Küçük Kara Balık
Bir zamanlar bir Küçük Kara Balık annesiyle birlikte küçük bir derede yaşamaktaymış... Kitapları dünyanın birçok diline çevrilen, İran şahlık rejiminin muhalif yazarı Samed Behrengi'nin en ünlü kitabıdır Küçük Kara Balık. Küçük Kara Balık, çocuklar için yazılan bir masal kitabı olmanın ötesinde, 7'den 70'e herkesin okuması gereken adalet, eşitlik ve özgürlük üzerine yazılmış bir başyapıttır.
Baskılar13
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (419)Kesinlikle vakit kaybı. Kurgu zaten saçma sapan, finali de yok bence. Küçük Prensle karşılaştırılamaz bile.
Küçük bir çocuğa okutulması gereken kitaplardan..
Küçük Kara Balık, genç yaşta hayatını kaybeden İranlı (Tebriz Türklerinden olduğu söylenen) Samed Behrengi tarafından yazılmış ve aslında bir çocuk kitabı: annesinin ve ait olduğu sürünün bulunduğu dar bir alandaki rutin yaşamı kabullenmeyip uzakları keşfetme arzusunun peşine düşen küçük bir balığın hikayesini anlatıyor. Ancak içeriği ve felsefesi ile bir çocuk kitabının ötesinde... Bu bağlamda Martı Jonathan Livingston (Richard Bach) tadında olduğunu söyleyebiliriz. İki kitap arasındaki en önemli fark; Martı'da düşünsel ve felsefi mesajların okuyucuya doğrudan veriliyor olması. Küçük Kara Balık ise, kitaptan ne kadar istifade edileceği ve ne algılanacağı konusunda, daha çok okuyucuya inisiyatif vermiş gibi. Mesela, hızlı ve yüzeysel bir okumanın ardından; hikayenin, Küçük Kara Balığın küçük bir derede hep aynı kayalık etrafında vakit geçirmek yerine, derenin öbür ucunu ve açık denizleri görmeyi tercih etmesinden ibaret olduğunu düşünebilirsiniz. Ama biraz da hayal gücünüzü zorladığınızda: - İnsanlığın genel olarak, basma kalıp klişeler etrafında bir ömür sürmeye zorlandığı, - Değişmez doğru olarak dayatılan yaşam biçimlerinin hayatın asıl gerçeklerinin keşfedilmesini çoğu zaman engellediği, - Dikte edilen yaşam biçiminin dışına çıkmanın heyecan, coşku ve öğrenmenin yanı sıra bazı risk ve bedelleri de beraberinde getirebileceği, - Risk almadan yaşamaya çalışmanın ise muhterislerin insafına kalmak gibi başka risklere yol açabileceği, - Sonuç olarak, -ne olursa olsun- erdemli yaşamanın ömür boyu sahip olunması ve korunması gereken bir meziyet olduğu... gibi mesajları almanız mümkün. Kısacası; Küçük Kara Balık adlı eserin göründüğünden daha kapsamlı bir felsefi derinliğe sahip olup hayatı sorguladığını söyleyebiliriz. Hem de bu kadar az sayfada ve dolayısıyla daha kısa sürede okuyucuya aktarılması cabası... (Bu incelemeyi toparlayıp yazmam ile kitabın tamamını okumam neredeyse aynı süreyi aldı desem, sanırım yanlış olmaz)
Hikayesi , verdigi mesajlari guzel ama dili bir cocuk icin uygun mu emin degilim. Devamli argoya kacan kelimelerin kullanilmasi (soysuz gibi ) bana biraz uygunsuz ve fazla geldi.
Sürekli kendini tekrar eden bir yaşamdan sıkılıp yeni yollara,yeni yarinlara,yeni bir dünyaya koşmak uğruna bütün klişeleri atip keşfe çıkan küçük kara balıgin nefis hikayesi. Merak duygusunu ön plana cikaran,arastirmayi sorgulamayi öğreten, yerleşik ve kendini tekrar eden düzeni sorgulayan,Surekli arayis icinde olunmasi gerektigini ogreten son derece yogunlugu olan bir cocuk kitabi. Bence tum cocuklarin okumasi gereken, benim gibi ogretmenlerin ogrencilerine okumasi gereken bir eser. Zira kabuğunu kırması gereken bir nesil yetistirmeliyiz! Aslinda gorunenin sadece manzaranin gorunen yuzu olduğunun, bu manzaranın otesinin de bulundugunun cocuklara idrak ettirilmesi gerekir. Sevmedigim seyler de var kitapta..Kucuk kara baligin " soysuz,cahil,namussuz" gibi kelimeler kullanmasi cocuk kitabi olmasi itibariyle olmamis,uygun dusmemis bence. Bunun yanisira elinde hancerle ölüm sacmasi da yine cocuklara ters dusecek eylemler. Ama butune baktığımızda harika bir eser oldugu su goturmez bir gercek.
Küçük Kara Balık; yazarın otobiyografik eseri olduğunu düşündüğüm verdiği mesaj nedeniyle en önemli çocuk kitaplarından biri olmakla birlikte bizlere de büyüklere masallar kitabı niteliğindedir. Yine aynı tür de Bach’ın eseri olan martı Jonathan Livingston ‘un dava arkadaşı devrimci bir balıktır. Orwell’ın Hayvan çiftliğindeki gibi alegorik bir masal kitabıdır. Ama öyle uyumamız için anlatılan değil tam tersine uyanmamız, harekete geçmemiz için anlatılan bir masal. Görüneni değil, anlatılmak isteneni anlamayan her toplum gibi Küçük kara balık da;” sosyalist devrimci anlayışı yansıttığı için ülkemizde de bir çok örneklerinin başına gelen sonuçları yaşamıştır. Otobiyografik eser dememin nedeni de birazda bu yüzden. Samed Behrengi’nin yazdığı çocuk hikâyeleri ve halk masalları kimi çevrelerce adalet, eşitlik, doğmayı sorgulama, direnebilme gibi verdiği öğütler nedeniyle alkış alırken, ülke yönetimince şahlık düzenini eleştirdiği, her türlü baskı yönetimine karşı gelinmesi” mesajını verdiği için İran şahının hoşuna gitmemiş olacak ki Behrengi’nin bu eseri yayımlandığı dönem birçok tepkiler almış olup yasaklanmış ve hala yasaklı kitaplar listesinde yerini almıştır. 29 yaşında Aras nehrinde yüzerken boğularak öldüğü söylenen Behrengi’nin şahın gizli polis örgütü Savak’ın komplosu sonucu öldürüldüğü de söylentiler arasındadır. Ülkemizde hükümet tarafından suikaste uğrayan gazeteci, aydın yazar kesimi oldukça fazla olduğundan olsa gerek bana söylentiden ziyade olabilitesi yüksek bir durum gibi geliyor. Bakınız aynı eser 12 Eylül döneminde ülkemizde de yasaklanmıştır. Aslında küçük kara balık gibi yaşadığı yerden fazlasını görme, özgürleşme isteğini kendi aklını, zekasını kullanarak aydınlanmacı bir tutumla ve cesaretle yola çıkmadan bilemeyeceğini düşünen zihinleri; rejime bir tehdit olarak algılamamış olsak vermek istediği mesajı ciddiye alıp uygulasak sanırım içinde bulunduğumuz orta çağ karanlığından kurtulmuş olurduk. Kişisel fikrim içinde bulunduğumuz ülke anlayışında halk olarak bu tarz hikayelere baktığımda amacına ulaşabiliyor mu şüpheliyim doğrusu. Şöyle ki; çocuklar okuduğunda bir şey anlamaz, biz büyükler okuduğumuzda sadece “yazar çok haklı” der geçeriz ki zaten birkaç güne de unuturuz! Pardon bir de hiçbir şeyi sorgulamayan insan kitlesi var ki onlar bu tarz kitapları okumaz bile. Çünkü biz; 80 sonrası din sömürüsü, futbol, dizi vs gibi beyni sorgulamaktan alıkoyan eğlencelerle uyutulmuş bir kitleyiz. Hafızası olmayan koyun sürüsüyüz. Malum hükümetin zihniyetine bakılacak olursa sürüden ayrılmaya çalışan, soran-sorgulayan her çocuk ya terörist ya anarşist! Küçük kara balık; bizim ülkemizde yasaklanmış ama başka üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmuş, Slovakya ve Bologna Dünya Çocuk Kitapları Fuarlarında ödüller almış. Kitabı okurken küçük kara balığın amacına ulaşma yolunda karşısına çıkan engelleri aşmak için kendince silahlandığı, buradan başka dünya yok diyerek yolundan etmeye çalışan kurbağayı cahil ve zavallı diye küçümsediği, kendisini kandırmaya çalışan yengeci “sen doğru dürüst yürümeyi bile bilmiyorsun dünyada başka nereler var nerden bileceksin” diyerek aşağıladığı gözlerden kaçmıyor. Tıpkı medenileşme yolundaki batının insanları aydınlatmak, öğretmek için; dünyanın geri kalanına yaptığı aşağılayıcı oryantalist tutum gibi bakınız tıpkı Amerika… Ancak bu etrafında onu aşağı çekmeye çalışan küçümseyici tutum bilgin kertenkeleye karşı yerini saygıya bırakıyor. Kitabın tüm bu aşağılama içeren tutumuna istinaden haliyle 19 kere ölüm-öldürme gibi kelimeler kullanılmış. Bazı otoriteler tarafından bir çocuk kitabında bu kadar ölüm-öldürme kelimesi geçmesi kitabın olumsuz yanlarından biri olarak değerlendirilmiş. Yapılan pek hümanist bir tavır olmada da; biz bu fikre alışık kapitalist bir rejimle “büyük balık küçük balığı yer” felsefesiyle büyüdüğümüz için ben pek yadırgamadım. Tıpkı bombalarla, savaşlarla ya da kimilerinin çıkarları uğruna boş yere ölen masum insanlara takdir-i ilahi diyecek kadar umursamadığımız, alıştığımız ve daha kötüsü unuttuğumuz gibi… Elimdeki kitap Can yayınlarından çıkmış olup; içindeki illüstrasyon çizimlerle eğlenceli ve hayal gücünü geliştirici bir etki oluşturmaktadır. Kitaptaki vurgulanması gereken en önemli altını çizdiğim cümle: “Şimdi ölüm çok kolay uğrayabilir bana! Ama ben yaşayabildiğim sürece ölümü karşılamaya gitmemeliyim. Elbette bir gün ölümle karşılaşırsam –ki karşılaşacağım- önemli değil, önemli olan şu ki benim yaşamım veya ölümüm başkalarının yaşamını nasıl etkileyecek.” oldu. Kitabı okuyan aile fertlerinin çocuklarını bir koyun gibi değil, küçük kara balık gibi yetiştirmelerini umarak bir gün her şeyin güzel olabileceği olasılığını, umudu aşılayan Ahmet Kaya’nın “ağlama bebeğim” parçasının sözlerini paylaşmak istiyorum. Ağlama bebek, ağlama sende, Umut sende yarın sende. Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye, Bu suskunluk, bu durgunluk, sıkıntın niye. Çok uzakta öyle bir yer var O yerlerde mutluluklar Paylaşılmaya hazır Bir hayat var. Ağlama bebeğim ağlama sende Acı sende hasret sende. Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye, Bu küskünlük, bu dargınlık, kızgınlık niye.
Sevgili evladım sayende yıllar öncesine dönüp tekrar okudum :)
Kitap yalnızca çocuklar için değil, yetişkinler için de harika bir masal. Küçük kara balık, idealist balık!
Özgür bir balık olmak ve hayatı sıradan yaşamamak isteyen Küçük Kara Balık'ın hikayesi. Çok güzeldi, bir çırpıda okunuyor. Her yaştan her kesimin okuması gereken bir kitap.
"Kısacası ben şunu öğrenmek istiyorum, acaba yaşam küçücük bir alanda dönüp dolaşıp tükenmek mi, yoksa dünyanın başka yerlerinde görülmesi gereken başka yaşamlar da mı var ?"
Küçük Kara Balık; yazarın otobiyografik eseri olduğunu düşündüğüm verdiği mesaj nedeniyle en önemli çocuk kitaplarından biri olmakla birlikte bizlere de büyüklere masallar kitabı niteliğindedir. Yine aynı tür de Bach’ın eseri olan martı Jonathan Livingston ‘un dava arkadaşı devrimci bir balıktır. Orwell’ın Hayvan çiftliğindeki gibi alegorik bir masal kitabıdır. Ama öyle uyumamız için anlatılan değil tam tersine uyanmamız, harekete geçmemiz için anlatılan bir masal. Görüneni değil, anlatılmak isteneni anlamayan her toplum gibi Küçük kara balık da;” sosyalist devrimci anlayışı yansıttığı için ülkemizde de bir çok örneklerinin başına gelen sonuçları yaşamıştır. Otobiyografik eser dememin nedeni de birazda bu yüzden. Samed Behrengi’nin yazdığı çocuk hikâyeleri ve halk masalları kimi çevrelerce adalet, eşitlik, doğmayı sorgulama, direnebilme gibi verdiği öğütler nedeniyle alkış alırken, ülke yönetimince şahlık düzenini eleştirdiği, her türlü baskı yönetimine karşı gelinmesi” mesajını verdiği için İran şahının hoşuna gitmemiş olacak ki Behrengi’nin bu eseri yayımlandığı dönem birçok tepkiler almış olup yasaklanmış ve hala yasaklı kitaplar listesinde yerini almıştır. 29 yaşında Aras nehrinde yüzerken boğularak öldüğü söylenen Behrengi’nin şahın gizli polis örgütü Savak’ın komplosu sonucu öldürüldüğü de söylentiler arasındadır. Ülkemizde hükümet tarafından suikaste uğrayan gazeteci, aydın yazar kesimi oldukça fazla olduğundan olsa gerek bana söylentiden ziyade olabilitesi yüksek bir durum gibi geliyor. Bakınız aynı eser 12 Eylül döneminde ülkemizde de yasaklanmıştır. Aslında küçük kara balık gibi yaşadığı yerden fazlasını görme, özgürleşme isteğini kendi aklını, zekasını kullanarak aydınlanmacı bir tutumla ve cesaretle yola çıkmadan bilemeyeceğini düşünen zihinleri; rejime bir tehdit olarak algılamamış olsak vermek istediği mesajı ciddiye alıp uygulasak sanırım içinde bulunduğumuz orta çağ karanlığından kurtulmuş olurduk. Kişisel fikrim içinde bulunduğumuz ülke anlayışında halk olarak bu tarz hikayelere baktığımda amacına ulaşabiliyor mu şüpheliyim doğrusu. Şöyle ki; çocuklar okuduğunda bir şey anlamaz, biz büyükler okuduğumuzda sadece “yazar çok haklı” der geçeriz ki zaten birkaç güne de unuturuz! Pardon bir de hiçbir şeyi sorgulamayan insan kitlesi var ki onlar bu tarz kitapları okumaz bile. Çünkü biz; 80 sonrası din sömürüsü, futbol, dizi vs gibi beyni sorgulamaktan alıkoyan eğlencelerle uyutulmuş bir kitleyiz. Hafızası olmayan koyun sürüsüyüz. Malum hükümetin zihniyetine bakılacak olursa sürüden ayrılmaya çalışan, soran-sorgulayan her çocuk ya terörist ya anarşist! Küçük kara balık; bizim ülkemizde yasaklanmış ama başka üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmuş, Slovakya ve Bologna Dünya Çocuk Kitapları Fuarlarında ödüller almış. Kitabı okurken küçük kara balığın amacına ulaşma yolunda karşısına çıkan engelleri aşmak için kendince silahlandığı, buradan başka dünya yok diyerek yolundan etmeye çalışan kurbağayı cahil ve zavallı diye küçümsediği, kendisini kandırmaya çalışan yengeci “sen doğru dürüst yürümeyi bile bilmiyorsun dünyada başka nereler var nerden bileceksin” diyerek aşağıladığı gözlerden kaçmıyor. Tıpkı medenileşme yolundaki batının insanları aydınlatmak, öğretmek için; dünyanın geri kalanına yaptığı aşağılayıcı oryantalist tutum gibi bakınız tıpkı Amerika… Ancak bu etrafında onu aşağı çekmeye çalışan küçümseyici tutum bilgin kertenkeleye karşı yerini saygıya bırakıyor. Kitabın tüm bu aşağılama içeren tutumuna istinaden haliyle 19 kere ölüm-öldürme gibi kelimeler kullanılmış. Bazı otoriteler tarafından bir çocuk kitabında bu kadar ölüm-öldürme kelimesi geçmesi kitabın olumsuz yanlarından biri olarak değerlendirilmiş. Yapılan pek hümanist bir tavır olmada da; biz bu fikre alışık kapitalist bir rejimle “büyük balık küçük balığı yer” felsefesiyle büyüdüğümüz için ben pek yadırgamadım. Tıpkı bombalarla, savaşlarla ya da kimilerinin çıkarları uğruna boş yere ölen masum insanlara takdir-i ilahi diyecek kadar umursamadığımız, alıştığımız ve daha kötüsü unuttuğumuz gibi… Elimdeki kitap Can yayınlarından çıkmış olup; içindeki illüstrasyon çizimlerle eğlenceli ve hayal gücünü geliştirici bir etki oluşturmaktadır. Kitaptaki vurgulanması gereken en önemli altını çizdiğim cümle: “Şimdi ölüm çok kolay uğrayabilir bana! Ama ben yaşayabildiğim sürece ölümü karşılamaya gitmemeliyim. Elbette bir gün ölümle karşılaşırsam –ki karşılaşacağım- önemli değil, önemli olan şu ki benim yaşamım veya ölümüm başkalarının yaşamını nasıl etkileyecek.” oldu. Kitabı okuyan aile fertlerinin çocuklarını bir koyun gibi değil, küçük kara balık gibi yetiştirmelerini umarak bir gün her şeyin güzel olabileceği olasılığını, umudu aşılayan Ahmet Kaya’nın “ağlama bebeğim” parçasının sözlerini paylaşmak istiyorum. Ağlama bebek, ağlama sende, Umut sende yarın sende. Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye, Bu suskunluk, bu durgunluk, sıkıntın niye. Çok uzakta öyle bir yer var O yerlerde mutluluklar Paylaşılmaya hazır Bir hayat var. Ağlama bebeğim ağlama sende Acı sende hasret sende. Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye, Bu küskünlük, bu dargınlık, kızgınlık niye.
Cesur, meraklı, gözü kara ve çok akıllı bir balık. Yaşadığı yerin dışında da bir dünya olduğuna inansa ve onu keşfetmek istese ne olurdu sizce?? Okuyup öğrenebilirsiniz o zaman :)
Bugün bakıldığında çok sade ve basit bir çocuk masalı gibi görünebilir. Hatta Küçük Kara Balık da gayet küstah bir masal kahramanı diyebiliriz. Fakat yazıldığı dönemi ve ülkeyi düşününce bu küçük balığın mücadelesi anlam kazanıyor. Çevresindeki tüm baskıya, tehdide ve “meraksızlığa” rağmen daha ilerisini görebilmeyi göze alan bu balık on iki binden bir tanesini bile uykusundan etmişse ne mutlu. Yoluna çıkan zorluklardan yılmaması, birlik olma mücadelesi, kendi iradesini vurgulamasındaki bireyselcilik gibi bir çok alt metniyle büyüklerin daha çok anlam çıkartacağı bir eser.
Bu kitabı okumaya başladığımda bu kadar derin mesajlar veren bir kitap olacağını düşünmemiştim. Zaten 7 yaş üstü çocuklara masal kitabı olarak yazılmış. Ancak kitabı okuduktan sonra araştırma ihtiyacı hissettim ve çocuklara masal kitabı olmanın ötesinde adalet, eşitlik, dogmayı sorgulama, direnebilme kavramlarını vurgulayan bir kitap olduğunu, bu sebepten 12 Eylül sürecinde Türkiye'de yasaklandığını ve yazarın ülkesi olan İran'da ise halen daha yasak olduğunu öğrendim. Küçük Kara Balık için, "Dünyanın en devrimci balığı," demişler. Keşke hepimiz de birer küçük kara balık olsak... Dünya daha güzel bir yer olabilirdi sanırım. Ayrıca kesinlikle Küçük Prens kadar değer görmesi gereken bir kitap.
Yine kısacık bir öyküden alınan birçok ders :) Küçük Kara Balık'ın cesareti, özgürlüğüne düşkünlüğü sizinde içinizde bir şeyler değiştirecektir. Okurken "Hayallerinin peşinden koş bir gün mutlaka yorulacaklardır." sözünü anımsattı bana :)
Şunu öğrendim ki balıkların çoğu yaşlanınca ömürlerini boşuna geçirdiklerini söyleyip yakınırlar. Sürekli sızlanıp herkesten şikayet ederler. Ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü? Samed Behrengi - Küçük Kara Balık
Küçükken çok kitap okuyanlardan değildim ben. Elime nasıl geçti de okudum bilmem, ama Bir Şeftali Bin Şeftali diye bir kitap okuyup çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Meğer Samed Behrengi ile yıllar önce tanışmışım! Bir kitabı ne zaman okuduğunuz önemlidir. Küçük Kara Balık da yine o yaşlarda okumam gereken bir kitaptı. Ama yıllar sonra kısmet oldu... Fom Kitap'tan çıkan basımın çizimlerine bayıldım da aldım. Hikayeyi de çok sevdim. Basit gibi gözükse de küçük bir çocuğun kafasına güzel tohumlar ekecek bir kitap. Bir yetişkine de unuttuğu çocuk kalbini hatırlatabilecek kitaplardan.
"Ben bilmek istiyorum; gerçekten de yaşamak dediğimiz şey şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mı ibaret; yoksa dünyada başka şekilde yaşamak da mümkün mü?"
Ece Temelkuran okuduğumuz ilk kitaplar karakterimize dokunur demiş. Küçük Kara Balığın dokunduğu Kırmızı Balıklar'ı aradım okuduktan sonra.
Bazen binlerce kelimeyi bir kelime, yüzlerce cümleyi bir cümle,yüzlerce olayı bir olay,yüzlerce kitabı bir kitap özetler. İşte Küçük Kara Balık kitabı bu şekilde yüzlerce kitabın,yüzlerce olayın ve yüzlerce durumun kısa özetidir.
Yalın, basit. Başka dünyaların varlığını hisseden ve oralara gitmek isteyen balığın hikayesi. Sonu getirilmemiş, bize bırakılmış. Abartıldığı kadar olmayan kitaplardan. Zamanına göre ses getirmesi normal karşılanabilir belki ama bu tarz hikayelerle aklımızın dolup taştığı bu zamanlarda basit geliyor haliyle.
Çocuk kitaplarını okumayı seven birisi için keyifli bir yolculuktu. Bir solukta okudum bitti. Üzerine düşündüğümde minicik dünyaları renklendirebileceğini söyleyebilirim. Akıcı bir üslupla yazılmış bir eser. Sıkmadan, yormadan akıp gidiyor. Küçük Kara Balık yaşadığı suların ötesini merak ediyor ve macera başlıyor. Keşfetmek istediği bir "dünya" var önünde. Başta annesi olmak üzere pek çok engel çıkıyor karşısına ama hiçbiri Küçük Kara Balığı yolundan döndüremiyor. Küçük Kara Balığın yolculuğunda pek çok canlı çıkıyor karşısına. Keşke bu canlılara karşı biraz daha saygılı ifadeler kullansaydı diye düşündüm birçok yerde. Kendisine kötülük yapmak isteyenlere de hoşgörüyle yaklaşmayı bilseydi diye geçirdim içimden. Sonra da o kadar kusur kadı kızında da bulunur diyerek okumaya devam ettim. Sonuçta ben sevdim. Okuyun,okutun derim.
Kızıma defalarca okuduğum, ikimizin de bayıldığı muhteşem bir kitap. Okunmalı.























