Toplum düzensizliğinden gelen birer itilişle 72nci Koğuşa düşmüş insanlar, sefaletin, insan haysiyetsizliğinin uçurumlarına yuvarlanmışlardır. Yuvarlanmışlar, insanlıklarından çok şeyler kaybetmişlerdir. itilmek, kakılmak, hor görülmek... Ellerine üç beş kuruş sıkıştırıldığı zaman, gözlerini kırpmadan birbirlerini kahpece vurabilirler. Bütün bunlar yalnız 72nci Koğuşta değil, yaşadığımız dünyanın neresinde olursa olsun böyledir. Aç it fırın yakar...Onda yalnızca Kaptanın, Berbatın ve ötekilerin değil, insanoğlunun olanca kirlilişi yanindaki gururu, direnişi, kafa kaldırdığının destanı vardır.
Toplum düzensizliğinden gelen birer itilişle 72nci Koğuşa düşmüş insanlar, sefaletin, insan haysiyetsizliğinin uçurumlarına yuvarlanmışlardır. Yuvarlanmışlar, insanlıklarından çok şeyler kaybetmişlerdir. itilmek, kakılmak, hor görülmek... Ellerine üç beş kuruş sıkıştırıldığı zaman, gözlerini kırpmadan birbirlerini kahpece vurabilirler. Bütün bunlar yalnız 72nci Koğuşta değil, yaşadığımız dünyanın neresinde olursa olsun böyledir. Aç it fırın yakar...Onda yalnızca Kaptanın, Berbatın ve ötekilerin değil, insanoğlunun olanca kirlilişi yanindaki gururu, direnişi, kafa kaldırdığının destanı vardır.
Kitabı okurken mapushane diyalogları o kadar gerçekçi geldi ki baya bir gülerek okudum.
Bu kitap bir Orhan Kemal şaheseridir...
Edebiyatımızda neredeyse hiç konu edilmeyen, artık unutulmuş olan bir gerçekliği, hapishanelerdeki ''adembabalar'' ı konu alıyor bu roman...
İnsanın açlık ile birlikte ar,edep,namus,ahlak arasındaki ilişkiyi o kadar güzel anlatmış ki Orhan Kemal..
İnsanın para uğruna ne kadar alçabileceğini, açlığın insanı nasıl ahlaksızlaştırdığını müthiş bir hikaye ile anlatıyor üstat...
Türk sineması bu önemli kitabın bir kaç kez filmini çekti... Onlarda izlenmeye değer güzellikte
Kısacası bu kitabı okuyun okutturun..
http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/04/insan-haysiyetinin-72kogusla-imtihan.html
Türk edebiyatına birbirinden değerli romanlar bırakan Orhan Kemal’in; 1950’li yıllarda önce uzun hikâye, sonra oyun formatında yazdığı kült eseri “72.Koğuş”, “Koğuşta izmaritine zar atılıyordu” cümlesiyle başlar. Bu çarpıcı cümle; bir yandan işledikleri suçla birlikte kaderiyle oyun oynamış, özgürlüğünü kaybetmiş yoksul insanların cezaevinde içine düştükleri durumu özetlerken, bir başka yönden de okurun belleğini Aristo’nun “kullanacak kuvvetin, dağıtacak himmetin yoksa kıymetinde yoktur” sözündeki “himmet ve kıymet” kavramlarıyla yüzleştirir.
İçime işleyen bir hikayeydi buradaki...
İnsan doğasının hiç değişmeyen yüzü vurgulanmış bu minik mi minik romanda. Açlık ve sefaletin insan üzerinde yarattığı aciz ve acınası durumu gözler önüne sermiş Orhan Kemal.
Paranın her yerde para olduğu ve insanı ne derece düşürebileceğini ; aynı zamanda açlık ile beraber namus ve ahlak kavramlarının ne derece insanda çöküntü yarattığını müthiş bir dille hiç sıkmadan aktarmış yazar.
Kaptan'ın yiğitliğinin ve arka planda yaşadığı aşkının, hiç istisnasız çevresi tarafından sömürülüşünü insanlık ayıbı olarak aktarmış bizlere.
Günümüzde hala devam eden ve masumiyetliklerin tükendiği, acıların bolca süregeldiği bu dönemde, çakal ve tilkilerin arsız meydanlarından sakınmak için şehir dansı yapar olduk.
Orhan kemalin ustalığını konuşturduğu bir kitap yine,nedense filmini sevemedim zaten kitapların filimlerini yapınca çok azı kitaba abağlı kalıyor eserin adıı kullanıp reytink adına katdeliyorlar güzelim eserleri
http://moonlightcat13.blogspot.com/2015/04/sevgili-pinucciann-duzenledigi-bahar.html
Orhan Kemal'in en sevdiğim kitabı.Oldukça sade olmasına rağmen sıkılmadan okudum.
İçinizi katmerleyecek çok sıcak ve samimi bir hikaye. Okurken, parasızlık, açlık, insanlık, vicdan, aşk ve diğer duyguları yoğun yoğun yaşıyor, kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.
Orhan Kemal'in okuduğum ilk kitabıydı.Diyaloglar, karakterler o kadar samimiydi ki kitabı bitirmeden bırakamıyorsunuz.
Karton Cilt, 102 sayfa
2000 tarihinde, Tekin tarafından yayınlandı