için senden izin almam gerektiğini bilmiyordum.” Nisan bilgisayarı kapatarak ona doğru döndü. “Sadece basit bir soru sordum. Evet ya da hayır demek bu kadar mı zor?” “Haklısın, özür dilerim” diyerek koltuğa oturdu Devrim.











