http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/laura-landon-masum-yalan.html Sessiz İntikam kitabıyla tanıdığımız yazar Laura Landon'ın ülkemizde yayınlanan ikinci kitabı Masum Yalan, yeni okuyabildiğim bir kitap. Yazarın kurgu yeteneğini ve olayları ilerletme şeklini çok beğendiğimi söylemeliyim. İlk kitapta nasıl beklentilerimi karşıladıysa bunda da aynı şekilde karşıladı. Normal bir aşk hikaye yazmak yerine biraz heyecan ve azıcık aykırılık da katıyor olması kitabı benim açımdan daha güzel bir seviyeye getiriyor. Normal de historical türündeki kitaplarda leydilerin yapmayı tercih etmeyeceği şeyleri yapıyor yazarın kadın karakterleri ve hiçbir zaman ezik modunda değiller bu yönden kitaplarını daha çok seviyorum. Kitabın konusuna değinmek gerekirse: Leydi Grace evlenmek istemediği adamdan kaçınmak için bekaretini hiç tanımadığı bir adama verir, bakire olduğunu anlamayacağını umarak. Ama atladığı şey adamın bunu anlamış olması ve hamile kalmış olma ihtimali... Grace ile beraber olan Vincent, Grace'in masumiyetini almış olmanın verdiği sorumluluğu ve hamile olma ihtimali doğrultusunda onu bulmak için peşine düşer ve sadece onu bulmakla kalmaz onunla evlenmek ister derken hiçbir şey bu kadar basit olmaz. İşte tam bu kararların arkasında başka birileri bu evliliği istemez... onlar da bunu engellemek için ellerinden geleni yaparlar... Yavaş yavaş filizlenen bir aşkı, korkuların ve endişelerin arasında birbirlerine sımsıkı sarılmış birbirlerine ihtiyaç duyan iki insanın aşkını okuyoruz. Bu aşka biraz heyecan adrenalin ve bilinmezlik de eklenince kitap tamda tadından geçilmeyecek bir hal alıyor. Çok uzatmayacağım... kısacası eğer ben bir historical romance okuruyum, ya da ben tam bir aşk okuruyum diyorsanız ne bu kitabı kaçırın ne de Laura Landon'ın diğer kitaplarını kaçırın! Şiddetle tavsiye ediyorum, bir el atın bu kadının kitaplarına ve bu kitaba!
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/06/rk-lilley-bay-harika-up-in-air-4.html Uçuşta Serisi olarak bildiğimiz Up in the Air serisinin son kitabı Bay Harika geçtiğimiz günlerde raflarda yerini aldı. Serinin takipçisi olarak da bize okumak kaldı. Okundu ve yorumlanıyor :)) Seri normalde 3. kitapta bitti ancak yazar R.K.Lilley dördüncü kitabı yazarak bize serinin erkek karakterleri James ve Stephan tarafından olayları anlattı.. Biliyorum...biliyorum... hepiniz kitabı sadece James tarafından anlatılıyor sanıyordunuz ama hayır... arada Stephan tarafından anlatılan bölümler de var.v James'in geçmişine dokunuyor azıcık, Bianca ile tanışmalarına ve ona karşı olan duygularına dokunuyor ve sonrasında da üçüncü kitabı okuyan bilir, Bianca vuruluyordu işte o kısımları bir de James tarafından okuyoruz. Neler hissetti neler yaşadı diye.. bunların haricinde kitabın sonlarına doğru da evli mutlu çocuklu bir James ve Bianca görüyoruz :) Kitapta Stephan tarafından anlatılan kısımlarda da Bianca ile olan geçmişleri anlatılıyor, sonrasında onun Javier ile olan ilişkilerine değiniyor. Yani anlayacağınız Stephan'ın da hayatına dokunuşlar yapıyoruz kitapta. Ama size bir şey itiraf edeyim, Stephan'ı okurken hep... hani geçmişte telefonlarla konuşurken 'Ankara çık aradan' derlerdi ya... filmlerde falan öyle görürürüz hep... ha! işte bende Stephan'ı okurken hep Stephan çık aradan James istiyorum ben modundaydım :) Son kitap tamamen mutlu son üzerine kurulu bir kitaptı. Zaten sonunu bildiğiniz bir kitap olmasına rağmen duygular yine çok güzeldi. Tabi biraz hızlı geçmiş olma modu vardı ama zaten bilindik olaylar da detaylı işlenemezdi bence. Serinin takipçisi iseniz, bu kitabı da alın okuyun ve serinin diğer 3 kitabının arasına koyun. Ama seriyi daha önce okumadıysanız bence okumak için tam sırası... hazır bütün kitapları çıkmışken :)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/05/anne-mather-bas-donduren-cazibe.html Bu hikaye beklediğimden daha iyi ve daha güzeldi. Hem kurgusu hem de olay döngüsü... her şey o kadar güzel ayarlanmış ve yerli yerine oturtulmuştu ki ilk hikayedeki eksiklikler sanki bununla kapanmıştı. Bundaki aşk daha güzeldi, zaten geçmişten yaralı olan Joanna, Demetri'nin kalbini çalmayı başarması ve bunu yaparken kendi kalbini de sunması süperdi. Çok beğenerek okumamın yanında nasıl bittiğini anlamadım da bir baktım Joanna ve Demetri birbirlerine sokulmuş, aşklarını ilan etmiş ve mutlu hayata yelken açmışlardı. Yüzünüzde gülümseme oluşturacak bir sonla ve hikayeyle sizi başbaşa bırakmak adına şiddetle tavsiye ederim :)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/05/anne-mather-ne-seninle-ne-sensiz.html Yazarı ilk defa bu kitapla tanıdım ve kurgu üslubunu ve olay döngüsünü sevdim. Sadece biraz fazla hızlı sonlandı onun haricinde güzeldi. Kitabın konusuna değinmeyeceğim zaten arka kapak yeterince güzel bir şekilde anlatıyor ama şunu demek istiyorum ki bu kurgu daha uzun bir şekilde yazılsaydı bence muhteşem olurdu. Aslında kitap gayet iyi gidiyordu ama sonlara doğru o kısımlar bozuldu. Sanki sonu çabuk gelsin diye pek bir oldu bittiye geldi sonu. O yüzden o kısımları sevemedim. Onun haricindeki kısımlar çok güzeldi. Demetri ve Jane arasındaki ilişkiyi özellikle çok sevdim, birbirlerini sevdikleri belliyken başkalarıyla olma çabaları... ya da açıklanmamış olaylar kitaba hareket katmıştı. Genel olarak beğendim, dediğim gibi sonu bu şekilde oldu bittiye gelmeyeyip yavaş yavaş dokunarak yazılsaydı daha iyi olabilirdi,ama yine de okunduğunda iyi vakit geçirebilirsiniz ve mutlu son garantili :)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/05/lucy-monroe-idealler-ugruna.html Lucy Monroe'nun daha öncelerden bir romanını okumuştum ve yazarın kalemini beğenmiştim. Dolayısıyla İdealler Uğruna'ya başlamadan önce beni nasıl bir yetenek bekliyor biliyordum. İlk kitap Hatalı Seçim orta karar bir şeyse İdealler Uğruna da ondan bir tık yukarıydaydı diyebilirim. :) Ondan daha çok beğendim dolayısıyla. Bu kitaptaki aşk daha güzeldi, en azından geçmişte temeli olan ve unutulmayan bir aşktı. Vazgeçilmek istenmeyen ve tekrar kazanılmak istenen bir aşk... Bu kitabı çok beğendim :) Kadın karakter Iris'i çok takdir ettiğimi söylemeliyim. Her şeyden önce kadına sempati duydum çünkü hemen hemen mesleklerimiz birbirine çok yakın olduğundan :) kitaplarda Jeolog pek okumuyoruz ne de olsa ;) Asad'ın tavırları ama her şeye rağmen ne istediğini bilmesi ve onu elde edebilmek için bir tutum içinde bulunması süperdi. Çöl hayatını çok sevdim ve ne inkar edeyim Iris'in yerinde olmak istedim :) Kitaba dair tüyo veren daha fazla yorum yapmayacağım ama şunu söyleyebilirim, bence bu hikayeyi okuyun :)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/05/jane-porter-hatal-secim-royal-scandal-2.html Jane Porter'in okuduğum ilk hikayesiydi ve sevdim.Konu bütünlüğünü ve Şeyhli falan olması hoşuma gitti. Bir tek Harlequin kitaplarında Şeyhleri okuduğumu düşünülürse cidden çok hoş bir değişiklik oluyor. Yazarın kurgusunu sevdim, uzatmadan, hemen konuya girip,her şeyi yine uzatmadan tatlıya bağlaması çok güzeldi. Sadece karakterlerin birden birbirlerine aşık olmaları ya da aşık olduklarını fark etmeleri pek hoşuma gitmedi. Gerçi kısacık bir hikaye de anca bu kadar olur ama bu kurgu daha uzun ve detaylı yazılsaydı bence dört dörtlük bir şey ortaya çıkardı diye düşünüyorum. :) Kitap; Prenses Emmeline'in aşık olduğu adam tarafından ihanete uğruyor ve hamile bir şekilde ortada kalıyor derken Şeyh Makin'in asistanıyla birbirlerine benzerliklerini kullanarak onun yanına çalışıyormuş gibi gösteriyor kendini derken Şeyh gerçeği öğreniyor ve şımarık prenses olduğunu düşündüğü Emmeline'in ait olduğu yere ailesinin yanına gönderirken aslında görünenin altında neler olduğunu öğreniyor derken Makin ve Emmeline arasında bir aşk alevleniyor. Kısacık, tadı damakta kalan, çabuk okunan ve yüzünüzde gülümseme uyandıran bir kitap istiyorsanız eğer tavsiye ederim :)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/05/carole-mortimer-haylaz-asilzade-daring.html Uzun zaman önce aldığım ama ancak okuma fırsatı bulduğum Harlequin Historical'ı Haylaz Asilzade'yi bitirdi. Bir günde okunan kısacık hikayeler oluyor Harlequin'ler biliyorsunuz ki, bu da öyleydi. Carole Mortimer'in ilk okuduğum hikayesiydi ve fena da değildi ama tabi yetersiz kısımlar, biraz üstün körü geçilmiş olduğunu düşündüğüm yerlerde vardı. Öncelikle kısaca konuya değinme gerekirse; Pandora eşini bir düelloda kaybetmiş dul bir düşestir ve eşinin ölümü büyük bir skandala neden olacak bir olay olmuştur derken yas sürecinden çıkıp da ilk balosuna katıldığında beklenmedik olaylar sonrasında Stratton Dükü Rubert Stirling ile tanışır. Rubert'in ilgisini çeken güzeli çekici ve zeki Pandora arasında ilk kıvılcımlar çakmaya başlar. Kitap, Rubert'in Pandora ile olan önce arkadaşlığını sonra da aralarındaki kıvılcımın aşka dönüşmesini konu alıyor. Değinmek istediğim bir konu var! Birçok tarihi aşk romanında evlenmiş dul kalmış kadınları okuyoruz. Birkaç tanesinde ben öyle kadına denk geldim ve ne hikmetse hepsinin de kocasından bir sorunu vardı ve sonrasındaki aşık oldukları adama bakire gelin oluyorlardı! Hayır yani bakire olmasan ki ne olacak.Kocan ölmüş, hamil değilsin, çocuğun yok, ikinci bir şansı yakalamışsın aşık olmuşsun. Daha önemli ne olabilir ama hayır bakire olmak zorunda! Bu tür kurgularda ya erkekler iktidarsız oluyor ya da eş cinsel! Arkadaş, biri de yazsın kadın ilk evliliğinde mutlu mesutmuş ama kader önlerine engel koymuş ve bu mutluluğu elinden almış. Sonra kadın ikinci şansı yakalamış aşık olmuş falan filan... Ama yok! Olmaz! :) Şimdi nereden bu konuya girdi İnci diyeceksiniz ama bu kitapta da Pandora evliydi ama yukarıda bahsettiğim konu yine bunda da geçerliydi. Bütün bunların yanında yazarın hakkını yemeyeyim, Rubert ve Pandora arasındaki konuşmalar ve davranışlar süperdi. Bu tür kitaplarda zeki hazır cevap ve karşısındakinin unvanından tırsmayan kadınları seviyorum :) Bir de kitap keşke 300 ya da 350 sayfa olsaydı da olaylar çok çabuk oldu bittiye gelmeyip tam böyle oturtarak, olması gerektiği gibi yavaş yavaş açığa çıksaydı keşke. Kitap fena değildi, canınız sıkılıyorsa ve vakit geçirmek için kısacık bir şeyler okumak istiyorsanız deneyebilirsiniz ama yine de çok büyük beklentileriniz olmasın okumak için. :)