2012 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü -
Leonardo da Vinci'nin projesini reddettikten sonra, kendisinden Haliç üzerinde yapılacak bir köprü planı isteyen II. Bayezid'in davetini kabul eden Michelangelo, 13 Mayıs 1506 günü İstanbul'a ayak basar. İtalya'yı, ardında yarım kalmış bir anıtmezar projesi, kızgın ve eli sıkı bir Papa bırakarak terk eden Michelangelo, hiç tanımadığı, tehlikeler ve güzelliklerle dolu yeni bir dünyanın kapısındadır artık.
Gerçek bir olaydan yola çıkarak baştan sona tarihî dokunuşlarla gelişen ve Rönesans insanının Osmanlı dünyasının gizemleriyle karşılaşmasını incelikli ve özenli bir anlatımla işleyen roman, yaratma edimi ve uygarlığın başka bir kıyısına doğru uzanan ancak yarım kalan bir eserin simgesel anlamı üzerine büyüleyici bir düşünce aynı zamanda.
Tarihin bu unutulmuş birkaç haftasının heyecan verici sırlarının izini süren anlatı, çizdiği yetkin ve şaşırtıcı Michelangelo portresiyle de edebiyata damgasını vuracak nitelikte.
2012 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü -
Leonardo da Vinci'nin projesini reddettikten sonra, kendisinden Haliç üzerinde yapılacak bir köprü planı isteyen II. Bayezid'in davetini kabul eden Michelangelo, 13 Mayıs 1506 günü İstanbul'a ayak basar. İtalya'yı, ardında yarım kalmış bir anıtmezar projesi, kızgın ve eli sıkı bir Papa bırakarak terk eden Michelangelo, hiç tanımadığı, tehlikeler ve güzelliklerle dolu yeni bir dünyanın kapısındadır artık.
Gerçek bir olaydan yola çıkarak baştan sona tarihî dokunuşlarla gelişen ve Rönesans insanının Osmanlı dünyasının gizemleriyle karşılaşmasını incelikli ve özenli bir anlatımla işleyen roman, yaratma edimi ve uygarlığın başka bir kıyısına doğru uzanan ancak yarım kalan bir eserin simgesel anlamı üzerine büyüleyici bir düşünce aynı zamanda.
Tarihin bu unutulmuş birkaç haftasının heyecan verici sırlarının izini süren anlatı, çizdiği yetkin ve şaşırtıcı Michelangelo portresiyle de edebiyata damgasını vuracak nitelikte.
Kim derdi ki Michalengelo günün birinde İstanbul
'a gelmiş bunları yaşamış(Asla inanmazdım.)Olayın ilginçliği kitabın ortasında sarsıyor insanı.Anlatım iyi fakat konu bana pek hitap etmiyor.
Değişik bir tarzı vardı kitabın. İlk başladığım zamanlar yadırgadım. Ama öven kişiye güvendiğim için bırakmadım devam ettim.
Hiç ummadığım iki insanın Osmanlı tarihine girip çıktığını okumak güzeldi. Sevdim ben kendisini.
1972 doğumlu olan Fransız yazar Mathias Enard aynı zamanda bir orta doğu uzmanı yazdığı bu roman 2010 yılı Goncourt Des Lyceens ödülü almış.
Roman Papaya kızıp 1506 yılında Sultan 2. Beyazıt tarafından İstanbul'da Haliç'e bir köprü yapması için davet edilen Michelangelo üzerinden eski İstanbul'u yaşantısını adetlerini v.s anlatıyor.
Harika bir romandı. En son sayfadaki kaynakçalardan ünlü sanatçının İstanbul'a geldiğini ve Sultanla Veziriazam Hadım Ali Paşayla tanıştıklarını falan öğrendim. Tavsiye ederim oldukça sürükleyici bir roman.
Karton Cilt, 160 sayfa
Nisan2011 tarihinde, Can tarafından yayınlandı