Açlık
İlk gençlik heyecanlarıyla okunan kitapların etkisini, o ilk okumanın verdiği benzersiz hazzı unutmak mümkün mü? İletişim ve bilgi edinme imkânlarının son hızla arttığı bir çağda, gençlerimizi ve çocuklarımızı kitapların dünyasıyla buluşturmak eskisi kadar kolay olmasa gerek. Bu anlamda, Millî Eğitim Bakanlığının ilköğretim ve ortaöğretime yönelik 100 Temel Eser seçimi; öğrencilere, velilere ve öğretmenlere, kısacası kültür dünyamıza katkıda bulunacak herkese yararlı olacak niteliktedir. ****** Norveçli büyük romancı Knut Hamsunun, dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olan bu romanı 100 Temel Eser arasında anılmaktadır. Ünlü bir yazar olma sevdasıyla yanıp tutuşurken, bir yandan da açlıkla pençeleşen bir gencin öyküsünü duygulanarak okuyacaksınız. ******
Baskılar10
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (397)Bu kitapta herhangi bir sayfadan herhangi bir paragrafı okuyun ve kahramanın nasıl bir çöküşte olduğunu sürekli kendini aşağıya çektiğini okuyun. Yine de bazı yerlerde güzel sözler ediyor.
3 kere okuma girişiminde bulunmama rağmen kendimi boğazlamadan üçünde de yarım bıraktım. Aşırı durağan ve kasvetli ilerliyordu yıllar önceydi bu dediğim şu gün okusam farklı olur mu bilmiyorum ama elime alabileceğimi sanmıyorum.
Günlerce aç gezen , karnını doyurmak için para kazanmaya çalışan , yazılarının yayınlanması için dididen bir adamın insanı bunaltman , açlığı iliklerinde hissettiren hikayesi. Dünya edebiyatının sayılı eserlerinden biri.
Gazetelere makale yazıp para kazanmaya çalışan, mesleğe yeni adım atan birisi. Makale kabul edilince parasını alıyor, bir müddet bu parayla geçiniyor. Bittiğinde ise, diğer makalesi kabul edilene dek aç kalıyor. İşte kitap tamamen bu açlık anlarını anlatıyor. Hissettiklerini, yaptığı deli gibi hareketleri, ve karşılaştığı insanları. Aslında insanların çirkinliklerini de gözler önüne seriyor. Kitapta kahramanın bazen aptalca gururundan ötürü eline geçen parayı ya da fırsatları tepmesi, çalışmayıp boş boş gezmesi -ki makaleleri yazabilmesi bile zor oluyor, çünkü kafayı toparlayamıyor- çok sinirime dokundu. Neyse ki kitabı sabırla okuyup bitirebildim. Akıcı ve heyecanlı maceralardan hoşlanıyorsanız bu kitabı hiç okumayın derim. Psikolojik kitapları severlerdenseniz beğenebilirsiniz. Ben Behçet Necatigil çevirisini okudum, tavsiye ederim.
Okurken sıkılacaksınız, bu doğrudur. Ama kitabı bitirdiğimde 3 gün boyunca bu kitap üzerinde düşündüm. Bir yazarın başından geçenler bu kadar mı doğal ve sade anlatılır... Tavsiye ederim, okuduğum en iyi klasiklerden biriydi.
Hayatımda okuduğum en etkileyici eserlerden birisi. Okurken aynı zamanda yaşamak tam olarak bu olsa gerek.
Bu konu hakkında üç kitap okudum. Orwell(aspidistra)<Hamsun(açlık)<London(martin eden) sıralamasını yapabilirim. Martin Eden kadar olmasa da yine de zevk verdi
Okurken açlık değil tam tersine bulantı hissettiğim bir kitap oldu..günlerce süren açlığı, yokluğu, sefaleti, aynı zamanda gereksiz gurur sahibi karakteri, bir türlü yazamamayı anlatan bir roman..
Yaşarken anlatması ne zor hikaye.. Bir otobiyografi sayılabilir.. Böylesine dısardan bakılarak anlatılabilmesi de büyük bir övgüye değer.. “İnsanın birazcık ekmeği olsa! Sokaklarda ısıra ısıra gidebileceği, bir küçük nefis çavdar ekmeği! Hem yürüyor, hem de bu en iyisinden çavdar ekmeğini hayal ediyordum; şimdi yemesi ne hoş olurdu! Açlık iflahımı kesiyordu; ölmeyi, yok olmayı özledim, duygulandım, ağladım. Sefaletim bitip tükenmek bilmiyordu! Ansızın sokağın ortasında durdum, vurdum ayağımı yere, bastım küfürü.”
Knut Hamsun çok tutkulu bir yazar. Bu kitabı okurken yazıya karşı duyumsadığı bağı çok sevdim. Umarım anlattıklarının çoğu kurgudur da açlığa kendi katlanmak zorunda kalmamıştır
Yazarın güçlü kalemi ve güzel bir çevir ile birleşince muhteşem bir eser çıkıyor ortaya. Anlatımı yalın ve akıcı. Kahramanla o derece bütünleşiyorsunuz ki çektiği açlığı aslında siz yaşıyorsunuz. Okuyucu için örnek teşkil eden yönü; en zor durumlarda bile, gururundan ödün vermemek için açlığı tercih etmesi...
Ne yazık ki deliliğin sınırında gecen diyaloglar bana biraz sıkıcı geldi ama yine de birkaç yerde cidden sarstı..Açlıkla ilgili beni derinden sarsan Varşova Anagramları olmuştu.
"Tanrım, işlerim ne kadar da ters gidiyordu! Sefaletim beni canımdan öyle bezdirmişti ki, artık bu hayatı mücadeleye değer görmüyordum. Bahtsızlık baskın çıkmış, fena yüklenmişti. Öylesine bitmiştim ki, şimdi eski halimin bir gölgesiydim ancak. "
Çok etkileyici bir anlatım... Hele kitabın başındaki kısa biyografiden sonra anlatılanların gerçek olduğunu bilmek insanın içini acıtıyor. Zaman zaman kahramanın yaptıkları insanı şaşırtıyor, mesela parmağını ısırdığı kısımda az kalsın çığlık atacaktım. Bir de onur ve gurur insana neler yaptırıyor, onu görüyoruz kitapta. Hiçbir şeyi olmayan bir insanın sahip olduğu en önemli şey onuru olabiliyor. Behçet Necatigil çevirisi de gayet iyi, zaten eser çok rahat okunuyor.
Açlıkla boğuşan, ölümle burun buruna gelen, onurunu kaybetmektense hayatını kaybetmeye göze alan, deliliğin sınırlarında dolaşan bir adam. Bu adam, siz ne kadar bitirmek isteseniz de hayatın devam ettiği gerçeğini yüzümüze vuruyor.
Ya olayın örgüsü hoşuma gitmedi ya da başka durumlar. Ama şu gerçek romandaki yazarlıktan geçimini sağlayan karakterin bir türlü ilhamı gelmemesi üzerine çeketini satarak gıda ihtiyacını sağlamaktan tutunda açlıktan kendi tükürüğünü bile sürekli yutkunan bir karakter düşünün kitabın sonunda da aç aç nereye kadar deyip bir gemiye hamal olmuştur bizim aç genç yazar.. Ama adamdaki açlığı kendi midenizde hissettirebilecek düzeyde de başarılı olmuş bir eserdir vesselam...
Bu kitabı ilk kez gördüğümde mecazi bir açlık sanmıştım.. Bilhassa açken okudum, midemden gurultular gelirken.. Çok etkilendim... Bizler ihtiyaçların toplamına muhtaç bir varlığız ve biri dahi eksik olunca işlerin yoldan çıkışı bizleri sarsıyor. Bir insan acıkırsa neler yiyebilir? Çaresizlik nedir? Bizim ülkemizde de bu denli açlık yaşayan birileri var mıdır? İllaki yoksul insanlar var ama bu denli yoksul olan? En kötü 10 kapı gezse biri yemek verir bizde, iş arasak ve bulamasak ve desek ki ''bakın çok muhtacım, günlerdir açım'' O kapı defalarca kapansa da yüzümüze ''bende sana verecek iş yok ama al kardeşim şununla karnını doyur'' diyen bir vicdan sahibi çıkar. Çünkü benim ülkemin insanları gerçek bir kalp taşıyor... Kitabın kapağını önemseyenler için söylüyorum -benim için de önemli- kırmızı kapaklı olan bence çok hoş. Ama Varlık Yayınları'nınki çirkin, Bordo Siyah'ınki de güzel. Benim bu kitaba puanım tamamen yazanlara. Çünkü pdf den okudum. Ama Varlık okusam da 10 puan verirdim. Kapak için puan kırılmamalı. Nobel ödülünü sonuna kadar hak ediyor ve kesinlikle ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biri olmayı. Mükemmel benim için budur.
Neden daha önce okumadım diye kendi kendime söylendiğim bi kitap. Değişik bi ruh haline sokuyor insanı. Çevirisi çok güzel.
Bu kitap benim ilk okuduğum kitaplardan.küçükken okumustum.Emin olun konusu bir kenara dili anlatımı insanın benliğine aksediyor.kitap bittikten sonra yazar gibi düşünüp onun gibi kendi kendimle konustuğum oluyordu aynen onun kitapta yaptığı gibi.cocuktum ama o zamanlar.kitapta kendini anlatıyormus zaten ben kitap bitinceye kadar anlamamıstım sonradan öğrendim tabi.bir filmin perde arkası gibi aslında kurgusal bir şekilde kendini anlatıyor yazar tek kelimeyle mükemmel hic böyle bir şey görmemistim sanki hayal dünyasında başlayıp gerçek dünyada biten bişey gibi neden çünkü hayal ediceğiniz karakter bir anda canlanıyor ve knut hamsuna dönüşüyor.diyceğim o ki kitapların nasıl yazıldığını öğrenince daha bi iyi anlıyor bir yazarın değerini insan.benim için mürekkep yürek filminde mortimerin okudukca karakterleri canlandırması gibi bişeydi bu kitap.karakter canlandı ve yazar oldu.
Sult adlı film ile birlikte okuyun çok etkileyici, romanın film tam iasbet olmuş tavsiye ederim.https://www.youtube.com/watch?v=eLW5l-M4HeM
"Öyle insanlar vardır ki yalnızca ufak tefek sözlerle yaşarlar; sert bir söz ise onları öldürmeye yeter." s.178
bu kadar açlık ve sefalet içinde dahi insanlığından ve gururunda ödün vermeden 'yaşamaya' çalışan bir adamın hikayesi. Okurken açlık ve sefalet duygularını tam anlamıyla hissettriyor.
Hayati ihtiyaçlariniz sosyal statünüzün önüne geçerse acsiniz
dostoyevski ve gogol bu tarzda çok eser verdiler ama knut ın farkı daha yalın ve içten olması sanırım
Aç karna okuyunuz. Bu kitabı okuyarak birini açlıktan ölmekten kurtardığınızı hissedeceksiniz.



















