Artemis Yayınları’ndan çıkmış olan: “ Sophia Kinsella’nın : Numaran Bende Var”, adlı kitabını bitirmiş bulunmaktayım . Öncelikle kitabın kapağını çok sevdim ki ben pek kırmızı rengi seven biri değilim .Lakin kapak çok hoşuma gitti .Orjinal kapaktan bile daha güzeldi bana göre . Kitabın çevirisi son derece akıcıydı .Yazım hatası na hiç rastlamadım desem yeridir . Kitabın konusuna gelirsek ; kitap, Poppy adlı bir kızın, arkadaşlarıyla katıldığı bir davet esnasında nişan yüzüğünü kaybetmesi , onu aramak için bir sürü girişimde bulunması ,yüzüğünü arama esnasında telefonunu çaldırması ve de çöp kutusunda bir telefon bulmasıyla birlikte , tüm hayatı bir anda değişecektir .Kitapta; aile ilişkileri ,arkadaşlık –dostluk ve aşk çok güzel bir şekilde anlatılmış .Hatta okurken çoğu yerde kahkaha bile attım diyebilirim . Kitap bana göre tam bir romantik komedi filmi tadındaydı .Okurken büyük keyif aldığımı söyleyebilirim .Bu kitaba bir puan verecek olsam ,on üzerinden dokuz puan verirdim . Okumayan kişilere özellikle Sophia Kinsella ‘nın kitaplarını sevenlere tavsiye ediyorum .Pişman olmayacaksınız . Bu kitabı bizlerle buluşturan “ ARTEMİS YAYINLARI’NA da , sonsuz teşekkürler .Saygılarımla..
Koridor Yayınları’ndan çıkan , KELEBEK adlı romanı an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım . Kitabın ılk tanıtımı yapıldığı zaman açıkçası kapağı bana itici gelmişti .Konusunu da pek anlayamamıştım .Sonra historıcal romance tr sayfasının yöneticisi olan abla, kitabın yorumunu yapmıştı ve yorumu okuduğumda kafamda kitap biraz şekillenir gibi oldu .Sonrasında İstanbul Tüyap Kitap Fuarı’nda ,kitabı gördüm hatta stand elemanı baya bir methetti lakin hala tereddüdüm vardı .Sonra , kitabın okuyan arkadaşların ve bir ablanın yorumunu okuyarak kitabı almaya karar verdim . Gene de endişeliydim kitap hakkında .Çünkü kitabın tarzı , benim tarzım dışıydı .Neyse okumaya başladım .Bir kere çevirisi son derece güzel ve akıcı bir kitap .Kelime hatası yoktu .Sayfalar su gibi akıyordu .Yazı puntosu tam istediğim gibiydi. Bir kitapta en başta bunlara çok dikkat ederim .Benden bu konuda tam puan aldı . Kitabın içeriğinden bahsedecek olursam ; kitap baştan sona kadar esrarengizliğini bozmayan ,heyecanın son sayfasına kadar nüksettiği bir kitap . Bana göre : kadın edebiyatı ile fantezinin (erotizm ki çok aşırı derecede erotızm yoktu ) harmanlanıp ,çok değişik ve güzel bir kitap ortaya konmuş . Kitapta; bir sürü kadın karakterin yaşam öyküsü var (Rachel , Maggie ,Carmelita ,Ann , vb ).Ve bu karakterlerin birbiriyle yolları , olaylar sonucunda kesişiyor .Bu kadınların kimi , çok başarılı ama mutsuz , kimi hayatın sillesini yemiş ama asla pes etmeyen kadınlar . Hele Rachel , ne kadar masum ne kadar temiz genç bir hanımken talihsiz bir olay sonucu , evinden ve ailesinden ayrılır fakat talıhsızlıkler peşini bırakmaz .Ayrıca çok saftır , herkese ınanıcak kadar .Bir gün karşısına çok yakışıklı kendısınden yaşça büyük bir adam çıkar adı : Danny’dir .Bu adam onu hiç istemediği bir hayata sürükleyecektir .Onun saflığından yararlanacaktır .Fakar Rachel ,çok iyimser bir insan olduğu için hayata her daim pozitif bakan bir insandır .Ancak en büyük darbeyi , sevdiğim adam Danny’den yiyecektir.Bu darbe onu kendisine getirecek ve hayatının dönüm noktası olucaktır .Asıl olaylar zinciri bu darbeden sonra başlayacaktır .(Fazla detaya girmek istemiyorum ,okuyun görün ) Her sayfasını soluksuz okuduğum bu kitabı, herkesin okumasını özellikle hemcinslerimin (KADINLARIN ) okumasını tavsiye ediyorum .Kitabın içerisinden çıkarılacak çok ders var . Ve inşaallah bu kitabın filmi olur .Filmi olursa , iyi bir senaryo ve oyuncularla ,konu itibariyle OSCARI alacağına eminim .Abartmıyorum .Çok etkilendim . Son olarak bu kitabı çıkardığı için “KORIDOR YAYINLARINA” sonsuz teşekkür ederim .Devamı var sanırım bu kitabın ,heyecanla devamını beklıyor olacağım .Saygılarımla…
Arkadya Yayınları’ndan çıkan ; “ Camille Noe Pagan’ın Gülümse Anılara “adlı kitabını, şu dakika itibariyle bitirmiş bulunmaktayım . Konusunu okumadan önce , beni kapağı çok etkilemişti , zaten ne zaman bir kitabın kapağını beğensem o kitap benim beğeneceğim bir kitap oluyor , sonra konusunu beğendim ve kitabı aldım . Öncelikle ; çevirisi son derece akıcı , sayfalar su gibi resmen akıyor , kelime hatasına bile rastlamadım desem yeridir .Yazı puntosu, tam istediğim gibi idi .Ve aralarda nefes alabilmek yada dinlenebilmek için sembolik işaretlerin olması , benim çok hoşuma gitti .Okurken zorlanmadan rahatça okuyabilmemi sağladı . Kitapta ; Julia adlı bir kızın- bu kız balerin- , bir gün bir kaza geçirmesi sonucu yaşadığı beyin travmasıyla hafızası sekteye uğrar .Bu kızın yakın bir arkadaşı vardır adı Marissa’dır .İkisi uzun yıllardan beri (liseden beri ) vazgeçilmez ikilidir , arkadaştır ,dosttur .Fakat bu kaza ile birlikte , yepyeni olaylar zinciri onları bekliyor olacaktır . Geçmişle yüzleşme ,geleceğe umutla bakma , arkadaşlık –dostluk ilişkileri ,ailevi bağlar, o kadar güzel anlatılmış ki arada hiçbir kopukluk olmadan . Bir sonra ki sayfada acaba neler olacak merakıyla okudum . Kısacası ; bir dostluk ilişkisi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi, çok etkilendim .Bu kitaba bir puan verecek olsam kesinlikle bu , yüz üzerinden bin beş yüz olurdu .Kesinlikle tavsiye ederim . Son olarak ise bu kitabı bizlerle; buluşturduğu için , “ARKADYA YAYINLARI’NA “ çok teşekkür ederim . Saygılarımla…
Dex Yayınları’ndan çıkmış olan , Fiona Paul’un “Karanlık Sular “adlı kitabını, bitirmiş bulunmaktayım . Bu kitabı ilk gördüğümde öncelikle kapağı sonra da konusu beni etkilemişti .İçinde gerilim olduğundan biraz tereddütlü yaklaştıysam da , kesinlikle alıp okumalıyım diye düşündüm aldım ve okudum . Kitabın çevirisi son derece akıcı ,okurken kelime hatasına rastlamadım bile .Yazı puntosu tam istediğim gibi idi .(Ne çok büyük ne çok küçük ). Lakin kitapta çoğu yerde İtalyanca kelimeler var ,anlamları dipnot olarak düşülmüş .Ama kelimeler ileriki sayfalar da tekrarladığında da düşülseymiş ya da kitabın arkasına fihriks gibi konulsaymış iyi olurmuş .Anlamları unutulduğunda dönüp bakılabılırdı .Sadece bu benim için olumsuz bir etken oldu .Onun haricinde mükemmeldi . Kitapta; Ana kahranımız Casandra (Cass ) adlı bir kız , küçüklüğünden beri teyzesinin yanında yaşamaktadır . Cass’in en yakın arkadaşı kısa bir süre önce ölmüştür ve teyzesini evinin yakınınında ki mezarlığa gömülmüştür .Cass , ara sıra günlüğünü alıp bu mezarlığa gider .Gene gittiği bir gece arkadaşının mezarına uğramasıyla , arkadaşının mezarda olmadığını ve başka birinin o mezarda yattığını görecektir ve çok şaşıracaktır .Fakat bu sırrın peşini bırakmaya niyeti yoktur .Bu sırrı araştırmaya başlaması ona hiç bilmediği bir dünyanın kapılarını aralayacaktır . Kitapta ; arkadaşlık –dostluk ,aile bağları ,cinayetler (gerilim ), aşk ve Venedik’teki insanların yaşam tarzları o kadar güzel anlatılmış ki , arada bir hiçbir kopukluk olmadan , soluksuz ,heyecanla ve acaba ileride ki sayfalarda ne olucak , merakıyla okudum . Ve bu kitap , insanlara çok güzel bir mesaj veriyor , bunu söyleyip hevesinizi kırmak istemıyorum .Bence bu kitabı kesinlikle okuyun . Ben serinin devamını heyecanla bekliyor olacağım .Bu kitabı bizlerin okumamıza vesile olduğun DEX YAYINLARINA , sonsuz teşekkür ederim .Saygılarımla…
Optimum Kitap’tan çıkan ,Slyvain Reynad’ın -Gabriel’in Cehennemi adlı kitabını ,okumuş ve bitirmiş bulunmaktayım . Öncelikle ; kitabın çevirisi çok sade ve akıcı . Fakat , bir sürü yabancı kelimenin olması (İtalyanca , vb ) ve o kelimelerin anlamlarının dipnot olarak düşülmesi gerekirdi , çevirmen tarafından .Ayrıca , bazı yerlerde sanki yazılar biraz daha büyük bazı yerlerde daha küçüktü , bu da benı biraz rahatsız etti .(Yazı puntosu benım gözlerimin hassasiyetinden de kaynaklanıyor olabılır ). Genel anlam da , çevirisi iyi di . Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam ; Gabriel adında bir profösörün ,Julıa adında bir kızla tanışması , bu arada kız onun öğrencisi ,bu ikili arasında yaşanan olaylar , kitapta olaylar anlatılırken okuyucunun daha iyi anlayabilmesi için zaman zaman geçmişe dönülmesi ,aile ilişkileri , arkadaşlık – dostluk ilişkileri ve aşk , masumane bir aşkı anlatan , bu nasıl bir aşktır dedirten , bir kitap. Kitap aynı zaman da , kültürel yönüde olan bir kitap .İlahi Komedya adlı kitapta geçen Dante ve Beatrice’in aşkından esinlenerek ,kahramanlarımız birbirlerine aşk yolunda adım adım ilerliyorlar . Olay örgüsü arasında , hiçbir kopukluk yok , hatta kitabın ortalarına doğru (gelişme sürecinde ),heyecanın doruğa tırmandığını göreceksiniz . Okuduğum değişik romanlardan bir tanesi idi .İkinci kitabı heyecanla bekliyor olacağım . Okumayanlara , kesinlikle tavsiye ederim .Bu kitabı bizlerle tanıştırdığı için Optimum Kitap’ a da ayrıca teşekkür ederim . Saygılarımla…
Güneş Demirel’in –Sen Yokken adlı kitabını, bitirmiş bulunmaktayım . Öncelikle ; kitabın dili çok sade ve akıcı .Okurken sayfalar su misali akıp gidiyor .Fakat bazı yerler de , yazım yanlışları da yok değıl .Bu benım için,nazar boncuğuydu diyebilirim . Kitabın konusu ; her ne kadar Türk filmleri tadında olsa da , sevgili yazarımız ; Güneş Abla , bunu o kadar içten ve samimi cümlerle işlemiş ki kitap kendisini okutmayı başarıyor , başarmakla kalmayıp ,etkisini kitabı elinizden bıraktığınız da bile sürdürebiliyor .Bu da yazarın başarısı , tabi ki . Kitapta ; iki arkadaşın-dostun hatta dosttan da öte kardeşin (Çiçek ile İpek’in) yaşadıkları acı bir olay ile meydana gelen acı tatlı gelişmeler ; arkadaşlık , dostluk , sahiplenme , aile ilişkileri ,aşk o kadar güzel ve içten anlatılmış ki , olayları birebir yaşıyormuş hissine kapıldım . Kimi yerde sinirlendim , hele de Cemal’e , kimi yer de güldüm Duygu’nun hallerine , kimi yer de duygulandım , İpek’in ve Çiçek’in hallerine . Bütün duyguları bu kitapta yaşadım ,ben . Bana ve biz okurlara bu birbirinden güzel duyguları bir arada yaşattığı için , ayrıca önemli bir karaktere benim ismimi verdiği için sevgili “ GÜNEŞ DEMİREL’E (GÜNEŞ ABLAM’A ) , çok teşekkür ederim . Bu kitabı okumayan , okurseverlere de kesinlikle tavsiye ederim .Olimpos Yayınları ‘na da bu kitabı çıkardığı için teşekkür ederim , ayrıca .Saygılarımla…
Arkadya Yayınları’ndan çıkmış olan , “Sarah Jio’nun –Mart Menekşeleri “ adlı kitabını bıtırmiş bulunmaktayım . Bu kitabı, ben tesadüf üzerine ,okuoku adlı sitede gezınırken gördüm .Ilk once benı kapağı etkiledi ,çok sade ve şık bir tasarıma sahipti .Sonra konusunu okudum ve kitap benı kendıne daha çekmeyi başardı .Ve kendi kendime ben bu kitabı alıp okumalıyım dedim . Kitabı elinize aldığınız da , çok özenli bir çalışmanın ürünü olduğunu; dış kapaktan -iç kapağa ,sayfa kalitesine , hatta içinde ki sevimli ayraca kadar , incelediğiniz de görebiliyorsunuz . Kitabın , çevirisi çok sade ve akıcı ,sayfalar su gibi okunabılıyor , yazı puntosu tam istediğim gibi . Kitabın içeriği hakkında bahsedecek olursam ; kitapta , Emily adlı bir kadının ,yaşadığı bir olay sonucu , Bainbridge adlı bir adada yengesini ziyarete gelmesi ,geldıkten sonra kaldığı oda da bulduğu bir günlük sayesınde geçmişine ait bilmediği sırları öğrenmesi , adada yaşadığı acı tatlı olaylar, çok güzel bir şekil de insanı sıkmadan ,arada kopukluk olmadan anlatılmış .Kitapta ; aşk, macera , gizem azcık gerilim , insan ılışkılerı o kadar güzel yansıtılmış kı , soluk soluğa okudum diyebilirim. Ben bu kitaba bayıldım . Her sayfasını çok büyük bir heyecanla okudum . Benım favorı yazarım her zaman söylediğim gibi : “KRİSTİN HANNAH’tır .” Bunu neden söyledim açıklayacağım. Bugune kadar Kristin Hannah’ın üzerine yazar tanımam ,kimse onunla rekabet edemez diyordum . “SARAH JIO –MART MENEKŞELERİ “adlı kitabıyla bana , KRİSTİN HANNAH’ın rakibi olabileceğini gösterdi , en azından benım için . Ve şunu da belirtmek istiyorum ; ARKADYA YAYINLARI’NIN İLK KİTABI ,çoğu kişi zaten bılıyor .Fakat ılk kitap diye ön yargıyla yaklaşmayın .KESİNLİKLE BU KİTABI OKUYUN .ARTI YANINIZDA , BİR MENDIL BULUNSUN . KISACASI : KESİNLİKLE BU KİTAP TAVSİYEMDİR .ARKADYA YAYINLARI’NA BU KİTABI ÇIKARDIKLARI İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM .SAYGILARIMLA .