Bit Palas
''Öyle bir şey yap ki, bir daha buraya çöp dökmek istemesinler. Hadi şeker. Beynini çalıştır. Bulursun sen bir şeyler'' dedi rakısını gene benden önce bitirirken. Arkama yaslanıp, bir sigara yaktım. Nedense karıncalar yok bu akşam. Soluduğum duman havaya karışırken, aniden, kendiliğinden, küçük, bit kadar küçücük bir fikir geldi aklıma. Arka Kapaktan
Baskılar3
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (229)Seviyorum çok bilinen basit bir konuyu alıp; güçlü cümleleri, eğlenceli kurgusu ve betimlemeleri ile tavan yaptıran yazarlara... Elif Şafak da bu konuda çok beğendiğim yazarlardan... Bir kitabını daha keyifle okudum.
Bilmiyorum İskender'i okuduktan sonra bir tane daha Elif Şafak okumalıyım dedim ama demeseymişim , 18 .yy'daki klasikler gibi uzun uzun sıkıcı betimlemeler hassek.. ordan denecek hikayeler , ayrıca o son olmamış be yazar abla , boşa okumuşum gibi de değil gibi de
Bir apartman ve her dairenin farklı öyküsü. Elif Şafak'ın çoğu kitabını severek okumuşumdur. Bit Palas'ın da yeri ayrı.
Kuaför kardeşler ve bulgur hanım çok güldüm. Okunası bir kitap bon bon palas
güzel giden bir kitabı son derece saçma bir sonla bağlayarak mahveden bir kitap olarak kaldı aklımda
Sıkıcı Bir bina nin yasayanlari. Binadaki hayat
değişik bi apartmanı ve sakinlerini anlatıyor..yazarın beğendiğim tek eseri.
Tanımadığım insanların hayatlarını gözlemliyormuşum , mahremlerine giriyormuşum gibi bir duygu verdi bana okurken. Tabi biraz ağır ilerlediğinden ötürü yarısında ara verip nerede kaldığımı unuttuğum bir dönem de yaşamadım değil. Ama sonuç itibarı ile severek okumuştum. Hurafe yaratıp bunlara ıstavroz çıkaran insanlarımız azımsanamayacak kadar fazladır o yüzden o sahnelere geldiğimde gülümseyemeden edemedim. Ve kuaförde geçen sahneler de beni yıprattı :)
Hani televizyon destursuz herkesin evine girer ya ,işte sende bit palası okuyarak bazı dairelere destursuz gireceksin.Bazıları çok tanıdık gelcek ,aynı bizim nevzat amca ,birim nazlıyı anlatmış diyeceksin belkide kimbilir...
Bir apartmanda yaşayan farklı hayatların hikayesini anlatılıyor.Aynı apartmanda yaşamak ve apartmanın duvarının çöplük olarak kullanılması nedeniyle ortaya yayılan koku ve böceklerden muzdarip olmak dışına hiçbir daire sakininin ortak bir özelliği yok.Roman kişilerin hayatlarının farklı dönemlerinden kesitler alınmasıyla sürüyor ve çoğunun hayatının devamı okuyucunun hayal gücüne bırakılıyor.Aşırı detaylı tasvirler nedeniyle okumak güçleşiyor.
E.Şafak 'ın görsel ve yazılı medyada ortalama bir reklam yıldızından, daha çok boy göstermediği zamanlardı.. Yazdıklarının asla, yazanın önüne çıkmadığı zamanlar ve benim bir E.Şafak meftûnu olduğum eski zamanlar.. Ama her zaman Bit Palas bambaşkadır benim için.. Bana göre, Bonbon Palas' ta yaşayan apartman sakinlerinin hayatları özelinde, tümden, Türkiye' ye sosyolojik bir bakışı içerir. Nihilist Tıp öğrencisi, çocukluğu sürgünde geçmiş Sidar, Zeytinyağı Tüccarının metresi, iyi kalpli Mavi Metres, Metin Çetin ve karısı Nadya, Gizemli Madam Teyze, zıt karakterli ikiz kuaför kardeşler Cemal ve Celal.. Ne güzeldir BitPalas ve ona can veren, aşırı sahici, orada burada hâlâ nefes alıp verdiğine dâhi inadığım muhteşem karakterleri.. ölmeden önce okunmalı..
Aslında kitap 7 ile 8 puan arasında bir yerlerdeydi. Güzeldi çünkü bir apartman ve daire daire insanlarını anlatıyor.İnsanların farklılıklarını bu şekilde yansıtmak gerçekten hoş. Kötüydü çünkü yakışmayan bir sonu vardı. Okumanızı tavsiye ederim.
Böcek fobisi üzerine yazılmış bir sanat dizisi gibi. Bir yere varmıyor. Elif Şafak'ı abartıldığı kadar devasa yeteneklere sahip bir yazar olarak görmüyorum zaten. Sadece kelimelerle arası iyi.
Elif Şafak okumaya çok yanlış bir kitaptan başlamışım herhalde, bitirmek için o kadar uğraşmama rağmen en sonunda pes edip yarıda bıraktım. Bit Palas Elif Şafak'ın okuduğum ilk kitabıydı ve sanırım son oldu.
ilk başlarda biraz sıkıcıda olsa sonlara doğru merak uyandırıcı bir kitap.
Açıkcası Elif Şafak'ın geçmişle günümüzü harmanlamasını en azından bunu denemesini seviyorum fakat bu kitapta sanki bu biraz daha abartılmış gibi. Kitabı büyük bir hevesle aldım fakat okurken özellikle de sonunda hevesim hayal kırıklığına dönüştü.
İstanbul'da bir apartman. Bonbon Palas. Bu kitapta:Bonbon Palas'ın Bit Palas olma öyküsü. http://bestemina.blogspot.com/2012/12/bit-palas.html
Elif Şafak'ın bol karakterli romanlarının ilki :) Kader birbirinden çok çok farklı hayatları aynı apartmana atarsa, ortaya hem neşeli hikayeler hem acınası ilişkiler hem hüzünlü sonlar çıkabiliyor. Romanın parça parça farklı hayatlar anlatıyor olması birilerini okurken diğerlerini merak etmemize sebep oluyor, bu yüzden insanın ara vermeden bitiresi geliyor. Biraz sürprizli bol hüzünlü sonuyla mutlaka okunmalı :)
-Nasıl olsa bir tekrarlar silsilesidir yaşam ; başı ve sonu yoktur -Ne zaman birini bundan boyle sevmemeye karar versek kendi kendimize, ondan bizde kalan eşyalarla hesaplaşırız öncelikle -Kurtulduğumuzu sandığımız bir şeyin bize nasıl raptolduğunu gördüğümüz an yaşadığımız düşkırıklığı ile, geri alabileceğimizi sandığımız bir şeyin ellerimizden nasıl kayıp gittiğini gördüğümüz an yaşadığımız düşkırıklığı akran sayılır zira -Korku ve kaygı ve kuruntu, “her şeyin başka türlü olması ihtimalinin dehşeti”nden beslenir -Böyle aralara serpitilmiş yabani suskunluklar aynı dili konuşamayanların sohbetlerinin nakaratlarıdır. Belli aralıkta tekrarlanır -Takıntılarını ortadan kaldırmaya çalışma. Çünki bu mümkün değildir. Sen sadece onları bulamayacağın yerlere koy yeter. Yalnış çekmeceye kaldır. Bırak orada kalsınlar. Unutacaksın. Bir gün başka bir şey ararken, tesadüfen yeniden buluncaya değin- -İnsanı kirleten ağzına giren değildir. Ağzından çıkandır insanı kirleten.. -Her insan yeryüzündeki aynasını arar, onunla bir olmak, onda kendini bulmak için.. -Her kes birilerinin hayatına sızarken illa ki bir şeyler taşıyordu beraberinde. -Bir insanın acısını yürekten paylaşabilmemiz için , bizimle aynı hakikati paylaşıyor olması gerekir öncelikle. -Bildiğimiz şeyleri bilebilmek için illa ki bir alamet bekleriz bazen ya da bizi omuzlarımızdan tutup dut ağacı silkeler gibi sarsacak bir elçi, mümkünse uzaklardan gelen...
Her zaman ki gibi güzel bir Elif Safak kitabi. Elif Safak'in kaleminden cikan bir kitabi almanca baskisi ile okudum. Ilginc bir deneyimdi benim icin.
Uzun zaman önce okuduğum ve aslında biraz unuttuğum bir kitap. Ama çok beğendiğimi hatırlıyorum. Tekrar okuyacağım! Kesinlikle tavsiye ederim.












