Kağıttan Kentler
Quentin Jacobsen, olağanüstü derecede maceracı Margo Roth Spiegelman'ı uzaktan severek bir ömür harcamıştı. Bu yüzden hayatına ninja gibi giyinmiş olarak tekrar girdiğinde ve onu yaratıcı intikam mücadelesine çağırdığında, Margo'yu takip ediyor. Birlikte geçirdikleri gece bitip yeni gün ağardığında, Q her zaman esrarengiz olan Margo'nun tamamen bir muamma olduğunu keşfediyor. Ancak Q, kendisi için ipuçları olduğunu öğreniyor. Alakasız bir yolu takip etmeye zorlanıyor, Q yaklaştıkça, tanıdığı sandığı kızı daha az görüyor.
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (130)aynı yıldızın altında kitabından sonra bu kitap tam bir rezalet. İnsanı kitap okumaktan soğutan cinsten. Bu kitaptan sıkıldığım için 1 ay kitap okuyamadım siz düşünün artık ne demek istediğimi. RE ZA LET !
Aslında okuduğum bir tarz bile değildi fakat en en en sevdiğim kitaplar arasına girmeyi başardı. Sanırım ingilizce ögretmenim beni benden bile iyi tanıyor. Kitap çok keyifli, eğlenceli, sürükleyici ve kesinlikle bir muhteşem.
Yazarını bilmeden okusam John Green tarzını tanırdım.Kitap biraz 'İlk Aşk' , biraz da 'Alaska'nın Peşinde' den izler taşıyor. Lise mezuniyetine haftalar kala, aşık olduğu kızın ortadan kaybolması üzerine;Quentin ve onun en yakın arkadaşları, kendisine bıraktığı mesajları takip ederek Margo'yu aramaya başlarlar. Bu arada liseden mezun olmak zorundalar ve sınavlara çalışmalı, mezuniyet balosuna katılmalılar. Amerikan gençliğinin aşırı çılgınlıklarının da anlatıldığı; kolay okunan, merak uyandıran, kurgusu sürükleyici ve eğlenceli bir kitap olmuş. Fakat sonu daha güzel olabilirdi. Yazar yine okuyucuya istediğini vermemiş. Çok fazla beklenti içine girmeden eğlencesine okunabilir.
Masumiyet müzesinden sonra okuduğum, okuduguma pişman olduğum, bana bisey katmayan, anlamsız, gereksiz yazılmış ikinci kitap. Aptal ve şımarık bi kizin salak salak kaçmasini anlatan, gereksiz yere reklamı yapılmış, boşuna şişirilmiş sıkıcı bi roman. John greenin beni hayal kırıklığına uğrattığı icin gercekten cok üzgünüm.
Felsefik kitaplardan hoşlanıyorsanız okuyabilirsiniz.Ama bence John Green standartlarına uymuyor.
Sürükleyici fakat sonu belirsiz bir kitaptı :(
ilk aşk kitabından daha iyiydi sanki.ama yine de değişik bşr numarası yoktu kitabın.zaman geçirmek için okunabilir.
Kitabı 2014 cnr fuarında almıştım..O zaman okumaya başlayıp 30.sayfada bırakmıştım.. Kitapları yarım bırakmayı sevmiyorum diye tekrar okumaya başladım şuan kitabı bitirdim ve Okumak için ayırdığım zamana üzülüyorum ..
Kitap çok güzel gidiyordu ama sonunu beğenmedim.
kağıttan kentler'i ilk sinemada gördüm. Filmi çıkınca izleriz okumaya gerek yok tarzı saçma bir mantığa sahip olmadığım için önce okumaya karar verdim. Zaten izleyeceğim filmin kitabı varsa her zaman önce kitabı okumayı severim. Çünkü kitabı okuduktan sonra izleyeceğim filmden ayrı bir tat alırım. Neyse çok uzatmadan biraz da kitap ve yazar hakkında konuşayım. Kitaba çok güzel diyemem çok kötü de diyemem zaten puanım da 7 ama okurken eğlendim. Tabi ara ara yazar sıkmış biraz. Kitabın sonlarında "ehh artık bulsunlar şu kızı" dedim. Bazı sıkıntılar var. Kitaptaki Margo bir anda kayboluyor ve arkasında ucu açık ipuçları bırakmış. Bizim yakışıklı cesur oğlanda arkadaşlarıyla birlikte bu ipuçlarını süper bir şekilde buluyorlar. İpuçları o kadar anlaşılır değilki bulmaları bir mucize. Yazar keşke biraz daha kurguyu sağlam yapsaydı. Tabi kitaptaki bu sıkıntıları göz önünde almazsak güzel bir kitap aslında. Zaten kitabı okurken elimden bırakamadım. Yaklaşık bir haftada bitirdim. Yazarda bir potansiyel görüyorum. İleriki kitaplarında daha iyi olacaktır umarım. Bakarım diğer kitaplarını da okuyacağım.
O kadar çok övülmüş bir yazar ve bir o kadar övülmüş ve övülmeye devam edilen bir kitap.Bugüne kadar okuduğunuz Kağıttan Kentler yorumlarını bir kenara alalım lütfen başlamadan.Zira sanırsam bir ben "beğenmedim" yorumu yapacağım bu kitaba. Beğenmedim çünkü;konuyu sevemedim.Beğenmedim çünkü;karakterler hayak kırıklığı (bkz.Benners Starling).Ve yine beğenmedim çünkü;beklentilerimi karşılamadı. Eminim bana karşı olanlar çook olacak.Ama şimdiden şunu belirteyim;zevkler ve renkler tartışılmaz.😉 Kitabı bitirmiş olduğum şu vakit ne düşüneceğimi bilmiyorum.İnanın kitabın başını bile şimdiden unuttum. Genelde bir kitabı güzel yazmış oldu diye (bkz.Aynı Yıldızın Altında) bir yazar,ondan sonra ne yazsa çok beğeniliyor,üstüne atlanılıyor.Her neyse,kendime bir hatırlatma;zevkler ve renkler tartışılmaz! Ön yorumu çok uzatmışım hemen konuya geçeyim.Quentin ve Margo küçüklükten beri komşulardır.Ve küçükken de olsa iyi bir arkadaş olmışlardır birbirlerine.Sonra bu ikiliyi yıllar ayırır.İkisi de başka arkadaş çevreleri arasına karışırlar.Ama Quentin her zaman Margo'yu sever.Ulaşamayacağını bilse de.Bir gün penceresinde Margo'nun güzel yüzü belirir.Ve bir gecelik kelimenin tam anlamıyla birilerini rahatsız ederler,çılgınlık yaparlar.Bundan sonraki gün Margo kaybolur.Ve arkasında bir ipucu bırakır.Bu ipucu sadece Q'yadır.İşte bizlerde bu gizemin içinde buluruz kendimizi. Kitabı aslında ne sevdim ne de nefret ettim.Ama bu kadar abartılınca ister istemez sevemiyor insan. Yorumumun sonlarına yaklaşırken şunu da belirtmek istiyorum;Ben ve onun kullandığı kelimeleri,davranışlarını hiç ama hiç sevemedim."Bir kitabın gençlere(!) hitap etmesi için çeşitli argolar koymak,yeni ergen olmuş ve belirli yerinin yeni farkına varmış bir karakter yaratmak gerekir"felsefesinden yararlanılmış olması da cabası. E,şunu da itiraf edeyim."'John Green'in kalemi'diye de bir şey var." kanısındayım.Zira başka biri bu kitabı yazmış olsaydı şöyle derdim;Bir kız olsun,şu popüler olanından.Bir erkek olsun,ezik ve sevimli olanından.Erkeğin yanına,damsız ve grubun hepsi erkek olan arkadaş grubu.Kızın yanına,zengin, zorba ve iki yüzlü arkadaş grubu. Kitaba biraz felsefe yaptıralım.Tamamdır arkadaş.Boşver kitabın dilini,üslubunu vs... Ama John Green bu konuyu cidden okunacak hale getirmiş.Bu kitabı okumamda,yarım bırakmamamda büyük rolü var.😊 Velhasıl-ı kelam,ben tavsiye etmiyorum.Bu yorumumdan hoşnut olmayacaklardan da özür diliyorum.Biraz ağır da olmuş olabilir yorumum.Ama zevkime laf anlatmak zor diyerek yorumumu burada noktalıyorum.😊
bu adamin kitaplarini oldum olasi severim. bu kitabida bir digerleri kadar guzel. fakat uzulerek soylemek isterimki filmini daha cok sevdigimi fark ettim. neden bilmiyorum ama filmi bana daha yakin daha sicak ve daha akilda kalici geldi. kitabi okuduktan cok sonra filmin cikmasimi buna neden oldu bilemiyorum. ama filmi tek kelimeyle harikaydi. aslinda her zaman kitabin kesinlikle filmden daha cok akilda kalici oldugunu, daha fazla duygu ve anlamyuklu oldugunu dusunurum. bu kitapta tam tersi oldu gibi. ayni yildizinaltinda kitabinda bekledigim ask hikayesi olmustu. ama bu kitap kesinlikle beni sasirtti. kitabi okumayanlara tavsiyem kesinlikle kitabi tahmin etmeye fikir yurutmeye calismayin. sadece sonuna kadar okuyun. okuduktan sonra filminide izlemenizi tavsiye ediyorum.
Beklentilerinizi yüksek tutmadan, yazarın tarzını seviyorsanız okuyun derim. Yoksa okurken sıkılabilir, kitabı yarım bırakmamak için kendinizle savaşabilirsiniz.
http://fairytaleess.blogspot.com.tr/2015/07/kagttan-kentler-kitap-yorumu.html Paper Town gösterime girmeden kitabı hatırlamak amacıyla bir kez daha okumak istedim. Zaten John Green ne yazsa okurum dediğim bir yazar. En sevdiğim kitabıysa sanırım Kağıttan Kentler. Gece itibariyle kitap bitti ve özellikle yolculuk kısımlarındaki diyaloglara kahkahalarla güldüm. Kitabı genel olarak çok seviyorum ancak son kısımda , okuyanlar bilir , olan şey ilk okuduğumda beni çileden çıkarmıştı. Margo'yu bir kaşık suda boğmak istemiştim. Ancak şimdi bir daha okuyunca kitabın sonunun çok makul olduğunu görüyorum. Zaten John Green kitapları genelde ucu açık bitiyor. Aynı hayat gibi. Yazar okuyucuya , hayattan karakterler sunuyor. Oluşturduğu karakterler asla mükkemmel değil. Ne çok yakışıklı veya güzeller ne de çok zekiler. Kendilerine göre değerleri ve kusurları var ve işte ben de yazarda tam olarak bunu seviyorum. Bence kitapları mutlu sonla bitseydi veya her şey dörtdörtlük kafamızdaki gibi olsaydı kitaplar etkileyiciliğini yitirirdi diye düşünüyorum.
Kitabı eleştirmeden önce çevireni eleştirmek istedim çok çeviri kokuyordu çünkü, hani motherfucker ı seni lanet zenci diye çevirmek gibi bişi olmuş.Gençlik romanı, tamam.Başlarken bir beklentim yoktu, kabul.Ama arkadaşım bu yazarı bu kadar övmüşken daha fazla şey bekledim malesef.Margo her başkarakter gibi çok güzel ve baştan çıkarıcı olmak zorunda,oh ama evet gizemli ve aslında çok derin bir kızmış meğer.Quentin yıllardır dibinde olan kıza aşkını ilan edemiyor sonra birden nereden ilham alıyorsa artık kızın evine girmeler anne babasından fazla aramalar hayatını zehir etmeler.Belki de gerçek aşk budur kim bilir.Kitabın gereksiz argosu var hoşuma gitmeyen yani banane çocuğun çiş yaptığından.Kitabın sonuna kadar Margo yu arıyoruz Margo kitabın sonunda trip atıyor aman ne güzel,biliyorum çok yüzeysel oldu.Çünkü kitabın bırakabildiği etki bu kadardı.
Kitabı biraz gereksiz bulduğum gerçek.
kitabı bitirdikten sonra fark ediyorum ki aynı hikayeyi John Green'den başkası yazmış olsaydı katlanılmaz olabilirdi belki de. Çünkü kitapta tek bir konu işlenmiş ve sonuna kadar aklınızda tek bir soru oluyor. Margo nerede? Ancak John Green'in farkının burada olduğunu düşünüyorum. Sizi okumaya ikna etmesi için çok farklı kurgulara ihtiyacı yok. Yarattığı karakterleri, sade ancak zekice oluşturulmuş diyaloglarıyla, tek bir konu üzerinden bile kitabın sonuna kadar merakınızı canlı tutmayı başarıyor. Artık sonlara doğru o kadar heyecanlanmıştım ki ne olacak diye kalbim küt küt atıyordu resmen. Yorumumun tamamı için ---> http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/2015/06/john-green-kagttan-kentler.html#more
Yönetmenliğini Jake Scheier'ın yaptığı ve Aynı Yıldızın Altında' da Isaac rolüyle tanıdığımız Nat Wollf, Paper Towns'da başrol Quentin Jacobsen'ı canlandırıyor. Beyaz perdede vizyon tarihi 24 temmuz olarak belirlenmiş. Kitabı Nat Wollf ve Alex Wollf'un cities şarkısıyla dinlemenizi tavsiye ederim. Kitap değerlendirmesine gelecek olursak, çoğu kişide John Green'i popüler yazar olduğu için sevmeme durumu oluştu. Ayrıca kitabın sonunun kötü bittiği de herkes tarafından başlamadan öğrenildi.Ancak ben olaya bu açıdan yaklaşmamamız gerektiğini düşünüyorum. Belki sonu biraz buruk bırakıyor, ancak yazarın yarattığı Margo Ruth Spiegelman' dan klasik tarzda mutlu bir son zaten bekleyemezdik. Kitap sadece Q'nun Margo'nun felsefesini anlaması üzerine kurulu değil. Green gerek paylaştığı sanatçılar, gerek kullandığı şiirlerle kendinize de ayna tutmanızı sağlıyor.Benim için bir başucu kitabı olduğunu söylemem ancak zaman geçirirken sıkılmayacağım bir romandı.
Kitap harikaydı filmi sabırsızlıkla bekliyorum
KK'i Okumadan önce: - MUTLU bir son Beklememenizi, - içinden kırmızı Kalpler çıkan Bir AŞK hikayesi Okumayı beklememenizi, Ya da hatta Hiç aşk hikayesi Beklememenizi; KK'i Okurken: - bir Cümleyi okumadan önce, bir Önceki cümleyi SİNDİRMİŞ olmanızı, - kitabın hepsini bir Solukta BİTİRMEMENİZİ, KK Biterken: - Benim de Tanımlayamadığım Pis bir psikolojiye HAZIRLIKLI olmanızı şiddetle TAVSİYE EDERİM ;) KK, John Green'in genel tarzında: gizemli, Büyülü, -özellikle Bu kitabı İçin- güldüren, Düşündüren, zeki Benzetmeleriyle, İnsanı ya Bezdiren ya kendine aşık Eden ince çizgisinde, önce Bir apışıp Kaldıran sonra İsyan ettirebilecek pis bir Sonlu. ben Kitabın O ince Çizgisinde Kendine Aşık ettirdiği tarafındayım. John Green'in kurduğu bu Kağıttan Kent'in büyüsüne Kapıldım. deneyin, Belki siz de Seversiniz ;) *yazım Tarzı, Margo Roth Spiegelman için :)
bu kitabından sonra john green kitabı almayı bıraktım tarz aynı...ama ilk kitabı çok güzel di...
Okurken kahkaha attığım bile oldu.Zaten John Green'in yazmış olduğu bir kitabın güzel olmaması söz konusu dahi olamaz.Aynı Yıldızın Altında'dan sonraki en güzel John Green kitabıydı bence.
-"Kağıttan bir kiz için kağıttan bir kent." Bikere bu.soze bayildimmmm cidden bayildim !! Öncelikle şunu itiraf edeyim. Kitabin başlarinda ciddi anlamda sıkıldim ve birakma durtusu oldukca cokk yasadim ama inat ettim ve devam ettim ki iyikide devam ettim. Ben karakteri beni kahkaha krizlerine soktu burda cok fena Margo karakteri ise cidden bu kiz harikaydi. Yazar margo icin sanirim.cok calismis. Kitabin iceriginde.hic bise bahsetmicem merak ediosaniz.sizde.fidin alin okuyun banane @erennadiraksamoglu. Tskkuler sevgili bloger Birde sayfa176,177 Quentin kendisi ile yapmiş olduğu konusma , buraya alinti olarak yazmak isterdim fakat acip okuyun bu coxugu cok sevdim
Aynı yıldızın altında adlı kitabı John'un yazıp yazmadığından şüphe ettiren kitap.
Benzer Kitaplar

İlk Aşk (19 Başarısız Denemeden Sonra)

Alaska'nın Peşinde

Mucizeler Çağı

Eğer Yaşarsam (If I Stay, #1)

Yakut Kırmızı (Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer, #1)

Safir Mavi (Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer, #2)

Zümrüt Yeşil (Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer, #3)

Kuralsız (Uyumsuz, #2)

Yandaş (Uyumsuz, #3)

Uyumsuz (Uyumsuz, #1)

