http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/07/melissa-landers-isgalci-alienated-2.html İşte benim için serinin olay kitabı buydu! Neden mi? Çünkü bilinmeyeni okuyorduk ve Cara ile beraber bizde öğreniyorduk. Yabancı kitabının devamı olan İşgalci'de olaylar durmadan devam ediyor. İlk kitabın sonunda Cara, L'eihlrl Gezegenine gidiyor ve yalnız! Çünkü Aeylx'de Dünya ile ittifak olabilmeleri için Dünya'da kalmak zorunda kalıyor. Cara dillerini, davranıışlarını ve huylarını bilmediği bir gezegende yalnız... İşte Dünyalı bir kızın L'eihlrl'i işgalini okuyoruz ;) Bu kitap ilkine nazaran daha heyecan vericiydi çünkü bizde Cara ile onlarla yaşamanın ne demek olduğunu öğreniyorduk. Cara gibi biz okurlarda o gezegende yabancıyız dolayısıyla kitap daha heyecan verici oluyor :) Tabi bunun yanında Aeylx ve Cara arasındaki mesafelerin ilişkilerine nasıl yön verdiğini de görüyoruz. İletişim küreleriyle devamlı konuşsalar da yanında olmakla bir değil hele bir de yabancıları oldukları gezegende istenmeyen kişilerse... Ne Cara L'eihlrli arkadaşları tarafından isteniyor ne de Aeylx Dünyalı arkadaşları tarafından... yalnızlar... savunmasızlar... hayatta kalmaya çalışıyorlar... Her iki gezegende de olaylar durmadan devam ederken her ikisi de görevlerini yerine getirmekle uğraşıyorlar... İşte bu yüzden bu kitap çok daha iyiydi ve daha heyecan vericiydi. Dolayısıyla da okura tam tadı damağınızda kalacak bir serüven sunuyor. Size tavsiyem... bu seriyi okumadıysanız şimdi tam sırası... Neden mi? Çünkü ilk kitabı okuduktan sonra beklemek zorunda değilsiniz... İkincisine hemen başlama imkanınız var! Bence en yakın zamanda her iki kitabı da alın ve okumaya başlayın! Uzaylılar cidden ilgimi çekmeye başlayan bir ırk oldu! Hele bir de hepsi Aeylx gibi bir görüntüye sahipse... ;)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/melissa-landers-yabanc-alienated-1.html Sonunda Uzaylı...pardon... L'eihrli Aeylx ile tanıştım :D çok mutluyum, sizde tanışın... O kadar bahsettiler, aşk yaşadılar ki Aeylx ile merak etmemek imkansız yani... ama bir şey diyeyim mi size.. bu yorumu yazıyorum ama ben her iki kitabı da okudum öncelikle onu diyeyim ancak ben ilk kitapta değilde ikinci kitapta Aeylx'ten hoşlandım :) karakteri sanki orada daha bir belli oldu gibi... gerçi ilk kitabın sonlarına doğruda çok tatlıydı ya neyse :) Konudan ve yorumdan kopmayalım Aeylx'i bir kenara bırakayım yoksa susmam imkansız ;) Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ki zaten ülkemizde bu seri haricinde bir kitabı da henüz yayınlanmadı. Kurgusu güzeldi, heyecanlı okunuyor ve merak uyandırıyordu. Çeviri güzeldi. Hata bulmak imkansızdı. Eeee kurgu ve çeviri iyi olduktan sonra kitap son derece akıcı ve sürükleyici oluyor :) Kitabın konusundan kısaca bahsetmek gerekirse, Dünya dışındaki bir gezegende hayat olduğu öğrenildikten sonra okul birincileriyle bir değişim programı yapılıyor, tabi burada da bizim şanslı kızımız Cara değişim öğrencisi olarak seçilenlerden. Aeylx ise ona misafir olacak olan uzaylı çocuk. Zaten bütün mesele de bu! Aeylx'in uzaylı bir genç olması... Dünya'da onlarla olan bu iletişimi onaylamayan bir grup bu değişimi protesto amaçlı toplanıp olaylar yaratıyorlar derken olaylar yavaş yavaş patlak veriyor. Tabi bütün bunlar olurken ne bizim uzaylı Aeylx uslu duruyor ne de Cara ile aralarındaki arkadaşlığın daha öteye gitmesi engellenebiliyor. Bu tarz kitapları konu içeriğine girmeden anlatmak imkansız olduğundan dolayı yorumumu kısa keseceğim! Ama demeden geçemeyeceğim, kitabon son sayfaları süper ötesi güzeldi. Soluksuz okudum diyebilirim. Kitabı cidden çok beğendim! Klişeleşmiş fantastiklerden değildi ve dolayısıyla da beni oldukça memnun eden bir kitap oldu. Ben beğendim eğer uzaylı bir şeyler okumak isterseniz tavsiye ederim! Hatta bence okuyun ya garanti veriyorum beğenirsiniz :)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/fatma-erdek-gece-ile-safak.html "Karanlıkta bile gören gözdü yürek. Bir kez bağlandığında, iz sürüyordu." Favori yazarlarımdan biri olan Fatma Erdek'in son kitabı Gece ile Şafak yorumuyla karşınızdayım! Öncelikle demek istiyorum ki Fatma Hanım bu kitap ile harikalar yaratmış. Normalde kim sorarsa sorsun her zaman favori Fatma Erdek kitabım Kara Kış Beyaz Düş derdim ama şimdi Gece ile Şafak derim şüphesiz! Bu kitap bambaşka bir şeydi, kelimelerle zor ifade edilecek ama okunduğunda kendinizi kaybedeceğiniz bir kitap olmuş. Ellerinize emeğinize sağlık Fatma Hanım. Kısaca kitabın konusundan bahsetmek gerekirse, bir ses şarkıcısı olan Gece, yeni çalışmaya başladığı gece kulübünün müdür olan Şafak'la tanışıp da kendisinin özel koruması olduğunu öğrenmesiyle hayatı yeni bir şekilde yeniden başlıyor. Şafak'ın her geçen an Gece'nin hayatına biraz daha dahil olması ve ikisi arasındaki etkileşim kalplerine kadar sızarken geçmişleri geleceklerine yön vermeye başlıyor. Her ikisinin de birbirlerinden sakladıkları sırlar ve geçmişleri ilişkilerine farklı bir boyut kazandırırken, Gece'nin içinde yanan intikam ateşi onları başka bir belayla daha karşı karşıya bırakıyor. Daha önce Fatma Erdek kitabı okuduysanız eğer bilirsiniz ki kitaplarda geçmişin izlerini günümüzde yaşayan karakterler oluyor. Bu kitapta da öyleydi ama kitap da bir de öyle bir şeyler vardı ki... okurun içine dokunup, kalbine kadar ulaşıyordu. Bazen kalbini bir el sıkarken bazen o el sanki kırılacak değerli bir eşya avucundaymış gibi hissettiriyor! Dürüst olarak söylüyorum ki bu kitabı anlatmaya kelimeler yetmez! ukarıda dediğim gibi, Fatma Hanım bu kitapla bambaşka bir şey yapmış, okuru tam alnının ortasından, kalbinin derinliklerinden, aklının en uç noktalarından vurarak duygularını karman çorman yapmış. Öyle ki kötü karakteri bile sevecek nedenler bulabiliyorsunuz. Söylemezsem içimde kalır. Tuncay'ı sevdim! Okuyan herkes Şafak... Şafak... Şafak... diyebilir ama Tuncay! Onun yaşadıkları kalbime dokundu, gözlerimi doldurdu! Evet, suçlu, affedilemez şekilde ama... onu o hale getiren şartlar göz önüne alındığında suçu hafifletilebilir bence. Duygularınızı alt üst edecek bir kitap! Fatma Erdek kitaplarını gözüm kapalı size tavsiye ederim, hatta alın beğenmezseniz ben size kitap hediye edeceğim diyecek kadar güvenirim kadının kalemine ama Gece ile Şafak... kelimelerle ifade edilemez bir kitaptı.
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/meral-kr-yolum-aska-dustu-sancaktarlar-3.html Birçok okurun severek takip ettiği ancak benim şimdiye kadar tek bir kitabını okuyabildiğim yazar Linda Howard'ın aşk ve polisiyeyi müthiş bir şekilde harmanlayarak yazdığını biliyorsunuzdur. Okurken gizem ve cinayetlerle dikkat kesilip meraklandırırken aşk ile de kalbinizi pır pır ettirip yüzünüzde gülümseme oluşturduğunu... hayranlıkla kitabı bitirdiğinizde keşke daha uzun olsaydı ya da sıradaki kitabı diye beklenti içerisine giriyorsunuz... İşte insan üzerinde böyle bir etki bırakan bir yazar Linda Howard! Bunu ben tek kitabını okumuş olarak söyledim ki hemen hemen her kitabını okuyan biri daha iyi bilir. Eminim "yorum yazdığı kitaba bak bahsettiği yazara bak kız kafayı yedi sonunda!" diye düşüneniniz vardır ama çok güzel bir bağlandı geçeceğim, siz merak etmeyin ;) Evet, Meral Kır'ın, Linda Howard'ın Türkiye şubesi olarak gördüğümü söyleyebilirim. Tam olarak öyle bir yazımı var hele ki şu son kitap... tam anlamıyla muh-te-şem-di! Çok iddialı oldu farkındayım ama cidden okurken düşündüğüm şeylerdi bunlar. Aylardan Aşk ve Aşkı Seçtim kitaplarından tanıdığımız Sancaktarlar'ın erkeklerinden olan Ahmet ve onların komşu kızları, Asya ve Tanem'in arkadaşı, diğer bir deyişler kardeş gibi sevdikleri Sena'nın hikayesi Yolum Aşka Düştü. Sena'nın Ahmet'e olan duygularını daha ilk kitaptan beri biliyorduk, şimdi sıra Ahmet'in duygularını öğrenmeye geldi. Sıradan bir aşk hikayesi beklemeyin, Meral Kır'ın diğer kitapları gibi bunda da aksiyon ve beklenmedik olaylar var. Kitabın konusundan birazcık bahsetmek gerekirse, Sena'nın evinin yakınında işlenen cinayet sonrasında maktulün Sena'nın tanıdığı biri çıkması daha Sena ne olduğunu anlamadan kendini bu cinayet soruşturmasının içerisinde bulmasına neden oluyor. Ona en büyük destekçi ve yardımcı da o an yanında olabilecek olan tek kişi Ahmet oluyor! Derken her ikisi de bu cinayet vakasının çözülmesini canı gönülden isterken hiç de planlandığı gibi gitmez olaylar ve bu süreçte birbirleriyle fazlaca vakit geçiren Ahmet ve Sena aralarındaki kıvılcıma ve çekime engel olamayıp yenik düşerler, derken bom! İşte o an olaylar patlama noktasına çıkıyor. Gizemli cinayetin kimin işlediği, bu cinayetin Ahmet ve Sena için önemi, sonuçları ve onları nasıl etkileyeceği derken ikisinin arasındaki gelişmeler ve bu inatçı ikilinin bu gelişmelere duygusal yakınlıklara karşı verdikleri karşılıklar... Sancaktarlar'ın bütünlüğü, her daim beraber olmaları, birbirlerine destek olmaları... atışsalar da kavga etseler de her zaman her şeyden önce birbirlerini düşünmeleri...Aşk, aile, arkadaşlık, polisiye, gizem... ne ararsanız var =) Evet, aşk romanı! Ama... işte amalarla beraber bu kitap sıradan normal bir aşk romanı olmaktan çıkıyor bambaşka bir şey oluveriyor. Spoiler vermeden kitabı nasıl anlatabilirim bilmiyorum ki o kadar çok anlatmak istediğim şeyler var ki... kendimi nasıl tutuyorum anlatamam! Resmen işkence çekiyorum şuanda bu yorumu yazarken amam... susuyorum! Kitabın tanıtım toplantısında Meral ablaya dediğim gibi üç kitabın en iyisi buydu! Evet, Dorukçu olarak Aşkı Seçtim benim için bambaşka olabilir ama dürüst olmak gerekirse bu bir değil birkaç tık daha üst seviyeydi. Bu durumda beklentiler tavan yaptı Meral abla Mehmet'ten dehşet bir şeyler bekliyoruz haberin olsun ;) Bence okumayarak çok şey kaçırıyorsunuz! Bir Türk yazardan böylesi büyük bir başarılı kalem çıkıyorsa mutlaka okumalısınız. Alıntılar için: http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/meral-kr-yolum-aska-dustu-sancaktarlar-3.html
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/ecem-altnok-beyaza-tutsak.html ~~~*~~~ Masallar mutlu sonla bitmez miydi? Benim masalım da ise ne mutlu ne de kötü son vardı. Sadece bilinmezlikten ibaretti. ~~~*~~~ Bir Türk yazar daha ve yine ben... Sanırım şu son günlerde Türk yazarları yabancı yazarlardan daha çok okur moddayım değil mi? Ama o kadar çok Türk yazarın kitabı çıkıyor ki insan ister istemez merak ediyor yani ;) bende kendime engel olamıyorum hele de konusu cidden ilgi çekici ise :) Ecem Altınok, akıcı, ilginç ve okurken sıkılmayacağınız sade bir anlatımla kitabını yazmış. Herkesten farklı bir konuyu ele almış ve bu konu üzerinde ilerlerken belki bir abla veya kardeşin ben de yapar mıydım sorusunu kendisine sormasına neden olacak bir seçim yapmasını yazarak biz okurları kitaba bağladı. Evet, ben de kitabı okurken Hazan'ın yaptığı seçimi düşündüm. Hakan için yaptığını göz önüne alıp bir erkek kardeşi olan ben...düşündüm ve kardeşim için evet yaparım dedim... başka seçimim yoksa eğer... iş bu duruma gelince ister istemez kitap benim gözümde daha farklı boyuta geçti ve daha bir keyifle okumama neden oldu! Kitabın konusuna kısaca değinmek gerekirse; küçük yaşlarda anne ve babasını kaybeden Hazan ve Hakan yeni kurdukları hayatta yapayalnızlardır. Hakan bağımlısı olduğu uyuşturucu için krizlere girerken Hazan bir çare bulmak zorunda kalır, tedavi olmaya ikna edemediği kardeşi için uyuşturucu bulmak... Yeterince parası olmadığı için şeytanla anlaşma yapar... Aral, kendisine uyuşturucu vermeyi tek bir şartla kabul eder... Hazan ile Aral arasındaki anlaşma ikisi içinde hiç beklemedikleri bir şekilde ilerler. Bu ilerleyiş her ikisini de ya mutlu sona götürecek ya da dibe batıracaktır! İşte bu nokta da size sonu öğrenmek için kitabı okumak kalıyor :) Kitabı beğenmiş olmam demek değil ki eksikleri yok, elbette eksik bulduğum kısımlarda vardı. Mesela daha uzun olup bazı olaylar daha oturaklı ve zemin hazırlanarak yapılabilirdi diye düşünüyorum.Örnek vermek gerekirse Bulut ile yaşanan olay... Bir anda oldu bittiye geldi gibi... Daha detaylı daha uzun anlatılmalıydı bence... Başlarda Aral'ın ben kötüyüm havaları, konuşmaları davranışları bana bir yerden esinlenilmiş izlenimi verdi nereden tanıdık geldi çözemedim ama öyle hissettim ancak sonra öyle bir ilerledi ki kurgu yeterince özgünleşti. Eleştirilen kısımları bir kenara bırakırsak abla kardeş ilişkisini ve fedakarlığı o kadar beğendim ki... dediğim gibi bende bir ablayım ve kendimi denememe neden oldu bende kardeşim için bunu yapabilir miyim diye... sonuç Hazan ile aynı oldu ama tabi öncesinde tedavi baskılarını yapmama engel olacak hiçbir şey yoktu. Bence bu kitabı erkek kardeşi olan bir abla okursa daha farklı boyutta güzel gelecektir diye düşünüyorum. Kitabı ben beğendim, evet bazı eksik bulduğum kısımlar vardı yukarı da dedim ama gene de güzeldi, Tavsiye ederim okuyun!
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/amie-kaufman-meagan-spooner-benim-uzak.html Distopya türünde yeni bir kitap daha... Starbound Serisinin ilk kitabı Benim Uzak Yıldızım, distopya türünü sevenleri raflarda beklemekte! Kitaba başladığımda söylediğim gibi bu türü pek okumam yeni yeni okumaya başlıyorum ve açıkçası her okuduğum da birbirinden güzel kitaplar çıktı şansıma ve ben de artık bir distopya okuru olmak istiyorum, diyebilirim :) Kitabın konusuna kısaca değinmek gerekirse; Uzay Gemisi İkarus, hiperuzayda olan bir felaket sonucu kimsenin bilmediği (!) bir gezene düşüyor ve bu düşüş sırasında Tarver ve Lilac yaşayan tek kişiler... Bu bilinmeyen gezegende kurtulma çabaları sırasında keşfettikleri yeni sırlar, yaşanan şaşırtıcı olaylar, tahmin edilmeyen şeyler sonucunda Lilac çok güvendiği bir insan hakkında ilginç şeyler öğrenirken, gezegenle ilgili keşfettikleri ilginç şeyler bu iki gencin kurtuluşu oluyor ve tabi bu sırada öğrenilen gizemli bilgiler ve gezegendeki bazı varlıklar onların hayatını tahmin etmedikleri bir şekilde etkiliyorlar. ~~~*~~~ "Parmaklarımı saçlarına geçirmek, onu kendime çekip bedeniyle buluşmak istiyordum. Onda kaybolmak istiyordum." ~~~*~~~ Daha ilk sayfalardan ilgi çekici bir şekilde kurguya girmesi ve merak içinde sayfaların çevrilmesi oldukça hoşuma gitti. Ne olacağının tahmin edemiyor olman ve ilerledikçe şaşırtıcı detaylar kitabı bir tık daha ileriye götürüyor bence. Bu tür kurgularda ben atraksiyonun durmasını, sonunun merak edilmeyecek şekilde olmasını tercih ederim ve bunda bunu görmek beni bir okur olarak inanılmaz tatmin etti diyebilirim. Kitap üçüncü kişi tarafından anlatılmıyordu, hem Tarver hem de Lilac tarafından anlatılıyordu ve her ikisinin de duygularını ve düşüncelerini okumamız mümkün. Hep derim geçişli anlatımları sevmem alışana kadar bir kopukluk hissediyorum diye ama bu kitaba bu anlatım o kadar yakışmış ki daha başkası olamazdı diye düşündüm. ~~~*~~~ "Parmaklarını saçlarımda istiyordum, dudaklarını yüzümde... Sonsuzlukta yok oluncaya dek..." ~~~*~~~ İki gencin hayatta kalma savaşının arasında birbirlerine karşı hissettikleri aşkın filizlenmesine tanık oluyoruz bu kitapta. Duyguların kelimelerle buluşması... zaman zaman okuru sinirlendirirken zaman zaman da duygulandırması... müthiş bir şekilde anlatılmış ve çevirmen de bunu çok iyi bir şekilde bizlerle buluşturmuş. Kitabın içeriğine giren bir yorum yapmamak için kendimi kasıyor ve yorumumu bitirmeyi tercih ediyorum. Keşke spoiler korkum olmadan yorum yazsam da sayfaları dolduracak kadar bahsedebilsem kitaptan... ama hevesinizi öldürmek istemiyorum o yüzden kısa keseceğim ve kitabı tavsiye edeceğim. Hangi türün okuru olursanız olun bu kitabı bir okuyun! O kadar beğendim işte! :)
3,5 stars :) http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/r-gaye-onel-hilekar-atesli-kanatlar.html Türk yazarları fantastik kitaplar kulvarında görmek, bir de bunu iyi bir şekilde başardıklarını da görmek paha biçilemez. Wattpad yazarlarından biri olan R.Gaye Önel,ilk hikayesi kitap olarak basıldı ve çarpıcı kapak tasarımıyla raflarda yerini aldı :) evet fantastik kitaplarda böyle kapaklar görmeyi seviyorum. Öncelikle yazarın okuduğum ilk hikayesiydi, wattpadde pek hikaye okumadığımdan ilk olarak kitabını okudum ve kalemini sade, yormayan, gereksiz detaylar vermeyen, akıcı ve merak uyandırıcı buldum. Zaman zaman özellikle de kitabın başlarında kurgu için yetersiz olduğunu düşündüğümü itiraf etmeliyim ama daha sonradan gerçekten oldukça iyi oldu kalemi. Sanırım yazarken her bölümde kendini geliştirdi yazar. Bölümler ilerledikçe ve konu daha da oturmaya başlayınca anlatım daha iyi ve daha profesyonelleşme moduna girdiğini hissettim. Zaten kitabın yarısından sonra yazar dehşet-ül vahşet bir şeyler yazmış ve bunu çok da güzel başarmış :D Kitapla ilgili bir şikayetim var... ben bunu normalde bu tür yazımlarda hep dile getiriyorum. Kitap bir Cassie bir de Aidenhell tarafından anlatılıyor. Bu tür anlatımlarda ya bölüm olmalı ve kimin tarafından anlatıldığı belirtilmeli ya da sadece tek bir kişi tarafından anlatılmalı. Ha, ikisi tarafından da olayların görülmesi gerekiyorsa da üçüncü kişi tarafından anlatılmalı diye düşünüyorum. Bu kitapta olduğu gibi bir Cassie bir Aidenhell tarafından anlatıma geçmesi bu anlatıma alışana kadar yorucu oluyor. Alıştıktan sonra zaten okurken fark etmiyorsun ama alışana kadar yoruyor, kopukluk oluyormuş hissi uyandırıyor. Ahh bir de Cassie neden 17 yaşında ya... niye fantastik kitaplarda gençler bu kadar küçük hep? 20 yaşında olunca karta mı kaçmış oluyorlar anlamıyorum :) bu konuda çok şikayetçiyim. 17 yaş bana göre hala ergen yaşı; bu olaylar için biraz daha olgun kişiler olsa daha güzel olmaz mı ya? bu konuda şikayetçiyim sevgili takipçiler :) Kitabı eleştirebileceğim başka hiçbir şey yok. Dediğim gibi fantastik/paranormal kitaplarda Türk yazarların imzalarını görmek ve bunu başarıyla yapmaları gurur verici. Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse: Cassie bir iblis avcısı ve grup arkadaşlarının ihanetine uğrayarak ölüme terk ediliyor ve iblisin oğlu Aidenhell tarafından hayatı kurtarılıyor. Tabi ki karşılıksız değil. Aidenhell'in bir kehaneti gerçekleştirmesi gerekiyor ve kehanette bir avcıdan bahsediyor... yani Cassie'den... beraber bir yola başlıyor ve işte olaylar o noktada başlıyor. Aklınıza gelebilecek her türlü fantastik canlının bulunduğu bir kitap. Vampirler, kurtadamlar, şeytanlar, devler, periler... herbir şey var... Size bir şey söyleyeyim mi kitabı okumaya başladığımda Aidenhelll ve Cassie'nin yolcuklukları sırasında karşılaştıkları canlılarda bir an için Ella Enchanted filmine benzettim. Ne alaka demeyin orada da Ella'nın Prens'le ormandaki yolculuk macerasına benzettim biran için. Neyse... Özellikle söylemek istediğim bir şey var.. kitabın son 100 sayfasını çoook beğendim çünkü o zaman sanki daha bir soluksuz okuttu kendini. Kitabı tavsiye etmeden önce alacak olan okurları uyarıyorum, kitap çok fena bitiyor 2.si çıkmadan okumayın! :P Şaka bir yana kitabı da tavsiye ediyorum, güzeldi, özellikle fantastik severler için iyiydi. Keyif alacağınız, okurken sıkılmayacağınız, olayların dur durak bilmediği bir kitap. Ahh bir de yazarı 2. kitap için baskı yapmak zorunda kalacağınız bir kitap ;)