Mart Menekşeleri
Bir kadının yüreği sırlarla dolu bir denizdir... Gerçek aşkı yaşadığına inanan ünlü yazar Emily Wilson, kocasının başka bir kadını ona tercih ettiğini öğrenince, hayal kırıklığına uğrar. Tüm bu olanlara rağmen yine de tek bir damla gözyaşı dökmez. Büyük yengesi Bee, Mart ayını Bainbridge Adası'nda geçirmesi için onu davet eder. Emily ruhunda açılan yaraların iyileşmesi umuduyla, bu teklifi kabul eder. Adanın mistik havasıyla huzuru yakalamaya çalışan Emily, 1943 yılında yazılmış kırmızı kadife kaplı bir günlük bulur. Bu günlük onu geçmişin tozlu sayfalarına hapsolan gerçek bir aşk hikâyesine ve altmış yıllık bir aile sırrına götürecektir... Umudun, hüznün ve pişmanlığın bir arada işlendiği büyüleyici bir roman… İlk kitabı Mart Menekşeleri ile Library Journal En İyi Kitap Ödülü'ne layık görülen Sarah Jio, insan kalbinin, ne kadar hatalı olursa olsun sevdiklerimizi her zaman affedeceğini eşsiz bir dille anlatıyor. "Aşk, tarih ve gizem… Daha ne olsun? Mart Menekşeleri, geçmişimizin er ya da geç sürprizlerle karşımıza çıkacağını hatırlatan muhteşem bir roman." Jodi Picoult "Tarih, gizem ve aşkın mükemmel bir karışımı… Bu romanı elinizden düşüremeyeceksiniz." Library Journal
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (502)Hikaye açısından çok fazla tesadüf ve kendini çok açık eden “sırlar” yüzünden kurgu fazlasıyla zayıf. Yazım dilindeki basitlik ise sıkıcı derecede. Arada hayatın ıskalanmaması ve önyargılara dair güzel cümleler var. Genel olarak etki bırakmayan, çerez niyetine okunabilecek bir kitap.
Emily Wilson bir yazardır. Kocası başka bir kadın için kendisini terk edince boşanırlar. Yengesi kendisini adaya davet edince de adaya gider. Kaldığı odada bir günlük bulur. Bir yandan günlüğü okuyup gizemi çözmeye çalışırken bir yandan da orada tanıştığı Jack ile yakınlaşmaya başlar. Günlük Esther adında bir kadına aittir. Esther Elliot'a aşıktır ve nişanlanmışlardır. Ama Esther, Elliot’u başka bir kadınla görünce ne olduğunu öğrenmeden onu terk eder. Bir daha konuşmaz üstelik evlenir. Elliot'da askere gider. Esther Elliot’u hiç unutamasa da evliliğine devam eder bir kızı vardır. . Elliot gelince Esther’e haber gönderir gece gelmezse tüm ümidini kesecektir. Esther'de dayanamayıp gider ve birlikte olurlar. Kocasına bir türlü bunu söyleyemez üstelik hamiledir. Kocası öğrenince de kendisini evden kovar. Elliot'un yanına giden Esther onu arkadaşı ile görünce birlikte olduklarına karar verir. Esther'in peşinden gittiklerin de gördükleri tek şey Esther'in arabası ile uçurumdan düştüğü olur. Emily'nin araştırmaları onun ailesi ile ilgili bilmediklerini öğrenmesini sağlar. Esther’in kocası Boby’nin büyükbabası olduğunu öğrenir. Esther de Emily’nin gerçek büyükannesidir. Emily bu olaylardan sonra yeniden yazmaya başlar. Üstelik Esther hakkında bazı gerçekler daha ortaya çıkar. Ayrıca yeni bir aşka da yelken açar. Güzel bir kitaptı evet ama birini severken bir başkasıyla evlenme, sonra sevdiğin adamı unutamama olayından sıkıldım ben artık. Bunun dışında akıcı bir kitaptı.
Eşi Joel'den boşanan Emily'nin bu durumun verdiği boşluktan kurtulmak için yengesi Bee'nib yaşadığı Bainbridge adasina kendini atar. Ama ne olduysa ondan sonra oldu. Bee'nin evinde , kaldığı odasinda bulduğu günlük, rahatlamak amaciyla adaya giden Bee'nin bir denklemin icine dusmesine neden olur. Adada tanıdığı herkes puzzle'ın bir parcasi olarak adada kaldığı surece onune cikacak. Esrarengiz olaylar silsilesi. Okudukca kendini icine ceken bir eser. Geçmişle geleceğin iç içe geçtiği, cok kisa sürede okunabilecek, akici ve sonu itibariyle cok sasirtacak bir kitap.
Kitap hakkında görüşüm; https://gokichik.blogspot.com/2018/10/sarah-jio-mart-menekseleri.html
Bazen hayat sırların içine gömülmeye mahkum olur.
Yıllar önce okuduğum şuan hatırlamadığım kitap
her xamanki gibi harikaa bi kitaptıı herkese öneriyorum
Bence kitap kesinlikle biraz daha devam etmeliydi. Yıllarca Esther'in neler yaptığı yazılmalıydı. Ama bundan daha çok merak ettiğim şey Lana ve Eliot'un neler konuştuğu. Bence Emily büyükbabasıyla da konuşmalıydı. Sonu biraz eksik olmasına rağmen yine Sarah Jio'nun kitabı olan Böğürtlen Kışı'ndan sonra en sevdiğim kitap kesinlike Mart Menekşeleri oldu.
Okuduğum diğer kitaplarına nazaran bir adım daha öndeydi. Konu ilgi çekici, bir kaç bölüm sonrasında sonunu aşağı yukarı tahmin etmenize rağmen, keyifle okunuyor. Her zamanki gibi kırık bir aşk hikayesi ile taçlandırmış.
Bundan önce Böğürtlen Kışı adlı romanını okumuştum yazarın. Ondan daha sağlam geldi, ancak klişeleri atamıyor yazar. Kitabı beğendiğimi söyleyebilirim..
Yeşilçam filmi tadında güzel bir romandı. Ama Esther karakterini sevemedim. İnatçı, düşünmeden bencilce hareket eden, herkesi etkileyebilecek düzeyde radikal kararlar alan biri.
Esther ve Elliot 'un aşkı beni bitirdi !
Sarah Jio asla sairtmaz kafa dagitmaya birebir
kesinlikle içimizi ısıtacak ve bizi bir kadının aşk denizinde boğacak yoğun ve sıcak bir kitap....
beyaz dizi sevenler için bir okuma kumsal kitabı bence lay lay lom
Bu kitaba ilk başlarda hiç ısınamıyorsunuz. Akıcı gelmeyebilir, sıkıcı olabilir. Son sayfalara doğru sürükleyici oluyor. Ancak diğer Sarah Jio kitaplarına kıyasla bu kitabı yeterince sevemedim ve beni bağlayamadı. Sonu güzeldi ama. Kitap biraz da elimde süründü.
Yine bir Jio klasiği... Geçmişle beraber bir aşk hikâyesi. Yağmur Sonrası'ndan daha çok beğendğim için bu kitabı da şiddetle tavsiye ediyorum.
Gayet güzel ve sıradışıydı ilk sayfalarına aldanmayın. Ortalara doğru baya sarmaya başlıyor. Herkese tavsiye ederim :)
Harika, sürprizlerle dolu bir hikaye. Sonuna kadar merakla okudum. Kesinlikle okumaya değer.
Pek çok kişi okumuştur kitabı o yüzden çok detaylı yazmayacağım. Okuduğum tüm Sarah Jio kitaplarını sevdiğim gibi bu kitabına da bayıldım. Okumayanlara tavsiye ederim. Emily gibi güçlü kadınlara bayılıyorum.
Bir sır 60 küsür yıl birbirinin yüzüne baka baka kuşaklar boyu saklanırmı pes doğrusu! Kitapta önyargıların, küçük bir yanlış anlamanın aşk adına bir ömrü nasıl heba ettiğini gördüm. Hayat bu konularda öyle acımasız ki aşkına sahip çıkmayan aşığın sonu bu sanırım “unutamadığın gibi birde üstüne üstlük an be an onu yaşamak” Bee’nin bencilliğini anlamam mümkün değil ama aşkına sahip çıkışı hoş.. Hayatta hiç birşey aşık bir insan kadar tehlike unsuru değildir! Ama adildir de başkasına ait kalbi ne yaparsan yap çalamazsın! Kitabın tek içler acısı olmayan yanı hikayenin geçtiği adanın huzurlu atmosferi bana yine canım Datça’yı hatırlattı..
fazla Türk filmi havası vardı kitapta. bu tarzları seviyorsanız okuyun derim.









