Serginho, 407 adet değerlendirme yapmış.  (14/59)
Macbeth
Macbeth

9

Shakespeare'in şaheserlerinden biri daha. Insan hırsının, iktidar hirsinin insana neler yaptirabilecegini en guzel şekilde gösteren eserlerden biri. Karısının sozleriyle amiyane tabirle gaza gelip , karsilastigi cadilarin ( donemde hayalet ve cadilara inanilmasi gozardi edilmemeli ) kehanetleriyle krali öldürüp, kralin cocuklarinin da kargaşa ortamindan uzaklasmasi sonrasinda iktidari ele geciren Machbet'in dizginlenemeyen hirs ve kiniyle son bulan omru kaleme alinmis. Lady Macbet'in ve Machbeth'in kitap icerisindeki karakter degisimleri harika. Lady Macbeth sonrasında pismanligin verdiği izdirapla kendini kaybetmiş, kafayi siyirmis ve de en nihayetinde yasami son bulmustur. Macbeth ise basta yaptiklarindan buyuk uzuntu duymakla beraber sonrasinda hirsina yenik düşüp canavar haline gelmistir. En iyi tiyatro eserlerinden biri olduğu aşikar. Filme de yakin zamanda uyarlandi. Herkesin okumasi gereken bir eser olduguna inanıyorum.

Gömülü Şamdan
Gömülü Şamdan

7

Yahudiler icin kutsal değere sahip şamdanın Vandallar tarafından, diğer ziynet eşyalarıyla beraber ele gecirilmesi, sehrin onde gelen yaslilarinin kutsal şamdan i denizasiri yolculuğuna ugurlamak istemesi ve yanlarinda Benjamin denilen cocugu almasiyla gelisen olaylar silsilesi.. Ve tam 80 yil sonra, o cocuk Benjamin yasli bir adam olarak yine şamdanı ele geçirmenin kıyısına yaklasir.. Sonrasini okuyun da görün. Verdiği mesaja gelince. Umut, inanç olmazsa olmazimiz. Umuttur insani hayatta tutan, olmaz denileni yapmaya teşvik eden. Biksak da yilsak da yine de olabilir dedirten... Insanin umutla, inanci ugruna neler yapabileceğini gozler onune seriyor kitap. Her zamanki gibi kisa bi eser. ( 110 sayfa ). Akici bir dil. Bıkmayan, sikmayan, zihni bulandirmayan bir anlatim. Okumazsaniz bir sey kaybeder misiniz ? Kesinlikle hayir. Ama okumaniz boşa vakit kaybi mi? Kesinlikle hayir yine. Zweig külliyatını bitirmek adina okuyalim. Çerezlik bir kitap tabiri caize.

Öteki
Öteki

7

Dostoyevski'nin ilk romanlarindan. Henuz ününe kavuşamadığı zamanlarindan...Cağının ötesinde bit kitap. Psikolojiyi derinlemwskne ele almış yazar. Devlet memuru Golyadkin'in psikolojik olarak hastalanmasi , kisilik bölünmesi yaşaması ( hayali karakter yaratmasi ) kitabi o kadar degisik ve etkileyici hale getirmiş ki okuyanlarda oluşan ilk kani , Chuck Palahniuk'un efsane kitabi ve filme uyarlanan Dövüş Kulübü acaba bu kitaptan mi esinlenilmiş diye soruyor insan. Golyadkin'in ruhsal çöküntüsü, icine düştüğü sıkıntı okuyucuya eminim ki tesir ediyordur tipki bende olduğu gibi.

Bir Çöküşün Öyküsü
Bir Çöküşün Öyküsü

7

Şatafat içindeki, şenlik içindeki saray hayatından kovulan kraliçenin sürgüne gidişi ve ardindan eski günlerini bulmaya cabalamasi ile süren kisa Zweig eseri. Şöyle bir düşünelim, hayatinizi lüks icinde surdurdunuz, kalabaliklar icinde büyüdünüz, ilgi odagi oldunuz , istediğiniz her sey bir an kadar yakin.. Ama sonrasi tam bir çöküş, dibe vuruş, dibine kadar yalnizlik. Eski gunlere donme çabası icinde olur musunuz? Eskinin özlemiyle yanip tutusur musunuz ? Samimi olmak gerekirse , evet. Iste tam da bunun oykusudur bu kitap.Gercek hayattan alinma bir konu. De Prie nin zirveden dibe vuruşu. Rahibin yigeni ile olan munasabeti, karakterin en net sekilde ortaya koyulduğu yerler. Itici de bulabiliriz bu kadar eskiye dönüş cabasini ama en nihayetinde zirvedeki manzarayi seyre dalmis birini cukura atamazsiniz.

Gulliver'in Gezileri
Gulliver'in Gezileri

8

Dünyayi gezme isteği, yeni yerler gorme isteği , bunun verdigi heyecan yazari yerinde durduramaz. Bu doğrultuda önüne çıkan tum firsatlari degerlendirir ve maviliklere dogru yelken acar.. Ilk önce mini mini insanlarin olduğu bir adada soluğu alir,burada dev olmanin verdigi farklilikla ortama uyum saglamaya , bu farkli kültürü benimsemeye, bulundugu ortamin bir parcasi olmaya gayret gosterir. Ta ki gidecegi gun gelene kadar. Evine doner ama asla yeni yer gorme, yeni heyecan isteklerine gem vuramaz. Ikinci durak tam tersi bir konumda olmasina vesile olur. Bu kez devlerin oldugu bir adada cuce olmanin verdigi farklilikla mücadelesine devam eder. Yaşadığı yerin basta dili, kulturu olmak uzere yakin takipcisi olur. Yasamini da bu zorluklarla sürdürmeye calisir. Ucuncu durak , ucan bir adadir. Alt tarafta yasayanlar ve ust tarafta yasayanlarin verdiği mücadelenin gozlemcisi olur. Burda kaldığı muddetce de elinden geldiği kadariyla bu kultur hakkinda bilgi sahibi olur. Son durak ise gariptir. Atlarin insan pozisyonunda , insanlarin hayvan , yabani pozisyonunda oldugu bir adaya düşer. Erdemi, dogrulugu , dürüstlüğü burda fazlasiyla gorur. Turune karsi tiksinti duymaya başlar. Birbirinden degisik maceralarin oldugu, hayata, insana dair mesajlarin sikca yer verildigi mukkemmel bir fantastik gezi yazisi. Zevkle okunacak, her dem akilda yer edinecek turde bir klasik. Akici, kendini okutan, heyecani bol bir eser.

Heba
Heba

8

Yine mükemmel bir Hasan Ali Toptaş kitabi. Akıyor, hicbir engele carpmadan akiyor yatagindan boylu boyunca bir dere misali. Ic ice ruyalarin , olaylarin bu denli akici şekilde ve de sikmadan anlatilmasi zaten basli basina bir yazar marifeti. Ziya ile bütünleşiyor okur. Ziya'nin saf, temiz, insancil yonunu sevdim okurken. Ozellikle askerlikle ilgili olan bolumu yakin zamanda askerligini ifa etmiş beni fazlasiyla etkiledi. Hrr yonuyle zulum. Komutanlarin tavirlari askeri canindan bezdiriyor. Bi kez daha aklima geldi yasadiklarim. Hele ki Ziya'nin askerligi sinirda yapmasi, her an ölümle ic ice olmasi da ayri bir konu, ayri bir olay. Sonrasında koyde gecen hayat, inzivaya cekilen Ziya...Ama hep bir huzun, hep bir sansizliktir bulur da birakmaz Ziya'yi.. Spoiler fazlasiyla verdim zaten ama koyde yaşanan elim hadiseler de icime oturmadi degil. Hele ki sonu itibariyle yikmistir. Ziyadesiyle hüzünlendirmistir. Ziya Kenan arkadasligi, ruyalarin ic ice gecmesi, sinirda yapilan askerlik ve derinlenemesine irdelenen Ziya karakteri ile Heba kitabi hafizamda her zaman icin guzel sekilde ve huzunlendiren bir kitap olarak da yer edinecektir.

Ben Bir Gürgen Dalıyım
Ben Bir Gürgen Dalıyım

8

Hasan Ali Toptaş 'ın çocuklar için yazdığı masal ama verdiği mesajin kesinlikle çocuğu, büyüğü degil tüm insani hedef aldığını söyleyebilirim kesinlikle. Ne olursa olsun diren, değilme, en güzel şekilde kalmaya çalış. Hiçbir zaman umutsuzluğa düşünme; ölüm bir son değildir... Masal , gürgenin agzindan anlatiliyor. Usul usul okutuyor degil de dinletiyor kitap kendini. Ormani, ağaçları, yeşili hissediyorsunuz. Ayrica, okurken agacin hayatimiz için onemini, bos yere kesmenin ne kadar da can yakan bir eylem olduğunu cani yanan ağaçların caniymis gibi hissediyorsunuz. Agacin kesildikten sonraki yolculuğu da insana dair panaroma niteliğinde, huzun, aci , zulum içeren bir panaroma...