Ağrıdağı Efsanesi
Yaşar Kemal'in ünlü aşk romanı Ağrıdağı Efsanesi ilk olarak 1970 yılında yayımlandı. Bir efsane söyleyişiyle yazılan bu eşsiz romanı Ali Taygun tiyatroya uyarladı. Yaşar Kemal yüzyılımızın en büyük romancılarından biridir. (Europe, Fransa) Yaşar Kemal, Anadolu'nun halk edebiyatıyla alışveriş içindeyken başladı yazmaya. Gerçek bir yazar olduğu için de dilin duyarlığından, şiirsel destanın tek kahramanı olan Türk halkının kültüründen esinlenmesini bildi. Jelila Hafsia, (La Presse, Fransa) Yaşar Kemal'de büyük bir romancının bütün nitelikleri var. (British Books, İngiltere)
Baskılar6
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(17)
Tüm puanları gör (182)Yaşar Kemal in okuduğum ilk kitabı..Keşke daha önce okumaya başlasaymışım.Anlatımını çok beğendim.Artık bol bol Yaşar Kemal okuacağım..
Ağrı Dağı Efsanesi'ni bilmiyordum. Yaşar Kemal'in anlatımını ve betimlemelerini beğenen birisi olarak keyifle okudum. Geçen hikaye doğaüstü değil ancak anlatım sayesinde bir efsanenin içindeymiş hissine kapıldım. Keyifle okudum. Çabucak okunacak, kısa, güzel bir kitap. Tavsiye ederim.
Diliyle, anlatımıyla akıyor gidiyor. Okuması keyifli, yer yer de düşündürücü. Abidin Dino'nun çizimleriyle de bir güzel olmuş. Yaşar Kemal'in kitapları farklı bir bakış açısı sunuyor bize, yaşadığımız bu modernleşmiş hayatta.
Ahmet'in törelere bağlı kalması ve Mahmut Hanın atına sahip olması , Mahmut Han'ın bunu gururuna yediremeyip Ahmet'in peşine düşmesi ve akabinde gelişen olaylar..Yine akıcı,doğal ve samimi bir dil,yine bizi sıkmayacak bir eser.
Yaşar Kemal'den yörenin diliyle kaleme alınmış, masalsı anlatımıyla sizi büyüleyen mükemmel bir eser. Gelenek ve göreneklerini bir Paşaya karşı savunmaya çalışan bir köy halkının hikayesi anlatılır, öyle de güzel anlatılır ki, Ahmet'in cesaretini, Gülbahar'ın aşkı uğruna deli divane çözümler arayışını, Memo'nun sevdasını kalbine gömüp, kendini feda edişini kıskanırsınız. Sofi'nin kavalı kulaklarınızdadır, Ağrı Dağı ise karşınızda.
Kitabın güzelliği zengin şiirsel dilinde , efsane ve mit duygusunda yatıyor. Sunday Telegraph in yorumu bu. Benim yorumum da ; bir efsane , mit bu coğrafyada doğmuş , anlatılmış , söylenmiş ... Yaşar Kemal in kaleminden bu hikayeyi okumak çok ama çok keyifli şiirsel üslubu , hikayenin doğallığı sizi her sayfada , her cümlede sarıyor. Ünlü ressammımız Abidin Dino nun çizimleri ile de birleşince kitap bambaşka bir tad ve lezzet birakıyor üzerinizde. Böylesi güzel kitaplar okuduğumda kitap okumayı neden seviyorum sorusunun cevabını daha iyi anlamış oluyorum. Kısacası okuyun , okutun ...
yaşar kemalin her kitabı gibi bu da çok güzeldi..
Yaşar Kemal'in en sevdiğim romanı..
Çok güzel bir anlatım. Artı içinde kalmasın: Yobaz Ahmet.
güzel bir yaşar kemal klasiği kısa ve etkileyici okunmalı...
Yaşar Kemal, eserlerini okumayı ertelediğim bir yazardı. İsmini duyunca birçok kişi saygı duruşuna geçiyor, bu yüzden beklentim yüksekti ancak kitaplarının konuları itibariyle pek de ilgimi çektiği söylenemez. Yine de bir eserini okumak istedim. Ağrıdağı Efsanesi de hem kısa olması hem de ünü nedeniyle seçtiğim kitap oldu. Kitap, kısa bir masal. Yörenin tasviri çok güzel yapılmıştı. En sevdiğim karakter Memo'ydu. O nasıl güzel sevmekti öyle. İçim acıdı resmen olanlara. İkinci azap da Gülbahar için yazılmıştı. Kitabın sonunda şaştım kaldım. Böylesine güzel bir masal için bu fazla gerçekçi sonu beklemiyordum. Gerçi zaten Ahmet'in başkaldırışının sebebi hak aramak değil, geleneğe ve töreye bağlılıydı. Kitabın sonunu da bu bağlılık belirledi. Yazık oldu gerçekten.
http://moonlightcat13.blogspot.com/2015/04/agrdag-efsanesi-yasar-kemal-bahar-okuma.html
Çok akıcı bir roman. Dili ve uslubu da çok hoş. İsmi İshak Paşa Sarayı Efsanesi olsa daha mı iyi olurdu acaba?
Osmanlıya bu kadar düşman olmaya gerek yok dostum, rahat ol biraz...
"Ağrıdağı gecelerde daha büyür, ağırlaşır, dünya yalnız Ağrıdaymış gibi gelir insana. Ulu sessizliğini korkunç gümbürtüler parçalar. Bir uçtan bir uca... Ağrıdağı ıssızlıkta kaynar. Karanlık gecelerde Ağrı silinmez, geceye karışmaz, daha karanlık, ıssız bir gece gibi evrenin üstüne yürür. Ay ışığında bir ince pırıltıdır, salınır. Gecede korkuludur. Karanlığı duvar gibi. Yıldızsız, silme karanlık gecelerde, çok derinlerde, bin yıl ötelerden gelircene Ağrıdağından koygun, boğuk uğultular gelir." /Sayfa 83 Bir aşk hikayesinin yanı sıra bir baş kaldırıdır bu roman. Tabii, her aşk bir baş kaldırıdır elbette ama Yaşar Kemal törelere baş kaldırır bizzat. Demirci Hüso'dur en baba karakter benim için. Tek bir anlam çıkarılacak kadar basit değildir konu. Birden fazla mesaj ve altmetin çıkarılabilir. Lezzetlidir anlatımı. Ama buruk biter. Oyle buruk ki kursakta kalır bu duygu. Abidin Dino'nun resimleriyle daha bi okunasıdır.
Efsanevi anlatım ve yerellik ön planda... Modern hayatta farklı bir pencere...
Yaşar Kemal'in destansı anlatımıyla bu kitapla tanıştım, ve yazarın daha pek çok kitabını okuyacağım gibi duruyor :) Anlatılan aşk tüm engellemelere rağmen kavuşabilecek bir noktaya getiriyor öyküyü ancak, aşk bu.. Her türlü çevresel engeli aşsan da kendi içindeki engelleri aşamıyorsun bazen..
















