En Uzun Gece
Hayatında herkesten ve her şeyden fazla sevdiği erkekten kaçarak Güneydoğunun dağlarında uluslararası bir araştırma grubuna katılan bir kadın.Bir daha hiç kimseyi o kadını sevdiği gibisevemeyeceğini bilmesine rağmen ruhundaki zaafları saklamak için yaptığı vahşice hatalarla karşısındakini yaralayan bir adam.Gerçek aşkın korkunç ağırlığını taşıyamayarak bir köprü gibi çöküp iki kıyısında iki insanı çaresiz bırakan bir ilişki.Affetmelerine izin vermediği için kendi hafızalarından bile nefret etmelerine rağmen affetmeyi beceremeyen insanların içine hapsoldukları bir yalnızlık.İki insanın bütün zekâlarını kullanarak öldürmek için uğraştıkları ve her yediği darbeyle biraz daha hastalanarak güçlenen bir tutku.Kutsal Mezopotamya ovasının eteklerinde yükselen dağlarda süren tehditkâr bir hayat.Bu iki insanın yaşadıklarını izleyen herkesin sorduğu bir soru:Hayatım boyunca beni böyle seven biri oldu mu?
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (179)Öğretmen Selim'le iktisatçı Yelda'nın öyküsü En Uzun Gece. Yelda'yı yalanlarıyla, gizli kaçamaklarıyla aldatan Selim, Yelda'nın kendisinden uzaklaşmasına neden olur. Kendisine tutkuyla bağlı olan Yelda ilişkilerinin yıprandığından Selim'den uzaklaşma kararı verir. Avrupa'dan gelip Güneydoğu'daki "töre cinayetlerini" araştıran bir ekibe katılır. Güneydoğu'nun sessiz, yalnız bir köyünde hazırlayacağı raporla uğraşıp duygularından uzaklaşmak için aradığı kaçış, hiç unutamayacağı "en uzun gece"yi yaşamasına neden olur! Okuduğum ilk Ahmet Altan romanıydı. Daha çok Güneydoğu sorunlarının geçeceği bir öykü olacağını düşünüyordum, bir ilişkinin perde arkasında Yelda'nın tanık olduğu birkaç acı olayı, harika tasvirlerle keyifle okudum.
Bu kitabı okuyalı çok oluyor ama karakterleri, özellikle Heja karakterini hiç unutamıyorum. Yelda'nın bocalamaları, Heja'nın masumiyeti beni çok etkilemişti. Keşke Yelda'nın hayalleri gerçek olabilseydi. Tekrar okumak istiyorum bu kitabı. Dilerim fırsatım olur.
Tam bir modern zaman ilişkileri güzellemesi. Konu olarak başlarda sıkıcı gelse de çevremizde aynen böyle mutsuzluktan ve çatışmadan beslenen ilişkilerin çokluğunu düşünürsek gerçekçi bir gözlem olmuş. Bununla birlikte önemli bir konu olmasına karşın bu hastalıklı ilişkiye fon olmaktan öteye gidemeyen doğu topraklarına bakış ise yüzeysel duruyor. Tasvirlerin kitap boyunca kullanılan kimi kalıplar gibi kendini tekrar etmesi de eseri yer yer ağırlaştırıyor. Belki daha yalın, süsten uzak bir anlatım daha çok iz bırakabilirdi.
yazarın karakter tahlillerini çok beğeniyorum. gerçekten çok iyi gözlemlenerek yazılmış bir kitap. çok severek okudum, tavsiye ediyorum. tek sorun sanırım sonuydu. sonu beni çok etkileyemedi.
Bukadar bir kitaptan sıkılınırmı... Sonuna kadar okudum birşey anlamadım
erkkler ve kadınlar aynı hastaliga mı tutulmus dedigim anlayişsizligimi tekkrar görmeme sebep olup icimi ezen önce bir Heja verip sonra da elimiz den alana kitap . Ah heja ah
Aptalca bir aşk hikayesi, Ahmet Altan'dan okuduğum ilk ve tek kitap başka kitaplarını da okumak istiyorum umarım aynı hayal kırıklığına uğramam.
Sevgi çok güçlü olduğu zaman insanı bazen garip bir biçimde uyuşturur , o sevginin her sorunu çözeceğine inanır , dikkatini ve özenini kaybeder. Yelda da Selim'in yaptığı hatayı yapmış , o sıkılmışlığının ve intikam isteyen şımarıklığının altında beslediği sevginin gücüne gereğinden fazla güvenip sonuçlarına bakmadan hareket etmeyi seçmiş. Bana çok hastalıklı geliyor bu tür ilişkiler. Unutulmaması gereken nokta şu ki ; "Sevgi sonsuz değildir , onunda bir sabrı vardır."
http://maviucurum.blogspot.com/2013/11/okudum-bitti-34-ahmet-altan-en-uzun-gece.html
Güzel ve sürükleyici bir roman. Hafızalarda aşk'a dair lezziz tat bırakan ve unutamayacağım bir hikaye.
Bu kitap iki insanın aslında birbirini nasıl sevdiklerini,birbirleri için neleri göze alabileceklerine deginen aynı zamanda güneydogunun karışık durumunu konu ediniyor ahmet altan'ın tesadüfen aldıgım bu kitabı beni o daglık ova'ya alıp götürdü desem abartıyor olmam.. Sonunda selim'in ölümü ve yelda'nın bugüne kadar katlanmaya çalıştıgı tüm durumlar göz önüne alınırsa bu olay sonrası neler yaşayacagını tahmin etmek zor degil. Ahmet altan bu kitabı iyi ki yazmış,ve uzun zamandır bir kitabın sonuna aglamıyorken bu kitabın sonunda hıçkırıklarıma engel olamadım. Mükemmel ve okunması gereken bir kitap.
kitabın sonu çok dokundu. erkek olmasam ağlardım.
"Ben sana erkek kuzu olma demedim mi..." MÜKEMMELDİ.
Kurgu, anlatım ve verdiği mesaj gerçekten etkileyici.
Hayatımda okuduğum en güzel , en sevdiğim kitap , ve hep öyle kalacaak.
Açıkçası Ahmet Altan' ın üslubu bana göre değil. Tasvirleri fazla abarttığını, bir cümlenin beş satır bağlaçlarla birbirine eklenerek sürmesinin gereksiz olduğunu düşünüyorum. Yine de bu romanı sevdim. Konuyu sevdim. Gerçek olduğuna inanarak okudum ve sonun da ağladığımı hatırlıyorum. Herkese tavsiye ederim...
Bir adamın, bir kadının hislerini bu kadar iyi yansıtabilmesi çok şaşırtıcıydı doğrusu ve çok başarılı.
bir kadının ruh halini bir erkek nasıl bu kadar ayrıntılı deşifre edebilir ,şaşırtıcıydı doğrusu,yazar duyguyu tamamiyle yansıtabilmişti tebrikler...
Sevgilimle birlikte aynı anda okuduğumuz bir kitap.. Ben okudum o dinledi.. Ben dinledim o okudu.. Bize çok şey kattı..
Akıcı bir dil ve üslup kullanmakla beraber şiddetli bir tutkunun hikâyesini, ekonomik sıkıntıların, siyasi ve toplumsal şiddetin yaşandığı bir bölgeye götürdüğünü, Güneydoğu'nun, romanın dekoratif görüntüsünü oluşturmaktan ve yazara bol miktarda tasvir imkânı vermekten öte bir anlamda kullanılmadığını, romandaki karakterlerin ise donuk ve eylemden uzak birer figür olarak kaldığını belirtelim.
çok beğenerek okuduğum bir kitaptı ..hatta sonunu merak ettiğim için bir gece saat 1.30 kadar yatamadım ama sonunda selimin öldüğünü okuyunca bu seferde ağlamaya başladım.Sözler anlatmaya kinayesiz kalıyor tabi. övgüye şayan bir kitap diye bilirim sevgilerimle ....












