Muhteşem Gatsby
“Eğer kişilik, kesintisiz bir başarılı hamleler silsilesiyse, o zaman onda muhteşem bir şey vardı, yaşamın vaatlerine karşı fazlasıyla gelişkin bir duyarlılık...” Muhteşem Gatsby'de (The Great Gatsby) Fitzgerald hem Amerika'nın 1. Dünya Savaşı sonrası yaşadığı düşkırıklığını, hem de para ve mevki tutkunu bir toplumdaki ahlak çöküntüsünü çarpıcı bir biçimde yansıtmakla kalmamış; belli bir zaman ve yerde geçen olayları anlatmakla yetinmemiş; Gatsby'nin muhteşem rüyasının peşinde koşmasını adım adım takip ederken hayal ve gerçek arasındaki büyük farklılığa da güzel bir örnek vermiştir."Gerçek bir klasik; en görkemli Amerikan romanı denebilir."-John Carey/Sunday Times-Yüzyılın Kitapları-
Baskılar19
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (254)kitabı ilk okurken az çok bir şeyler hayal edebiliyorsunuz akışla ilgili. Ama beklediğim gibi olmadı. Yine de güzel kitaptı.
Neden bu kadar övülmüş anlamadım ama diğer yorumlara da bakınca çevirmen gazabına uğramıs bu kitap sanırım.
Bu çok üzücü. Bu gerçekten çok üzücü… Bir süreliğine kendi kabuğuma çekilmek istiyorum sadece. Yalnızca bir kitap değil de gerçek yaşanan bir olaydan alınıp sürekli kendini sonsuzlukta tekrar eden bir anı gibi hissettirdi bana. Sayfaları kapalı bile olsa sanki aynı olaylar silsilesi kendi içinde tekrarlanarak yıkım gerçekleşiyormuş gibi. Yaşıyorlar, ölüyorlar ve başa dönüp yine aynı yere geri dönüyorlar. Fazla bağlandım ve üzüldüm bu yüzden. Önemli karakterler dışında kalan isimleri okumadım bile hatta öyle bir an geldi ki yazar tüm karakterleri tek bir sayfada sıralamıştı: şu an nasıl 15984173 rakamlarını okumadığınız gibi es geçtim hepsini. Ve Daisy’nin ikinizi de sevdim demesi… paranızı ve bana sunduğunuz imkanları sevdim dese daha doğru olurdu bence Keşke senin için bir şeyler yapabilseydim Gatsby, keşke... Kalbini görüyor, anlıyor ve onun için yas tutuyorum "Bu hayali sürekli büyüterek, elinin altındaki bütün parlak tüylerle onu süsleyerek, bu hayalin içine bir yaratıcılık tutkusuyla atmıştı kendisini."
Orijinalini okumadan bile çevirilerde sıkıntı olduğunu söyleyebilirim, herkesin kendine has bir tarzı, çevirme yöntemi olsa da, bana göre, öncelik okuyucuya, yazara saygı duyarak onun anlatmak istediğini doğru aktarabilmektir. Kitaba gelecek olursak, beklentimin çok altında kaldı. İdare ederdi de demek istemiyorum çünkü bazı yerlerde akıp gitti, beni içine çekti. Özellikle de Gatsby'nin hikayesi çok acıklıydı. Herkesten habersiz, kurduğu hayallerin içinde, geçmişi geri getirebilmek adına inşa ettiği sahte dünya ve sonlara doğru gerçekleşen trajik olaylardan etkilenmedim desem kocaman bir yalan olur. Çarpık ilişkilerde de sinirim bozulmadı değil. Fitzgerald'ın kitabı kısa tutması verdiği en mantıklı karar olmuş, tadında bitti. Son olarak bu cümleyi benden sık duyamazlar ama hakkını vererek söylemek istiyorum ki, filmi kitaptan daha iyiydi.
Buruk bir vefasızlık öyküsü..keşke daha iyi bir çeviriden okuyabilseydim..
Bircok esere kaynaklık eden kitap. Bir Amerikan rüyası. Kitabı okurken ilk etapta pek hazzetmedim , ilerledikçe sardı beni. Kitabın başında yer alan diyaloglar çevirereden mi nedir pek anlaşılır değil. Sonrasında belirli bir düzene giriyor diyaloglar. Diyalogların çokça yer aldığı bir kitap. Konu itibariyle zamanında sevdiği kıza maddi imkansızlıklar sebebiyle sahip olamayan Gatsby'nin şansının da yardımıyla milyoner olması ile tekrar bu gençlik aşkını kazanmak istemesini konu ediniyor. Ve sonu itibariyle de göreceksiniz yine başarısızlık. Bu kadar çok okunacak , tutulacak kalitede bir kitap mı bence değil ama dönemin Amerikasini, paranın aşkın önüne geçişini , gece hayatını, içkili partileri , para düşkünü sosyetenin durumunu yansıtmış. Bu açıdan zaten on planda tutulan bir kitap.
valla anlamayadım diye üzülmüştüm meğer hiç kimse anlamamış.içim rahatladı :)
Daha önce kitabın konusunun işlendiği, aynı adla vizyona giren filmini izlemiş olduğum için olay örgüsünü biliyordum. Tabi ki kitaplar her zaman daha geniş bir kurgu, daha fazla akıcılık ve daha fazla detay içerir. Filmi de çok beğenmiştim dolayısıyla kitabına da bayıldım. Ama beğenmiş olduğum; konudur, olay örgüsüdür. Bunun dışında elimde bulunan kitap Artemis yayınlarından çıkmış olan baskısıdır. Kitabı, filmi izledikten sonra almak istedim ve filmin afişinin kitabın kapağı olarak kullanılması, kitabın ciltli olması ayrıca beğenmeme sebep olan bir etken oldu. Ancak gel gelelim ki kitabın çevirisi gerçekten kötüydü. Konunun akıcı olması bir yana, çeviri zıt kutup gibi kitabı okuma bırak deyip durdu... Her şeye rağmen her kitap sevenin okuması gerektiğini düşündüğüm başarılı bir eser. Tabi mümkünse başka bir yayın evinden.
Eseri okumak isteyenlerin Can Yücel çevirisinden katiyetle uzak durmaları şiddetle tavsiyedir. Karakterler arası diyaloglar tamamiyle Türk insanı ağzı ile aktarılmıştır. Güzeldir bizim dilimiz, her bölgemizin kendine has o şivesinin apayrı bir çekiciliği vardır, lakin; 1920' lerin Amerika'sında, bir karakterin ağzından 'yetti canıma gayrı' (?!) vb. gibi sözler duymak insanı dumura uğratmaktadır. Kitap elimde olmadığı için birebir alıntı ekleyemiyorum fakat örnek olandan daha absürd diyaloglar mevcut.
Amerikan Rüyası'nın perde arkasını gözler önüne seren bir eser. Sınıf ayrımından yozlaşmaya, geçim derdinden, kısa yoldan köşeyi dönmeye ve huzurlarınızda gerçek Büyük Buhran Amerikası. Karakterlerin her biri adeta bir eleştiri oku. Sevdiği kadın uğruna yasa dışı yollarla köşeyi dönen fakir ama gururlu genç, her şeyden habersiz evlatlarının "iyi yerlere" gelmesine sevinen alt sınıf aile, zengin kocasının sağladığı konumunu kaybetmemek uğruna aldatılmaktan aşağılanmaya her şey sineye çeken kadın, mutsuzluklar, tatminsizlikler, bitmek bilmeyen arayışlar... Remzi Kitabevi baskısı ve Figen Yanık çevirisi son derece yalın ve temiz Genel olarak kitabın sade bir dili var zaten. Öyle ki sanki film olsun diye yazılmış gibi. Dönemi hakkında çok ciddi fikir veren eser benim aklımda son zamanların en başarılı Tv dizilerinden biri olan Boardwalk Empire sayesinde daha bir pekişti. İşte bu kitap tam da o Capone gibilerin palazlandığı, ten renginin yargılanma sebebi olduğu, ailelerin çıkarları için bir arada kaldığı çarpık ilişkiler dönemini ele alıyor. Gerçi böyle sıralayınca günümüzden pek bir farkı yok gibi görünüyor ya.
Filmi olduğu halde kitabını okumamın tek bir nedeni var. Merak. Neden bu kitap onca esere esin kaynağı oldu, herkesin dilinde? Filmini zaten biliyoruz. Kitap Birinci Dünya Savaşı buhranı sırasında yazılıyor. Amerikan partileri,sosyetesi,görmemişliği. Kısacası Amerikan Rüyası.Tarihten bildiğimiz üzere Amerikayı Amerika yapan savaşlardır. Ülke asla taraf olmaz.(başlangıçta)Sadece her iki tarafa silah satar ve zengin olur. Yoksa İngiliz kolonilerinin bir anda dünya devi olmasının açıklaması yoktur. İşte böyle bir dönemi ve değişimi anlatır kitap. Siz bakmayın sadece para düşkünü bir kadını seven obsesif bir adamı anlattığına. Amerika'daki değişimi anlatır aslında. Jazz müzik hayranlığı, alkolün yasaklanmasını,zengin olanın ''kesin alkol kaçakçılığı yapmıştır'' gözü ile bakılmasını,sıcak paranın ülkede sabahlara dek süren partilere meydan vermesini,zenginlerin polo partilerini anlatır.Kitaptaki yeşil ışık bile Amerikan rüyasını simgeler. Geceleri Bay Gatsby yeşil ışığa neden uzanır? Çünkü kendisi doğuştan zengin değildir. Parayı şans eseri bulmuştur. Amerikan rüyasını sadece uzaktan yaşayacaktır. O dönemin kadınlarını anlatır. Zengin olmayan,varlığı sağlam temele dayanmayan erkeklerin tercih edilmemelerini. İnsanlarının vefadan uzak nasıl da materyalist tercihleri olduğuna değinir. Her gece evinde partilerine katıldığınız bir adam ölürse cenazesine bile gitmeyecek kadar basitleşmiş bir topluluğu... Dili sade ve akıcıdır. Keyifle de okunabilir.
Aşık Gatsby sevdiği kız için 5 yıl bekledi ama Daisy yüzeysellikte sınır tanımayan biriydi...Peki Gatsby pişman olmuş mudur? Farklı bir kitap ama okumasanız da bir şey kaybetmezsiniz
Çok fazla abartılmış bir kitap bence.Kitapta edebi olarak ya da kurgu olarak çok bir şey bulamadım. Can Yücel'in çevirisi hatırına 6 puanım. 20yy ın okunması gereken ilk 10 kitabı arasında yer alması çok iddalı ama yersiz..
Sağda solda bulabileceğiniz geçen yüzyılın en iyi 100 romanı, tüm zamanların en iyi 50 romanı, galaksinin en iyi zilyon romanı listelerinde hep ilk sıralarda yer alan lakin orada olmasını gerektirecek hiçbir özelliğe sahip olmayan bir roman. Kitabın giriş cümlesi de yine en iyi giriş cümlesine sahip romanlar listelerinde sıklıkla yer alır. İşte o giriş cümlesi(Can Yücel çevirisi ile) ----alıntı---- Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma. ''Ne zaman'' demişti, ''birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarında gelmemiştir dünyaya!'' ----alıntı---- Giriş cümlesi fena değil ama asıl sen çıkışa bak ---çıkış alıntısı--- Kaçırdık o vakit elimizden onu, ama ziyanı yok, yarın daha hızlı koşacak, kollarımızı daha ilerlere uzatacağız... Ve bir sabah, aydınlıklar içinde... O ümitlerdir ki şimdi sefer etmekteyiz, biz o akıntıya karşı giden tekneler, durmadan geriye, geçmişe çarpılıp atılsak da ne gam... ---çıkış alıntısı--- Benim için bitirilişi, başlangıcından daha iyi bir kitaptır ama tabii bunda Can Yücel katkısını unutmamak gerek. Çok karışık gidiyorum toparlamaya çalışıp Can Yücel ile bitireceğim her şeyi. Şimdi öncelikle ben kitabı çok beğenmedim, bunun sebebi ise kitabın övüle övüle bitirilememesi. Bir numara yok bu kitapta, tıpkı daha önce övülen pek çok kitapta da olduğu gibi. Bir Amerikalı için bu kitap çok özel olabilir, ama benim için değil. Hani Can Yücel çevirisi ve eski bir baskı olmasa elimden çıkarırım hiç düşünmeden. Çok kısaca özetlemek gerekirse zamanında aşkına karşılık bulamamış daha doğrusu bulmuş da imkansızlıklar yüzünden hatunu kapamamış bir adamın ''benim olacak hatun binicem üzerine vurucam kırbacı'' mottosuyla gerek şansının yardımı, gerek pragmatist tavırlarının sonunda emeline ulaştığını sanması lakin kırbacın bir tarafında patlamasının hüzünlü hikayesidir kitap. Caz Çağı denen bir şey var, partiler, eğlence filan. Bizim ''Lale Devri'' gibi düşünün. Vur patlasın çal oynasınla birlikte ahlaki çöküş de had safhada. Kime neye göre ahlak derseniz cevabım yok ama. İşte o dönemi mükemmel şekilde yansıtığı söylenir bu kitabın, lakin dönemi bilmediğimden yansıtıp yansıtamadığı konusunda çok atıp tutamam, yine de muhtemelen yansıtıyordur; aksi halde bu kadar övülmezdi bu kitap. Kitapta bazı simgeler varmış anlatmayacağım şimdi girin wikiden bakın ama simge isteyen gitsin Orhan Pamuk okusun. 3-5 simge için bu kitaba efsane muamelesi yapılacaksa Mahsun Kırmızıgül de Türkiye' nin Kubrick' i olur o zaman. Kitap, bir döneme ışık tutması, şık final paragrafı ve kadın karakterinin gerçekçi analizleri dışında çok övgüye değecek bir şeye sahip değil benim bakış açıma göre. Yine de pek çok büyük yazarın ilham aldığı kitaplardan biri olarak gösterilir o ayrı ama bunu da her zaman verdiğim milli örnekle açıklayabilirim. Jimi Hendrix gitarda bir çığır açmıştır lakin sonrasında gitarı onun eline verecek bir sürü gitarist çıkmıştır, tabii ergen rockerlar bunu kabul etmeyeceğinden hiç tartışmaya girmeyeceğim bu konuda. En birinci Hendrix, kafasına da jiletle kesik atıp içine ot koyuyormuş hatta. Yazıldığı dönem ilgi görmemesi, yazarın ölümünden sonra ünlenmesi, bir döneme ışık tutması, yazarın hayatına ilişkin izler taşıması vs. filan derken baya efsane bir kitap olmuş sonunda. Gelelim Can Yücel' e. Şimdi bir kitabın Can Yücel çevirisini okuyorsanız bilmeniz gereken ilk şey şudur; Can Yücel kitabı çevirmez, kitabı yeniden yazar. İnanın abartmıyorum ve bu yorumumu destekleyen, en bilinen örneği vereyim; Orijinal cümle: To be or not to be - Çevirisi: Olmak ya da olmamak - Can Yücel çevirisi: Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin Öyle kalırsınız işte, Can Yücel bu boru değil. Bu fazlasıyla subjektif çeviri için eleştiriler aldığında ise rivayete göre Shakespeare Türkçe bilse böyle söylerdi savunmasını yapmış bir adam. Yani Can Yücel' in hiçbir çevirisi için en iyi çeviri bu çeviridir denemez, lakin en orijinali kesinlikle odur işte. Şimdi yukarıdaki alıntılardan 2.' ye bir bakın lütfen. Bu kitabı Can Yücel çevirdiği için o kadar şiirsel bir finalle bitiyor kitap, orijinali nasıldı bilemem.
okuduğum yorumlar nedeniyle beklentimi düşük tuttuğumdan kitabı fena bulmadığımı söyleyebilirim. sıkılırım zorlukla okurum herhalde derken kolayca okudum ancak mutlaka okunması gereken kitaplar listesinde olması biraz abartılı bence...
İlk sayfalarda ağır ilerleyip sona doğru bi tempo içinde ilerliyor kitap. Genel anlamda beğendim makul bir sürükleyiciliği var verilmek istenen düşünce de gayet açık.
Kitap sonunda Daisy için ah sen burada olacaktın ki! Demekten kendimi alamadım.
Ben İletişim Yayınlarından çıkan baskısını okudum, çevirisi iyiydi tavsiye edebilirim. http://sokakkedisi28.blogspot.com/2013/12/okudum-muhtesem-gatsby.html
Bu kitabı son zamanlarda yasaklanmış kitaplar okuma merakım ile alıp okudum. Ah diyorum, can Gatsby. Muhteşem Gatsby. Bu ne güzel bir adamdır? Sevdiğini yıllarca beklemiş. Ona yakın olmak için diğer rıhtımda ki villayı satın almış. Sabır ile tekrar karsilacaklari günü beklyior Gatsby. Amerikanın kokoş hanımefendileri. Çay partileri. Sevginin paraya takas edildiği bir dönem. işte bu yüzden Gatsby mutsuz. Kitabı okuduktan sonra birde filmini seyrettim. Çok güzeldi. Yine okurum, yine seyrederim ben bu Gatsby'yi.
Önce Leonardo Dicaprio nun oyandığı filmini izledim daha sonra kitabı olduğunu öğrendim fakat herkes çevirisinden şikayetçiydi. Bende İngilizcesini okumaya çalışıyım dedim. Bence abartı değil sakin geçiyor ama sonu gerçekten etkileyici. Ben etkilendim yani.
http://kitapeylemi.blogspot.com/2013/09/84-muhtesem-gatsby-f-scott-fitzgerald.html
" tek bir hayalin peşinde çok uzun zaman koşan bir adam .. zamanı geldiğinde bu hayalin bedelini ağır hem de çok ağır ödedi.. " çok boş zamanlarınızda sıkılmadan okursunuz ama okunmasa da olur hani :)
http://www.kontesce.com/2013/09/muhtesem-gatsby-f-scott-fitzgerald.html





























