Venedik'te Ölüm
20. yüzyılın en büyük Alman romancısı Thomas Mannın yazarlık yaşamında, Buddenbrooklar, Büyülü Dağ ve Doktor Faustus gibi büyük romanların yanı sıra Venedikte Ölümün de benzersiz bir yeri vardır. 1929da Nobel Edebiyat Ödü¬lüne değer görülen Mann, I. Dünya Savaşının hemen öncesinde yayınlanan Venedikte Ölüm adlı bu uzun öyküsünde, sanatçının trajik çıkmazını işler: Yorucu bir çalışmanın ardından gerilimlerinden kurtulmak için Venedike giden ünlü yazar Aschenbach, genç Polonyalı Tadzionun olağanüstü güzelliği karşısında büyülenir. Salgın hastalık kenti sarınca da, tutkularına yenilerek ölüm isteğine teslim olur. Aşk ve ölüm simgeleri, Mannın yazarlık yaşamında bir dönemi kapayan bu yapıtın derin duyarlılığının temel öğelerini oluşturur. Güzellik, belki de sanat, yaşamı yok edici bir işlev yüklenir. Luchino Viscontinin sinemaya da uyarladığı bu ölümsüz romanı, Behçet Necatigilin ölümsüz çevirisiyle sunuyoruz.
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(18)
Tüm puanları gör (94)Kitabın ortalarına kadar normal şekilde devam etti her şey ama otel bölümünden itibaren kahramanın Pedofili eğilimi göstermesi beni rahatsız etti. Şaşırttı. Filmi de varmış sanırım.. Heleki bu Pedofili eğiliminin sürüklediği nokta beni çok şaşırttı. Varın okuyup gerisine siz karar verin.
Kitabın son çeyreğine kadar yazarın ne anlattığına dair kafa yordum. Bitmek tükenmek bilmeyen betimlemelerden ruhum daraldı. Ancak son çeyreğine başladığım an aklıma asla gelmeyen, konduramadığım bir yere vardık. Zaten oraya vardıktan sonra da karakterin kendini haklı çıkarmak üzere anlattığı Yunan Mitolojinden hikayelerle birlikteki düşüncelerini okumak hoşuma gitmedi. Benim gibi kitabı araştırmadan okuyanlar için o konunun ne olduğunu söylemek istemiyorum. Bilmeyenlerin okurken keşfetme hakkını elinden almak hoş olmaz. O yüzden o konu diyerek devam edeceğim. O konunun herhangi haklı bir tarafı olmaz ve zaten buraya varmadan önce bile uzun betimlemelerden dolayı kitabın bana göre olmadığına karar vermiştim. Kitaptaki sadece iki üç cümle dikkatimi çekti. Onun dışında benim için tamamen gereksiz bir kitaptı.
Insani gelgitlerin sanatsal tasviri!
18,23 ve 25. sayfalar inanılmaz ifadelerle doluydu
Uzun uzun betimlemeler, sığ bir konuya sahip. Zorla bitirdiğim kitaplardan birisi.
Venedikte tatilde olan bir yazarın yine aynı otele tatile gelen bir küçüğe olan aşkını, ölme pahasına da olsa ondan ayrılmayışını konu edinen bir öykü.
Gustav; kirlenmiş ruhunun arınması için çıktığı yolculuk sonunda gizemli pürlük Tadzio'yu ile karşılaşıyor... Okumaya başladığınız andan itibaren;kıpırdanan yüreğinin canlılığının yitirmemesi için ölümü göze alan Gustav'ın duygularının heyecanını ve çığlığını duyabilirsiniz..
Güzeldi ancak herkese göre bir kitap değil.
Kitap sanat üzerine bir deneme yazısı edasıyla başlasa da sonradan kahramana ait sancılı bir hikayeye dönüşüyor. Güzelin etkisi altına girme, ona tutkuyla bağlanma ve değer yargılarının geri planda kalışına tanık olurken mümkün olduğunca önyargısız okumaya çalışsam da kahramana karşı pek sempati duyabildiğimi söyleyemeyeceğim.
Sonsuzluğa dokunmak gibi her sözcüğü seni gidip bir gelmeyecegin bir yere götürüyor.
Her yerde adını duymam boşuna değilmiş.Kaliteli bir eser.Ve ancak bu kadar derinlemesine anlatıır
Thomass Mann'ın Buddenbrooklar adlı romanından sonra ününü pekiştirip evrensel yazarlar arasına girmesini sağlayan nefis uzun öyküsü Gustav von Aschenbach adlı ünlü orta yaşlı bir yazarın pişmanlıkları, yaşanmamış gençliğe hayıflanmaları, dayatılan ahlak kurallarından bunalma ve bir Venedik gezisinde karşılaştığı Tadzio adlı bir çocuğa platonik aşkı altında iç hesaplaşmaları anlatıyor yazar bu nefis öyküde. Çok beğenerek okudum ayrıca kitabın bir artısıda Behçet Necatigil çevirisi ve prof dr Kasım Eğil'in ön sözü olmuş
Çok akıcı bir kitap okumanızı tavsiye ederim.
Sağlam kitaptı ilk okuduğumda sıkılmıştım 3 kere okumuştum tavsiye ederim.
http://oklapkutuphanesi.blogspot.de/2012/06/thomas-mann-venedikte-olum.html
Venedik’te Ölüm, uzun bir öyküdür. Bu öyküde sanatçının trajik çıkmazları ile karşılaşıyorsunuz. Öykü, gerilimlerinden kurtulmak için Venedik’e gemi yolculuğu yapan ünlü yazar Aschenbach’ın bu yolculukta yaşadıklarını anlatmakla başlıyor. Aslında Mann burada olayları anlatmaktan çok bu yolculukta yer alan kişilerin tasvirlerini yapıyor. Öykü, ünlü bir yazarın lise döneminden bu yana yolculuğuna değinerek ilerliyor:
bir bedene değil yalnızca güzelliğe aşık olmayı çok güzel işlemiş yazar.










