Yağmur Sonrası
II. Dünya Savaşının tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet... Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa? Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adasından adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar. 1942 yazında, II. Dünya Savaşının en hararetli zamanında Bora Bora Adasında görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk… Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Greene karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını sonlandırabilecek midir? Ya siz, araya zaman, mekân, kişiler girse de gerçek aşkın peşinden gitmeye cesaret edebilir misiniz? Mart Menekşeleri ile gönüllere taht kuran Sarah Jiodan muhteşem bir başyapıt... Yağmur Sonrası ile tutkunun zaman tanımayan öyküsünü okurken, gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız. "II. Dünya Savaşında Pasifikin tam ortasında kalan, yürek burkan muhteşem bir aşk hikâyesi." Kristin Hannah
Baskılar3
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (328)Yazarla yeni tanışmama rağmen tüm kitapları bitti sayılır ve sevdiğim yazarlar arasına çoktan girdi. Yine bu kitaba da bayıldım Anne hemşireliği yeni bitiren nişanlı biridir. Düğün arifesindedir. Çok yakışıklı bir nişanlısı vardır ama ilişkisinden emin değildir. Yakın arkadaşı orduya hemşire olarak yazılınca arkadaşını yalnız bırakmayıp orduya katılır. Hikaye böyle başlar. Arkadaşı için bu kadar fedakarlık yaptıktan sonra karşılığı üzdü tabi ki ama bunu tahmin etmek zor olmuyordu kitapta. Westry onu sevemesem de aşkı beni etkiledi. Özellikle kitap sonunda okuduğum bölümler çok güzeldi. Yazarın hep bir şekilde geçmiş ile günümüzde ki kişiler arasında bir bağlantı kurması ve kızların eşlerine veya nişanlılarına zaten aşık olmamaları artık sıradan bir hal almış olsa da sonunun etkilediği bir gerçek. Yazarı seviyorum.
Yıllar önce okuduğum ozamanlar nefesimi kesen ama şimdi olsa sıradan şekilde okucağım kitap
Yoğun günlerin arasında kitap okuma meşgalesinden de vazgeçemeyen kitap kurtları için, okunabilecek çerezlik bir kitap. Başları sıkıcı ve amatörce olsa da, edebi hiç bir zevk vermese de , kitaptan ziyade senaryo okuyormuşsunuz hissini uyandırsa da sonlarına doğru heyecanlandıran popüler bir okuma. Keyifli okumalar
Çok hızlı okunabilen bir kitap ve güzel de bir hikaye aslında. Sanırım sunumla ilgili sorun var. Bitince çok anlamsız ve daha iyi bir hikaye olabileceğini düşündüm. Bazi Yazarlar günlük kendilerine kelime kotası koyarak romanlarını yaziyormus. Bu da sanki kota doldurmak için yazılan romanlardan...
Aşk, kıskançlık, arkadaşlık, savaş, cinayet...Sarah Jio hepsini bu kitapta güzel bir kurguyla toplamış. Ben pek pembe aşk romanı okumam hatta bu ilk diyebilirim ama oldukça beğendim. Okuma listeme ekleyebilirim bu tarz kitapları artık. Vıcık vıcık, yapmacık replikleri olan kitaplardan değildi. Kitap Anne Calloway'in hatıralarını torununa anlatması ile başlıyor ve geçmişe, yani 2. Dünya Savaşı yıllarına gidiyoruz. Hemşire Anne ve asker Westry'nin Bora Bora adasındaki aşkı anlatılıyor. Tabii bir de Anne'nin en yakın arkadaşı(!) Kitty var. Biraz geri planda kalmış olsa da aslında en çok Anne'nin nişanlısı Gerard'a üzüldüm ben..Anne bir türlü emin değildi Gerard'a duyduğu aşk mı yoksa zorunluluk mu..bunu da en iyi savaşta yani adada öğrendi..Anne'lerin hizmetçisi Maxine ve babasının olayı gereksizdi bence. Anne'nin elinden alınan resmen çalınan hayatı...Savaşın insanları nasıl değiştirdiği..Yıllar sonra ortaya çıkan gizemler..çok sürükleyiciydi hele son 200 sayfa elinizden bırakamayaksınız. Birkaç tesadüfü abartılı bulsam da yine de sevdim ve gözlerim dolu dolu okudum. Tavsiye ederim
Yazarın yarattığı olay ve örgüleri güzel ancak, önemli noktaları çok gelişigüzel kaleme almış veya derine inememiş.
Sarah Jio'nun okuduğum 3. romanıydı. Kurgu ve karakterler gayet güzeldi ancak bir Kış Böğürtleni değildi :) Anne'nin arkadaşı Kitty'ye aşırı derecede sinir oldum :) Genel anlamda bir çırpıda kendini okutabilen bir roman tavsiye ederim.
Çok sevdim uzun süre etkisinden kurtulamadım 7/10
Sarah jio bu sefer geçmişi mutlu sonla bitirmiş buna sevindim. genelde mutsuz biten bir aşk hikayesi oluyordu. savaş yıllarında filizlenen hemşire anne ile asker westry nin aşk yıllara ve engellere meydan okuyan aşkı... "umut tükenmiş gibi görünsede ikinci şans her zaman vardır... ya yoksa? bence filmi çekilmeli bu kitabın okurken bana titanik filmini hatırlattı ... tavsiye ederim herkese...
Bu tarz kitaplar çok okudum. Kimisi pek sarmamıştı o yüzden ama bu tarz kitaplarda en iyi Sarah Jio olduğunu anladım. Böğürtlen Kışı ve bu kitap kesinlikle en güzelleriydi. Mükemmel bir kitap.
Klasik bir Jio kitabı.Öncekilerden ayrılan konusu itibari ile ilgi çekici ama ilerleyiş çok benzer.
Sarah Jio'yu tanıdığım kitap. Sonu ayrı, olaylar ayrı güzel. Kesinlikle okumaya değecek kitaplardan biri.
İnanılmaz akıcı bir kitaptı. Elime almam ve bitirmem bir oldu. Çok, çok güzel bir kavuşma hikayesiydi. Ayrıca okuduğum ilk Sarah Jio kitabının bu kadar güzel olması önyargılarımı yıktı. Hayatın akışından yorulduğunuzda okuyup rahatlayabileceğiniz, zihin yormayan bir kitap.
Sanırım hiç nefes almadan okudum bu kitabı. Hem bitsin istemezsiniz hem meraktan elinizden bırakamazsınız ya bu öyle bir kitap. Bugüne kadar beni en çok etkileyenlerden biri. Hem savaşı hem aşkı hem hüznü bir arada yaşıyorsunuz.
Resmen o ada da gezindim.Çok güzeldi.Tavsiye olunur.
Baya baya pearl harbour gibi geldi. Benzeyen yönleri çok. Sonuçta aynı zamanlarda geçmiş bir hikaye. Güzel miydi, evet ama tipik bir aşk hikayesi. Üstelik kimsenin 70 yıl boyunca aynı insanı aynı aşkla sevip bekleyebilecegi hiç gerçekçi gelmiyor. Keşke olsa..
Mart menekşelerinden daha iyi olan bir kitaptı. Ben bu kitapla Sarah Jio nun imzasinin gecmis bugun iliskisi oldugunu dusujuyorum. bir nesneye odaklanip onun etrafinda donduruyor. Cogunlukla da bu nesne bir çicek oluyor. yalnız zayif bir yonu var ki kitaba hikayeye gizem katarken, sonuc cok zayif kaliyor. Yani '' eee biz de anladik bunu kimin yaptigini, bu muydu?'' diyorsunuz.
sıcacık, okurken gülümseten, zaman zaman gözlerinizi dolduracak çok güzel bir aşk....
konu,anlatım ve akıcılık güzeldi ama açıklanamayan sırlar yüzünden sonlara doğru bayılmama az kaldığını söylemem gerek..merak ve gizem olayını biraz fazla abartmıştı bence.
Sarah Jio'nun ilk kitabı kütüphanemde yaklaşık 1 yıl okunmayı bekledi. Ancak İlk kitabı da sonraki kitaplarını da 2, maksimum 3 gün içerisinde bitirdim. Tüm kitaplarının 1930 - 1940'lı yıllara değinen noktaları var. Yağmur Sonrası ise ilk 3 kitabı arasında beni en çok etkileyen kitap. Kesinlikle tüm kitaplarını tavsiye ederim.
Kesinlikle harikaydı özellikle mutlu bitti ya o yüzden daha da bir sevdim sonunda üstünden yıllar geçmiş olsada herşey yoluna girdi
Şuan gerçekten bir roman okumuş gibi hissediyorum. Sarah Jio sana bu zamana kadar okumayarak haksızlık etmişim.. 1940'lı yıllar, İkinci Dünya Savaşı devam etmektedir. Anne ve Kitty iki çocukluk arkadaşı hemşirelik okulunu bitirdikten sonra görünüşte ülkelerine destek olmak için savaşta hizmet etmek amacıyla Bora Bora Adalarına gitmeye karar verirler. Kitty'nin asıl gitmek istemesinin sebebi kalp kırıklığını gidereceği uzak bir diyar arayışı iken, Anne ise evlenmek üzere olduğu Gerard'dan, gerçekten evliliğe hazır olup olmadığını bilemediği için kaçmaktadır. Bora Bora adalarına adım attıkları ilk gün Kitty'de ki değişimi farkeden Anne, zamanla arkadaşının "arkadaşlığını" gayet güzel anlayacaktır. Her geçen gün Gerard ile yapacağı evliliği düşünürken ada da kalbini titreten Westry ile karşılaştığında işler Anne için daha da çıkılmaz bir hal alır. Geride bırakıp, döndüğü zaman evleneceklerine söz verdiği Gerard ile kalbinin tek aşkı olduğunu hissettiği Westy arasında kalan Anne'ye ne yapması gerektiğini zamanla Kitty "arkadaşça" gayet güzel gösteriyor. Çok çokk beğendim. Akıcı, merak uyandırıcı ve sonlarına doğru bitmesini istemeyeceğiniz bir kitap. Burdan o Kitty'ye güzel laflarım olurdu ama kendime saklayayım. Bir roman karakterine bu kadar cephe alabileceğimi düşünmemiştim hiç :) Neyse madem ki söylüyorum Gerard'a da diyorum ki; "Adamsın!" Fırsatını bulursanız okuyun diyorum ve Arkadya Yayınlarına bu güzel kitabı yayınladıkları için çokkk teşekkür ediyorumm.. Ve hoşuma giden bir kaç alıntı.. "Ben ona yalnızca br parçamı verirken, o tüm kalbini bana vererek bütün hayatını bana adamıştı. Benim kalbimdeyse, içinde sönmeyen bir mumun yandığı kilitli bir oda vardı." *** "Madalyonuma dokundum. 'Hayır tatlım', dedim 'Asla yalnız değildim. Biriyle aşkını paylaştığın zaman bu bir süreliğine de olsa, onu daima kalbinde taşırsın." Kitabın goodreads'da gördüğüm kapağı bu. Sanırım orijinal kapakta bu oluyor. Kitapları alırken kapaklarına özellikle dikkat ederim. Ne yalan söyleyeyim bazen kapakları yüzünden aldığım kitaplar da mevcuttur. Kitabı okuduktan sonra tekrar arka kapaktaki yazıları okumayı ve kapaktaki görsellere göz atmayı daha çok severim. Arkadya'nın kapağını sevdim, ama orijinal kapak tam hayallerime uyan kapak..
Kitabi fazla tahmin edilebilir buldum keşke meraklandırıp suprizler yapabilseydi.Beklenti yüksek olduğundan mı bilmiyorum çok etkilemedi beni.Bir Jojo MOYES "Senden önce ben " değildi..







