Dava
1883-1924 Çek asıllı Avusturyalı öykü ve roman yazarı. İnsanın korkularını, yalnızlığını, kendi kendine yabancılaşmasını ve çevresiyle iletişimsizliğini dile getirmiştir. Çok farklı açılardan yorumlanan yapıtlarını, konu ve biçim açısından edebiyat tarihinin belirli bir akımı içerisine yerleştirmek zordur. Kafka’nın yaşamı ve kişiliği ile ilgili önemli ipuçları mektupları ve günlüklerinde yer alır. Günlükleri onun kişiliğinin anlaşılmasında, çevresiyle zor ilişki kurabilmesinin ve evlilikten kaçmasının nedenleri konusunda yardımcı olur. Kafka’nın çevresiyle ilişkilerini en aza indirgeyerek kendini yazarlığa verdiği yaşama biçimini ve dünyasını açığa vurur. Dava; kahramanın açıklayamadığı bir nedenle alışageldiği yaşamından uzaklaştırılıp yepyeni bir çevreye gözlerini açmasıyla başlar. Belli bir suçu olmamasına karşın kendini savunma çabasına düşer. Hiçbir yargıçla yüz yüze gelmez, roman boyunca yargı mekanizması içinde kaybolup gider.
Baskılar19
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (469)K., bir hukuk devletinde yaşıyordu, her yerde barış ve huzur vardı, tüm yasalar yürürlükteydi, kimdi bu durumda evini basma cürreti gösteren? Şu an böyle düşünmeyen bir insan var mı? Tamam her ne kadar dünya hukuk endeksinde birkaç kabile ülkesiyle aynı sıraları paylaşsak da insanın güvenme güdüsüyle birlikte bu durum bizde de böyledir. İsviçre'de geçen bu olay ki İsviçre hukuku bizim hukuk sistemimizin mihenk taşlarındandır. Medeni hukuk (Civil law) onlardan uyarlanmıştır. Kitapta da hukukun ne olduğu, devletlerinin bir hukuku olmadığını, buna ben de inanıyorum, bir de kişilere bağıl keyfe hizmet eden bir hukukun olduğunu anlatıyor. Böylece Kafka, hem normal hukuka hem de anormal hukuk ifadesini kullanacağım anormal hukuka olan eleştirilerini dile getirmiş. Bunun yanında hakimlere, adliye memurlarına ve avukata olan gözlemlerini bize aktarmıştır. Kitabın sonunun bu şekilde bitmesini beklemiyordum ama kişinin zaten yargısal anlamda idamı demek o kişinin fizyolojik anlamda hayatını etkilemeyecek mi sanıyordum ? Bugün bizde de hiçbir kanıt yokken yargılanan, yargısı yıllarca süren, işin sonunda hep kaybeden tarafta kalan milyonlarca insanımız var. Bu durumun dikkatinde olmayanlar sözümona rahat mısınız? İçimizden bir Kafka çıkıp dile getirmedikçe üç maymunu oynamak zor gelmiyor mu? Yoksa siz de hapishane rahibinin anlattığı hikayedeki kapı bekçilerinden misiniz? Asla sorgulama. Asla sorgulama. Asla sorgulama. Belirtmekte fayda var ki o hikayede de yapılan çıkarımlarda aciziyetin kimde olduğuna karar verilemediği bu durumdan da yine mağdur olanın zarar gördüğü, bekçi her ne pozisyonda olursa olsun kah haklı kah haksız olarak görülse de bu düzene isyan etmeyerek çarkın bir zinciri olduğu söylenmiştir. Bir gün gizli davaların mağduru olmadan etrafımızın farkına varmamız dileğiyle.
Nedense absürd hikayeler beni çok fazla içine çekememiştir. Daha materyalist, daha somut konuyu icra edebilen kitaplar tercihim olmuştur. Kafka'nın 2. ve son okuduğum kitabıdır.
Dava- Bir sabah uyanıp, hiç tanımadığınız insanlar tarafından davalı olduğunuzu öğreniyorsunuz. Suçunuzun ne olduğunu,neden yargılandığınızı bilmiyorsunuz. Kendinizi savunmak için avukata başvuruyorsunuz ama davanın hiç bir şekilde sizin lehinize olmayacağını öğreniyorsunuz.Rastladığınız insanlar sizin davanızı ve hukuk hakkında bir fikir beyan etmesi, gittiğiniz her yerde baskıcı bir otorite tarafından özgürlüğünüzün kısıtlandığını hatta tutsak alındığınızı hissediyorsunuz. Çok karamsar bir kitap olmasına rağmen, olayların absürtlüğü ve ilginç diyalogları kitabı keyifle okumak için yeterli oluyor.Franz kafka'nın okuduğum ilk kitabı ve okumaktan çok keyif aldım. Herkese tavsiye ederim.
Okuduğum üçüncü Kafka kitabı ve hâlâ en sevdiğim kitabı Dönüşüm. Bir türlü akmadı, sanırım Franz Kafka herkesin sevebileceği bir yazar değil. Çeviriden mi yoksa Kafka'nın kendi dilinden mi kaynaklandığını bilmediğim bir uzamışlık vardı. Kitaba dair etkilendiğim tek kısım Rahip ile K arasında geçen Bekçi hikayesiydi. Eski zamanlarda yazılan diyalogları da tuhaf bulmamak elde değil. Acaba eksik kalan kısımları tamamlasaydı yine aynı düşünür müydüm, emin değilim. Sonuç olarak, vermek istediği mesajları aldık ama bitirirken de canım çıktı.
Dava okuması gerçekten zor bir kitap. Bunun iki nedeni var. Birincisi bilinçakışı tekniği ile yazılmış olması diğeri ise okuyucunun , yazarın yazdığı ile anlatmak istediği arasındaki bağıntıyı koruma çabası. Okurken aynı zamanda yazarın ne anlatmak istediği konusunda sürekli beyin fırtınası yapmak zorunda hissediyorsunuz kendinizi. Tabii ki Dava ile ilgili yazılmış onca yazı var. Ve bu yazıların çoğu bize Dava'nın korku çağı olan 20. y.y ın birey üzerinde yarattığı etkiden bahsettiğini söyler. Can yayınlarından çıkmış olan ve çevirisini Ahmet Cemal'in yaptığı baskı A.Camus'un korku çağı üzerine düşüncelerinin ve Kafka ile ilgili oldukça zengin bilgilerin verildiği bir baskıdır. Kitap hakkında ortaya çıkmış bu yaygın kanaat açıkçası beni çok ikna etmedi. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklı ise her okurun değerlendirmesi de farklı olacaktır. Hele ki elimizde buna fırsat verecek çok güzel bir kitap varsa. Ortaya konmuş değerlendirmeler okuru belirli kalıp yargılara yönlendiriyorsa bu okuyucunun kitaba yabancılaşması manasına gelecektir. Ki bu Kafka'nın en korktuğu şey olacaktır : ) Evet Kafka hep bir korku içinde olmuştur. “… ve ayrıca benim özüm, korkudan başka bir şey değil.”diyen de ta kendisi. Korkusunun sebepleri arasında gösterilenleri saymazsak onu bu korkuya iten acziyetinin farkında oluşu diyebilir miyiz? "Dava" bu farkındalığın su yüzüne çıkışı diyebilir miyiz? "Yaşam, daha başında kaybedilmiş bir savaştır.” ve Kafka kaybetmeye mahkum ancak savaşmaya da mecbur bir askerden başkası değildir. Kitabın sonlarında yer alan Katedral başlığında, Rahibin anlattığı hikaye aslında anlatılmak isteneni ne güzel özetler. "Mahkeme senden hiçbir şey istemez. Geldiğin takdirde seni kabul eder ve gittiğin zaman da bırakır.” Kafka en çok Tanrı'yı merak eder ve en çok ölümden korkar. Zira dünya bilinenlerle dolu iken ölüm bilinmeyenlerle doludur. "Hiçbir zaman görmediği yargıç neredeydi?" "Kendini bütünüyle kanıtlayamazdı, resmî makamların işini üstlenemezdi, bu son yanlışlığın sorumluluğu, gerekli olan gücün kalanını ONDAN ESİRGEMİŞ OLANA aitti." Cesaretiniz varsa kitaba birde bu açıdan göz atın derim.
O kadar sıkıcıydın ki, bir işkenceyle bittin. Akıcılık sıfırdı.
Herhangi bir suçu olmamasına rağmen suçlanan ve kendisini savunmaya geçen bir adamın hikayesi..Okurken bulunduğumuz dönemle karşılaştırmakta hele ki ülkemiz hukuku ile kıyaslamakta fayda var..
Derin düşündüren ama sıkıcı olmayan, akıcı giden bir kitap. Sonunu bu şekilde de beklememiştim. Aksak ve soyut bir sistemi ele alırken kendi dünyamızla sürekli kıyaslamalar halindeydim. Orta hallice keyif aldığım bir kitap oldu.
İki büyük dünya savaşını kapsayan korku ve dehşet çağında yaşamış bir yazar Kafka, her ne kadar II. Dünya Savaşını görememiş olsa da. Doğal olarak roman karakterleri de aynı korku ve dehşet ortamında yaşamış, o ortama hapsolmuş, karabasanla karşılaşmış gibi başına ne kadar kötü olay gelirse gelsin sesini duyuramamış kimseye. Otoritenin gücü altında ezilmişliği, suçsuzken suçlu konumuna düşürülmeyi ve toplumun buna en ufak bir itiraz belirtisi göstermeyişini kelime kelime işlemiş kitaplarına Kafka. Bir önceki değerlendirmede dile getirdiğim Albert Camus'un Mösyö Meursault'u ile Kafka'nın Josef K.'sı arasında benzerlikler bulabilirsiniz. İnsan Dava'yı okurken yaşadığımız yüzyılın Kafka'nın yaşadığı dönemden daha dehşet verici ve korkutucu olduğunu da düşünmeden edemiyor. İyi okumalar!
üzerine de orson welles den 'dava' filmini izleyin oh! iyice içiniz daralsın...
Franz Kafka - Dava Yazar : Franz Kafka Yayınevi : İletişim Yayınevi Çeviri : Tanıl Bora Sayfa : 278 sayfa Franz Kafka Dava kitabında Kendi imgeleri ile oluşturduğu Nevrotik olay kurgusu ile Trajikomik ve Dramatik Dünyamızın tam kalbine nokta atışı Yapmıştır...
Kapı metaforuna/hikayesine bayıldım ki en beğendiğim yer o oldu. Bir de kitabın çözümlemesi vardı benim okuduğum baskısında, onu da ayrıca faydalı buldum. Kesinlikle okunmalı...
Kitabı okurken birden arka kapağa dönüp Kafka'nın yaşadığı dönemi hatırlama gereği duydum. Günümüz koşullarına da uyduğu rahatça söylenebilecek bir eserde Kafka Korku Çağı olarak adlandırılan dönemde iletişimsizliğe, bürokrasiye ve hukuk sistemine yönelik ağır eleştirilerini sembolik anlatımıyla sunmuş. Bu eleştiriler daha kitabın ilk cümlesinde "Josef K.’ya iftira atılmış olmasıı"na rağmen, kötü bir şey yapmadığı halde tutuklanması ile başlar, idamına kadar sürer. Özellikle "Yasa Kapısı" hikayesinde taşralı adamın karşısına çıkan engeller, bekçinin ayakta dururken taşralının oturması, bekçiyi aşamaması, hemen öncesinde K'nın aşağıda Rahibi dinlerken Rahibin yukarıdan ona bakması ve K'nın onu aşağıya davet etmesi, duruşma salonunda locadakilerin ona tepeden bakmaları, romanın otoriteyi en iyi vurdugulayan noktalarıydı. Roman boyunca sadece mahkemenin alt kademesindeki memurları ile görüşebilen, avukat tutmasına, umut gördüğü herkesle konuşup destek amasına rağmen, yüksek yargıçlara ulaşaması, avukatının yetersizliği, hukuki yollarla bir sonuca ulaşamayacağından emin bir şekilde farklı arayışlara yönelmesi, hiç gitmeyeceği yerlere gitmesi hiç konuşmayacağı kişilerle konuşması, davayı gizli tutma arayışına rağmen, herkes tarafından bilinmesi, yardım isteyeceği kişiler için sürekli çelişki içerisinde olması, güvensizliği o kadar vurduladı ki içinde bulunduğumuz çağla ilişkiler kurmaya başladım. Dikkatle, özümseyerek okunması gereken bir roman...
Kitabın son sayfasına kadar davanın ne olduğunu merak ederek okudum.Bana kitap biraz karmaşık geldi. Kafka çok karamsar.
Kült bir kitap, her bakımdan. Simgeler çok şey ifade ediyor. Kafka'nın en önemli eseri bana kalırsa.
Kafka'nın okuduğum ilk kitabı, bir arkadaşım okurken gördüm. Nasıl? Diye sorduğumda Kafka işte.... Cevabını almam üzerine aldım ve okumaya başladım. Ilk Başlarda bir kurgu bekliyordum ama hiçbirşey olmuyordu. Bunun üzerine değerlendirmeleri okudum. Daha değişik bir bakış açısıyla devam ettim ve kitap ne olur artık bitsin diye dua ettim, sonuç: sembolizm, felsefe...vs bana göre değilmiş, Dönüşüm'e de Başlamış bulundum.. Hadi Hayırlısı. Sanırım Kitap zevkine damak tadı gibi birşey, bazılarının enfes Bulduğu bazılarına çok yavan geliyor.
Eserin distopya kapsamına girmemesi hali hazırda varolanı ele almasından olsa gerek. Yoksa çizilen atmosfer distopik eserlerin ufukta gördüklerinden daha dehşet verici. Aynı zamanda sembolizmin de zirve eserlerinden biri. Nedir bu davanın konusu yahu diye kafa kırdıracak hale getirse de aslında Jozef K.’nın “suçu” doğmuş olmak. Suçlu (günahkar) olarak doğan bu karakterin gerekçe gösterilmeksizin kendini bir davanın ortasında bulması ve topluma karşı bireysel olarak kendini savunmaya çalışması, Yaratılıştan Varoluşçuluğa kadar geniş bir yelpazede felsefeye atıfta bulunuyor. Felsefi boyutunu bir kenara aldığımızda da bu sefer ciddi bir sistem eleştirisi ortaya çıkıyor. Özellikle iç mekan tasvirleri insanı klostrofobi sahibi yapacak korkunçlukta. Garip merdivenleri ve ucubik koridorlarıyla dehşet verici bir “adalet sistemi” söz konusu. Öylesine buhranlı bir eser ki tamamlanmamış hali buysa dedirtiyor.
"Dava makamı suçluyu değil, suçlular davayı bulur" deniliyordu kitabın bir yerinde. Tıpkı Beckett'in Godot'su gibi Dava'da her bireyin kendi özelince yerine bir şeyler ikame edebileceği bir görüngüdür. İster bunu yücelterek, şu içine sorulmadan atıldığımız hayattaki anlam arayışı dersiniz, isterseniz de Kafka'nın başına geldiği gibi, nişanlısından ayrılma sürecinden sonra insan ilişkilerine sızmanın yolu olarak görürsünüz. Ancak esas mesele herhangi bir gerçekliğe dair bir farkındalığınızın olmasıdır. Zira suçlu davayı bulur, dava suçluyu değil.
Kafka'yla tanıştığım ilk kitap sanırım.Kafka günlük hayatta yitip giden ve ne yaptığını bile bilmeden suçlu olduğuna inandırılan bir insanı alıp karşımıza çıkarmış.Bunu da o usta kalemiyle o kadar güzel yapmış ki insan bitirince durup düşünüyor gerçekten de böyle değil mi diye?Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
Franz KAFKA'nın Dava'sı felsefe, psikoloji ve sembolizmi en iyi temsil eden romanlardan biri. Korku üzerine kutgulanan roman, şüphelinin dahi suçunu bilmeden "yargılanamaması" ile devam ediyor. Sonunu merak etmeden okuduğun her cümleden zevk almaya bakmak lazım bu romanda.
Yıllar önce okududuğum bir eserdi,o zamanlar çok gençtim. Çok beğendiğimi hatırlıyorum değişik ve çarpıcı gelmişti.Benimsemiştim hemen. Şimdi ise yıllar sonra okuduğumda yine sevdim kitabı ama karamsarlığını,fazla detaya girmesini gereksiz bulsam da zaten tamamiyle Kafka yazmadığı için belki de bu detayları Arkadaşı Max'ın üstüne atıyorum. Şato çok güzel di mesela. O tamamiyle Kafka'nın. Anlamadığım tek şey Arkadaşı neden Ölmek üzere olan Kafka'ya Kitaplarını yakacağına dair söz vermesine rağmen neden bunu uygulamıyor. Harika bir yazar kuşkusuz ,empati kurabildiğim tek tük yazarlardan. Okunması gereken kitaplardan herşeyde rağmen, Kafka umarım bizi affeder.
Okuyacsklar iyi bir çevirisini okusunlar. Tamda zamanıymış okumanın. Günümüz olayların aynısı. Hasan Ali Toptaş okumak gibi Kafka okumak.
Her yerde her an kurulabilecekmiş gibi bir mahkeme. Bilinmeyen bir suç. Bay K hakkında açılan bir dava ve içine düştüğü kendini savunma ve sorgulama psikolojisi. Karışık ve karmaşık gibi gözükse de ulaşılamayan ve sorgulanamayan otoritenin aldığı karara karşı verilmeye çalışılan bir mücadelenin Kafka'nın kaleminden anlatımı Okumamış olan arkadaşlara tavsiye edebilirim


























