Malafa
Bir kuyumcu dükkânının kapısından giriyorsunuz. Gösterişli, albenili bir dükkân burası. Pahalı mücevherlere ulaşıyorsunuz. Ama önce tezgâhtarlar... Yani tezgâh. Önce tezgâhtan geçiyorsunuz. Ya da hep tezgâhta kalıyorsunuz. Hayatta da olduğu gibi...Hakan Günday yeni romanı Malafada aldatmaca üzerine kurulu bir dünyadan söz ediyor. Bu dünyayı turizm yönetiyor, tezgâhtarlar büyük roller kapıyor, mekân hep tezgâh oluyor. Bir kuyumcu dükkânına kocaman bir dünyayı sığdırıyor. Kozan, ana karakaterimiz de, tezgâhtardır. Eline ne geçerse satabilecek kadar başarılı... Ağzı laf yapan, herkesi ikna edebilecek kadar laf yapan bir tezgâhtar. Onun kullandığı dili kullanıyor Günday da. O jargonla konuşuyor. Satmak dışında dünyada olup biten hiçbir şeyi umursamayan Kozan da bugünün insanını yeniden tanımlıyor. Yüzeysellik ve satmak... Her şeyden ve hepsinden önemlisi satmak, yani başarı. Kocaman bir yalanın hüküm sürdüğü bu büyük kuyumcu, ona göre, büyük bir kuyu. Turizm ise zengin ülkelerin fakirlerin ağzına çaldığı bir parmak bal. Bir hayaller ve yalanlar diyarı burası. Alan memnun satan memnunlar diyarı. Hakan Günday Malafada eğlenceli bir düzen eleştirisine imza atıyor.
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(22)
Tüm puanları gör (140)Başlangıçta kitapta çok sık geçen bazı terimlere yabancı olmam dolayısıyla acaba diye düşündüm Ama arkasından Hakan Günday kalitesi kendini gösterdi ve çok zevk aldım!
Günday'ın bütün kitaplarını okuyan biri olarak söyleyebilirim ki en kötü kitabı bu. Keyif almıyorsunuz okurken. Veya Günday kitaplarından aldığınız keyfi almıyorsunuz diyebilirim.
Tezgah nedir? Nasıl kurulur? Ve nasıl işletilir? Hakan Günday tadında Pazarlama 101..
kitabı ben başarılı bulmadım hakan gündayın alıştığımız kurgusu ve cümle yapısını burada bulamadım bir de KİNYAS VE KAYRA gibi bir başyapıttan sonra bu eseri kaleme alması beni daha da şaşırttı
Günday'ın kendine has tarzının dışında farklı bir kitap. Okuduğunuz zaman "Evet, bu bir Hakan Günday kitabı" diyebiliyorsunuz ama gerek kurgusu ve konusu gerekse argo dilin kullanımıyla yazarın diğer kitaplarından çok farklı, tabiri caizse dışlanmıştır. Kitap, koca bir tezgahı açıklamak için yazılmış.Konusu itibariyle fazla alakasız. Tezgahlar, satmak, entrikalar... Tam bir film tadında aslında. Ama yazarın özünden eksik.Vurucu değil, felsefi yanı bir kaç paragraf hariç vasat. Ama kelimeler ve Kozan'ın satmak için kurduğu cümleler tatmin edici. Kitap, yazarın akıcılığına sahip ama bu heyecandan ya da şaşırmaktan değil, olayların bir sonuca bağlanmasına beklemekten. Ki gelen son ise kendini belli eden, tahmin edilebilir şekilde oldu. Kitapta yer alan ve kuyumculukta kullanılan argo kelimeleri merak edenler için şöyle güzel bir derleme var: https://ajunugkezeyi.wordpress.com/2013/07/15/malafa-argo-sozlugu/
En başlarda tezgahtarların kendi aralarında konuştukları tabirleri anlamakta zorlansam da beni etkileyen ve kuyumcu tezgahtarlarına güvenmemem gerektiğini teyit ettiğim bir kitap Ve özet son cümle ''Dünya bir tezgahtır. tezgahın hangi tarafında hayat olduğuysa ancak ölünce anlaşılır.''
Hakan Günday'ı kendimce Az'dan önce ve Az'dan sonra olarak ikiye ayırıyorum. Ve şükür kü Az'dan önceki kitapları henüz bitmedi hala var. Malafa da onlardan biri ve tabii ki çok iyi. Ben kitabı çok severek okudum. Günday tarzı sertlik, acıtasyonsuz felaketler analizi burada da mevcut. Sevenleri zaten kaçırmayacaktır.
Hakan Günday'ın okuduğum kitapları arasında en gerçekçi ve en az aforizma kullandığı kitabıydı. Özellikle kuyumcu jargonunu tüm kitaba yedirmesi son derece başarılı. Vaktinde DOT'un sahnelediği, kitaba nazaran farklı son içeren oyununun uyarlamasını da Günday yazmıştı, izleme imkanım olmadı maalesef.
elime almamla bitirmem bir oldu sonunda da yine işte Hakan Günday dedim.
Yazarın en kötü kitabı. Okurken öyle sıkıldım öyle sıkıldım ki hiç okumasam da gayet olurdu.
tek kelimeyle mükemmel.. romanda bilinmeyen kelime çok diye duyup okurken acaba diye düşünmüştüm ama birkaç sayfa sonra o kelimeleri çözüyorsunuz zaten... ana konu : "satmak" .. baştan sona kadar düşündürüp aynı heves ile okumaya devam ettiğim kitap oldu.. sonu ise mükemmel bitti.. "kimin tezgahtar olduğu tezgahın sonunda anlaşılır".. "dünya bir tezgahtır, tezgahın hangi tarafta olduğuysa ölünce anlaşılır" herşeyin özeti.
Klasik bir Hakan Günday kitabı. İlk başta kullandığı kelimeleri anlamıyorsunuz ancak sonra anlıyorsunuz.
"Ne diyordum?" "Tanrı'nın evreni yaratmaya çalışırken havaya uçtuğunu söylüyordun." (159)
Değişik ve alışılmamış bir anlatım dili var Hakan Günday'ın ben Malafa'yı sevdim :)
Bu adam bu işi biliyor. Yazıyor ve okutuyor.
malafa ne demek bilmiyordum öğrendim peki siz şu kelimeler ne demek biliyormusunuz meter,tram,mart,pörç,
kitabın sonunda herşey değişir... tezgahın hangi tarafı kazanır,onu çok sonra anlarız...
Türkçe'de olmayan uydurma kelimelerle yazılmış farklı bir kitap fakat o kelimeleri anlamaya çalışmaktan sıkıcı hale geliyor zamanla..
yazarın hayal dünyasının eseri bir roman gibi gözükse de bu sadece gerçekleri paylaşmada bir perde olarak kullanılmş vurgular oldukça gerçekçi bahsedilenler çok yaşanılası yada yaşanılmış. farklı terminoloji geliştirmiş yazar bu roman için.. blki de jargonda benim bilmediğim kelimelerdir bilemiyorum ama değişik. insana illa ki yazılanı okumak zorunda değilsin başka türlü yazsam da sen ne demek istedigimi anlıyorsun demek istiyor adeta.
Hakan Günday okumaları için sanırım iyi bir başlangıçtı, edebi dili çok ustacaydı hala zaman zaman aklıma kitaptan bazı alıntılar geliyor.
Kitap büyük paralar götüren kuyumcuların dünyasında geçiyor.Kitabın kendine özgü bir dili var daha doğrusu Ermenice bir takım kelimeler çokça geçiyor.











