Şahika Feraye
… ''Abla.'' ''Efendim.'' ''Biliyor musun?'' ''Neyi?'' ''Senin kaderin benimkini de yazmış…'' Savrulan Hayatların Hikâyesi 1900lü yılların başı, Biga… Savaştan yorgun düşmüş bir millet, bir çiftlik ve zengin bir aile. Bir yemin ve o yeminle vicdanı arasında sıkışıp kalmış bir baba... Gün gelir kader zarını atar ve hayatlar savrulur dört bir tarafa. İncir Kuşları, Piruze-Şamda Bir Türk Gelin, İki Kişilik Yalnızlık gibi çok okunan kitapların yazarı Sinan Akyüzün kaleminden genç yaşta Ürdüne gelin giden iki kız kardeşin gerçek yaşam öyküsünü soluk soluğa okuyacaksınız. Bu romanı elinizden bırakamayacaksınız... Tarih, kader ve aşkın mükemmel bir karışımı...
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (134)Tam da Canakkale Savasinin 100. yilini andigimiz bugunlere denk geldi bu roman...Once Canakkale Savasinin sert yuzunu, acilarini ve savasla savrulan hayatlari okuyorsunuz. 1900 lu yillarin Turkiye si, insanlari, aile baglari...Sofular ve batiya yuzunu donmus gencler...Askin en saf hali ve yasak iliskiler. Kitabin ilk yarisina geldigimde, bu tarz baska kitaplarda okudugumu dusunerek, fazla kapilmadim romana, ama sonraaaaa Araplar girdi isin icine...Urdun de ki gerilimli, ask dolu sayfalar ve acilar. Soluksuz okudum 2. yariyi...Bitirince de, "vay be " dedim, "gene gittim belli bir donemin icine ve yasadim oralarda!"
Sinan Akyüz , Çanakkale'de başlayan Amman 'a uzanan ve İstanbul 'da sonlanan muhteşem anlatımıyla okuyucuyu esir alan güzel bir roman yazmış. Kaleminize yureğinize sağlık diyorum. Bazı kitap yorumlarında kitabı begenmediklerini ifade eden okurlar doğrusu kafamı biraz karıştırmıştı ancak kitabı okuyup bitirdigimde hiç de hayal kırıklığına uğramadan aksine büyük bir zevkle ve merakla okudum. Anneliğin kutsallığını, kadın olmanın hele de 1920 li yıllarda ne kadar da zor olduğunu akıcı okunası bir dille ne güzel anlatmış satırlarda. . Bu kitabı okunması gereken kitaplar listenize ekleyin diyorum.
Srikamis da donarak savasmadan kaybedilen bedenlerin anlatildigi bolumun yasanmis bir donem olmasi ne kadar uzucu... Ruhlari sad olsun insallah demekten alamiyor her satirda insan kendini... Romanin devaminda ise devam kitabini sabirsizlikla bekliyorum, yazarin ilk okudugum kitabi olmasina ragmen son olmayacagi kesin...
Harika kurgulanmış ve gerçeği bütün çıplaklığıyla yansıtan mükemmel bir eser.
Sinan Akyüzü incir kuşları kitabıyla tanımıştım.Her ne kadar anlatımı güzel olmasa da hikayeden etkilenip şahika ve feraye kitabını aldım.Ama bu kitap beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı.Açıkçası verdiğim paraya acıdım. Neden kitabı beğenmediğime gelince:Öncelikle zaten güzel bir anlatımla karşılaşmayacağımı biliyordum ama en azından akıcı bir hikaye bekliyordum fakat ne yazık ki böyle bir durumla karşılaşamadım.Bundan daha da önemlisi hikaye bana hiç inandırıcı gelmedi.Bunda yazarında büyük bir etkisi var.Okurken maalesef hikayenin içine giremiyorsunuz.Karakterlerde çok saçmaydı.Ticari bir amaçla yazıldığı o kadar belliydi ki ancak okuyunca anlarsınız.Ama kesinlikle bu kötü kitapla vakit kaybetmeyin.Paranıza ve zamanınıza yazık olur. Bence en en en önemlisi yazar kitap yazmakla vakit kaybedeceğine gidip biraz tarih öğrensin.Derme çatma tarih bilgisiyle ilk önce Çanakkale savaşını anlatmış ama ben bu kadar kötü anlatılan tarih görmedim.Bu kadar önemli bir savaş ancak bu kadar bayat sözlerle anlatılabilir.Hepimizin bildiği tarihi anılarla duygusallık yaratmaya çalışmış ama olmamış.Olayları sadece birkaç kişiyle sınırlayıp bu komutan hata yaptı onun yüzünden bu haldeyize getirmiş.Arapların İngilizlerle Türklere nasıl ihanet ettiğini anlatmaya çalışmış ama o da olmamış.Bir kere araştırmamış çok belli.Kulaktan dolma bilgilerle koskoca Osmanlı tarihini anlatmaya çalışmış.Kesinlikle başaramamış. Daha da kötüsü bu kitap iki kız kardeşin çok acıklı öyküsü olarak satılmaya çalışılıyor ama kitabın yarısında uzun uzun başka karakterler anlatılıyor.Sonra sanki bu karakterler hiç yaşamamış gibi kızkardeşlerin olayına geçiliyor ama burada da yanılıyorsunuz.Tek bir kızın hayatı anlatılıyor.Kitabın sonunda iki sayfayla konular bağlanmaya çalışılıyor ama olmuyor.Her şey eksik kalıyor.Daha önce kurgunun bu kadar kötü olduğu bir kitap okumamıştım herhalde.Okumanızı hiç ama hiç tavsiye etmem.
Çok akıcı ve sürükleyiciydi. Sonunu pek beğenmedim. Sanki yazar yazmaktan sıkılmış gibiydi. Bir anda konudan konuya atlamaya başladı. Ancak okuyucuyu zorlamayan kitapları severim. O açıdan bana hitap etti. Bir de diyaloglar samimi gelmedi bana. Acemiceydi. Bu devirde böyle bir konuşma yapılmaz diye düşündüğüm çok konuşma vardı.
Kurgusu basit,iki farklı kitap okumuş hissi uyandırıyor.Etkilendim diyemem...
Çok sürükleyici olduğunu söyleyemem. Daha önce yazarın İncir Kuşları kitabını okumuştum. Onun ardında bu kitap doyurucu olmadı.
Harika bir kitap yaşanmış bir olay olması da ayrı ilgi çekiyor sinan akyüzün çoğu kitabını okudum hem kendisine hemde kitaplarına hayranım her kitabında olduğu gibi bu kitabında da hayran olduğum bir karakter var o da muhammed diğer kitaplarında araplarla ilgili hiç iyi seyler düşünmemistim ama muhammed onlardan değil :)
sanki bir senaryo okudum, sırf dıyaloglardan oluşmuş. sinan akyüz gene çok güzel bir konuyu gereksiz konuşmalarla harcamış bence. incir kuşlarından biraz daha iyi ama çok yavan bir anlatımı var. gerçi buna anlatım dememek lazım: karşılıklı konuşmalar...
http://kitapeylemi.blogspot.com/2013/10/86-feraye-sinan-akyuz.html
Anlatımı sade basit ,olayları da bilindik türden...Açıkcası beklentimin altında kaldı.Kitabı okurken neler olacağını tespit edebiliyorsunuz zaten.Dümdüz bir solukta okunabilen bir kitap. Birşey kattı mı ? Pek değil.
İnsanı yormuyor ve sayfalar o kadar hızlı akıyor ki anlamıyorsunuz bile. Tarihi bilgilerinde olması kitabı çok daha güzel yapıyor. Ama edebi açıdan aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bazı kilit anlarda o kadar basit bir cümle kurulmuş ki tüm etkiyi yarıya indirtmiş.
Türkiye - Ortadoğu sarmalında geçen bir hikaye.. içtenlikle söyleyebilirim ki bu eser edebi bir kaygı taşımıyor. hikaye abartılı anlatımla sıradanlaştı benim nazarımda. yazarın üslubu bana zevk vermiyor.
sinan akyüz bu işi biliyor, ilk etapta tutunamadığım fakat sonra elimden düşüremediğim bir gecede bile sürüklene sürüklene okunup bitirilebilecek bir kitaptı..
Diziden uyarlanmış gibiydi açıkçası, dizi yapılsa daha çok tutardı diye düşünüyorum. Piruze gibi değildi kesinlikle
akıcı bir kitap sayfaların nasıl geçtiğini anlayamadım. gerçek hayat hikayesi olması ayrıca etkiledi
baştan savma tutarsızlıklarla dolu bir roman olmuş akıcı bir şekilde okunsa da zorlama bir kitaptı sanki...piruze'den aldığım tadın yanına bile yaklaşamadı
çok beğendim favorilerimden biri oldu. böyle acıklı bir kitabı okuyabileceğimi düşünmüyordum ama iyi ki okudum. Hasan'a sinir oldum Cemal'in aşkına saygı duydum. zor hayatlar, çetin bir savaş ve bu savaşın şekillendirdiği bir ülke. ülke de yaşamak, hayatla savaşmak zorunda kalmış bir aile... yaşananlara bazen sinir oldum bazen de kaderin oyunlarına alkış tuttum. gelelim kitapta beni rahatsız eden şeylere; bir ulusun haklı savaşını anlatırken bir ulusun tüm fertlerini bu şekilde itham etmek bence biraz ağır olmuş. özellikle genellemeler gerçekten kırıcı. sadece o bölgede olan bir hainlik tüm etnik kökene bağlanmamlıydı bence. yine de kitap çok başarılıydı. bu yazarın diğer kitaplarını da alıp okuyacağım.
ilkokul musameresı gıbı.dıyecek baska bısey yok!!
Edebi bir yönü olmayan, kurgusal olarak olay akışlarında pek çok hatanın bulunduğu fakat konusu güzel ve ilgi çekici bir roman. Ayrıca kitaba adını veren karekterler şahika ve feraye'nin hikayesine gelene kadar 320 sayfa kadar okunuyor, esas hikaye bundan sonra baslıyor.. Sanki 2 farklı kitap iç içe gibi bir duruşu var. Piruze ve İncir Kuşları'ndan sonra tam bir düşüş olmuş. sadece konusu için çerez niyetine okunabilir.
Zaman zaman bir ailenin başına da bu kadar çok şey gelir mi dedirtse de, akıp giden rahat okunan bir kitap.










