Leyleklerin Uçuşu
Türkçede iki kitabı (Kızıl Nehirler ve Taş Meclisi) yayımlanan ve Doğan Kitapın davetlisi olarak TÜYAP 2001de İstanbulu ziyaret eden Grangé, Leyleklerin Uçuşuyla, ustalığını bir kez daha kanıtlıyor.Leyleklerin Uçuşunda yazar, Avrupadan Orta Afrikaya kadar, her yıl düzenli olarak göç eden leyleklerin bu özelliğinden yararlanan uluslararası bir şebekenin faaliyetlerini anlatıyor. Grangénin korku labirentinin bir yanında dünyanın en sıkı denetlenen elmas madenlerinden yapılan kaçakçılık, diğer yanında da kalpleri çalınmış cesetler duruyor. Leyleklerin Uçuşunda okuyucu, adrenalin hapı yutmuş gibi, kitabın ilk sayfalarda tutulduğu heyecan fırtınasından, sonuna kadar kurtulamıyor.
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (526)Insani sok eden bir kurgusu var. Yok artik dedirten hersey kitapta mevcut. Insana okurken bi "acaba olabilir mi " dedirtmiyor degil.
Kitabı okumadan önce zeki(!) bir arkadaşımızın katilin kimliğini açıkladığı yorumunu okumuş bulundum. Kitabı okumayı düşünüyorsanız buradaki yorumları okumayın.
Grange in okuduğum diğer kitapları gibi etkileyici gelmedi. Kurgusu yine güzel tabi ama elimden bırakmak istedim durumunu yaşamadım bu sefer
Leylekler kullanılarak yapılan mücevher kaçakçılığını anlatan oldukça sürükleyici güzel bir kitap.Polisiye sevenler sevecektir eminim.
Yarım bıraktım, pişman değilim. Az daha leylek uçuşu, havalanışı falan fıstık okuyamazdım. Ne umuyorsun, kitaptan neler kanatlanıp uçuyor.
Grange'nin edebiyat çevreleri tarafından Avrupa Stephan King'ni buldu diye nitelendirilen ilk romanı. Luis Antioche adlı bir tarihçinin leyleklerin göç yollarını izliyerek İsviçre, Slovakya, Bulgaristan, Türkiye, Yunanistan, İsrail, Orta Afrika, ve Hindistan'da geçen çok sürükleyici macerası. Çok güzel bir kurgu sürprizler entrikalar hani elinizden düşüremiyeceksiniz diye tanımlanan romanlar vardır ya onun çok güzel bir örneği.
ne diye bilirim diye düşündüm fakat bulamadım Grange ın en iyi eseri bence
Grange'ın Siyah kan, kızıl nehirler kitabından sonra okuduğum 3. kitabı ve zekasına hayran olduğum mutlaka tanışmalıyım dediğim 3 insandan birisi.. Kitabın ilk yarısına gelmeden daha leyleklerin kurye olduğu çözülüyor eee bunlar sonraki sayfalarda neyi anlatıyorki dediğin noktada macera daha ilginç bir hal almaya başlıyor.Bir sonraki sayfaya merakla çevirmeye yetecek kadar aksiyon, organ mafyası, elmas kaçakçılığını leyleklere yaptırma kurgusu, en başından beri gizemini koruyan Tek Dünya kurumunun kurucusu yani kalp hırsızının kendi babası olduğunu öğrenen bir adam ve Grange usulu bolca vahşet katliam..Bir polisiye gerilim kitabından beklenen herşey fazlasıyla var.. Ayrıca karakterin gezdiği yerlerdeki sosyal yaşantı, afrikalı siyahilerin nasıl istirmar edildiği ve elmas borsası hakkında bilgilerde edinebilirsiniz.
Grange'ın Siyah kan, kızıl nehirler kitabından sonra okuduğum 3. kitabı ve zekasına hayran olduğum mutlaka tanışmalıyım dediğim 3 insandan birisi.. Kitabın ilk yarısına gelmeden daha leyleklerin kurye olduğu çözülüyor eee bunlar sonraki sayfalarda neyi anlatıyorki dediğin noktada macera daha ilginç bir hal almaya başlıyor.Bir sonraki sayfaya merakla çevirmeye yetecek kadar aksiyon, organ mafyası, elmas kaçakçılığını leyleklere yaptırma kurgusu, en başından beri gizemini koruyan Tek Dünya kurumunun kurucusu yani kalp hırsızının kendi babası olduğunu öğrenen bir adam ve Grange usulu bolca vahşet katliam..Bir polisiye gerilim kitabından beklenen herşey fazlasıyla var.. Ayrıca karakterin gezdiği yerlerdeki sosyal yaşantı, afrikalı siyahilerin nasıl istirmar edildiği ve elmas borsası hakkında bilgilerde edinebilirsiniz.
Grange'ın her romanı ayrı bir güzel. Konusu ve ilerleyişi itibariyle en sürükleyici romanlarından birisi. Avrupa'dan Afrika'ya uzanan müthiş bir macera. Gerilim unsurlarının eksik olmadığı müthiş bir kitap.
kitap ile ilgili yorumlarıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz; http://ipeksi-kitaplarveseyler.blogspot.com.tr/2014/10/leyleklerin-ucusu-jean-christophe-grange.html
tavsiye ederim hatta grange in bütün kitaplarını tavsiye ederim
Konu çok ilgi çekiciydi ve sonu şaşırtıcıydı fakat okurken biraz sıkıldım. Bir bölüm çok heyecanlı giderken birdenbire tempo düşüyor, yazar uzattıkça uzatıyor, bu yüzden de okuması biraz zor bir kitap.
ilgi uyandırıcı bir kurgusu olan bu kitap tek solukta bitirebilirsiniz
Yorumlara şöyle bir baktım ve Hay Bin Kunduz! dedim. Grange' ın hangi kitabının altına yazdım hatırlamıyorum da birine yazdım işte; eğer pek itap okuyan biri değilseniz ve bir anda kendinizi Grange okurken bulursanız tüm zamanların en iyi polisiye yazarını keşfettiğiniz izlenimine kapılabilirsiniz. Ben kapıldım da oradan biliyorum. Arkadaşa deli oluyorduk birbirimize bu kitaptan bahsederken. Tekrar tekrar yaşıyorduk kitabı. Tabii o zamanlar Efes' i de en iyi bira sanıyorduk o yüzden çok ciddiye alınmaya değmez o zamanki düşüncelerimiz. Evet, en iyi polisiye yazarı diyebilirsiniz Grange' a ta ki 3. Grange kitabını okuyana kadar. Leyleklerin Uçuşu ile başlayan Grange sevdam, Kızıl Nehirler ile tavan yaptı. Sonrasında kendisi Kurtlar İmparatorluğu ile hayal kırıklığı yaşattı, Taş Meclisi ile Ulu Odin evine ateş salsın, yollarını kessin, kelamlarını kaleminin ucunda bıraksın dedirtti. Yine de Kızıl Nehirler ve Leyleklerin Uçuşu hatırına okudum Siyah Kan' ı. O da vasat işte. Leyleklerin Uçuşuna gelelim. Bir polisiye gerilimden beklediğiniz her şey var kitapta. Merak, vahşet, heyecan, aksiyon, zekice bir kurgu ve detaylar. Detaylar belki de Grange' ı Grange yapan en önemli unsur. Kitabın bir yerinde bir şey yazıyor Grange, sonrasında o yazdığı şey, hikayenin temeline öyle bir oturuyor ki yüzünüze bir tebessüm yerleşiyor ve silemiyorsunuz. Adam zaten zamanında bilimsel yazılar ya da ona benzer bir şeyler yazmış bir gazete ya da dergi için. E haliyle insan anatomisine ve cesetlere çok hakim. Cinayet tasvirleri ve cesetler üzerine yazdığı hiçbir şey baştan savma değil. Hele Kızıl Nehirler kitabında tavan yapıyor bu özelliği. Grange için genel bir eleştiri vardır ki o da finallerde çuvallamasıdır. Bunun en güzel örneğini Taş Meclisi kitabında görebilirsiniz mesela. Sahi o nedir lan Grange? Hadi sen yazdın da yayıncın nasıl kabul etti? Ayrıca Leyleklerin Uçuşu dururken ilk olarak Taş Meclisini türkçeye çevirmek nasıl bir tercihtir o da ayrı soru? Leyleklerin Uçuşu' nun sonu fena değil, hatta iyi. Tüm olaylar birbirine mükemmel bağlanıyor lakin, insan böyle manyak bir kurgu daha görkemli bir finalle bitsin istiyor. Taş Meclisi tam bir fiyasko ama Leyleklerin Uçuşu' nun finaldeki problemi bence finalin, hikayeye kıyasla yavan kalışı. Yoksa kurgu enfes. Tabii aksiyon/gerilim romanında kurgu enfes olmayacaksa zaten o kitap hiç yazılmasın daha iyi, orası da ayrı konu.
Başlarda sürüklemese de olaylar çözüme yaklaştıkça daha da kendine bağlıyor. Mükemmel bir yaratıcılık örneği. Kurgu hayranlık uyandırıcı...
Ilk okudugum romani tavsiye uzerine elime aldigim ve elimden birakamadigim muthis bir gerilim..o kadar ki kabuslar gormeme sebeb olmustu
J.C.Grange bu eseriyle de ustalığını ortaya koymuş.Olay örgüsü,kurgusu ve akıcı dili ile sizi kitabın içinde bir karakter olduğunuzu hissettiriyor. Bu tarz seven herkesin okumasını tavsiye ederim.
Baslari sıkıcı olsa da harika bir kurgu var kitapta son ise muhteşemdi grangen bu okuduğum ikinci kitabi bi tuhaf oldu önce kaikeni okudum şimdide bunu son ve ilk kitap
Grange in en beğendiğm kitaplarından biri.Güzel bir kurgu olmuş
Alanında dahi bir yazar ..Yine bir solukta okuttu..Kurgusu çok güzeldi sonu hariç..Daha güzel ve kitaba yakışır olabilirdi sonu..Siyah Kan'da da aynı kanıya vardırmıştı bende ,bu kitabında da.. Nedense sonları kitaba göre basit bitiyor.
Grange, tüm eserlerinde okuma keyfini istikrarlı bir şekilde vaat eden yazarlardan. Bolca polisiye, biraz gerilim, azıcık komplo=o Grange'dir işte.











