Sergüzeşt
Sergüzeşt, tutsaklığa karşı başkaldırının romanıdır. Roman, başından sonuna değin ezilen, satılan, oradan oraya sürüklenen Dilber ile onu ezen, korurken bile küçük gören varlıklı sınıf arasındaki karşıtlığa dayanır. Okuyucu, Dilber'e yardım edememenin acısını yüreğinde de duyar. Romanın, zamanı aşan ve bugüne seslenen insanı ve sosyal yönü de buradan gelir. Bir yandan doğunun gizemli ve içe dönük yapısı, öte yandan batının gerçekçi yaklaşımı edebiyatımızda ilk kez Sergüzeşt'te işlenmiştir. Sergüzeşt, gerek ele alınan tema, gerek yarattığı Dilber tipi, gerek romantizmden gerçekçiliğe kayış tarzı ve biçemi ile edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. ***** Edebiyatımızın ilk gerçekçi romanı olan ve Türk Romancılığının gelişmesinde önemi bir rol oynayan Sergüzeşt suçsuz ve talihsiz bir aşkın acıklı öyküsüdür. İnsan ticaretinin ve esirliğin olanca kötülükleri romanda acıklı tablolar halinde sergilenir. Cevdet Kudret Türk Edebiyatında Hikaye ve Roman adlı yapıtında Sergüzeşt için şu yargıları veriyor: Sergüzeşt'te, Türk Romancılığının Romantizmden Realizme geçmesi açıkça görülmektedir. Fakat eserde henüz her iki akımın özellikleri de vardır. Sezai, bir yandan Batı edebiyatında tanıdığı realizm akımının yöntemini benimsemiş, bir yandan da Namık Kemal'in üslubunun etkisinden daha kurtulamamıştır. **** "Hemen hızla evden çıkarak vapur iskelesine yöneldi. Aşkın şiddetli duygularıyla coşmuş bir hâlde bulunan bu tecrübesiz genç zihinlerde, hiçbir şüphe ve tereddüt oluşmamıştı. Vapur iskeleden hareket etti. Celal Bey'e o gün herşey ışık içinde, hayat içinde görünüyordu. Sevgilisinin yüzüne saatlerce hayran hayran bakan gözlerine, Marmara nın sonundaki ufuklar açılarak uzaktan uzağa sonsuzluk vaadediyordu. Köprüden başka bir vapura bindiği zaman, sanki ilk defa görüyormuş gibi, Boğaziçi kendisine şahane bir manzara sunuyor ve hiçbir zaman dikkat etmediği heyecan verici yerlerini buluyor ve iki sevgiliyi sessizliği ve güzelliği ile mutlu edecek saraylar keşfediyordu. Gök, sevdiğini kendisine her yönde gösterecek kadar şeffaf; hava, sevgilisinin yaşama sevincini arttıran saçının yüzüne dokunuşu kadar güzeldi. Heyhat!" "Rus şirketinin Batum'dan gelen ticari vapuru Tophane önlerinde demirledi. Vapurun gelmesini sandallarda sabırsızlıkla bekleyen birkaç kişi hemen güverteye atladı. Bunlardan biri uzun boylu, geniş omuzlu, siyah seyrek bıyıklıydı; etekleri ayaklarına kadar uzun, beli gayet dar bir Çerkez paltosu giymişti. Başında kendi milletine özgü bir kalpak, elinde gümüş saplı bir kırbaç bulunan Çerkeze 'Hoşgeldiniz', dedi, 'cariyeler nerede?' Evinden ve yurdundan acımasızca koparılan küçük Çerkes kızı Dilber, bir esir gemisine bindirilerek İstanbul'a getirilir ve bir konağa satılır. Bu konak küçük Dilber'in yeni zindanıdır bundan böyle. Samipaşazade," 1888'de yayınlanan Sergüzeşt romanında, o yıllarda rağbet gören esaret konusunu işlemiş ve esaretin insanlık dışı olduğunu gözler önüne sermiştir. ***** İlk gençlik heyecanlarıyla okunan kitapların etkisini, o ilk okumanın verdiği benzersiz hazzı unutmak mümkün mü? İletişim ve bilgi edinme imkânlarının son hızla arttığı bir çağda, gençlerimizi ve çocuklarımızı kitapların dünyasıyla buluşturmak eskisi kadar kolay olmasa gerek. Bu anlamda, Millî Eğitim Bakanlığının ilköğretim ve ortaöğretime yönelik 100 Temel Eser seçimi; öğrencilere, velilere ve öğretmenlere, kısacası kültür dünyamıza katkıda bulunacak herkese yararlı olacak niteliktedir. ***** Sami Paşazade Sezai (1862-1893) Yazar, çalışmalarında en çok; Namık Kemal ve Victor Hugo'nun etkisinde kalır. Abdülhak Hamid'e hayrandır. Özellikle Hugo'nun romantik hümanistliğinden etkilenerek çevresinin insanlarına ve konularına bakar. İkinci Tanzimat kuşağının Servet-i Fünûn'a bağ olan yakınlıklarında özetlenebilecek olan Samipaşazade Sezai, Çamlıca ve Adalar tasvirlerine ağırlık veren hikâye ve roman dekoru içinde acınası kederlere şefkatle eğilir ve gözlemden yola çıktığı konularda gerçekçi yönteme yaklaşır. Hikâye ve roman kahramanlarına duygusal yakınlıklar besleyerek, onlara acıdığını belli eden sözler söyleyerek, ele aldığı konuyu kendi düşüncesine göre sonuçlandıran ana fikri açıkça belirleyerek, anlatımda süse ve gösterişe önem vererek, betimlemelerde aşırıya kaçarak, ara sıra yerli yersiz açıklamalar yapıp bilgi vererek dengesiz bir roman yapısını sürdürür. Bu özellikleriyle romantizmle realizmin bocalama noktasında görünür. Sergüzeşt'te özgürlük ve tutsaklık konuları işlendiğinden, siyasal iktidarın baskısına uğrayan ilk romanlardan biridir.
Baskılar30
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (456)Donemi icin bu kadar agdali ve betimlemeli bir dil onemli olsa da, gunumuz icin fazlasiyla boğucu. Yesilcam filmi izliyormus tadi veriyor ama bilemiyorum 1 cumle sadece virgul koyularak 1 sayfa surmemeli bence. Noktayi mi kacirdim acaba diye dondum durdum sayfa boyunca.
Kendi fikrimce dünya tarihinin en aşağılık hatırası olarak kalacak olan kölelik, kitapta en acı şekilde karşınıza çıkıyor. Oysa insanın en değerli varlığıdır özgürlük. Kitapta bunun acı tesirlerini görüyoruz. Zaten yazar da kölelik, cariyelik mevzusunu çok yakından bilen biriymiş. O zenginliğine rağmen şefkatini de hissettirdi kitabında. İmkansız bir aşkın ağına düşen zengin bir bey ile esir kızın hüzünlü hikayesi bu... Kitapta tek sıkıntı çektiğim haddinden fazla uzun cümlelerin olmasıydı. O kadar edebi bir dili ve uzun cümleleri var ki cümlenin başını unutup tekrar okuduğum oldu. Ama tasvirler detaylı ve bol bu sayede film izler gibi okudum. Sergüzeşt baştan sona hüzün dolu bir hikaye.
Bugün birkaç ilki yıktım. Hiç klasik okumamıştım isteyerek . Hep zorunluluktu. Bunu ise kendim seçtim. Hoş bir okuma oldu. Bir esirin payına düşen aşkı ve bunı bile doyasoya yaşayamaması anlatılıyor. Türk yazarlardan Emrah serbea okudum o da bir ilk sayılır.
Sürükleyici bir romandı velahasıl gittikçe kurguda kopukluklar baş gösterdi. Bazı yerler çok hızlı geçildi. Final ise çok kötüydü bence.
İlklerden olması nedeniyle birçok hata, kusur var, betimlemelerin biraz çok olması da okumayı yavaşlatıyor ancak kesinlikle okunması gereken bir kitap.
Sergüzeşt diğer Türk klasikleri gibi oldukça basit bir kurguya sahip ama anlatımı çok daha güzel. Aşırıya kaçan betimlemeleri bazen sıksa da çabucak bitirdim. Keşke sonu daha farklı olsaydı, neden tüm Türk klasikleri mutsuz sonla bitiyor? Yine de okumaya değer olduğunu düşünüyorum.
eser başarılı. 1888 yıllarında güzel bir kızın başından geçenler anlatılıyor...
Çok kötü bir eser bekliyordum karşımda. Büyük ihtimal anlamam diyerek zorluktan okumaya koyuldum. Kitap bittikten sonra çok şaşırdım. Oldukça iyi bir eser. Her açıdan kalburüstü.
Bu kadar güzel bulabileceğimi tahmin etmediğim bir kitaptı Sergüzeşt. Benim okuduğum Mitra Yayınlarının baskısıydı. Anlatımı da, dili de güzeldi. Kitaplığımda tekrar okumak isteyebileceğim kitaplar arasına girdi... :)
Benim okuduğum Say yayınları baskısıydı. Editörün ön yazısı son sayfada ise edebiyat açısından Murat Batmankaya'nın eleştirel yazısı vardı. Dikkatle okunmasında yarar vardır. Kafkasya'dan kaçırılan (Samipaşazade romanında bu suçu Afrika'lılara yüklemiş!) kızların, (Dilber ise sekiz yaşındaydı) zamanın Osmanlı'sında köle olarak satılması, kullanılması gerçeği. İnsan Ticareti yani. İstanbul'da yaşanıyor mirim. Endemik bitkiler hakkında bir fikriniz var mı bilemiyorum. Bakınız Karadeniz'de yetişen bir bitki Akdenizde yetişmez, Bodrum'un ki Trakya'da kök salmaz. Latif-i mahluk insanoğlu da neden böyle olmasın ki... Hürriyet ve esaret konularında tavsiyem sıcağı sıcağına Mehlika Mete'nin Gelincik kitabını, Peyami Safa'nın Canan'ı, Namık Kemal-İntibah'ını da okumalarını da öneririm. Milli Eğitim okunması 100 temel eser olarak göz önüne çıkarması takdir-i şayan. Gençler okusun Osmanlı tarihini ders kitaplarında anlatılmayanlarını da dönemin yazarlarından dinlesin. O zamanın gerçekleriyle kendi zamanlarını kıyaslasınlar. Örneğin; Kuyruklu Yıldız Altında İzdivaç'ta da bisiklete binen kızların toplumda kötü kadın olarak nitelendirilip evde kalmalarına nedenlerden olduğunu yazarın kaleminden satır aralarından görebilirler. Ola ki şükredersiniz!
Osmanlı döneminde bir halayıkın halini ve efendisiyle aralarında geçen sevgi anlatılıyor..
Bitmesi için elimden geleni yaptım, bittiğinde ohh be dedirten sıkıcı bir roman.
Çok methedilen bir kitap olduğu için okudum fakat çok beğenmedim.
Kitapda ki duygular şiirsel betimlemelerle aktarılmış. Okurken yazarin bazı bölümlerde neyi anlatmaya çalıştığını kaçırabilirsiniz. Ve de yazar hikayeyi anlatırken bir an da kesip kendi düşüncelerine yer veriyor.Bunu gözardı ederek okumalısınız . Bu, eserin yine de okunması gerektiği gercegini değiştirmiyor .okumak keyifliydi.
Edebiyat öğretmenlerimizin baş tacı.Tanzimat eseri,iyidir.






































