Hikayem Paramparça
Annemin öldüğünü anlatma, onun etkisi altında olduğum için kendisini sevdiğimi düşünmesin. Tamam Galip. Karanlıkta uyuyamadığım için gece lambasını açık bıraktığımı anlatma, beni ottan boktan korkan biri zannetmesin. Tamam Galip. İlk defa âşık olduğumu anlatma, beni bu konularda tecrübesiz biri zannetmesin. Tamam Galip. Geçen sene el frenini çekmeyi unutup Kartal`ı boklu dereye yuvarladığımızı anlatma. Malının kıymetini bilmeyen biri olduğumu düşünmesin. Tamam Galip. Babamın orospu çocuğu olduğunu anlatma. Onu bizzat ben anlatmak istiyorum. Tamam Galip. Gecenin ilk müşterisi olan, sabahçı kahvelerinde, çorbacılarda ayılan genç adamlar. Bazen en anlamsız yüzü yaşamanın ve bazen yel değirmenini arayan içli bir hatıra. Henüz ölmemişler ve ölümle tanışmamışlara yazılmış hikâyeler... Namluya sürülmüş küfür... Büyümemiş bir çocuk... Pati yapan arabalar, yutkuna yutkuna dinlenen şarkılar ve hayattan meseleler. Kutlanan yenilgiler, hayat kerpiçten bir gökdelen sevgili kardeşim, yanlış bir parantezde yaşıyoruz. Bırak konuşalım, iki çift laf edelim, yüz yüze bakıyoruz... Emrah Serbes, hayatı kendine katık eden, sokaktan çağlayan bir sesle yeraltının dumanını anlatıyor bize. Bitmez bir ergen öfkesiyle kuyuya düşmüş çocuklara sesleniyor. Emrah Serbes`ten parça parça anlar, parça parça anılar, paramparça hikayeler...
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (305)hikayeler güzel. okunası bi kitap.
Sondaki Galip İşhanı isimli yeni öyküsü hariç, yazarın Afili Filintalar ve Birikim Dergisi'nde yayınlanan yazılarından seçilip gözden geçirilmiş bir seçki. Öyküler bazen tek cümlelik bazen birkaç sayfa ve yazarın depresif tarzı kendini her satırda hissettiriyor. Bu aynı zamanda sokakları iyi bilen bir insanın dili. Dolayısıyla çocukluğunda ya da yetişkinliğinde hiç olmadı ergenliğin buhranında sokaklarla haşır neşir olmuşları bir şekilde yakalıyor. Hayatın sırrını vermiyor ya da yeni bir keşifte bulunmuyor ama birden karşındaki sandalyeye çöküveren mahalleden arkadaşın gibi samimiyetle ve dolaysız anlatıyor.
Emrah Serbes, Hikayem Paramparça'da "Bir öğretmen arkadaşım var, okullarını depreme dayanıklı hale getirmek için yıkıp yeniden yapacaklarmış. Öğrenciler müdürün kapısına dayanmış, 'Biz yıkalım hocam!' diye. İşte okul sevgisi... Okul böyle bir yer, orada öğretilen her şeyi nefret ederek öğrendik. Milli eğitim bakanı olsam, bütün iyi yazarları müfredattan çıkarırdım. Edebiyat hocası kazma olduktan sonra ders kitabına Sait Faik koymanın anlamı yok. İyi yazar veli yarısıdır zaten. Bir hadise olmadıktan sonra okula gelmesine gerek yoktur." diyor. Ebeveynler çocuklarını okula göndermekten daha fazlasını yapmalı; onlara edebiyat sevgisini aşılamalı. Önce kendilerinden başlayarak!
Afili Filintalar'daki yazıların kitap olarak derlenmesine gerek var mıydı bilmiyorum. Kitabın sonundaki öykü (Galip İşhanı) sanki sırf bunun için, 'yeni bir şey' olsun diye, kitabın satılmasını sağlasın diye var. Halbuki güzel de bir hikaye. Sanırım ben de bir şeye taktım mı takıyorum.
Fena değildi. Son öykü hoştu. Daha uzun hikayeler yer almış olsaydı daha çok beğenecektim.
Emrah'ın sokağı iyi tanıması, sokak jargonunu çok iyi kullanması beni her zaman çok etkilemiştir. Hayata pesimist bakış açısı benim düşüncelerimle de fazlasıyla örtüştüğünden bu etki bir kat daha artıyor diyebilirim. Hikayem Paramparça hayatta yön bulmaya çalışan ve çıkış yolları arayan minik öyküler ve yaşanmışlıklarla yazılmış güzel bir kitap.
Bu tarz kitapları seviyorum diye beğenmiş de olabilirim, emin değilim ama ben ruh halime göre ara ara elime alırım bu kitabı hala...
Kitap seviye olarak çok yukarılarda olmasa da güzel bir kitap.
benimkine benzer iç dökmeli defter bulmuş gibiyim. Yazarın yaşını göz önünde bulundurmazsak benden bi 9 alıyor işte. :)
Sırf sondaki Galip İşhanı hikayesi için baştan sona okunur. Tam bir Emrah Serbes klasiğiydi, iyiydi güzeldi.
her insanın kendinden birşeyler bulduğu filmler vardır. burdada hikayeler ve cümlelerde kendinizi bulabilirsiniz
bazı bolumlerı benı gercekten cok etkıledı hele o galıpı anlatan kısım cok fenaydı, ama gzel kıtap esasında
Afili Filintalar'da dile getirilmiş olan yazıların matbu hali. Derleme gibi olmuş, o yüzden hayal kırıklığıdır.
Benim icin Erken Kaybedenler'in gölgesinde kaldı. Hikayeleri çok başarılı fakat kitapta denemelere yer vermemeliydi bence.
diğer yazarlar kafanızda resimler çizer, o ise bi sandalye çekip dertleşir.
galip, “ben âşık oldum kardeşim,” dedi. “farkındayım,” dedim. “ilk defa âşık oldum.” “onu da biliyorum.” “ne yapacağım?” “hiçbir şey,” dedim. “oturup çorbanı içeceksin.” “hayır,” dedi. “nuran hemşire için ne yapabilirim?” “hiçbir şey yapamazsın. belki şarkı sözlerine biraz daha dikkat edebilirsin bu aralar.” “başka?” galip’in muhabbetin ucunu bırakmaya niyeti yoktu. “başka?” dedi yine. duymamış gibi yaptım, çorbamı içmeye devam ettim. “başka?” “başka bir şey yok galip.” ertesi akşam kayalıkların orada oturuyorduk yine. galip, “nuran hemşire için ne yapabilirim?” diye sorup durmaya devam ediyordu. ben de önce duymuyormuş gibi yapıyor sonra elinden bir şey gelmeyeceğini anlatmaya çalışıyordum. en sonunda kayalıkların dibine işerken dayanamadım, “yapabileceğin tek şey var galip” diye seslendim. “o da oturup sessizce acı çekmek. bütün gerçek âşıklar gibi.” “tamam” dedi. der demez de alnındaki dikişleri söktü. yüzü gözü bir anda kan içinde kaldı. arabaya koştum, torpido gözünde petrol ofisi’nden eşantiyon verdikleri kâğıt mendil kutusu vardı. bütün tomarı çıkarıp yanına koştum, alnına bastırdım. “ne yaptın galip!” “acı çek dedin.” “soyut bir acıdan bahsediyordum.” anlamamış gibi baktı, “göğsünün ortasında hissedeceğin bir acıdan bahsediyordum galip,” dedim. “bütün kaderini bir insana bağlamanın kederinden bahsediyordum. kansız bir acıdan bahsediyordum. ruhunun kanayışından bahsediyordum. illa kanlı bir acı olması gerekiyorsa tabii.” galip anlamamış gibi bakıyordu. belki de maddi acıyla manevi acı arasındaki farktan haberi yoktu. tekrar hastaneye gittik.
Oldukça iyi. Begenerek, notlar düserek okudum.
Erken Kaybedenler'den sonra okuduğum 2. kitabı. Hangi satırın altını çizsem bilemedim. Öyle güzel, öyle içten ki. Okuyan herkesin beni, bizi anlatıyor.dediği ya da diyebileceği bir kitap. Şükela.











