Kukla
Mücadele devam ediyor. Doğanın mensubu olduğu çete de kökü kazınamayan gruplardan biri. Epeydir onların peşindeyiz. Devletin güvenlik birimlerinden bazı kişilerin işin içinde olma olasılığı da var. Ama bu şahıslar kimdir, nasıl bir faaliyet içindedir, elimizde delil yoktu. Biz delil bulmaya çalışırken, duymuşsunuzdur, Koruyucubaşı Bekir ile sevgilisi vuruldu, ardından Yüzbaşı Rıfat ölü bulundu. Çetede bir şeyler oluyurdu, bu aradığımız delili bulmak için bir fırsat olabilirdi. Doğanı yakın takibe aldık. (Arka Kapak)Yayına Hazırlayan: Özgür Kalyoncu
Baskılar3
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (181)Ahmet Ümit 'in tarzını seviyorum.Gizemi tadında hissettiriyor.Hele bir de kulağınıza Farid Farjad yedirirseniz çok hoş bir lezzet katıyor.
Türkiye'nin yakın tarihinin karanlıklarından çıkan bir roman. Pek fazla derinleşmiyor ama mümkün olabildiği kadar tarafsız. Öyle ki sonunda başkarakter Adnan dahil kimseye sempati duymadığımı fark ettim. İsmi sebebiyle sonu baştan tahmin edilen kitaplardan biri gibi dursa da gerçek "kukla"nın kim olduğu sorusu kitabı da aşan bir konu. Ayrıca çokça atıfta bulunulması sebebiyle Susurluk romanı olarak algılanmakla birlikte o dönemlerde Ergenekon'a da dokunduran nadir eserlerden. Aslında bir nevi "devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır" temasıyla belki yıllar sona gelecek Elveda Güzel Vatanım'ın da temel taşlarından biridir, kimbilir... Teknik bakımdan ise Adnan karakterinin iç sesleri çoğu yerde akışı bozuyor. Yalnız o alıştığımız ve sevdiğimiz Ahmet Ümit anlatıcılığının temsilcisi Tufan Abi içimize içimize dokunduruyor. Bir de o nasıl rakı tasviridir arkadaş, buram buram koktu meret. Tufan Abiyi birlikte rakı içmek istenen roman karakterlerinde üst sıralara alıyor ve kapanışı kendisiyle yapıyorum; Yaşam, kaybetme sanatını öğrenmektir...
Okuduğum son Ahmet Ümit kitabı, artık okuyacağımı da sanmıyorum. Ahmet ümit, çok tutulan bir yazar, Kaliteli olarak nitelendiriliyor. Ama bana göre, Edebi yönden olmasa da,kurgu ve olayları gereksiz sündürüyor,kitap kalın olsun diye yazıyor sanki. Tarzını değiştirirse bir çok okurun da gönlünü kazanacağına eminim. Kukla'da da aynı şekilde gereksiz uzatmalar, basit kurgu hataları var. Yakıştıramadım. Uzatacağına kurguya yüklenebilir.
Ahmet Ümit bu romanında Susurluk olayını işlemeye çalışmış.Çoğu bildiğimiz şeyler olmasına rağmen roman gayet akıcıydı ve 4 yıldızı haketti.Tavsiye ederim.
başlangıcı kötü ve saçmaydı ama son bölümler güzel
Kitap genel anlamda güzel, akıcı bir anlatıma sahip. Aynı zamanda okuduğum ilk Ahmet Ümit kitabı. Kitap ile ilgili olarak beni rahatsız eden tek şey aynı fikirler veya düşünceler üzerinde aynı konu başlığı altında gereğinden fazla betimleme yapması. Betimlemelerinin bir sonuca varacak diye düşündüğünüz kısmında ise "neyse" bekleyelim görelim der gibi olan ifadeleri anlamsız bir kitap sayfası doldurma çabası gibi anlaşılıyor. Velhasıl beklediğimden kötüydü.
Â.Umit in en sevdiğim eseri,en beğendiğim, en kısa sürede okuduğum, kalbimin deli gibi attığı ender kitaplardan birisi :)
okurken merak uyandıran soluksuz okunan bir kşitap
Her ne kadar arka kapağında yazılan Susurluk davası ile ilgili yazılar sebebiyle ön yargılı başlasam da çok sevdiğim Ahmet Ümit kitapları arasında yerini buldu. Kurgusu, sürükleyici temposu ile okuyucuyu sıkmayan ve dinamik tutan bir polisiye
Hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi.Muhteşem bir şekilde anlatmış yazar gerçekleri
Fena değildi. Ahmet Ümit sevenler için okunulacak bir kitap :)
Gerek anlatılış biçimiyle gerek de içerindeki olaylar açısından beni etkilidi. Adnan karakterinin hayattan usanmış ve mesleğinden bıkmış bir insan olmasına rağmen yaşadıkları ve aynı zamanda istemese de yaptıkları gerçekten de bu kitabı okunası hale getiriyor.
Okunması gereken bir Ahmet Ümit kitabı. Okudukça içinden çıkamayacağınız bir kaosun içine gireceksiniz. Hepinizin bildiği Susurluk kazası ile gün yüzüne çıkan devlet-mafya-polis üçgeninin çarpık ilişkileri üzerine kurgulanmış konusu. Kitabın detayına gelince ; Geçmişte çok parlak işler çıkarmış ama şimdi ununu ipe sermiş eski bir gazeteci olan Adnan bir sabah gazeteye gittiğinde giriş kartı çalışmaz.Artık tamamen emekli olduğunu anlamıştır. Uzun zamandır alkol ile ilgili sıkıntıları,eski eşi ile ilgili sıkıntıları derken birde işsizlik kendisini bir -hiç- olarak hissetmesine neden olur. Aynı gün; yıllardır hapiste olan ve hapiste olduğu dönem boyunca da hiç görüşmediği üvey kardeşi çıkar karşısına. Üvey kardeşi Doğan, çocukluğunda babası ve Adnan karşısındaki ezikliğinin acısını çıkarmak için onların karşısında yer alarak ,siyasi işlere bulaşır.Sonrasında ise devletin karanlık işlerini yürüten bir adam olup çıkmıştır. Aralarının hiç bir zaman iyi olmadığı kardeşi yıllar sonra karşısına çıkmış ve elinde çok gizli bilgi ve belgelerin bulunduğunu ve bunları kullanırsa gazetecilikte eski günlerine geri döneceğini söyler. Ama Doğan'ın başı beladadır. Bu güne kadar tüm yasa dışı işlerini yaptığı devleti karşısına almış ve hayatı tehlikededir. Adnan bir taraftan eski habercilik günlerine dönmek ,diğer tarafta ise devlet-çete-mafya-polis karanlık güçlerine bulaşmak arasında kararsız kalırken kardeşinin arabası direksiyona kelepçeli tamamen yanmış bir ceset ile bulunur. Polislerin sorgusu ile başlayan süreçte artık ister istemez olaya dahil olmuştur Adnan. Tek sorun kimin yanında kimin karşısında olduğu çözemeden olayların ve yeni ölümlerin çok hızlı ve çok karmaşık gerçekleşmesidir. Arabada yanan cesedin kimlik tespiti yapılan kadarki süreçte polisler,soruşturma,tehdit telefonları ile hayatı alt üst olmuştur. Doğan'ın vermek istediği belgelerin onda olduğunu düşündüklerinden tüm oklar Adnan'a doğrulmuş ve üvey kardeşi başını büyük bir belaya bulaştırmıştır. Bu beladan alnının akı ile kurtulabilecek mi ? bu karmaşık ilişkileri çözebilecek mi ? Aslında yanında olanlar mı karşısında ,karşısında kiler mi yanında .? ASIL SORU İSE ; KUKLA KİM ? ADNAN MI ? DOĞAN MI ?
güzel okunulası bir kitap ahmet ümit sevenler okumalı
Geçtiğimiz günlerde Ahmet Ümit de kendi twitter hesabında bu kitaptan bahsetti ve değeri pek anlaşılmamıştır dedi. Kesinlikle katılıyorum.. Bu kadar güzel anlatılabilirdi bir paranoya. Okurken adeta beyniniz yoruluyor bir süre sonra. Tavsiye edilir..
Ahmet Ümit kimi zaman iyi, kimi zaman da vasat şeyler yazabilen bir yazar. Ama bu, kesinlikle onun en iyi kitabı.
ahmet ümit kitaplarını severim aslında ama bu kitapla bu düşüncem değişti, okurken sıkıldım ve bitirmek için kendimi zorladım
Kitabın baş kahramanı Adnan Sözmen, geçmişte bir çok başarıya imza atmış ama zamanla yerini ve ününü korumayı başaramamış bir gazeteci portresi sunuyor bize. İşinden atıldığı gün, uzun zamandır görmediği kardeşi Doğan'la tesadüfi bir şekilde(!) bir süpermarkette karşılaşıyor ve Doğan aslında pek de yakın olmadığı üvey abisine başının dertte olduğunu anlatıyor. Kahramanımız gazetecilik içgüdüsü ve merakı yüzünden kendini olayların içinde buluyor ve Ahmet Ümit'in detaylı anlatım tarzıyla bir polisiye öykünün içerisinde buluyoruz kendimizi.
Ahmet Ümit‘in İstanbul Hatırası kitabını okuduktan sonra mutlaka daha fazla kitabıyla tanışmam gerektiğini düşünüp twitter‘dan “en beğendiğiniz Ahmet Ümit kitabı” diye sormuştum. Gelen cevaplardan biri de Kukla‘ydı. İstanbul Hatırası’nda yazar, engin tarih bilgisini de kitabın içine çok iyi serpiştirerek mükemmel bir polisiye roman sunmuştu okuyucuya. Ardı ardına işlenen cinayetler, elinizden bir dakika olsun bırakmak istemeyeceğiniz akıcılığı ve hem tahmini güç hem de vurucu finaliyle uzun süre unutulmayacak bir romandı İstanbul Hatırası. Kukla’da da yine tarih üzerinden ilerleyen bir polisiye hikaye mevcut. Ancak bu sefer yakın tarihe, Türkiye’nin karartılan dönemlerine kendince ışık tutmak istemiş Ahmet Ümit. Gazeteciliği bırakma noktasına gelmiş, ailesi dağılmış, çareyi ve ışığı alkolde bulmuş gazeteci Adnan Sözmen, geçmişi suçlarla örülü, bugünü belirsiz, geleceği karanlık üvey kardeşinin bir gün çıkıp gelmesiyle bitmek bilmeyen bir kovalamacanın içine girip bir anda Susurluk dönemlerine gidiyor. Gizem yine finale kadar kendini hissettirse de, bu sefer tahmini daha kolay bir hikayeyle karşılaşıyor okuyucu. Yine de özellikle yarısından sonrası çorap söküğü gibi bir anda bitiveriyor. Ben öyle siyasi meseleleri pek sevmem, o yüzden pek bilgim de yoktur ama kitabı okuyan belirli bir yaşın üstündeki herkesin ciddi manada etkileneceği kesin. Zamanında (belki de şu anda da pek farkı yoktur) Türkiye’nin her kademesini saran çeteciliğe bir gazetecinin gözüyle yaklaşan Ahmet Ümit, 500 sayfalık kitabı birkaç günde bitirebileceğiniz şekilde yazmayı becermiş yine. 8/10 http://cineshoot.net/kukla-ahmet-umit.html
İlk sayfaları biraz sıkıcı olsa da sonradan kendine bağlayan kitap. Güzel bir kurgu ve anlatım.
Ahmet Ümit 'i Ahmet Ümit yapan kitaplardan bir tanesi.Yazar, çoğu yazarın bu konuları ele almaktan korkmasına rağmen kendi düşüncelerini özgürce savunabildiği için benim gözümde hep bir adım öndedir.Örneklemelerin azlığı dışında kitap çok iyi kurgulanmış ve birleştirilmiş.
Okuduğum ne mükemmel kitaplardan bir tanesi. İnsanın düşüncelerini, düşünme şeklini çok güzel ortaya koyan bir kitap.













