Beyaz Gemi
Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebî, askeri yani, bütün maddi, zenginliğini eserlerine yansıymış, yaşadığı coğrafyanın insanının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkının içine düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi ifadesi ile tipik insanı ortaya koymaya çalışmış bir yazardır. Hikâyelerinde milletinin temel mülkü olan millî hafızaya ait efsane, destan, masal, hikâye ve türküleri, bunların meydana geldiği şartları, ardındaki hikâyeleri, insanları kullanırken, Kırgız Türk kültürünü, psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla, maddi manevi zenginliğiyle o kültürü bina edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalışmıştır.Her yazar bir milletin çocuğudur ve o milletin hayatını anlatmak, eserlerini kendi millî gelenek ve törelerini kaynak alarak zenginleştirmek zorundadır. Benim yaptığım önce bu, yani kendi milletimin geleneklerini ve hayatını anlatıyorum. Fakat orada kaldığınız takdirde bir yere varamazsınız. Edebiyatın millî hayatı ve gelenekleri anlatmanın ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu millî olanın ötesine doğru genişletmek ve evrensel olana ulaşmak için gayret göstermek durumundadır. İyi yazar tipik insan ortaya koyma ustalığına erişen yazardır.
Baskılar9
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (481)Masalsı, insanın iyilikle kötülüğünün çok net sınırlarla çizildiği, iyiliğin kötülükle sınanmasını bir çocuğun gözünden anlatan etkileyici bir kitaptı
Adsız bir erkek çocuğun masalsı ve hüzünlü öyküsü anlatılıyor bu kitapta. Çocuğun saf ve duru olarak dünyaya bakış açısından hayatın acı ve sarsıcı gerçeklerine uzanan bir eser. Mekanların ve karakterlerin tahlilleri çok gerçekçi ve başarılı. Etkileyici bir öykü ile okuyucuyu yine kendine bağlamayı başarıyor. Aytmatov'un tarzı ve dilini çok beğeniyorum. Çok içten ve samimi yazıyor.
Çocuk karakterinin hayal dünyasının güzelliği ve saflığıyla içe dokunan ve son cümlesiyle boğaza oturan Aytmatov eseri. Kırgız kültürünün, insanının, özellikle de kırsal yaşamının sadelikle resmedildiği eserde karakterler adeta Kırgız tarihinin çeşitli dönemlerini temsil ediyor. Kitaplarında her zaman kendi kültürüne ait mitleri başarıyla kullanan yazar Beyaz Gemi’de de Boynuzlu Maral Ana efsanesini günlük yaşamla harmanlayarak kültürü besleyen öğeleri ortaya koymuş. Betimlemelerin yoğunluğuna karşın dilinin sadeliği ve kitaba hakim olan çocuk bakış açısı insanı etkiliyor. “Merhaba beyaz gemi, benim gelen!”
Kitabi cok begendim. Cengiz Aytmatov gercek bir edebiyatci. İsterim ki herkesin yolu bu yazarla kesissin.
Keşke böyle bitmeseydi dediğiniz kitaplar vardır ya, işte beyaz gemi de aynen öyle bir kitap...
İyilik ve kötülüğün bir çocuk ve birlikte yaşadığı insanlar üzerinden anlatıldığı güzel bir hikaye...
Muhteşem bir hikaye... Cengiz Aytmotovun büyüleyici kaleminden yalnız bir çocuğun hüzünlü hikayesi... Mutlaka okunmalı.
Arkadaşlar kitabı açık ve net bir biçimde tanımlamak benim hevesimi kırıyor o yüzden duygularla analiz etmek istiyorum.... 7-8 yaşlarında bir çocuğun kendini yalnız ve mutsuz hissetmesi ile başlayan hayallerin bir eserini ortaya koyuyor. Etrafındaki insanlardan bulamadığı sevgi ve güveni hep hayallerinde arıyor. Öyle sağlam zeminlerde hayaller kuruyor ki gerçekleşme ihtimali olmasa bile peşinden gitmek en büyük arzularından biri haline geliyor. İnsanlarla arkadaşlık edemeyen hatta arkadaşı olmayan minik çocuk isim verdiği kayalarla, dürbünü ile, bir de çantasıyla dertleşir, derdini onlara anlatırdı. Gözlerinden dakikalar sonra kaybolan beyaz gemide hep babasını hayal eder balık adam olup gemiye yetişeceğini düşünür. Belki hayalleri gerçekleşmez ama inandığı hep masalları olmuştur. Kimimiz diğer insanlardan farklı oluruz, hayal gücü, deneyim, zeka gibi konularda kimse onlarla bir düşünemez. Kimilerince bu insanlar küçümsenir ama bir süre sonra küçümsedikleri insanları yakından takip edip resimlerini görür hale gelirler. Hayallerinin peşinden kaç insan gider, ya da gerçeklerle kaç insan yüzleşir? Bu sorunun cevabı yok. Herkes ben yaparım der, ben bilirim der ama söylenen söz yeni konu açılıncaya kadar tutulur. Yalnızlık, düşünmektir. Sessizlik, gözlerinle anlatabildiklerindir. Sevgi, hasret kalmaktır. Hayal kurmak sadece gözlerini kapatmaktır. Bir müzik eşliğimde ruhunu dinlendirmek gibidir umut etmek ya da iki dakika düşüncelerden uzak kalmak. Şimdi duygularınıza ve sezgilerinize bırakıyorum bu kitabı. Anlayan ya da anlamayan olursa burdayım demesi yeterli. Sonuçta kim ne olduğunu aynaya bakmadan bile tahmin edebiliyor. Huzurlu okumalar :))
Çocukların dilinden anlatılan her romanı seviyorum..
Küçük yaşlarda anne babası tarafından terk edilen bir çocukla, iyi kalpli, sevecen bir dedenin, sadece dedesi tarafından sevilen, dürbünü ve çantasıyla kurduğu hayal dünyasında, babasının bulunduğu yere, Beyaz Gemi'ye ulaşmak isteyen çocuğun acı bir öyküsü.
"İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez." Isık-Göl de yasayan annesi ve babasinin terkettigi 7 yasindaki bir erkek cocugun gözünden iyilik, kötülük, doga ve hayvanlar anlatilmis. Cocugun hayal gücü okadar kuvvetli ki okurken sıkılmadim hiç... dedesinin ona anlattigi Boynuzlu Maral Ananin masalini nasil balik olupta gölde yuzerek beyaz gemiye ulasmak istedigini... kitapta anlatilacak okadar cok sey varki anlatmasam daha iyi smile ifade simgesi okurken bir ara yüreğim dayanmadi, insanoglu bu kadar kötü ve nankör olmak zorunda mi dedim kendi kendime ama cevabini bulamadim... kisaca herkese tavsiye ediyorum bence herkesin o cocugun anlattiklarindan payina alacaklari var diye dusunuyorum kendi adima...
Insanın içine tuhaf ama tatlı duygular serpen bir yandan da gerçekliği her türlü konudan 7 - 8 yaşlarındaki çocugun saf temiz düşünceriyle anlatan bir roman. Öncelikle gerçekten boş, çok sıkıcı demek kitapda anlatılan iyilik ve kötülük , geçmiş ve şimdiki kültürlerimiz ve efsanelerimiz, Orta Asya Türkleri, Sovyet rejimi ve daha bir sürü konuyu sadece bi çocuk üzerinden anlatmış olduğu yazara bile hakaret bence bu. Öyle oluyor hüzünleniyorum öyle oluyor gülümseme beliriyor yüzümde ama bazen de öyle bir şey oluyor ki hüzünlendiğim yerde yazarın anlatımı(çocukda olan saflık) o an ki olaylarla yüzüme bir gülümseme konuyor. Kitap hakkında kafamdaki soru işaretlerini ise yazar sonundaki açıklamasıyla yok etti. Bu kadar akıcı bir hikaye ve bu kadar olay örgüsünü neredeyse 180 sayfalık kitapda anlatan bir yazar . Cengiz Aytmatov.
Eserde aytmatov, bir çocuğun masumiyeti, iyi niyeti ve maalesef biz yetişkinlerin kaldıramayacağı bir yalnızlık ile yüzleştiriyor insanı. Kitabı bitirdiğinizde sizi derinden etkilediğinin ancak farkına varabiliyorsunuz.
http://kitaplardansayfalar.blogspot.com.tr/2015/06/beyaz-gemi-cengiz-aytmayov-kitap-hakknda.html
Muhteşen bir kitap mıydı?Hayır!Çok mu kötüydü derseniz ona da aynı cevabı veririm.Bir kere çok karamsardı.Yazarın iki kitabını daha okuduğum için diline hakimdim zaten.Sade,anlaşılır bir dili var her zamanki gibi.Hoşuma giden;kitaptaki çocuğun (ana karakter)saf hayal dünyası oldu.Çantası ve dürbünüyle konuşması,balık olma ve beyaz gemiye ulaşıp babasını bulma hayali çok güzeldi.Ve bana Babam ve Oğlum filmindeki çocuğun hayal dünyasını hatırlattı:) Karakter analizleri ve onların gerçekçiliği güzeldi. Gerçekçilik karakterlerin davranışları,mekanlar,olaylar açısından çok ön plandaydı.Okuyan ve kitabın sonuna isyan edenler için de en sonda yazarın notu vardı. Olumsuz olarak da karamsar oluşu,yoğun betimlemeler,çocuğun dedesinin kibarca pasifliği kabaca ise silikliği,Orozkul karakterinin acımasızlığı can sıkıcıydı.
Kitabı çok beğendim yorumum ise şurada:) http://kitaplardansayfalar.blogspot.com.tr/2015/06/beyaz-gemi-cengiz-aytmayov-kitap-hakknda.html
Daha önce Cemile kitabını okumuştum yazarın. Bu kitap biraz sönük kaldı Cemile'nin yanında. Ortaokul öğrencilerine tavsiye edilir.
Başladığım gün biten kitap, kesinlikle sevdim.
geç kaldığım bi kitaptır.dede,torun..trajik bir hikaye.Cengiz Aytmatov farkıyla
Bence kitap mükemmeldi. Sonunda hıçkırarak ağladım ki çok enderdir bu. Şu dünyaya küstüm o çocuk yüzünden.

















