Eser· Kitap

Acımak

8.0/10(457)

Reşat Nuri Güntekin 1928 yılında yayınlanan bu eserinde; çalışkan başarılı fakat zaaf gösterenlere karşı acımasız olan Zehra Öğretmen ile babası Mürşit’in bakış açılarından dramatik yaşam öykülerini anlatıyor. Yazar, cumhuriyet öncesinde yeni mezun, idealist genç bir mülkiyelinin iş ve sosyal yaşamdaki çatışmalarını ve uyumsuz ilişkilerini anlatırken, dönemin memuriyet yaşamına, köhne yapısına ait önemli ipuçları da veriyor. Şehirden kasabalara sürüklenirken, ardında birer birer ilkelerini de bırakan genç adam hatalı bir evlilikle korkunç bir sona doğru sürükleniyor. Acı ve sefaletle dolu ortamdan tesadüfle sadece kızı Zehra’yı kurtarabiliyor. Acımak; aile içi ilişkileri ve sorumluluklarını, adeta ders verir gibi gözler önüne seriyor.

Baskılar2

Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.

Acımak

Acımak

İnkılap Kitabevi

159 sayfa1999-06-01

Acımak (osmanlı türkçesi)

Âsitâne

153 sayfa

Düzenleme Geçmişi

Yükleniyor...

Puanlama

8.0/ 10
457 puan
10
91
9
96
8
116
7
76
6
40
5
28
4
5
3
3
2
1
1
1
Ssmtrkl_· Acımak
8/1023.01.2020

ACIMAK- Bu kitabı yeğenimin elinde görüp okumuştum. Mesleğinde çok başarılı olan zehra öğretmen, geçmişte kendi ve ailesini paramparça eden babasının son nefesinde yanında bulunmaya karar verir. Yaşadıklarını tekrar düşündüğün de artık bu adama karşı en ufak merhamet duymadığına karar verir. Fakat aynı olayları, babasının hatıra defterinde okuyunca, olayların bildiğinden çok farklı olduğunu öğrenir. 1 günde okuduğum ender kitaplardan biri çok güzeldi.. Herkese tavsiye ederim.

Mmimarc· Acımak
8/1005.12.2018

Acımak kitabında, dışardan herşeyin nasıl farklı yorumlanabildiğini ve bir insanın hayatını bu durumun nasıl mahvedebildiği anlatılıyor, güzel ve akıcı bir kitap..

GGirift· Acımak
10/1008.09.2018

Muthis bir eser. Herkes okusun derim.

Ggululucan· Acımak
6/1002.11.2017

Reşat Nuri Güntekin ve Acımak… Acımak; okuduğum kitaplar arasında en fazla etkisi altında kaldığım kitaplardan. Çünkü kurgusuyla; çoğu hayata dokunan acıklı olmasının yanında, telafisi mümkün olmayan hatalara gebe olmakla birlikte, en acısı da geç kalınmışlığı anlatmasıyla benim için son derece önemli eserlerden. Kitap, sonunda “anladım ama ne fayda?” sorusunu sordurtuyor. Bence çaresizlik hissinin en kötüsü. Teoman’ın Balans ve Manevra filminde “hayat herkesin anladığı kadar, doğrusu da yok; olması gereken olur.” sözünün geçtiği bir sahne vardı. İzlerken kendi hayatıma dair bu söz üzerine çok düşünmüştüm. Hayatı, olayları ya da insanları sadece anladığımız kadar anlamlandırıyoruz. Belki de gerçek bizim gördüğümüz değil, biz sadece öyle sanıyoruz. Sonra bu sandığımız şeylerin aslında yanlış anlamalar yüzünden sandığımız şey olmadığını anlıyoruz. Bu kitapta da yanlış anlamalar üzerine kurulan hayatların insanları nasıl bedbaht ettiğine şahit oluyoruz. Hani psikologlar, hastadaki soruna cereyan ettiği zaman içinde bir neden bulamadıklarında, sorunların çıkış noktasının nereden geldiğini anlamak için “ çocukluğunuza inelim” derler ya, burada olay örgüsü aynen buna dayanıyor. Çocuklar; anne ve babalarını bilinçaltında yanlış kodlayabilirler ve "bu kod" sadece o dönem içinde değil, büyüdüklerinde dahi peşlerini bırakmazlar. Hayata, insanlara, olaylara karşı bakış açılarını etkileyecek kadar önemli izler bırakırlar. Mesela hikâyedeki kahramanımız Zehra, bu kod yüzünden “acımak” duygusunu yitirmişti. Acımak neydi? Acımak hissi için; Nietzsche Ecce Homo kitabında “acımanın aşılmasını soylu erdemlerden sayıyorum” der. Güntekin ise; acımak hissinin, insanda ahlakı oluşturduğunu savunur. Sanırım bizim kodlarımız da acımanın ahlakla ilintili olduğu yönünde. Çünkü babasının ölüm döşeğinde olduğu haberini alan Zehra’nın, babasının yanına gitmemesine anlam veremeyip hatta nasıl evlat böyle diye Zehra’ya içerleyebiliyoruz. Ama nedenlerini öğrendiğimiz zaman kendisine hak verebiliyoruz. Sonra alkol batağındaki bir babanın kızını yatılı okula göndermesine kızarken, bunun gerekçelerini öğrendiğimizde babaya acımaya başlıyoruz. Sonuç olarak karşılaştığımız olayları ön yargılı davranmayarak, empati yaparak değerlendirmemiz gerektiği ortaya çıkıyor. Gerçek bazen görünendir; çoğu zaman görünenin gölgesinde kalan. Ya da “hiçbir şey gerçek değil, her şey mümkün…” Fethi Naci; Reşat Nuri’yi kişilik olarak beğense de, edebiyatını "romanlarında, ‘rastlantılar’ büyük bir yer tutar; Reşat Nuri, olay örgüsünü geliştirmekte zorlandığı zaman hemen rastlantılara başvurur.” diye eleştirirken, Ahmet Hamdi Tanpınar; “… O, Türkçenin ortasında geniş bir sevgi ve şefkat ürpermesi idi.” diye bahseder. 20. yüzyıl Türk edebiyatının en büyük romancılarından olan Güntekin, babasının askeri doktor olması nedeniyle birçok Anadolu köyünde bulunmuş ve oradaki gözlemlerinden yola çıkarak eserlerinde de Anadolu'daki yaşamı ve toplumsal sorunları ele almış; insanı insan-çevre ilişkisi içinde yansıtmıştır. Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini açıklamıştır. Buradan anladığımız kadarıyla Güntekin; kahramanlarına sevgiyle sokulan bir romancıdır. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Dolayısıyla televizyona da uyarlanan, Çalıkuşu, Acımak ve Yaprak Dökümü gibi anlatımda ve psikolojik tahlillerde başarılı eserler sunmuştur. Kitaptan altını çizdiklerim: -İnsanlar hiçbir vakit ıstırap çektikleri zamandaki kadar güzel olmuyorlar. -Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti. -Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet dibi görünmeyen kuyulara atılan tas nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi insanlığımızın derecesini öğretir...

SSerginho· Acımak
7/1028.10.2017

Beni hüzünlendiren bir kitaptı..Keşke iş işten geçmeden bazı şeylerin farkına varabilsek dedirdetecek cinsten..

Hholstein· Acımak
9/1018.06.2017

"vah Mürşit, vah..." Yaprak Dökümü romanında da işlemişti yazar prensiplerimizden vazgeçmeyi, karakterimizi kaybetmeyi. ama Acımak'ta bunu öyle bir anlatmış ki, kitabı ağlamadan kapatmak çok zor.

Ssedatly· Acımak
10/1009.03.2017

muhteşemm bir kitap en kısa zamanda okumanızı tavsiye ederim.

Ggül ekmen· Acımak
8/1004.10.2016

Reşat Nuri Güntekin ve acımak… Kitap; okuduğum kitaplar arasında en fazla etkisi altında kaldığım kitaplardan. Çünkü kurgusuyla; çoğu hayata dokunan acıklı olmasının yanında, telafisi mümkün olmayan hatalara gebe olmakla birlikte en acısı da geç kalınmışlığı anlatmasıyla benim için son derece önemli eserlerden. Kitap, sonunda “anladım ama ne fayda?” sorusunu sordurtuyor. Bence çaresizlik hissinin en kötüsü. Teoman’ın Balans ve manevra filminde “hayat herkesin anladığı kadar, doğrusu da yok; olması gereken olur.” sözünün geçtiği bir sahne vardı. İzlerken kendi hayatıma dair bu söz üzerine çok düşünmüştüm. Hayatı, olayları ya da insanları sadece anladığımız kadar anlamlandırıyoruz. Belki de gerçek bizim gördüğümüz değil, biz sadece öyle sanıyoruz. Sonra “bu sandığımız şeylerin aslında yanlış anlamalar yüzünden sandığımız şey olmadığını anlıyoruz. Bu kitapta da yanlış anlamalar üzerine kurulan hayatların insanları nasıl bedbaht ettiğine şahit oluyoruz. Hani psikologlar, hastadaki soruna cereyan ettiği zaman içinde bir neden bulamadıklarında, sorunların çıkış noktasının nereden geldiğini anlamak için “ çocukluğunuza inelim” derler ya burada olay örgüsü aynen buna dayanıyor. Çocuklar; anne ve babalarını bilinçaltında yanlış kodlayabilirler ve "bu kod" sadece o dönem içinde değil, büyüdüklerinde dahi peşini bırakmazlar. Hayata, insanlara, olaylara karşı bakış açılarını etkileyecek kadar önemli izler bırakırlar. Mesela hikâyedeki kahramanımız Zehra; bu kod yüzünden “acımak” duygusunu yitirmişti. Acımak neydi? Acımak hissi için; Nietzsche Ecce Homo kitabında “acımanın aşılmasını soylu erdemlerden sayıyorum” der. Güntekin ise; acımak hissinin, insanda ahlakı oluşturduğunu savunur. Sanırım bizim kodlarımız da acımanın ahlakla iniltili olduğu yönünde. Çünkü babasının ölüm döşeğinde olduğu haberini alan Zehra’nın, babasının yanına gitmemesine anlam veremeyip hatta nasıl evlat böyle diye Zehra’ya içerleyebiliyoruz. Ama nedenlerini öğrendiğimiz zaman kendisine hak verebiliyoruz. Sonra alkol batağındaki bir babanın kızını yatılı okula göndermesine kızarken, bunun gerekçelerini öğrendiğimizde babaya acımaya başlıyoruz Sonuç olarak karşılaştığımız olayları ön yargılı davranmayarak, empati yaparak değerlendirmemiz gerektiği ortaya çıkıyor. Gerçek bazen görünendir; çoğu zaman görünenin gölgesinde kalan. Ya da “hiçbir şey gerçek değil her şey mümkün…” Fethi Naci; Reşat Nuri’yi kişilik olarak beğense de; edebiyatını romanlarında, ‘rastlantılar’ büyük bir yer tutar; Reşat Nuri, olay örgüsünü geliştirmekte zorlandığı zaman hemen rastlantılara başvurur.” diye eleştirirken, Ahmet Hamdi Tanpınar; “… O, Türkçenin ortasında geniş bir sevgi ve şefkat ürpermesi idi.” diye bahseder. 20. yüzyıl Türk edebiyatının en büyük romancılarından olan Güntekin, babasının askeri doktor olması nedeniyle birçok Anadolu köyünde bulunmuş ve oradaki gözlemlerinden yola çıkarak eserlerinde de Anadolu'daki yaşamı ve toplumsal sorunları ele almış; insanı insan-çevre ilişkisi içinde yansıtmıştır. Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini açıklamıştır. Buradan anladığımız kadarıyla Güntekin; kahramanlarına sevgiyle sokulan bir romancıdır. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Dolayısıyla anlatımda ve psikolojik tahlillerde başarılı eserler sunmuştur. Kitaptan altını çizdiklerim: -İnsanlar hiçbir vakit ıstırap çektikleri zamandaki kadar güzel olmuyorlar. -Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti. -"Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet dibi görünmeyen kuyulara atılan tas nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi insanlığımızın derecesini öğretir..."

PPandela· Acımak
7/1019.07.2016

Sonunda gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.

Aadnantopcu· Acımak
10/1013.07.2016

Reşat Nuri, tıpkı Çalıkuşu'ndaki gibi okuyucu önlenemez bir kedere mahkum ediyor. Duygu yüklü bir başka roman, Acımak. Ailesini uçuruma sürüklediğine inandığı babası yüzünden acıma duygusundan yoksun öğretmen Zehra, babasının ağır hastalığı üzerine yollara düşer ve son ana kadar babasından nefret eder. Babasının bıraktığı günlük, genç kadının önyargısını altüst eder.

EEzgot· Acımak
8/1015.07.2015

Okurken ağlamayı ilk kez tattığım roman..

Dduygu irem· Acımak
8/1023.06.2015

Okunması gereken güzel bir kitap. Bir gecede bitirdim. Herkes okumalı bence

Ssibelakgunn· Acımak
9/1024.04.2015

güzel

Zzargana· Acımak
9/1006.03.2015

Çokk güzeldi....

U· Acımak
8/1019.02.2015

çok begenerek okudum harika bir kitap

Hhalil46· Acımak
8/1006.12.2014

Duygusal ve etkileyici bir roman.

AAltınay· Acımak
9/1003.12.2014

Önyargıyı, olaylara tek bir açıdan bakmanın nelere yol açabildiğini, hisleri; her zaman olduğu gibi yine gözlemci yeteneği ile bizlere güzel şekilde aktarabilmiş ve hissettirmiş yazar. Okunması gereken bir kitap. Okumayı düşünenler kitabı bekletmesin.

Mmugokcev· Acımak
8/1002.11.2014

152

Rrenklii· Acımak
9/1030.07.2014

beni etkileyen kitaplardan biriydi.

9/1029.01.2014

Anadolu da bir koyde 5 yildir ogremenlik yapan Zehra ya o zamana dek yok saydigi babasiyla ilgili bir telgraf gelir. Hikaye aslinda bu olaydan sonra baslar. Yazar Zehra karakterini durustluk, dogruluk,titizlik,kararlilik gibi buyuk insani ozelliklerle donandirmis . Yalnizca acimayi eksik birakmis... Bu duygunun yoksunlugu aslinda gecmisinde sakli olup o aci telgrafla tekrar gun yuzune cikiyor. Gorunen gerceklerin ardinda cok baska sebeplerin gizli oldugunu, insan iradesinin kendi caresizligi icinde nasil yok olup gittigini ve erdem duygusunu yitirmis insanlarin ne denli alcalabilecegini gozler onune seriyor. Kitap, hayat uzerine dusundurmeye sevk edici nitelikte...Ve okuyan herkesin icinde uyandirabilecegi seyler oldugu inancindayim.

Kkitapkurdu34· Acımak
10/1028.01.2014

Resat Nuri sen ne usta bir yazarsin demeden gecmek istemiyorum. Kitabin ilk basinda Mursit efendiye kizarken sonlarinda uzuldum hatta agladim ve bir insanin yasaminin nasil mahvedildigine tanik oldum. Acimak duygusunun islendigi bu kitabi okumanizi siddetle tavsiye ediyorum.

Ffsalim54· Acımak
10/1027.01.2014

Zehra acımayı öğrendi en sonunda... Ben ise kadınların yeri geldiğinde dedikodu ve iftira ile ne kadar acımasız olabileceğini öğrendim.. aslında biliyorum kadınların erkekler üzerindeki bu büyük himayesini ama bunu öyle güzel anlatmış ki Reşat Nuri... Bu yüzden mutlaka okunması gereken ve önemli dersler alınması gereken bir şaheser... Okuyunuz efendim... bir gecede tüketmeyiniz...yavaş yavaş...sindire sindire...

Ssval· Acımak
6/1014.01.2014

Kısa ama etkileyici. Bir çırpıda okudum; keşke bu kadar çabuk bitmeseydi, dedim.

Eekabakci· Acımak
10/1027.12.2013

İnsanları dışarıdan bakarak yargılamanın ne kadar da hatalı olduğunu anlatan öğretici ve bir o kadar da vurucu bir roman.. Gözyaşlarımı tutamamıştım

Bbrktsy· Acımak
10/1025.10.2013

okuyanı oldukça hislendiren bu kısa romanda ne çok ders varmış: 1) hiç bir şey olmasa da çoğu şey göründüğü gibi değildir, 2) önyargılı olmamak gerekir, meseleleri irdelemek kuşku duymak gerek, insan denen varlığa kayıtsız şartsız teslim olmamak gerek, 3)" tüm memleket bize düşman" diyenden korkmak gerek :) 4) ve memuriyet hayatına girecekler, çok fazla gayretli, çalışkan olmayın, zamanla performansınızı arttırın, kendinizin olmayan işleri yapmayın, bu konuda dik duruş gösterin yoksa vay halinize...

Benzer Kitaplar