“İnanmak ve bilmek aynı şey değildir. Hiçbir zaman da olmamıştır. Bütün zulümler bu ayrıntıdan ürer.”
New York’tan yurda getirilen bir cenazenin ekseninde gelişen olaylarda, bir diğerinin hayatını bilmeden bir meteor çarpmışçasına etkileyen bir dizi insanın hikâyesi UÇAN TABUT. Birbirine dokundukça uyanan, uyandıkça birbirine dokunan insanların hikâyesi…
Herkesin biricik bir hikâyesi vardır.
Kendine uyanış hikâyesi.
‘O’ hikâyesi.
Senin yok mu?
Olacaktır.
“İnanmak ve bilmek aynı şey değildir. Hiçbir zaman da olmamıştır. Bütün zulümler bu ayrıntıdan ürer.”
New York’tan yurda getirilen bir cenazenin ekseninde gelişen olaylarda, bir diğerinin hayatını bilmeden bir meteor çarpmışçasına etkileyen bir dizi insanın hikâyesi UÇAN TABUT. Birbirine dokundukça uyanan, uyandıkça birbirine dokunan insanların hikâyesi…
Herkesin biricik bir hikâyesi vardır.
Kendine uyanış hikâyesi.
‘O’ hikâyesi.
Senin yok mu?
Olacaktır.
tam 5 saat sürdü. Okudum ve bitti. Böyle derin bilgileri böyle sakin ve net, şatafatsız ama kocaman anlatabilmek müthiş bir yetenek. Kitap akıyor.. Okuyunuz, okutunuz.
Her bölümde başka bir karakterin hayatından kesitler içeren hikayelerden oluşuyor. Her bölümde farklı bir sorun farklı bir acı.. Çok güzel işlenmiş, hissettirilmiş. Ve bir an geliyor ki karakterler birbirini bilmeden karşılaşıyor.. Çok güzel bir bakış açısı
Kitabın adına vurulup içini merak ettim ve okumak istedim. Birbirine birinci derece olmasa da hayat hikayesi gereği bir şekilde bağlı olan yedi karakterin kendi ağızlarından anlatılan yine kendi hayat hikayesinin bölümler halinde yazılması ile oluşturulan bir romandı. İlginç ve okurken kişinin kendi hayatını da yer yer sorguladığı güzel bir anlatımı var. Bazen göründüğü gibi değildir hayat. Sebepleri, sonuçları ve bazen de yaşanması gerekenleri vardır, içimizde ya da dışımızda. Sayfası az ve hızlı okunabilen psikolojik bir kitap.
120 sayfa
Karina Yayınevi tarafından yayınlandı