Olağanüstü Bir Gece
Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. Sıradan bir Pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak "suç" işler. Böylece yeniden "hissetmeye" başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece âleminin son atıklarının arasına, "hayatın en dibindeki lağımlara" sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır.
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (173)kapak tasarımı daha güzel bence..
Kitabın ilk yarısı ruhumu kararttı çok kasvet doluydu, sonrasında ise harika bir psikolojik çözümleme vardı, ruh halindeki geçişler çok iyiydi, genel olarak fena değildi ama zaman zaman da açıkçası sıktı...
SPOILER İÇEREBİLİR! Üzgünüm fakat okuduğum diğer Zweig kitaplarına göre çok sönük geldi bana. Normalde okuduğum diğer kitaplarında yazarın cümlelerini daha iyi kavrayabilmek için birçok kez üzerinden geçmişliğim vardır fakat Olağanüstü Bir Gece okuma açısından bende ters etki yaptı, yani okuması en kolay Zweig kitabıydı benim için. Gerçi bu eser Avusturyalı bir askerin notlarından oluşturularak derlenmiş. Yazar da bu notları bozmamak için kendinden pek aktarım yapmamış olsa gerek, yazarın büyülü sözcüklerini bu yüzden göremediğimi düşünüyorum. Yazar kendi düşüncelerinin aksine, kitabın en başında kahramanımızın akrabalarına göre yazılanların edebi bir çalışma olduğunu düşündüklerinden bahsediyor. Bu konuda akrabalarına katılıyorum. Bize bahsedilen değişim (daha doğrusu değişimler) fazla uçlardaydı. Duyguları hakkında duyarsız birinin, bir gün içindeki ani değişimi bana gerçekçi gelmedi. Daha çok değişimi için birbiriyle örtüşmeyen bahaneler üretmiş izlenimi verdi bana.
Aslında çokta olağanüstü bir durum yok günümüz şartlarında değerlendirildiğinde ama yazarın dönemi için oldukça sıradışı şeylerdi sanirim. Kelime oyunlarını, tek kelimede anlatılacak durumu paragraflar dolusu okumayı seviyorsanız hoş bir seçim olabilir.
Kısa bir yolculukta, veya hafta sonu dinlenmesinde bir - iki saat içinde okunabilecek bir eser. Stefan Zweig, az sayıda sayfaya, çok şey sığdırabilen, mekânları, zamanı ve insanın iç dünyasını çok güzel biçimde betimleyebilen usta bir yazar. Olağanüstü Bir Gece, doğrusunu söylemek gerekirse hikaye olarak bana çok olağanüstü görünmedi. Ancak yazarın betimleme yeteneği gerçekten etkileyici. Bu noktada çevirinin hakkını da teslim etmek lâzım. Yazarın aktarmak istediği hususlar, hiç bir çeviri filtresine ve engeline takılmamış.
Çok eğlenceli bir hikayeydi, Zweig'ın kara mizahı her daim mutlu ediyor, sakinleştiriyor, insan doğasının çirkin yönlerini katlanılabilir, sevimli gösteriyor.
Yine Zweig'ın insanı mükemmel anlatan bir hikayesi. Bir insanın iç dünyasını bu kadar gerçek anlatabilen çok az yazar var. Ve bunu çok güzel bir şekilde tasvir ediyor. Kafanızı karıştırmadan, dünyaya yabancılaştırmadan. Kendi yıllarının buhranlı zamanlarında çok farklı erkek ve kadın karakterleri bu kadar iyi anlatabilmesi muhteşem.
Başta Albert Camus'nun Yabancı kitabı geldi aklıma. Aynı kendine yabancılaşma orada da anlatılıyordu kelime farklarıyla, ama Zweig'de farklı olan bir şey daha var. Akıcılık. Evet kitap 69 sayfa, hemen biter zaten diyerek elime aldığım ve bıraktığım kitaplara nazaran bu kitap gerçekten sürükleyici ve siz farkında olmadan kısacık olay örgüsüyle içinizde bir şeyler değiştiren bir kitap. Herkes muhakkak kendinden bir parça bulacaktır. İşin ilginç yanı hissizliği, tabulara bağlanmayı ve kendini, özünü kaybetmeyi ele alıp kurallara karşı gelmenin hazzını aldıktan sonra kendinden geçerek başkaları için bir şeyler yapmanın sevincine varabilmiş bir adamın bir günlük öyküsünü anlatması.
olay akışı yok sürekli kendi düşünceleri anlatan ve aslında olağan üstü bir gece olamayan vasat bir kitap
1 sayfalık hikayeyi, türk dizisi gibi uzun betimlemelerle anlata anlata küçükte olsa bir kitap yapmış yazar. Satranç kitabından sonra çok basit ve boş geldi bana
Kısacık bir kitap, çok çabuk bitiyor. Okuduktan sonra oturup "Ben de yaşadığım her anı böyle anlamlandırabilsem, hislerimin farkına varabilirsem keşke" diye düşündüm. Karakterimizin yaptığı da tam olarak bu, hissizlik içinde geçirdiği burjuva günlerinin birinde hırsızlık yaparak bir şeylerin farkına varmak için çırpınıyor ve bu ona bir amaç veriyor. Bulmaya çalışıyor. O çalıştıkça ben de okurken onunla heyecanlandım. Yarışta karşılaştığı kadınla arasındaki geçen hisler o kadar gerçekçiydi ki, insan doğasını, zihnini çırılçıplak bir şekilde ortaya dökmüş Zweig.
Hizimi alamayarak Zweig ile devam ediyorum okumalarima...Iste bir tane daha ince ama bir o kadar da derin bir hikaye... Hayatda hic bir doyumu, duygusu kalmamis olan bir adamin agzindan, nasil bir gecede degisiverdigini okuyoruz... Bir "hirsizlikla" baslayan gece, vicdan duygusunu uyandiriyor once, sonra sirasi ile ve de icice tum duygular ayaklaniyorlar icinde. En sonunda ki donusumu ise beklemedigim, ama son derece sevdigim, benim de hayatta oyle olmaya calistigim bir donusum:) Zweig"in akici, inceliklerle dolu ve surukleyici kitaplarinin tiryakisi olma yolundayim:)
Yine kısa ve sıkılmadan okunacak bir kitap. Stefan Zweig bu tür kitapların en iyilerinden.
Öyle çok da olağanüstü değil. Çok büyük beklenti ile alıp hayal kırıklığına uğramayın.
Anlam arayışı içinde olanlar, sürekli canı sıkılanlar ve bunun nedenini bulamayanlar.. İşte birine iyilik yaptığımız zaman birinin hayatına dokunduğumuz zaman ancak bu can sıkıntısı bizi terkedecektir.. Kitapta bunu anlatır başta sıkıcı bulabilirsiniz ama elinizden bırakmayın sonunda tebessüm edeceksin iz..
Zweig’ın yaklaşık yüzyıl önce toplumsal tükenmişlik sendromunu bulmuş gibi görünen eseri. Gerek burjuva gerekse alt tabakanın toplumca dayatılan kesin çizgilere göre yaşadığı 1900’lü yılların başında, bu çizginin dışına çıkarak benliği keşfeden bir subayın anılarını konu alan kitabın en ilgi çekici yanı şüphesiz psikolojik tahlilleri. Kısa olmasına karşın eserin derinliği çarpıcı. İnsanlık adına güzel bir kişisel keşifle bağlanan hikayenin kapanış cümleleri işte budur dedirtiyor. “Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.”
Ait olduğu çevrenin donukluğunu anlayıp bir gün içerisinde gerçek hayatı fark eden bir adamın yer aldığı kısa bir hikaye. Stefan Zweig, mükemmel anlatımı ile adeta adamın psikolojisini yaşatıyor. Keyifle okudum. Tavsiye derim.
Bazı tekrarlar olsa da insan doğasına ilişkin etkili bi gözlem tasviri mevcut
Stefan Zweig ' in okuduğum ikinci kitabı. Birinci ağızdan çok zengin sosyal statüsü yüksek birinin bencilce yaşamış olduğu tek düze sıkıcı hayatının bir gecede yaşadığı bir olay yüzünden nasıl değiştiğini, daha doğrusu nasıl bir aydınlanma yaşadığını bol psikolojik betimlemeler ile anlatmış yazar. Diyalogsuz kitabı okumak sıkıcı gelir normalde, ancak yazarın kendine özgü anlatımı okuru kendine bağlıyor. Kitaptaki tek ve ana karakterin anlatıldığı aydınlanma ise hemen hemen herkesin kendinden bişeyler bulabileceği duyguları içeriyor. Yazarın diğer kitaplarını da merak etmiyor değilim hani 😉
''Bir kez kendini bulmuş insanın bu dünyada kaybedecek hiçbir şeyi yoktur. Ve kendi içindeki insaniyeti bir kez almış olan, bütün insanları da anlar.'' Stefan Zweig bu eserinde hayattan hiç zevk almayan bir burjuvanın bir gece başından geçen olaylarla hayata bakış açısının değişmesi anlatıyor. Etkileyiciydi. Nasıl bitti anlamadım. Sonu da çok güzeldi. Okumanızı tavsiye ederim.
Güzel, akıcı bir anlatım .Konu şu çok bilinen zengin bencilliği fakir ezikliği. Ve bu ikili arasında aydınlanma yaşayan bir adam.
Zweig'ın çoğu muhteşem olan eserlerine göre epey yavan. Zweig okumaya farklı eserlerlerden değil de bu eserden başlasaydım devam etmezdim sanırım.
Psikolojik tahlilleri ve betimlemeleri ile klasik bir Stefan Zweig kitabıydı.Etkileyici ve akıcı diliyle insana kendini okutturuyor ve kendinizi karakterin yerinde buluyorsunuz
Açıkçası Zweig'in diğer kitaplarına göre değerlendirecek olursam biraz hafif kalmış, ancak psikolojik tahliller, betimlemeler sanki hikayeyi yaşanırken kıyısından izliyormuşcasına hissetitiryor hakikaten, başarılı bir hikaye kesinlikle etkileyici buldum.
Bir gün içerisinde geçen bir hikaye ancak bu kadar farklı deneyimlerle sunulabilirdi. Depresyon içerisinde kalmış bir insanın, yaşanılan bir olay sonrası hayata bakışın nasıl değişebileceği, yeni bakış açısı ile nasıl anlam kazandığı güzel bir anlatım ile sunulmuş. Kitabın atlar ile ilgili kısımda yazı dili ile yaşanılan heyecan çok güzel aktarılmış. O kısım hiç bitsin istemedim, çok güzel işlenmiş. O ortamda bulunmak o heyecanı yaşamak isteyecek kadar hissi yaşatıyor. Kısa, güzel ve bakış açınıza katkı sağlayacak bir kitap. Okunası..











