Fatih - Harbiye
Peyami Safa edebiyat - roman Yazar bu romanında Tanzimat tan kopup gelen, Millî Mücadelede ve sonraki yıllarda alevlenen batılılaşma hareketlerinin Türk tipindeki ve cemiyetindeki etkilerini incelemektedir.
Baskılar6
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (524)Doğu-batı çatışmasının İstanbul’un iki eski ve zıt semti üzerinden işlendiği bir eser. Yazarın tarzı olan psikolojik tahlillerle Neriman ve Şinasi karakterleri Batılılaşmayı yanlış anlama sorununu temsil ederken, meselenin özü Ferit karakterinin ağzından ortaya konulmuş. Ayrıca en sıkı karşılaştırmalar da Neriman ve babası Faiz Bey arasında geçiyor. Fakat sonu eserin ilerleyişine göre aniden kesilmiş duygusu veriyor. Daha derin ya da daha cesur bir final çarpıcı olurdu kanısındayım.
Kitap oldukça akıcıydı. Birkaç saatte rahatça bitebiliyor. Farklı kültürlerin bizi etkileyen kötü taraflarına değinilmiş. Elbette ki değişik kültürleri öğrenmek, görmek, yaşamak kültürel zenginlik açısından önemlidir fakat farklı kültürler kendi özümüzü unutturmaya başlamışsa işte orada problem vardır ki Fatih-Harbiye kitabı tam olarak bunu anlatıyor.
Ana Fikri gerçekten çok anlamlı. Başta pek anlayamadım ama okudukça hoşuma gitti. Peyami Safanin okuduğum ilk kitabıydı. Diğer kitaplarını da okuyacağım.
muhteşem bir kitap okudum, elimden bırakamadım sen nadıl büyük bir yazarmışsın Peyami Safa ben nasıl geç kalmışım seni okumaya iyi ki okudum iyi ki... kitaba gelecek olursak nerimanın ikilemi asla macit ve şinasi olmadı hep batılılaşma arzusu ve doğulu yetiştirilişi oldu, ruhsal olarak çok çırpındı ve bu arzusunu yendi en sonunda kendine doğru geleni seçerek huzura kavuştu. Peki biz? biz bu savaşı kaybede kaybede kendi kültürümüzden yozlaştıkça yozlaştık boş ve suni insanlar olup çıktık maalesef
Kitap, Neriman adlı karakterin Doğu-Batı kültürü arasındaki gidip gelişini anlatıyor. Bulunduğu avam çevreyi beğenmeyen kızımız, daha medeni olduğunu düşündüğü sosyetik çevrelere girmek istiyor. Hatta yavuklusunu dahi kaybetmeyi, o gıpta ettiği çevreden biriyle evlenmeyi hayal ediyor. Roman boyunca Neriman'ın bu ihtirasına tanıklık ediyoruz. Peyami Safa eskilerden günümüze kalmış en başarılı yazarlardan bence. Naif anlamıyla okuyucuyu yakalamayı başarıyor.
Betimlemeden ve durum açıklamalarından öleyazdığım bir kitaptı. Çok sıkıcı ilerliyordu zor bitirdim.
Bir kzın temsil ettiği Doğu kültüründen uzaklaşıp Batı kültürüne özenmesi , kendini kaptırması , hayattan soğuması , sevdiği adamdan soğuması kısacası doğu-batı çatışmasını konu edenen bu romanı okurken elinizden bırakamayacaksınız.
Doğu-Batı karşılaştırmasını döneminde Peyami Safa gibi anlatabilen yazarlar azdır, bir de Cemil Meriç var tabii ama o düşünce yazıları olarak okura aktarıyordu fikirlerini. Romanı sıkılmadan okuyabilirsiniz, tavsiye ederim.
Yanlış batılılaşmanın güzel benzetmelerle anlatıldığı akıcı bir kitap. Fakat sanki olaylar daha yeni başlayacakken bitmiş gibi oldu, bence böyle bir konu daha uzun şekilde ilgi çekici olaylarla anlatılabilirdi. Fazla kısa geldi bana, bir bu kadar daha olsaydı keyifle okurdum.
Şarklı bir genç kızın kendi kendiyle verdiği medenileşme savaşı. Peyami Safa'nın insan psikolojisini gözleme yeteneğinin harmanı bir kitap. Müthiş bir gözlem ve bu gözlemleri metine uygulama yeteneği var. Neriman'ın iç savaşını; üniversitelerde, sokaklarda ve avmler de hala yaşıyoruz.
Peyami Safa'nın kitapta gelişen olaylar karşisinda karakterkerin durumunu ve ruh halini anlatışı gayet iyiydi.Şinasi doğuyu,Macit batıyı,Neriman ise o yillardaki insanlarin doğu-batı arasindaki bocalayışını iyi temsil ediyordu.Şarklıkarın kediye,Garplilarin ise köpeğe benzetildiği bölumu okumakta zevkliydi.
Peyami Safa günümüzde de halen bir sorun olan batılı mıyız, doğulu mu, nereye aidiz, kimliğimiz nedir vb. soruları çok etkili bir şekilde irdelemiş. Kimse birbirine ifade etmese de bahsetmese de aidiyet sorunu özellikle büyükşehirlerde ciddi boyutlarda. Herkesin okumasını arzu ederim, kendinden bir parça bulacaktır. Hatta belki ruhunun saklı bir köşesine ışık tuttuğu için yazarımıza alkış tutacaktır.
Peyami Safa'nın bu eserinde yeni kurulan cumhuriyet dönemiyle büyük bir imparatorluk döneminden yetişmiş bir gençliğin bocalamaları anlatıyor. Eski usül terbiye almış iki gencin yeni adet ve geleneklere karşı tutumları ele alınmış diyaloglar çok akıcı. Özellikle modernleşmenin sancılarını, muhafazakar sınıfın çelişkilerini ilk anlatan kitaplardan biri olarak ele alabilirsiniz.
Peyami Safa desem yeter kitap geneli için... Sadece şu var; bi ara Şinasi odasını toplayacağı zaman o kadar sinir bozucu bir hal aldı ki kitap imkan olsa ben toplardım o odayı. Resmen içim şişti. Vay ki üşendi bi torbayı kaldırmak için.. :D
Peyami Safa ... ne söylenebilir ki. Bir dönemi en keskin yerinden anlatıyor.
doğu-batı çekişmesini sosyal yapısı üzerinden inceleyen gayet iyi bir hikaye. 19 y.y. da yazılmış olduğu için osmanlıca ve farzca kelimeler genç kuşakların okumasını zorlaştıracaktır.
Yanlış batılılaşmayı konu alan güzel bir kitap... Okunması gereken bir kitap.
Bitirince "Bu zamana kadar neden okumadım?" dedirten bir kitap
Beklediğim gibi değildi. Aşırı derece tasvir yapılması ve karakterlerin hep ruhani yanlarının anlatılması sarmadı beni.
performans notu için okumuştum, ilgi çekici bir tarafı yoktu.....
Peyami Safa her zamanki gibi bireyin psikolojisine hürmet edip Batılılaşma'yı güzel üslubuyla okuyucusuna aktarmış bu kitabında da. Romanda geçen hikaye de hoşuma gitti aynı zamanda. Etkisi süregelen ve devam eden bir Neriman-Şinasi hikayesi de mevcut. Gerçeklere gözlerin kapandığı anda erkek karakterin ; "Mademki ben Neriman'ın çoktandır değiştiğini farkediyordum..." "Mademki ben Neriman'ın değişmeye başladığını..." Bu üstte geçen cümleler bizim de hayatımızda çokça maruz kaldığımız durumlardan biridir aslında. Farkında olduklarımızı göz ardı etmenin bedeli , elbetteki daha ağır koşullar ve süreçlerle karşımıza çıkacaktır. Bir değişimin ince hatları vurgulanmış bu kitapta. Peyami Üstad'dan bekleneceği gibiydi.
Ülkemizdeki Batılılaşma ve getirdiği sıkıntılar muazzam tahlillerle irdelenmiş güzel ve akıcı bir roman.
Kitap kısa olmasına rağmen içi çok dolu ve tarihsel gerçeklikleri yansıtıyor. Cumhuriyetle birlikte başlayan modernleşmenin Türk insanları üstündeki etkisi ve İstanbulun semtleri arasındaki farklılıklar kitapta çok güzel anlatılmış.Ki hala semtler ve insanlar arasında böyle farklılıklar var.Ama Türk musikisinin bırakılarak-dışlanarak batı müziğinin benimsenmesi o kadar güzel anlatılmış ki çok acıdır, bana göre kitabın en can alıcı yerleri orasıdır. Fatihle Türk musıkisi, Harbiye ve Beyoğluyla ise batı müziği özdeşleştirilmiş. Bence tekrar tekrar okunması gereken bir eser. Tavsiye ederim.
Ötüken yayınlarından olanı okudum. O kadar eski Türkçe kelime vardı ki okurken zorlandım açıkcası. Eserlerin günümüz Türkçe'sine sadeleştirilerek bozulması taraftarı değilim ama alt kısımda kelimelerin açıklaması verilseymiş iyi olurmuş. Onun dışında Peyami Safa geçiş dönemindeki Türkiye'nin medeniyet çatışmasını çok başarılı aktarmış okuruna. Gözlemler, betimlemeler o kadar muhteşem ve konu o kadar akıcı ki! Bana göre kesinlikle okunması gerekilen bir kitap olmuş.














