Oğullar ve Rencide Ruhlar (Alper Kamu, #1)
Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar. Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum. Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr. Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalışmıştım aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef. İlla ki uykumda kan ter içinde tepinmek, servis minübüsü kapıya geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi anlamaları için. Kepazelik. İnsanı kendinden utandırıyorlardı. Alper Canıgüz, Tatlı Rüyalar'dan bilinen sürükleyici diliyle, 5 yaşındaki bir çocuğun içine düştüğü bir hikayeyi anlatıyor. Yaşının avantajıyla her yere girip çıkan, hem filozof, hem fırlama bir oğlan... Hikayeyi ve karakteri çevreleyen semt hayatı ve mahalle atmosferi de, bizzat karakter kazanıyor, anlatıda... Polisiye, fantastik ve mizahi edebiyatın tadlarını ustaca kaynaştıran, olağanüstü özgün, çok iddialı bir kitap.
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (526)Polisiyesi biraz Amerikanvari olsa da kurgusuyla ve başkarakteriyle keyif veren bir kitap. Mahalle kültürüne vakıf olanların mutlaka kendi çocukluklarını da oralarda bir yerlerde görebileceği bu eğlenceli roman, yer yer sesli güldürürken sonundaki mektupla hiç beklenmedik anda hüzünlendiriyor. Benim de neyle beslendiğini merak ettiğim, ağzı ve kafası her daim bozuk, kitap zevki ve espri yeteneği fazlasıyla gelişmiş yarı alkolik beş yaşındaki başkahraman Alper Kamu, kesinlikle karizmatik kitap karakterlerinde üst sıralara oynar.
Oldukça güzel bir kitap. Aslında sondaki hayali arkadaşıyla konuştuğu kısımda sıkıldım ama oldukça güzeldi yine de.
Cidden çok beğendim. İki günde elimde eridi gitti kitap. Enfes bir kalemi var yazarın. Neden daha önce okumadım bilmem. Kendi yazarlarımızı bizlere daha güzel tanıtabilseler keşke. Resmen hayran kaldım. Teşekkürler Alper Bey.
Hayreti mucip bir kitap!.. Yazarın üslubu, anlatımı, zekası, karakterleri pek başarılı..sonuna doğru fazla hızlı giderek ve olayların çözümünde biraz zorlamalarla (öztürk bölümünü sıkıcı bulduğumu yazmadan geçemeyeceğim) kitap bitiyor ama sonundaki mektup ağlatıyor..(iyikalpli,saf,masum,duygusal çocuk hakan:) işte insanoğlu böyledir; gider boyundan büyük olayları çözer, elinin altındaki burnunun ucundaki şeyleri göremez, üzer.
Önce cehennem çiçeğinin okudum sonra oğullar ve rencide ruhları cehennem çiçeği daha başarılı bir kitap, yazar kendini 2. kitapta geliştirmiş, tarzını ve Alper Canıgüzü sevdim,okurken hoşça vakit geçirdim tek eleştirim cinayet çözüldü ama açığa çıkarılmadı sonu belirsiz kaldı ,sonu biraz aceleye gelmiş sanki onun haricinde iyiydi. Alper kamuya veda ediyorum burdan ; hoşçakal 5 yaşındaki sayko çocuk hemen intihar etme :)
Kesinlikle favori kitabım! Alper Canıgüz'ün kalemine, Alper Kamu'nun zekasına hayran kaldım. Okuyalı 5 ay oldu ancak ilk defa bir kitabı tekrar okumak istiyorum. Çok eğlenceli bir kitap, herkese şiddetle tavsiye ederim.
Beş yaşında, "büyümüş de küçülmüş" bir çocuğun, Alper Kamu'nun öyküsünü tam da beklediğim gibi, eğlenceli buldum ve bir solukta okudum. Minik kahramanın iç konuşmalarındaki "büyüklerin" hayatlarına yaptığı göndermeler ve bir bölümde cinayet davasının savcısı cinayeti araştırma sırasında kahramanımızın babasını suçlayacak bir senaryo ortaya atmasının üzerine, "Adalet denen şey bir yalandan ibaretti. İnsanlar suç işledikleri için değil suç işlememesi gerektiği için cezalandırılıyordu. Sistem gaddarca bir caydırıcılık üstüne kurulmuştu." sözleri harikaydı.
hayat her konuda sonu kötü biten bir hikaye değil midir zaten''.. Tespitler etkileyici ve hikaye oldukça samimi. pek fazla bir şey diyemiyor insan. ''çok iyi'' demek yeterli bence. okuyun,okutturun efendim
Alper Canıgüz'den okuduğum ilk kitaptı. Çoğu yabancı yazara göre bin kat daha fazla beğendim. Söylenecek hiçbir şey yok. Okuyun bence :c
O güzel kalemi, kusurlu gösterdiği karakterleriyle, gayet mükemmeldi. İkinci kitabını okumak için sabırsızlanıyorum!
En sevdiğim
Alper Kamu adında 5 yaşındaki bir çocuğun çözmeye çalıştığı polisiye olayların anlatıldığı kitap. Emrah Serbes'in Deliduman'ında olduğu gibi yaşı küçük aklı çok büyük kahramanlardan hoşlanmasam da, hatta bana itici gelse de bu kitabı beğendim diyebilirim. Kitabın konusu ilgi çekici ve merak uyandırıcıydı. Sonuna kadar cinayeti kimin işlediğiyle ilgili devamlı fikir değiştirdim. Sonunu tahmin edememem ve olayların mantıklı bir şekilde birbirine bağlanması benden tam not aldı. Yazarın üslubunu şahane bulamasam da kötü de değildi ve insana dair bazı tespitleri çok doğruydu. Hele "Çocuk insanın atasıdır." sözü fevkaladeydi. Notlarım arasına girdi. Kitabın birçok yerinde kahkahalarımı tutamadım. Okuduğuma kesinlikle pişman olmadığım bir kitap oldu. Sadece dediğim gibi kahramanın yaşı aklından çok küçük olunca itici oluyor benim için. Kitabın içindeki geçmişyiyenler bölümü ise hoşuma gitti. Alper Canıgüz de benim için okunabilecek yazarlar listesine girmiştir. Tavsiye ederim, iyi bir başlangıç olabilir.
Bir çocuk ki çocuktan çok bir cüce sanki. Bilmişliği, analitik düşünme yeteneği,analizleri ve kendi içindeki kimlik çatışmasıyla bir çocuğun ruh halinden eser olmayan bu yaramaz ve zeka küpü oğlanı ve sürükleyici maceralarını bir solukta okuyacaksınız.
Altı çizilecek cümleleriyle,lafı gediğine koyan baş karakteriyle,bir an sıkmayan anlatımıyla,orjinalliğiyle ve mizahi yönüyle müthiş bir kitap.
Bu kitap için bir şey söylemek gerekirse. Sadece sırf sonunda ki mektup için bile bir kere daha okunabilir.
"Kanun namına beş!" yaşında bir çocuğun başrolü olduğu, hicvin ve kara mizahın okuyucuyu kahkahalara boğduğu bir roman. Uzun zamandır bir kitabı okurken böyle eğlenmemiştim. Bir solukta bitirdim kitabı. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
eğlenceli,sürükleyici.şiddetle tavsiye edilir.Ama gene de gizli ajans'ı tek geçerim
dil ve üslup, kurgu, karakterler çok başarılı!
Kitabın geneline ortalama bir şeyler verecekken, Böyle Uyurdu Zerdüşt bölümü ve mektup fikrimi değiştirdi. Bu bölüme gereksiz diyen insanlar varmış, tanrım!
Afili Filintalar'ın yazarı Alper Canıgüz'ün elime geçen ilk kitabı. Kendimi içine kaptırdığım; bir yandan bitmesine kıyamayıp bir yandan da dayanamayıp okuduğum ve Alper Kamu'ya hayran kaldığım kitap. Sanırım Alper Kamu, tarihte hayran olunabilecek bir karizmaya sahip olabilen en genç karakter. Kitap, Alper Kamu'nun metroda kahkaha atmama sebep olan düşünceleri ve taşı gediğine oturttuğu laflarıyla aklımda kalacak. İşin beni ilgilendiren tarafı polisiye yanı değil beş yaşındaki veledin herkese haddini bildirmesi diyebilirim. Kitap, taşlamaları ile de ayrıca gönlümü fethetti be. Nedense bu kitabın filmi çekilirse çok güzel olurmuş gibi geliyor. Leyla ile Mecnun ekibinden böyle bir proje duymak çok güzel olurdu. Her ne kadar kitabın böyle uyurdu zerdüşt bölümünü de sevsem de benim için kitabın en güzel paragrafları öcülerin öcü bölümünün sonunda bulunur: "Bazen de saygıdeğer abilerim ablalarım, dünyası yerle bir olur insanın. Hayat, fazla kafa yormadan idare etmeyi sağlayan bütün anlamlarını yitiriverir. En akıllıca saydığınız fikirlerinizin saçmalığını, en içten duygularınızın yapmacıklığını kavrarsınız. Aslında hiçbir konuda hissetmediğinizi ve tüm evrenin de size karşı aynı gaddarca kayıtsızlık içinde olduğunu. Hep gözünüzün önünde durduğu halde o güne dek her nasılsa yok saymayı başardığınız bu gerçeği fark ettiğiniz anda ilahi işleyişi de çözmek üzeresiniz demektir. Tanrı, içindeki tahammülfersa boşluğu doldurmak için evreni yaratır. Evrenin içine gezegenleri, gezegenlerin içine dünyayı, dünyanın içine hayatı, hayatın içine insanı yerleştirir. Ve onun içine koyacak bir şey bulamaz. İşte insan denen tuhaf hayvanın, varlıkların en yücesi ve en anlamsızı kılınışının hikayesi. Evrenin orasını burasını felsefeyle, sanatla, aşkla, hatta ironik bir biçimde Tanrı'yla bezerken, ortak anlamsızların en küçüğünün elbette bir gerçeği unutması gerekmektedir: Hakikatte bütün kitaplar sayfaları doldurmak için yazılır."
5 yaşında bir çocuk cinayet çözüyor. Perception izlemekle eşdeğer ilginç bir kitap.Nedense aklıma okurken Murat Menteş geldi. Tarzı benziyor ama kim kime benziyor anlamadım.Sürükleyici, tiyatral anlatıma sahip eğlenceli bir kitap olmuş.
Canıgüz'ün hayalgücünün olağanüstülüğünü anlayabildiğim bir kitap daha.en etkilendiğim kısmı ise savcıyla alper kamunun diyaloglarıydı.
Emrah Serbes'in yazdığı Erken Kaybedenler'e çok yakın ama bir tık altı. Yine de keyif alıyorsunuz, kahkaha bile atıyorsunuz bazı satırlarda.
Polisiye, fantastik ve mizahi edebiyatın muhteşem uyumunu sunar bize Alper CANIGÜZ. Kitapta yer alan tespitler, yazarın psikoloji okuduğunu yoğun biçimde hissettiriyor. 5 yaşındaki bir çocuğun ağzından hayatı bu denli aktarabilmek, olayları zekice kurgulamak, üstüne keyifle okunmak bence takdiri hak ediyor. Neden 5 yaşında bir karakter seçilmiş diye düşünüyorsanız pedagogların “5 yaş çocuğu sanki tüm gelişiminin son safhasında gibidir. Hatta bazen onun büyüyüp de küçüldüğü düşünülür.” şeklinde açıklamasını belirtip olaya imgesel olarak bakmanızı tavsiye edeceğim. Bu arada kitapla uyumsuz olduğunu düşünüp de “Böyle Uyurdu Zerdüşt” bölümünü heba etmeyin bence. “Kendilerini hep dışarıda bıraktıklarıyla tanımlayan insanlar böyledir. Bir tür uyuşturucu, alttan alta hep var olan sessizliği işitmelerini önleyen bir tür gürültüdür kahkaha onlar için. Gülmek, hayatla yüzleşmekten korur onları.” “Kendinizle yüzleşmekten kaçıp aşağılık arzularınıza budala erkekleri alet ediyorsunuz. İstediğiniz olunca pişmanlık, olmayınca da histeri krizleri geçiyorsunuz.” “İnsan yüreği bir sarkaç gibidir işte böyle. İstediği noktaya ulaştığı anda tüm hızıyla tam tersi taraf a kaymaya başlar.” “Hiçbir şey, hiçbir zaman daha iyiye gitmezdi. Sadece insan için daha rafine sarhoşluk yöntemleri geliştirmek mümkün olabilirdi.”
Yer yer sıkıldım. Daha eğlenceli olabilirdi.











