Son Kamelya
Önce küçük bir tohum düşer kalbin odasına, sonra aşkla yeşerir. Kulak verin, umudun sesini duyabiliyor musunuz? 1940'lı yılların Amerikası'nda bir fırıncının kızı olan Flora Lewis, un kokulu hayatının bir gün çok farklı yöne sürükleneceğini bilmiyordur. Genç kız bir yandan yaşlı anne babasına yardım ederken, öte yandan botanik bahçesinde bitkilerin ve çiçeklerin gizemli dünyasıyla uğraşmaktadır. Ta ki kendini uluslararası çiçek hırsızlığı zincirinin tam ortasında bulana kadar Yapacağı iş çok basittir; İngiltere kırsalındaki Livingston Köşkü'ne gidip Middlebury Pembesi olarak bilinen ender bir kamelya türünü bulup haber vermek. Köşke dört öksüz çocuğa dadı olarak sızan Flora, içinde imkânsız bir aşkın tohumlarını büyütürken, ne tür bir belaya bulaştığını acı bir şekilde öğrenecektir. Tam elli sene sonra bahçe tasarımıyla uğraşan Addison Sinclair, eşiyle birlikte Livingston Köşkü'ne gelir. Geçmişindeki hayaletten kurtulmaya çalışan Addison, aslında burada çok daha sancılı bir gizemin içine düşer. Bunu çözmeye çalıştıkça dillere destan kamelya bahçesinin kanla sulandığı gerçeğine de adım adım yaklaşacaktır Mart Menekşeleri ve hâlâ çoksatanlar listesinde yer alan Böğürtlen Kışı yazarı Sarah Jio'dan muhteşem bir kitap daha. Son Kamelya, kalbimizdeki geçmişin zehrini umut kırıntısına tutunan küçük bir tohumla yok edebileceğimizi gösteren bir başyapıt. "Günümüze kadar taşınan geçmişin gizemi ile olayları yatıştıran affetmenin gücü tek kelimeyle muazzam." -Booklist-
Baskılar7
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (216)2000 yılında New York'ta yaşayan Addison'ın kocası Rex ile mutlu bir evliliği vardır. Gerçek adı Amanda'dır fakat kocası gerçekte kim olduğunu bilmez. Bunu bilen ve istediği parayı vermezse kocasına söylemekle tehdit eden Sean hayatına girer. On beş yaşındayken annesi ölmüştür. Babası içki içmeye başlayıp kendisini dövünce teyzesinin yanına gitmek zorunda kalmıştır ve orada Sean ile tanışmıştır. Addison korktuğundan Rex ile İngiltere'ye gitmeye karar verir. Kocasının ailesi İngiltere'nin kırsal kesiminde bulunan tarihi bir köşk olan Livingston köşkünü almıştır. Yazar olan kocasının yazdığı kitap o bölgede geçer bu yüzden bunun yaptığı araştırma için harika olacağını düşünmüşlerdir. Addison'ın peyzaj tasarımı ile ilgili işleri yoğun olmasına rağmen Sean'ın bulamayacağını düşünerek gitmek ister. Köşke gider gitmez tuhaf bir şey olduğunu hissederler. Köşkün bazı odaları kitlidir ve sert kahya bayan Dilloway bilgi vermeye hevesli değildir. Addison okumak için aldığı kitabın içinde Middlebury Pembesinin ve köşkün giriş salonunda çekilmiş üniformalı bir askerin resmini bulur. Kitap eski dadı Flora'ya aittir. 1940 yılında Flora New York'ta annesi ve babası ile birlikte yaşar. Evin tek çocuğu olduğundan fırınlarında çalışıp ailesine yardım eder. Hayatı boyunca bitki bilimci olmak istemiştir. Botanik bahçesinde gönüllü çalıştığını duyan ve bitkilerle ilgili olan birine ihtiyaç duyan Bay Price bir teklif ile gelir. Flora'nın ailesi zor durumdadır. Bu yüzden para için işi kabul eder. Ailesi bitki bilimci olmak için Londra Serasına gittiğini düşünürken İngiltere'de kırsalda bir köşke dadı olarak gider. Price uluslararası çiçek hırsızlığı zincirini yürütür. Middlebury Pembesi ağacının son örneğinin Livingston köşkünde olduğunu öğrenmişlerdir. Flora köşkün sahibi Lord Edward Livingston'ın çocuklarına dadılık yaptığı için kimse ondan şüphelenmeyecektir. Kamelyayı bulup haber verecektir. Ailesinin rahat yaşayabilmesi için kamelyayı bulmak zorundadır. Daha önce Pierce ile çalışmış Georgia ve çalışacağı yeri duyanlar gitmemesini söyler. Evin leydisi geçen sene ölmüştür ve orada bir şeylerin yolunda gitmediğinden herkes emindir. Flora tüm söylenenlere rağmen köşke gider ve yaramaz dört çocuğun dadısı olarak işe başlar. Evin hanımı Leydi Anna Amerikalı zengin bir ailenin kızıdır. Fakir, kendisine uymayan bir adama aşık olduğu dedikoduları vardır bu yüzden babası oradan gitmesi için köşkü kurtarmak için bir servete ihtiyaç duyan Lord Edward ile evlendirmiştir. Anna köşkte alışamamış, hiç mutlu olamamıştır. Lord hep onu mutlu etmeye çalışmış hayal bile edilemeyen her türlü ağaç, bitki, çalıyı getirmiştir. Anna kamelyaları sevdiği için her çeşit kamelyayı bulundurmuştur. Anna lord ile tartıştıkları bir sabah kendisine aşık olan evin korkunç bahçıvanı Blythe ile terasta çay içtikten sonra bahçede yürüyüş yapmaya gitmiş o gece cesedi bahçede bulunmuştur. Lord bahçıvanı hemen kovmuştur ama o gece bahçede neler olduğunu, leydinin nasıl öldüğünü kimse bilmez. Anna öldükten sonra Lord kendini her şeye kapatmıştır. Çocukları ile neredeyse hiç ilgilenmez. Anna'nın serasına hiç girmemiş olduğu gibi bırakılması talimatını vermiştir. Kahya Dilloway leydiye bahçelerine bakma sözü vermiştir. Bu yüzden Flora'dan seraya bakmasını ister. Ayrıca içinde önemli bir şey olan leydinin kolyesi de kayıptır belki onu da orada bulabileceğini düşünür. Flora eve alışmaya çalışırken arayışını sürdürür. Gemide tanıştığı ve yakınlaştığı Desmond ile evde karşılaşır. Desmond lordun küs oğludur. Köşkün geleceğini kurtaracak bir kontesle nişanlıdır fakat Flora ile tanışınca evliliğin aşk üzerine kurulması gerektiğine karar verip ayrılmıştır. İkili aşklarını yaşamaya başlar ve Flora köşk ile sevdiği adam ile ilgili bazı gerçekleri öğrenir. Addison ve Rex köşkün sırları ile karşılaşmaya başlar. Flora'nın dadı olduğunu öğrenince araştırır ve İngiltere'de kaybolduğu haberini bulur. Onunla gemide tanıştığını söyleyen Georgia'nın gazetedeki yorumundan sonra onun Flora'ya verdiği kitaptaki yazan notun sahibi olduğunu anlar ve ulaştığı Georgia'dan Flora'nın köşke geliş amacını öğrenirler. Türünün tükenilmiş olduğuna inanılan Middlebury pembesinin en son köşkte bulunduğunu da öğrenirler. Addison Leydi Anna'nın odasına girer. Kahya leydinin odasını yaşıyormuş gibi muhafaza eder. Odada leydinin bahçedeki kamelyaları kaydettiği bir sayfası yırtılmış bir kitap bulur. Her sayfada notlar, sayısal kodlar vardır. Kasabada kadınların gizemli şekilde kaybolduğunu fark ederler. Kamelya kitabında bir çiçeğin sayfasında Lila Hertzberg'in kaçırıldığı tarih ve ismi ile doğduğu Sussex yazar. Kaybolan kadınların birbirleri ile, leydi ile ilişkisi neydi? Leydinin köşkte olanlara dair yakaladığı ipucu neydi? öğrenmeye çalışırlar. Ayrıca kahya leydinin otopsi raporunun gizli tutulmasını istemiştir. Her geçen gün yeni bir sırrı, gizemi keşfetmeye başlarlar. Livingston kardeşler sonunda annelerinin ölümü ile ilgili gerçeği, yaşananları öğrenir. Addison'da kendi geçmişi ile yüzleşir. Geçmiş dönüp dolaşıp yeniden onları bulur ve her şey yerine oturur. Yazarın tarzı geçmiş günümüz kitaplarından. Gizemli, fazlasıyla sır dolu bir kitaptı. Olaylar hiç bitmiyor hep bir sır çıkıyor. Tek eksik yanı Desmond'ın ve ikilinin ilişkilerinin çok az olması.
Kitap iyi başladı güzel devam etti fakat finalde kötü bağladı Kitabın daha önceki bölümlerinde 60 lı yıllarda öldüğü söylenen kardeşler finalde 2000 yılına geldiler bu kötüydü ama genel itibariyle sıkmadan merak uyandıran sürükleyici bir romandı!
Sarah Jio'ya ait, okuduğum en dolu dolu kitaptı. Yine de başınızı olumlu anlamda sallayınız! :)
Kitap için aşk romanı mı? Polisiye mi ? desem ikisi de doğru olmaz sanırım. Bir şekilde hikayenin içinde kayboluyorsunuz ama ben artık hep aynı şeyleri okuyormuşum gibi hissediyorum. Yazar geçmiş gelecek iki kadın üzerinden konular yaratıp yazmaya devam ediyor. Tarzını mı değiştirmeli bilemiyorum zira kendini tekrarlıyor. Kitapta uç diyebileceğimiz tesadüfler çok fazla sonu bir çırpıda bağlanmış. Flora ve Anna hakkında daha fazla şeyler öğrenmek isterdim..
Konusu oldukça ilginç, dili her zamanki gibi akıcı, oldukça da sürükleyici. Her zamanki gibi sıkıntımız kitabımızın sonunda. Bu kadar gizem yaratmaya çalışıyor, onca emek kitabın sonunda saçma sapan bir katil, nedensiz kaybolan iki aşık yüzünden heba oluyor. Kitapta gereksiz karakterler, yazılması gereksiz olaylar ayrıntılar söz konusu. Desmond'un durumu babası ile olan sorunu gereksizdi bana göre...
Kitap gerçekten hoşuma gitti. Katili gizemli biri yapmadığı için yazarı kutluyorum. Polisiye romanlarını sevmiyorum katili hep son sayfada tahmin edilmeyen yapmak çokta zor bir iş değil. Sebep ise çok sıradan oluyordu. Neyse tavsiye ederim. Hem çiçekler hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Bilgilendirici:)
Sarah jio'nun diğer kitaplarına göre sıkıcıydı.
çok sürükleyici bir kitap.en sevdiğim 2.kitap. okunmasını tavsiye ederim.
Sarah yine döktürmüş. Alışkın olduğumuz şekilde; farklı zamanlar, farklı kişiler, aynı mekanlar ve birbirine değen hayatlar. Ne zaman Sarah Jio kitabı okusam gerçek bir roman okumuş gibi hissediyorum. Bu kitabı da harikaydı. Addison'ın yani Amanda'nın Miles'a sahip çıkması çok dokunaklıydı. En çok Miles'a ve Anna'ya üzüldüm sanırım. Çok akıcı bir anlatımı var ve her sayfa sizi biraz daha meraklandırıyor. Az çok tahmin etmiştim sonunu ama yinede okutuyor kendini :) Tavsiye ederim. *** "Önce küçük bir tohum düşer kalbin ortasına, sonra aşkla yeşerir. Kulak verin, umudun sesini duyabiliyor musunuz?"
Sarah Jio'nun diğer kitaplarına kıyasla benim için bu biraz sönük kaldı. Yine çok güzel kurgulamış ama sonu biraz oldu bittiye geldi bana göre. Tahmin edemiyorsunuz ama sizi 12den de vurmuyor.
Okunulmasada olur.Guzellik gorecelidir bence zaman kaybi
Okumam derken Sarah Jio nun ikinci kitabini elime almis bulundum. okurken bana Flora Hulya Kocyigitin oynadigi bir eski turk filmini hatirlattir. Bahcenin ozelliklede cati katindaki serayi hayal etmek bana cok zevk verdi.
Sarah jio kitaplarını hep merak etmisimdir.sanirim değdi okuduğuma😊 gerçekten güzeldi.Lord senden nefret ettim ne yalan söyleyim öldürülen kadınları bayan dilloway le beraber planladiginizi düşündüm ve yanıldım hemde çok kötü😔 flora üzüldüm senin içinde keşke o kazayı yasyasamasaydin.kitap bana çiçekleri sevdirdi😊 güzel bi bahçe rengareng çiçekler hiç de fena olmaz sanırım👍 tavsiye ederim okuyun SON KAMELYA yi.
Ayni tarz yaziyor yani onveden bazi seyleri tahmin edebilirsiniz.
Yazarın 3 kitabını okudum, karakter ve mekanlar farklı olsa da kurgu hep aynı. Geçmişteki bir karakter ve yaşadıkları ile günümüzde bir karakter ve yaşadıkları ayrı ayrı anlatılıyor ve sonunda hikayeler birleşiyor. Önceki kitaplarını okumasam fena değil diyeceğim bir kitap.......
Okudum ama okumasam da olurdu sınıfından bir kitap.
SÜRÜKLEYİCİ.. HİKAYE GÜZEL VE ANLAMLI.. BİRAZ HEYECAN DA VAR DUYGU DA ..








