Dövüş Kulübü
İstenmeyen yağlar. Pahalı, butik sabunlar. Maaş çekleri, güzel bir ev, zarif mobilyalar. Yalnızlık ve yabancılaşma. Tüketimin susmayan arsız çağrısı. Yalanlar ve yalanlar. Nefret ve öfke. İlk kez yayımlandığı 1996'dan beri bir yeraltı klasiği olarak anılan Dövüş Kulübü, yeni binyılın eşiğinde geçen bir anti-ütopya öyküsünü anlatıyor. Yaşadığı hayattan nefret eden, ölüm düşüncesini saplantı haline getirmiş, insani yakınlığı kanser dayanışma gruplarında arayan genç adam. Ama aynı dayanışma gruplarının bir başka müdavimi, toplum kaçkını bir genç kadın. Ve Tyler Durden; yalanlar ve mutsuzlukla dolu bir dünyaya kendi yöntemleriyle saldıran yarı çılgın bir kurtarıcı, baştan çıkarıcı bir intikam meleği. Tyler'ın felsefesine göre, tüketim kültürünün uyuşturucu etkisinden kurtulmanın yolu, fiziksel acıyla tanışarak yeniden doğmaktır. Çok geçmeden, gecenin geç saatlerinde bar bodrumlarında toplanan gizli bir dövüş kulübü ülkenin dört yanını saracaktır. Ama Tyler'ın dünyasında sınırlara ve kurallara yer yoktur. Kendi bedenini örseleyen bir müritler ordusu, toplum düzenini ve konformizmi imha etmek üzere Tyler'ın peşine takılır... Chuck Palahniuk'un ilk romanı, tüketim kültürüne, hırs ve üstünlük duygusuna, güzellik idealine ve iş dünyasına zehir zemberek bir eleştiri yöneltiyor. Palahniuk, karanlık bir mizahla desteklediği güçlü ve çarpıcı üslubuyla, yaşadığımız dünyanın çirkin suretine ayna tutuyor. Son on yılın en özgün, en sarsıcı romanları arasında sayılan Dövüş Kulübü'nü Türkçeye kazandırmaktan sevinç duyuyoruz.
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (428)Tüketim toplumunun mükemmel bir eleştirisi Dövüş Kulübü! " Kaç kuşaktır insanlar nefret ettikleri işlerde çalışıyorlar; neden? Gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın alabilmek için." Bu tespitle, gerçekler, bir tokat gibi çarpılıyor yüzümüze... Sistemin yarattığı "ihtiyaçlar" ve sistemin çarklarının dönmesini sağlayan insancıklar... Tükettikçe var olduğunu, sınıf atladığını zanneden, daha çok tüketme ve daha doyumsuz olma eğiliminde olan insanların bir zaman sonra artık kendilerine yabancılaşma hali... Tyler'in vücut yağlarından yaptığı ve kalıbını 20 dolara sattığı sabunları da mükemmel bir ironi olmuş bu bağlamda! http://kitapsevinci.blogspot.com.tr/2015/11/dovus-kulubu-chuck-palahniuk.html
Ana karakterimizin ismi yok. Karekterimiz uyuyamama hastalığından mustarip. Doktoru ise bir tavsiye veriyor: "Git terapi gruplarına bir günlüğüne katıl, gerçek acıyı gör" diyor. Karakterimiz uyumaya başladığını fark ediyor ve hergün değişik terapi gruplarını geziyor. Bu böyle iki sene devam ediyor. Ta ki kendisi gibi sahtekar, hasta olmadığı halde terapi gruplarına katılan Marla Singer ile karşılaşana kadar. Uyuyamama hastalığı hortluyor. Bir gün tatile çıktığı zaman ise Tyler Durden ile tanışıyor. Bir sorun oluyor ve Tyler Durden'dan yardım istiyor. Tyler ise tek bir şartla yardım etmeyi kabul ediyor ve diyor ki: "Bana bütün gücünle vur" ve Dövüş Kulübünün temelleri atılıyor. Genel olarak toplumu, dünyayı, insanları hatta her şeye genel bir eleştiride yapılıyor Dövüş Kulübünde.
Yıllar önce filminden çok etkilenmiş (hikayenin gücü, Edward Norton - Brad Pitt uyumu,David Fincher'in muhteşem yönetimi), kitabı bir solukta tamamlamış, filmin çok başarılı bir uyarlama olduğu sonucuna varmıştım. Fight Club 2 - çizgi roman olarak çıkmaya başlayınca tekrar okuduğum kitabı yine çok beğendim. Hâlâ filmin çok başarılı bir uyarlama olduğunu, çok iyi bir film olduğunu düşünüyorum. Yine de edebiyatın yeri atrı diyerek, çnce kitabı okumanızı, sonra filmi de mutlaka izlemenizi öneriyorum. Zeten filmi izlediyseniz, önce kitabı okumanızı, sonra da filmi tekrar izlemenizi öneririm...
Filmini zaten, herkes gibi, ben de çok sevmiştim, kitabı da aynı güzellikteymiş. Filmde olmayan detayları okumak keyifliydi. Sonunu bilerek okuduğum için de filmde fark etmediğim şeyleri fark etme olanağı buldum. Kısacası, filmini izleseniz dahi, okumanız gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Akıcı, altı çizilesi cümlelere sahiplik yapan, keyifli bir kitap. Chuck Palahniuk'un üslubunu sevdim, diğer kitaplarını da okumak istiyorum. "... Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur."
Felsefesi'nin dışında kitabının filminden çok daha iyi olduğu örneklerden..
Şimdi kitap tabii ki güzeldi ama filme de haksızlık etmemek gerek... Gayet iyi uyarlanmış, detaylar atlanmamış gayet güzel... Kitabı da bu tatla okudum ve çok hoşuma gitti... Bir dahakine Gösteri Peygamberi'ni alacağım...
Bu adamı her okuduğumda farklı bir tat alıyorum.Yine bilinmez sonlardan ama müthiş etkili:))
Yeraltından ilk deneyimim. Çok etkileyici !!
Hangi son daha iyi olurdu diye düşündüğüm nadir kitaplardan
Fikir güzel ama edebi açıdan daha iyi işlenebilirdi.
önce filmini izlememeliydim dedirten kitap
Tüketim toplumuna ağır eleştiriler getiren bir herkesin kütüphanesinde olması gereken bir başyapıt.
Yazarın alışılmışın dışında kendine has bir üslubu var, kitabın başında alışmakta zorluk çeksemde sonradan kendini sevdiriyor... Tüketim toplumunun acizliğini, anarşizmi ve şiddeti güzel işlemiş Chuck Plahniuk Ancak filmi çok daha güzel ....
okuduğum ilk yeraltı edebiyatı örneğiydi. sonu şaşırtıcıydı.
Karanlık edebiyat adına, okuduğum en iyi örnekti. Hatta okurken Hakan Günday bu kitaptan mı etkilendi, diye düşündüm. Birçok yazarın esin kaynağı olmuştur kesin.
aslında filmi olan kitaplarda kitaplar herzaman bir adım öndedir benim için ..kitabın verdiğini veremez filmler benim gözümde.. filmlerde en önemli nokta hep eksiktir.. ama bu sefer eksik kalan kitaptı.. :/ film daha iyi geldi bana belkide çok sevdiğim bi film olduğu için ama ilk defa filmi daha tatmin edici buluyorum.. yinede okunmalı herşeyin, kitabın ,filmin yeri ayrı :)
Kesinlikle okunmalı, en az filmi kadar etkileyici.
Filmi kitabından daha çok beğendim.Filme 9,kitaba 8 puan...
harikanın ötesinde bir kitap yazarın dili özellikle muhteşem, ben en çok marla karakterini sevdim belki de filminde Helena Bonham Carter'ın oynamasından dolayıdır bilmem ama kitap bir başyapıt bence











