Hürrem
Hürrem, tarihi gerçekler ve kimi gerçek karakterler kullanılarak kurgulanan bir roman ve yazarımız Demet Altınyeleklioğlu, kendi hayalgücünün ürettiği müthiş bir Hürrem hikayesi anlatırken, 16. Yüzyılın saray atmosferine, kokusuna, rengine, dokusuna ve duygusal haritasına da yeniden hayat veriyor 16. yüzyılın özellikle ilk yarısına hiç kuşkusuz Osmanlı Hakanı Kanuni Sultan Süleyman, İngiltere Kralı Sekizinci Henry ve Kutsal Roma Germen İmparatoru Şarlken damgasını vurmuştu. Bu hükümdarların iktidar mücadesi ve savaşları kadar aşkları da tarihin seyrini değiştirdi. Sultan Süleyman ve güzel cariyesi Hürrem, Sekizinci Henrynin başını kestirerek öldürdüğü iki kraliçesinden biri olan Anne Boleyn ve Şarlkenin Avrupayı din savaşlarına sürüklemesinde başrolü oynayan karısı Isabella... Birbirini tanımayan bu üç güzel kadının, hemen hemen aynı yıllarda iktidar mücadelesi verdiği üç saray, romanlara, filmlere, TV dizilerine ilham veren büyük aşklara, inanılmaz entrikalara, komplolara, kanlı cinayetlere sahne oldu.Fakat bu öykülerin hiçbiri; haremle, dünyanın en kudretli hükümdarıSultan Süleyman arasındaki tehlikeli yolda yürüyenHürremin macerası kadar masalsı değildi.
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (228)Boleyn serisini okuyupta bizde niye böyle romanlar yazılmaz derken, Hürrem oldukça iddialı bir şekilde bu arzumuzu karşılamış. Anlattığı müthiş saltanata, görkeme karşın oldukça sade bir dille yazılmış. Uzun anlatımlardan kaçınıldığı için sayfa sayısına rağmen sıkmadan hızlı bir şekilde okutturuyor kendini. Kurgusuyla, hikayesiyle tarihi roman diyemesek de yazarın kendisinin de belirttiği gibi gerçekten yola çıkılarak esinlendiği için tarihi kurgu roman diyebileceğimiz bir eser çıkmış ortaya. Tabi bu kadar çeviriyorum madem neden kendim yazmayayım havası da fazlasıyla hissediliyor. :)
yazar biraz fazla hayal gücü kullanmış. Okumasaydım da olurdu
Bu kitap sayfalarının çokluğuna inat o kadar hızlı ilerliyor ki şaşırmamak elde değil..Bir sonraki sayfada ne olduğunu merak etmemek mümkün değil.
Moskof Cariye Hürrem || Demet Altınyeleklioğlu Kitabı alıp almamakta karar verememde ki en büyük etken kalınlığıydı. Ama her zaman ki gibi okurken “ yeter ki okutsun kitap kendisini,kalınlığın ne önemi var” gerçeğini yaşıyor ve kendinize kızıyorsunuz… Zira kitap kendisini okutuyor,okutuyor ve yine okutuyor…. ÇOOOOK BEĞENDİM… Kitabın son sayfasını kapattığımda bende bir devri kapatmış gibi hissettim. Ve bir şeyler çöreklendi yüreğime. Sayfaları çevirirken, yarı gerçekleğin kurgulanmış hali olduğunu biliyorsunuz ama yinede etkileniyorsunuz ya, o duygu tarif edilemez bir gerçek. Yazarın kitabın son sayfasında anlatmış Hürrem kurgusunu. Hangi kadın hırsından dağları taşları delmemiş ki dedirtiyor ve Hürremin Osmanlı Sarayında her şeyi altüst etmesinin yanında vicdanı ile hesaplaşmasını okuyorsunuz satırlarda. Çocuk yaşta Volga nın dağlarında kelebek kovalayan küçük bir kızken, baba ocağından kaçırılan,atlı süvari Taçam Noyan’ın himayesine girer. Daha sonra bir kapı daha açılır Aleksandra Anastasia Lisowska’ya. Kırım hanedanının hanımı Aleksandra yı yanına alır ve ona bilmesi gereken her şeyi öğretir. Genç kızlığa adım attığı son dönemlerde kendini Osmanlı Devletinin Harem koğuşunda Cariye olarak bulur. Şimdi adı Ruslana olmuş ve Aleksandra’yı geride bırakmıştır. Onu çekemeyenler ise Moskof Cariye demekte diretir durur. Ama en son ona “Hürrem” diyen Sultan Süleyman son noktayı koyar. O bundan sonra, ne doğarken adını aldığı Aleksandra, ne Harem de dillere dolanan Ruslana ne de Hiristiyan aleminin kendisine taktığı Roxelanne idi. O bundan sonra Sultan Süleymanın gülen yüzlü Hürremi olmuştu. Taht kavgaları, ihanetler,ihtiraslar ve daha ne ararsanız bulacağınız bu kitapta okurken farklı farklı duyguları yaşayacaksınız, bir çoğunun kurgu olduğunu bilmeniz bile etkilenmenize engel olmayacak diye bilirim. Yazarla ilk tanışmam olmasına rağmen ilk kitabını göz önüne alarak diyeceğim birkaç kelime KENDİNİ OKUTUYOR olacaktır. En azından bana okuttu ve okuduğum her sayfadan sonra bir sonraki sayfanın heyecanını yaşattı diye bilirim Kitabı okumamda ısrarcı olan Nilay ve Duygu arkadşıma da kocaman teşekkür ederim… Ve bende bundan sonra TAVSİYE ederim diyebileceğim yegane kitaplığıma eklemiş olmanın haklı gururunu yaşayacağım….
roman okunsa da olur okunmasa da olur türden bir roman. ve şunu da vurgulamak istiyorum tarih tarihçiden ve o dönemde yaşayandan öğrenilir.
belki tarihi açıdan eksiklikler olabilir. ancak o dönemlere ilgisi olan, harem hayatını merak eden herkes için tavsiyemdir. hürrem'in çocukluğundan bu yana yaşadığı olası olayların kurgulandığı kesinlikle tavsiyem olan bir kitaptır.
Gerek Osmanlı'nın genel durumu, gerek haremde yaşananların anlatımıyla gayet başarılıydı. Bir hükümdarın aşkı uğruna neler yaptığını gözler önüne seren türden. Ayrıntılara fazlasıyla yer verilmiş.
Okurken o kadar sinirlerimi bozdu ki. Nasıl bu kadar çok okunmuş, sevilmiş anlayamadım
Kurgusu güzel, akıcı gidiyor ancak yakışır şekilde anlatmamış.
Demet'in en güzellerinden... Betimlemeler harikaydı
Muhteşem Süleyman'ın ne hallere düştüğünü , Koskoca imparatorluğun kimlere kaldığını okudum. Gerisi standart bir roman tadında. Süper bir kitap değil ama ortalamanın üstü bir kitap.
Kitap okuma aşkımı aldığım harika roman. Hürrem'e hayran olduğum ,onu ilk tanıdığım ,anladığım kitaptır. Tek kelimeyle harika.
Muhteşemdi. Mustafa ölürken de Hürrem ölürken de ağladım. :'(
Harikaydı. Karakter betimlemeleri muhteşem! Hürrem Sultan' ın hayatına, verdiği mücadeleye bir kez daha aşık oldum. Herkes okusun bu kitabı! :)
Öncelikle yazarın emeğine sağlık. Tarihi bir konuda, hele ki muammalarla dolu bir tarihle ilgili kitap yazmak zor olsa gerek. Tebrik ederim. Üstelik cüretkar sahnelerdeki açık sözlülüğü ve cesareti hayran bıraktı. Kitabın başlarında karakterler pek hoşuma gitmedi. Nasıl desem, inandırmadılar beni var olduklarına. Karakterler gerçekçi gelmediler bana. Bu yüzden bocaladım başta. Sonra alıştım. Talihin sürekli Hürrem'den yana dönmesi gerçekten Kadir Gecesi'nde doğduğunun göstergesiydi. O nasıl bir şanstır arkadaşım? Ve Hürrem'e çok kızdım. Fazlasıyla kızdım hem de. Yaşadıklarını anladım fakat sırf kendi iktidar hırsı için koskoca imparatorluğun kaderiyle oynaması "Küçüklüğünde kötü olaylar yaşadı." ile açıklanamaz, kadın geçmişimle ve geleceğimle oynamış resmen. Kim bilir Mustafa tahta çıksaydı ben şimdi Türkiye'nin bir ili olan Paris'te sade Türk kahvemi yudumluyor olabilirdim. Fırsatınız olursa okuyun derim.
Uzun olması gözümmü baya korkutmuştu. Ama okumaya başlayınca zaten elinizden bırakamıyorsunuz. Eski dönem kitaplarını çok sevdiğim için almıştım ve iyikide almışım. Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Entrika bu kadar mı güzel işlenir bir kitapta =) enfes.. Muhteşem Yüzyıl gibi çakmalardan vazgeçip bu kitabı okuyun derim
Osmanlı döneminin entrikaları ve saltanat kavgaları, Hürrem'in kıvrak zekasıyla tarihe yön verişinin işlendiği kitap okunmaya değer.
serinin ilk kitabı olduğundan zevkle okumuştum. olayları biraz fazla uzattığı bölümler olmasına karşın, yazar bana göre Philippa Gregory nin türk versiyonu... mihrimahtan çok daha güzel bir kitap bana kalırsa... bu türü sevenler sıkılmadan okuyabilir.
o dönemin olaylarını öğrenmek açısından iyiydi, kurgu kısımları da sürükleyiciydi.











