Gazap Üzümleri
Genç yaşlı, kadın erkek, binlerce emekçinin verimli topraklara yolculuğunu ve bir ulusun yaşadığı dönüşümü işleyen Gazap Üzümleri, 1930´larda ABD´de yaşanan Büyük Göç´ün destanı... ************ Pulitzer armağanını da kazanan bu dev romanda, topraklarından koparılan ve iş bulma umuduyla yollara dökülen tarım emekçilerinin, kendilerine bir lokma ekmeği bile çok gören bir sistemin kanlı sömürüsüne başkaldırışları anlatılır. Gazap Üzümleri, yerlerinden yurtlarından edilmiş Joad ailesinin milyonlarca benzerleri gibi sömürüye, zulme, baskıya ve açlığa karşı umutla direnişlerinin buruk öyküsüdür. Steinbeck, şiirsellikle gerçekçiliğin uyumlu estetik bileşimi sayesinde kapitalizmin bu tipik sosyal olgusunu hiç kuruluğa düşmeden verir. Onun ustalığı da buradadır zaten. Ölmekle yaşamak, açlıkla öfke, umutla umutsuzluk, boyun eğme ile başkaldırma arasında sürüklenen kişileri her yönüyle sıcak ve canlıdır. ******
Baskılar10
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (335)Betimlemelerden uzak, hüzünlü ve trajedik bir olay örgüsüne sahip olan , sürükleyici bir kitap
Çok etkileyici bir roman. Adeta romanın kahramanlarından biri gibiydim. Olanları dışardan seyreden. Derken roman bitti şimdi kimsesiz kaldım. Sağa sola bakıp acaba şimdi Tom nerededir diyorum.
John Steinbeck'in 'Gazap Üzümleri'ni henüz bitirdim ve sıcağı sıcağına yorumlayıp, sizlerle paylaşmak istedim. Steinbeck'i daha önce okumadınızsa etkileyici ve akıcı bir kalemi olduğunu belirteyim. Yazarın Pulitzer ödüllü bu eseri; 557 sayfa olduğu halde sıkmayan, yormayan bir olay örgüsüne ve büyüleyici bir kurguya sahip. Kapitalist düzeni tüm gerçekliği ve işleyiş biçimi ile çok güzel vurgulayan bir eser. Zenginlerin nasıl daha da zengin olduğu ve fakir halkın sömürülmekten öte çaresizlik çukuruna, ölüme, açlığa, sefalete mahkum edilmesini yazar, ustaca kaleme almış. Kısaca konusuna değinmek gerekirse; ABD'de Büyük Buhran zamanında tarlaları ve evleri elinden alınan bir aile kendileri gibi yüzlerce, binlerce aile ile birlikte batıya iş aramaya gidiyor. Anne, baba, 6 çocuk, damat, amca, nine, dede ve eskiden papaz olan bir dostları eski bir kamyona kalan eşyaları da yükleyip yollara düşüyor. Gittikleri her yerde ucuza çalıştırmak isteyen patronlar, açlık, sefalet onları bekliyor. Ama direnmek zorundalar, yaşamak zorundalar... Özellikle ailenin annesinin güçlü kalması kayıpları olsa dahi, aileyi ayakta tutan yegane etken. Her ne kadar sonu yarım kalmış gibi olsa da doyurucu ve okuru tatmin eden bir eser bence. Böyle çarpıcı ustaca yazılmış eserleri yorumlarken hep hakkını verememişim gibi hissediyorum. Her ne kadar yazarsam yazayım yetersiz gelecekmiş gibi. Son söyleceğim şahane bir eser olduğu ve gözüm kapalı tavsiye edeceğimdir dostlar.
Fareler ve İnsanlar'dan sonra okuduğum ikinci Steinbeck romanıydı, Gazap Üzümleri. Kamyonlarıyla Oklahoma’dan Kaliforniya’ya yola çıkan Joad ailesinin karınlarını doyurmak uğruna mücadelerini anlatır. Yazarın dili, anlatımı beni fazlasıyla etkilemiş olacak ki, vahşi kapitalizmi iliklerime kadar hissettim ve derin kedere boğuldum. "Bir insan ki, kendini zengin görmek için bir milyon dönüm toprağa ihtiyaç duyar, bana göre o insanın gönlü çok fakirdir. Bir insanın gönlü fakir olduktan sonra, milyonlarca dönüm toprak almış, neye yarar, yine de fakirdir."
John Steinbeck, gazap üzümleri çok güzel tasvirlemiş. Joad ailesi ve tanıştıkları kader yoldaşlarını öyle güzel anlatmış ki. Sanki o insanlar ete ve kemiğe bürünüp, karşımıza dikilmiş hissine kapılırsınız. O büyük buhran dönemindeki insan ilişkilerini ve gördükleri muameleri öyle güzel anlatmış ki, kitabı okurken zaman zaman derinlere dalıp, o insanları hayal eder. Sonrada halinize şükürler edersiniz... http://bakimlianneler3.blogspot.com.tr/2016/04/gazap-uzumleri-kitap-yorumu.html
Bugüne dek okuduğum en etkileyici roman. Betimlemeler bir harikaydı. Resmen gözümde canlandırdım diyebilirim. Son satırları unutmak mümkün değil elbette.. Açlıktan ölmek üzere olan bir adamın yeni doğum yapmış genç bir annenin sütüyle hayata tutunmaya çalışması..
Ne diyebilirim. Bence mükemmel. İşte John Steinbeck'in ustalığının farkı!
Bağbozumu gerçekleşmedi ama sonda bir umut vardı..
Hayatım boyunca okuduğum en iyi kitap. Toplumun onları yönetenler altında nasıl ezildiğini fark edecek, o dramı yaşayacak ve sonunda bu etkiden kurtulamayacaksınız. John Steinbeck'in kaleminden çıkmış yine çok başarılı bir eser. Ölmeden okunması gerekenlerden..
Remzi yayınlarından okudum..Kitapta çok fazla imla hatası vardı ama kitabın çevirisi çok güzeldi.
http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/04/bes-soru-bes-cevapla-gazap-uzumleri.html Soru 1: Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna romanı bu ismi Andrea Del Sarto’nun aynı adlı tablosundan almıştır. Yine Thomas Harris sinemaya da uyarlanan ünlü romanı Kızıl Ejder’in adını William Blake’in 1805-1810 yılların arasında yaptığı ejderha temalı dört resminden biri olan “ the great red dragon and the woman clothed in sun” tablosundan almış ve romanında bu tabloyu da kullanmış ve anlatmıştır. Bir tablodan etkilenme durumu John Steinbeck’in Gazap Üzümleri romanında da görülmekte midir? -Avrupalı ressamların pek çoğu “Carita Romana” mitini anlatan tablolar yapmışlardır. Carita Romana miti yaşlı Plinius ve Valerius Maximus’un kadim hikâyesini anlatır. Hapishanede açlıktan ölüme terk edilmiş yaşlı Cimon’u kızı Pero emzirerek hayatta kalmasını sağlar. John Steinbeck de işte bu mitten ve bu mitin anlatıldığı tablolardan esinlenerek ve onlara gönderme yaparak sarsıcı bir final yaratmıştır. Romanda, Rosa of Shaton bir vagonda çocuğunu doğurur. Fakat çocuk ölü doğmuştur. Bu sırada dışarıda sel vardır ve vagona sular dolmaktadır. Yanındakiler Rose’u bir samanlığa götürürler. Burada yaşlı bir çiftçi açlıktan ölmek üzeredir. Rose süt dolu göğüslerini hastaya uzatarak ona süt vermeye çalışır. Ve onun hayatta kalmasını sağlar.
Türkçeye çevrilen tercüme kitapların kaderini çoğu zaman yayıncılar belirliyor. Onun için aynı kitabın hem 250 sayfalık hem 500 sayfalık versiyonu (bazen daha da fazla) piyasada bulunabiliyor. Aynı sebeple kitapların eski çevirileri birçok noktada daha güvenilir oluyor. Gazap Üzümleri'ni Remzi kitabevinin 1965 baskısından Rasih Güran'ın tercümesinden okudum. Kitap ara ara konulan illüstrasyonlarla beraber 688 sayfaydı. John Steinbeck müthiş bir gözlemcilik yeteneğiyle yaşadığı zamana tanıklık etmiş ve kuvvetli tasvirlerle, hayata tutunmaya çalışan Joad ailesini gözlerimizin önünde canlandırmış ete kemiğe büründürmüş. Yazar bölümlere ayırdığı kitabının her iki bölümü arasında birkaç sayfa da olsa araya girmiş ve aileyi bir kenara bırakarak genel bir tasvir yapmış. Roman sanatı açısından günümüz için hoş bir durum olmasa da o zamanlar pek göze batan bir durum değildi sanırım. Yokluğun içinde çırpınan insanların biribirlerine nasıl sımsıkı tutunduğunu çok güzel bir şekilde anlatır kitap. Müthiş bir sonla biter. Son sahnede kalakalırsınız.
hüzünlü hikayesine rağmen sonuna kadar merakla okudum
Kapitalizmi anlatan çok harika bir kitap,En temizinden ''Pis Oklahama'lılar...
Steinbeck gibi yazmak isterdim. Film izler gibi hissettim. Her sahneyi detaylı bir şekilde yansıtmış. Karakterleri yaşıyor sanki. Ve okuduğum en iyi kitap sonu yazan yazarlardan.
emeğin anlamıyla ilgili güzel bir kitap. emek ve toprak yoksa insanlık da yok
Kapitalizmin nasıl doymak bilmeyen bir canavar olduğunu, insanların ellerinden önce yemeklerini sonra evlerini en nihayetinde hayallerini alarak insanlıktan çıkartışını gözler önüne seren müthiş bir eser. Klasik romanların genelinde görülen ağır anlatımın aksine oldukça sade bir dili var. Romanın tek süsü olan betimlemelerin anlatım zenginliği ise hayranlık uyandırıcı. Joad ailesinin dağıldıkça kenetlenmeleri, eski Vaiz Casy'nin düşünceleri ve finali öne çıksa da eser baştan sona çok etkileyici. Yerleşik hayattan göçebeliğe zorlanan insanlar, açlık/onur çatışmaları, açın halinden açın anlaması, kaybedilen umutlar, yollarda bırakılan hayaller ve her şeye rağmen yaşam. Karşınızda Büyük Buhran Amerikası. Bir solukta akıp giden bir kitap.
John Steinbeck'in oldukça etkileyici bir anlatımı vardı. 1930'lu yıllarda ABD'de yaşanan Büyük Göç hakkında etkileyici bir hikaye anlatıyor okura Steinbeck. Joad ailesinin göç sürecinde yaşadıklarını anlatırken, dönem hakkında hızlı ve etkileyici bir özet de geçiyor bölüm bölüm. Topraklarından kovulmuş, büyük umutlarla Kuzey'e göç eden binlerce insanın sefalet ve zulümle geçen yolculuklarını konu alıyor Gazap Üzümleri. Kapitalizmin insanları açlığa sürükleyip, karın tokluğuna çalıştırmasını ve oynanan doğru kartlarla bankaların insanları değersiz kılmasını etkileyici bir şekilde gösteriyor. Açlık ve sefaletle insanların insan olmaktan çıkarılmaya çalışılmasına rağmen, hala bir şekilde insan kalabilmesi; harcayarak bir kuruş fazla paraları, kendilerine bile kadar yemekleri olmamasına rağmen, insanların ellerindekileri paylaşmaları; kayıplarla ve zorluklarla yola devam etmelerine rağmen, her adımda güçlenmeleri kitabın en ağır noktalarıydı. Mutlaka okunmalı.
Tamamı öyle olmakla özellikle sonu oldukça dramatik olan vahşi kapitalizmin insanı nerelere götürdünü çok iyi gösteren bir roman . İşverenler işçileri adeta yok pahasına çalıştırmakta işe başlandıktan sonra yevmiyleri düşürmekte grev olduğunda ise grev kırıcıları getirtip işçiyi birbirine düşürmektedir. Burada özellikle polise ve satın alınmış diğer işçilere dikkat etmek gerek. Mesela polisin olmadığı, iş arayanların bulunduğu ve oluşturduğu kamplarda herşey imece usulü ve insanlar mutlu. Ancak diğer kamplarda polis insanların direnişini kırmak için yaptıkları ve sıcak suyu dahi bu insanlar için çok görmeleri. insanların hakkında pek de fikir sahibi olmamalarına rağmen sosyalizme sövmeleri amerikada sıklıkla rastlanan bir durum. Okuduğum bir kitabında leo huberman amerikalıların sosyalizmle ilgili bildikleri tek şeyin onun kötü olduğudur.
Uzun aramalardan sonra Remzi Kitap evi 1972 baskısı Rasih Güran çevirisini buldum ve okudum hayran kaldım.Kitabın yeni baskısıda Remzi'den ama kısaltılmış.
ne zaman bırı kapıtalızmın bozdugu ekonomık duzen ve modern kolelerden bahsetse aklıma hep gazap uzumlerı gelir



















