İnce bir zeka ile kurgulandığı aşikar. Bunun yanında, anlatım dilinin zenginliği de eklenince mükemmel bir yapıt olmuş.
olay kurgusu tahmin edilemeyecek şekilde devam etmekte.hele gönül işleri bakanlığı epey yaratıcı bir kurguydu
Bayıldım.. Murat Menteş harika bir yazar.. kendine has üslubu, yaratıcılığı, özgünlüğü beni mest etti..
http://uzunincebiyoldainceliklibihayta.blogspot.com/2013/07/ne-okuyorumdan-korkma-ben-varm.html
Murat Menteş'in bu kitabından bir cümleyi yazmak kitabın kalitesi için yeter diye düşünüyorum.
''Hepimiz dokuzuncu kattan aşağı düşüyoruz, kimimiz üç saniyede, kimimiz yüz senede. Bu kadar basit''
Ben de Dublörün Dilemması'nı daha çok sevmiştim ama Murat Menteş'in tarzı, bu tarzı sevenlere kendini her halükarda okutturur. Şebnem'in ve Enver Paşa'nın kısımları eğlenceliydi, Gıcırbey'in kimi kısımlar uzatılmıştı. Yer yer de fazla detaya boğulup yorduğu yerler de oldu kitabın. Ama yine de Murat Menteş iyi ki var :)
Gıcırbey kısmı biraz sıkıcıydı. Yine de ilk Murat Menteş okuyuşum olsa da, güzeldi.
'' İki insan birbirine ne kadar yakınlaşırsa yakınlaşsın, aralarında sonsuz bir mesafe vardır. '' Neptün Petunya
s: 371
Murat Menteş hiperaktif bir yazar. Ama bence kendini tekrar ediyor. Dublörün Dilemması kitabıyla bu kitap arasında bir fark göremedim. Yazım tekniği bile aynı. Gene olayı her karakterin gözünden ayrı ayrı anlatmış. Zaten ilginç isimler, ilginç diyaloglar onun tarzı.
Bir Murat Menteş efsanesi daha. Muhteşemdi. İş yoğunlu nedenli çokça ara vermem gerekse bile hikayeden hiç kopmadım. Yine aynı olaylar yine farklı karakterlerin süper ötesi anlatımları.
Murat Menteş kitapları arasında en beğendiğim kitabı oldu. Yazarın uzun betimlemelerle okuyucuyu sıkma gibi bir özelliği olmaması harika. Kitabın bazı yerlerinde kahkaha attım. 😄
ilerde bir gün menteş severleri toplayıp menteşistler diye bi akım oluştursunlar. sıradışı ama sıradan, marjinal ama bi o kadar halktan. o nedenle bu yazarın inceliklerini fark edemeyenler beğenmiyorlar. Bu adam bi harika dostum :D
Fikirler düşüncelerden doğmaz. Bilginin asıl fonksiyonu, duygularımızı değiştirmesidir. Zihniyet hissiyata tabidir. Çaktın mı köfteyi?
dublörün dilemması ve korkma ben varım bir seri. okuduğum ikinci kitabı murat menteşin. kesinlikle tavsiye ederim :))
Çok eğlenceli giden sürükleyici bi kitaptı. Bir paralel evrenimizin böyle olduğuna inanmak istedim :)
Murat Menteş ile kitaplarını okuyarak değil, çok eskiden beri dost olarak tanışıyor olmak isterdim. Bu adamın hayalgücü küçük bir çocuğun hayalgücü ile aynı seviyede. Hani çocukların hayalgüçleri yetişkinlere oranla çok daha geniştir ya, o yüzden böyle söylüyorum.
Hİkaye içerisinde yapmış olduğu betimlemeler ve benzetmeler insanı hem düşündürüyor hem de güldürüyor. Mesela şu cümle bile kitabı özetlemeye yeter;
"Hakikat güneşinin altında,hakkımdaki çerden çöpten şüphelerin üzerine mercek tutarak bir iftira yangını çıkarmak istiyorlar.."
Kesinlikle okunması gereken bir eser.
Bu kitapla Murat Menteş romanlarını tamamlamış oldum. Artık yeni
bir şeyler bekliyoruz.
Kitaba gelirsek Murat Menteş okuyucuları için en az diğer romanları kadar akıcı ve şaşırtıcı ama diğer kitaplara göre çok daha fazla kahramanımız var dolayısıyla çok daha renkli bir eser olmuş.
Murat Menteş'in Ruhi Mücerred ve Dublörün Dilemması kitaplarından sonra okuduğum 3. kitabı. Bu kitaptaki kurgu diğer kitaplarına göre daha karmaşık, kitap yavaş ilerliyor. Ama yine de başta çok karışık gelen olaylar sona geldiğinde anlamını buluyor. Bunun yanında Murat Menteş yine harika hayal dünyasıyla, düşündüren, güldüren cümleleriyle kendini gösteriyor. Yer yer okurken sıkılsam da, bazen bir cümleyi anlamak, üzerinde düşünmek için defalarca okusam da bitirdiğimde okunmaya değer olduğunu gördüm. Menteş'in üslubunu bilenlere ve sevenlere tavsiye ederim ancak Menteş'in ilk kitabını okuyacak olanlar bu kitaptan başlamamalı bence...
Çok hızlı, kafanızda filme çekerek okuyacağını bir kitap olmuş. Bunun yanında yer yer tokat etkisi taşıyan kısımlar da içeriyor. Şahsi kanaatimce Dublörün Dilemması'ndan daha güzel bir kitap olmuş.
Ne zaman bir Murat Menteş kitabı bitirsem, eee şimdi napacağız diye soruyorum kendi kendime. Geriye kalan boşluğu doldurmak için de yeni bir Murat Menteş kitabı almakta buluyorum çareyi ben de.
Yazarın girift bir şekilde dizayn ettiği ikinci romanı. Dublörün Dilemması ile kendine özgü bir yapı/format oluşturan yazar, bunu geliştirmiş. Tabii belirli sınırlar içerisinde. Ama mimarisi zor olan bu metini okumak da akıcılığı sekteye uğratıyor. Ciddiyeti bir kenara bırakırsak bu roman Murat Menteş'in diğer iki romanına göre zorlayıcı ama zevkli koşusturmacasıdır. (Oyunu expert modda açıp kazanmak gibi)
Karakter isimlerinin muzipliği, tesadüflerin ritmi ve bunun gibi küçük noktalar kitabı güzel kılıyor. Karakter bolluğu biraz kafa karıştırsa da anlaşılmayacak kadar değil. Altı çizilesi satırlar, ip üstünde kelime oyunları, karaktere özgü tekerrür eden söylemler... Menteş'in klasikleri sayılabilir artık bunlar.
Kitabın içeriğine gelirsek eğer, öncelikle, karikatür kısmına bayıldım. Orjinal, güzel değerlendirilmiş ve başarılı bir fikir olmuş. Ersin Karabulut'un çizimi de çok yakışmış. Kitap dört ağızdan yazılmış ama benim en sevdiğim bölüm Müntekim Gıcırbey'inki oldu. Şebnem Şibumi sıktı, Hayati Tehlike yordu. Fuat Atıf Tufa ise daha çok sunuculuğu yapmış gibiydi.Murat Menteş'in son yazmakta başarısız olduğunu düşünüyorum. Üç romanında da sonlar kestirilebilir ya da etkisizdi benim gözümde. Bir romanın sonu, içerik, akıcılık ve üslup kadar önemli olmalı.. Unutmamak için mühim bir nokta.
Murat Menteş'i ilk defa okuyacak biri için önerebileceğim roman değil ama biraz mizah, biraz macera sevenler için denemeye değer.
Bu kitabı okuyalı epey zaman oldu, ama okuduğumdan beri hala öneririm. Söz oyunları, olay örgüsü, alıntılar falan karnaval yeri gibi. Murat Menteş'in aklının, binlerce aletin içinde tıkır tıkır çalıştığı bir fabrika gibi işlediğini düşündüğüm (bu nasıl bir cümle oldu) bir kitap. 3 romanı içinde en bi sevdiğim.